Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • N’olcak Bu “Our Boys”Ların Hali.!?

N’olcak Bu “Our Boys”Ların Hali.!?


Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından ABD’nin ve NATO’nun “Our boys”ları bir bir tespit ediliyor, gözaltına alınarak, ya tutuklu ya  da tutuksuz yargılanıyor.

ABD ve NATO , “our boys”larının bir bir tespit edilip, gözaltına alınmasından, tutuklu ya da tutuksuz yargılanmalarından dolayı aşırı  rahatsız ve üzgün..!

On yıllardır ülkemizde allanıp pullanıp cazip hale getirilmiş ABD/CIA  veya AB ülkelerinin ve özellikle  de Almanya’nın BND ajanı olmanın dayanılmaz bir hafifliği  vardı. 2.dünya savaşından sonra ABD lehine kurulan “yeni dünya düzeni”nde İngiliz ve M16’nın ajanı olmanın  ya da bir çok ülke de farklı algılansa da İsrail ve MOSSAD’ın ajanı olmanın “ our boys”lar için fazla çekici bir yönü yoktu.

Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülke devlet ve toplumlarına yönelik ABD/CIA’nın, NATO üzerinden yürüttüğü anti-komünist ve sol  düşmanı politikaların ve algı operasyonlarının  on yıllarca ballı-kaymaklı ekmeğini yiyenler  ve gönüllü ajan bulmakta sorun yaşamayanlar 80’li yılların sonunda Sovyet sisteminin çökmesi ve organize ettikleri 11 Eylül saldırısıyla İslamı “our boys”larının önüne yeni küresel tehdit  olarak koydular.

NATO GLADIOSU DA KABUK DEĞİŞTİRİYOR

NATO Gladıosu’nun az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hatta gelişmiş Batılı ülke ve toplumların önüne koydukları yeni küresel hedef ve düşman, İslam ve İslami siyasal hareketler, partiler oldu..!

NATO Gladıosu’da buna göre biçimlendirilip, şekillendirildi…

ABD/CIA/Pentagon ile NATO’nun hedef ve düşman belirlemeleri ve buna uygun dünyada şekillendirdikleri örgütlenme ağları hep farklı farklı olmuştur. “Our boys”lar ihtilaca binaen Efendilerine hizmet ederler..

Dün, temel argümanları komünistler ve sol idi, bugün ise  İslam ve İslami siyasal hareketler, partilerdir.. Hedefin ve düşmanın değişmesi, siyasal açılımlarına da yansır. Dün, komünistlere ve sol’a karşı kullanılan demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, ulusların kendi geleceğini tayin hakkı, hukuk, çağdaşlık, basın ve ifade özgürlüğü gibi insanlık tarihi boyunca gelişmiş evrensel kavramların içeriği boşaltılıp, kavramlar piçleştirilerek yeni dönemin gerektirdiği şekilde var olana  cumhuriyetçilik, şeriat tehlikesi, kadın hakları gibi yeni kavramlar eklemlenerek amaç ve hedefe uygun küresel reorganizasyon süreci her alanda tamamlanır.

“OUR BOYS”LARIN GENEL KARAKTERİ

Oysa ki, “our boys”ların hangi coğrafyada doğmuş ve yaşamış olurlarsa olsunlar ulusları, devletleri, bayrakları, dinleri yada en genel ifade ile  inançları yoktur. Bunlar hangi coğrafya da hangi ülkede,hangi ulusun içinde doğmuş ve yaşamış olurlarsa olsunlar, hiçbir ülkeye, ulusa, bayrağa, tarihlerine ve kültürlerine, inançlarına aidiyet duymazlar.

“Our boys”ların  temel argümanları hümanizm ve “dünya insanı” olmaktır.

