Bugün: 18.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • `OKYANUS MEDYA’YI BIRAKTIK, ‘HAVUZ’ U İLE YETİNİR OLDUK!

`OKYANUS MEDYA’YI BIRAKTIK, ‘HAVUZ’ U İLE YETİNİR OLDUK!


Balıkesir de, sevgili Emin Buldan, “BAŞKAN”INA GÖRE MUAMELE! ‘ başlıklı bir yazı ile, ‘Taverna Bandırma’da Dehşet Verici Tablo’ başlıklı yazım ve kişiliğime yönelik bir yazı kaleme almış.

 

EMİN BULDAN,BALIKESİR İÇİN BİR FENOMENDİR!

 

Ben, kim ne yorum da bulunursa bulunsun  Buldan’ı bir gazeteci ve yazım tarzı açısından önemserim. Bunu yazmışımdır da. Yaygın basında  genel de bulvar gazetelerinde tanık olacağınız gazeteciliği özellikle yerele taşımak ve yapabilmek zordur, çilelidir, risklidir. Mesleki açıdan her babayiğit, özellikle yerel de, insanların birbirinin yüzüne aşina olduğu bir ortam da, bu tür bir gazeteciliği icra edemez. Tarzını beğenmeyebilir, eleştirebilirsiniz ama sonuçta kabul etseniz de etmeseniz de mesleki açıdan bu bir tarzdır. Yapamıyorsanız ya da bu tarz size uymuyorsa, en  azından  yapana saygı duymak zorundasınız.


Emin Buldan, bana göre, Balıkesir basın yaşamı için bir fenomendir, bir vakadır. Mesleğimin gereği, her gün Balıkesir basının, haberlerinden köşe yazılarına kadar inceler, takip ederim. Sonrasında Buldan’ın taklitçileri bile çıktı ama ne yazık ki, becerebildiklerini söyleyemem.

 

BİZ, ‘SAKIZ’I ZEVK İÇİN ÇİĞNER, İŞİ BİTİNCE ATARIZ!

 

Sevgili Buldan, Balıkesir büyükşehir belediyesi ve başkan Edip Uğur, bankamatikçi danışmanlar, havuz medyası gibi uzun bir süredir ‘birileri’ nin ağzına sakız olmuş, çiğnene  çiğnene sakız  olma niteliğini çoktan  yitirmiş, çamurlaşmış itham ve iddialara dokundurmuş; canı sağ olsun!


Ardından şunu  da  eklemiş: “Engin Arıcan aslında sosyalist’ti! Ama meğer gizli “Atatürkçü” imiş! Edip Bey’e “bankamatik danışman” olunca birden hidayete erdi! İnşallah şimdi sıra bir “ramazan umresi” nde!”


OKURUN MERAKINI ANLARIZ DA, GAZETECİNİN GAZETECİYİ MERAKI NE OLUYOR Kİ!


Bu ve benzeri  siyasal kişiliğimle, düşünce dünyamla ilgili yaklaşımlar, yakıştırmalar, ithamlar tüm gazetecilik ve yazarlık yaşamımda, ne yazık ki, hep ‘birileri’ nin derdi oldu. Okurun bu yönüyle gazetecisi ve yazarıyla ilgili kişisel meraklarını, ilgisini doğal karşılıyorum. Gazetecinin ve yazarın iç dünyasına, özeline girme çabasının farklı nedenleri vardır. Bu bir yana, Buldan’ın  merak ve ilgisini ayrı değerlendirmek, sorgulamak gerekiyor. Dün de, yurt dışından tanıdığım bir insan, ‘Taverna’ yazımla ilgili benzer  ‘hidayete mi erdin’ türünden bir şeyleri mesaj olarak atmıştı.


İşte, bence, asıl yazı konusu olan bu!

 

‘TAVERNA’ DA KONU, BİR KENTİN MEKANLAŞMASIDIR!

 

Bir ‘şey’ i kullanmak ya da içmek en başta insan sağlığı ve tıp açısından zararlı ve yanlış ise, içmek ve kullanmak, kullanımını yaygınlaştırma çabası o derece yanlıştır. Sigara ve alkolden söz ediyorum. ’Ayrıca, ben de,ne yazık ki,  bir sigara içicisiyim. (Yaşamımdaki en büyük zafiyet bu!) Her iki madde kullanımı tıbbi açıdan doktorlar, psikologlar tarafından  ‘madde bağımlılığı’ olarak  yorumlanıyor. Ötesi  var mı, yok! Peki, bunun siyasetle, ‘hidayetle’ , inancınızla, mezhebinizle bir  ilgisi var mı? Yok!


Herkesin bildiği  bir şeyi yazmak bana zul geliyor ama  yine de yazmakta yarar var. Biz de sigara ve alkol pazarlanması ve tüketimi konusunda ,  devlet ve iktidar, sınırlamalar getirdiği, bir karar aldığı zaman, ne hikmetse,biz de hemen  ortalık karışıyor. En başında da, doğal ve yapılması gereken ‘şey’ ya kişiselleştiriliyor ya da siyasallaştırılıyor. Sınırlandırma ya da yasaklama, siyaseten ‘yaşam tarzına müdahale’ olarak sunulup,toplumda  algı yaratılmaya çalışılıyor.


Buldan ile bu konularda farklı düşündüğümüzü sanmıyorum. Ben,  olayın Bandırma’da siyaseten ifrada varmış boyutuna dikkat çektim. Vaka, Balıkesir’de de yaşanıyormuş! Eminim, Balıkesir’de de, başka yerleşim yerlerinde de yaşanıyordur. ’Sıkıyorsa Edip Bey’in içkili BATİK’ini de yazsana  ’ demiş. Ben yazım da bir içkili mekandan değil,  mekanlaşmış  bir kentten söz ettim, vakayı kişiselleştirmedim.  Bunlar, ayrı şeyler!


OLAY VE OLGULARI KİŞİSELLEŞTİRİP, SİYASALLAŞTIRMAK HASTALIĞI!


Buldan’ın yazısında üzerinde durulması gereken bir diğer şey, ‘sosyalist’, ‘Atatürkçü’ ve ‘hidayete ermek’ konusu…Olay ve olguların kişiselleştirilmesi ve siyasallaştırılması üzerine ne kadar yazsak azdır. Bu; ülkemizin toplumsal bir hastalığı ve toplumda insanlar arasında ayrıştırmacılığı, insanları kategorize etmeyi, ötekileştirmeyi , kutuplaştırmayı, toplumsal gerilim ve çatışmayı öngördüğü için de ayrı bir tehlike! Bu yıllanmış, bilinçli ve sistemli yaratılmış, beslenmiş toplumsal  hastalığı aşmak ve yenmek zorundayız!


Geçtiğimiz günlerde de yazdım. En büyük düşmanımız, cehalettir, diye. İnsanlarımızın, komünist, sosyalist, sosyal demokrat, sağ veya sol liberal, Atatürkçü,  milliyetçi, ülkücü,turancı,  şeriatçı  olması bir sorun değil, bu toplumsal düşünce zenginliğimizdir. Kişi, hangi dünya görüşüne inanırsa inansın, kimse, benim derdim, ülkeyi ve milleti felakete sürüklememek, yok etmek, demiyor. Ülkemiz insanının öncelikle, konu  ,ülkesinin ve halkının çıkarları söz konusu olduğunda  aralarındaki düşünce farklılıklarına karşın birbirleriyle kucaklaşmaya, helalleşmeye ihtiyacı var. Bir gazeteci ve yazar, bir aydın, ulusal ve toplumsal birlik ve beraberliği, dayanışma ve paylaşmayı  laf olsun diye kullanmamalı diye düşünüyorum.


Aslında, Balıkesir nezdinde, gazeteciler ve yazarlar da, çizerler de birbirlerinin dünyalarına yabancı ve birbirlerine karşı  genel de, dışa vurmaktan imtina etseler de ,  çok da pozitif duygu ve düşüncelere sahip değiller. Bir anlamda, bizler de yaşadığımız toplumun kerameti ne ise, o toplumun aynasıyız.


Bu da doğal.!

 

EKSPRES, ‘HAVUZ’ İSE, DOĞAN MEDYA  ‘OKYANUS’ MU!?


Ancak, bu yapının  ve ilişki örgüsünün, değerler silsilesinin değiştirilmesi gerektiği de bir vaka! 


Sevgili Buldan, Ekspres’e ‘havuz’ yakıştırması yapıyor. Bu tür, ’havuz,  yandaş, kandaş’  yakıştırmalarından istisnasız hemen herkes bıktı, usandı. Bu gerçek olmadığı gibi, mesleğimizde dirsek çürütenler, yıllardır döndürülen dümenleri her yönüyle biliyor. Örneğin, yaygın medyanın  ‘anıtı’ Doğan Grubu, havuz’un ötesi okyanus medyası mı oluyor!? O zaman insanları ve toplumu aldatmanın ve  algı operasyonlarına alet olmanın anlamı ne? Herkes işine bakmalı ve işinin hakkını vermeli!


İşte, vesile olmak böyle bir şey. 


SEVGİLİ BULDAN’A TEŞEKKÜRLER…VESİLE OLDU!


Buldan’ın yazısını okuyup da, anında tarafıma ulaştırıp, ‘Buldan, şimdi yandı. Bakalım Arıcan, ne yazacak,  nasıl yanıt verecek ?’ diye bekleyenler avucunu yalarlar. Buldan, bir çok konuda görüşlerimi sizlerle paylaşmama vesile oldu. Eminim ki, bir araya gelsek, yazdığım bir çok konuda da hem fikir olacaktık. Zaten, üzerinde durduğum, asıl sorun da bu değil mi?


NOT : Ramazan Demir’in kardeşinin vefatını çok sonra öğrendim. Öncelikle ağbisine Allah’tan rahmet, Demir Ailesi’ne başsağlığı diliyorum. Nurlar içinde yatsın.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 391