Kendilerine kimlik sorarsanız verecekleri yanıt bellidir. Her hangi bir ülkenin kimliği onların dünyasında bir kağıt parçası kadar bile değerli ve anlamlı değildir. O yüzden bir “our boys”a ulusal bir derdinizi ya  da sıkıntınızı anlatamazsınız. Çünkü, onun öylesi banal ve çağ dışı bir  derdi ve davası yoktur.” Our boys”a ulusal her kaygınız ya da endişeniz milliyetçilik ve ötesi faşizan bir arayış olarak gelir. Siz bakmayın bunların ağzından dökülen Nazım Hikmet şiirlerine. Lafa geldi mi Nazım evrensel ve enternasyonalist bir şairdir yeri geldi mi de  milliyetçilikten etkilenmiş, pusulayı şaşırmış bir şairdir. Bach’ı dinlemek çağdaşlık ve ilericilik  Dede Efendiyi ya da bir halk türküsünü dinlemek, tutuculuk ve gericiliktir.

DÜN NE EKTİYSEK BUGÜN ONU BİÇİYORUZ

Türkiye’de onlarca yıldır “our boys”lar için hep uygun bir zemin yaratıldı. Devletin ve toplum yaşamının her alanına sindiler, besilendiler, güçlendiler. O yüzden ABD ve NATO için “our boys”lardan bir tekine devletin elinin uzanıp, çekip çıkarıp yargının  önüne taşıması kabul edilecek bir şey değildir. Türkiye’nin onlarca yıl sonra iki-üç tane “our boys” tosununu bulup, çıkartması  ve yargı önüne taşıması onun için başta ABD ve NATO olmak üzere hepsinin ağzının tadını kaçırdı ve üzüldüler..!

Sağdan sola ve merkeze kadar ne kadar “our boys” varsa yaşananlardan sonra şimdi hepsi ağız birliği etmişçesine ABD ve NATO’nun bu “terbiyesizliğin” altında kalmayacağı ve ABD’nin Türkiye’ye karşı aldığı vize yasağının katlanarak, konunun Türkiye’nin en ağır şekilde cezalandırılmasına kadar varacağından dem vurur hale geldiler.

Ortada tam bir koro var ve hepsi birden  üzüntülerini, şaşkınlıklarını, rahatsızlıklarını ve öfkelerini dile getiriyorlar. Kimi şark kurnazları ise sol ve sosyalistlik adına  bir yandan siyasal iktidarın emperyalizmle ilişkileri konusunda samimiyetsizliğinden dem vururken, diğer yandan Türkiye’nin izlediği dış politikanın maceracı ve sorumsuz yanına vurgu yapıyor. Yani hem nalına hem mıhına vurarak, bir anlamda zevahiri kurtarma telaşına düşülüyor.

BUNLAR 1 $’LIK  İNSAN MÜSVEDDELERİ

Oysa ki, toplum olarak gördük ki, “our boys”lar Efendileri için aslında 1 $’lık insanlar..!

Aslında dün ile bugün arasında “our boys”lar için değişen hiçbir şey yok. Ruhunuzu ama 1 $’a ama 5 $’a satmayı iş edinmiş iseniz, general da, yarbay, albay, baş komiser, hakim-savcı, profesör ,yazar-çizer, parti başkanı, milletvekili olsanız da fark etmez,  etiketiniz bellidir: VATAN HAİNİ..!

VTAN HAİNLİĞİNİ süslü püslü sözcüklerin, ağdalı cümlelerin, şık giyimlerin, son  model araçların, paracıkların ,şişkin banka hesaplarının, sahip olduğunuz makam ve mevkilerin ardına gizleyemezsiniz. Bunun biraz kibarcası MANDACI ve MUHİP’liktir.

Hani Balıkesir’de Yunan işgali  kapıdayken Leblebici Hurşit’in söylediği gibi Susurluk çayırındaki  otlayan mandalardan söz etmiyoruz.. O günlerden bugünlere onlar çayırda otluyorlar…

H. BASRİ ÇANTAY VE BAHRİYELİ ALİ SAMİ

Geçtiğimiz hafta sonunda “Bandırma Kitap Günleri”nde  yaptığım konuşmada Balıkesir’in bir Kuva-yı Milliye kenti olduğunun unutulmaması gerektiğini anımsatarak, Yunan kapıdayken son ana kadar gazeteci olarak Hasan Basri Çantay’ın gazetesindeki çabasından söz ettim. Keza, işgal döneminde bir “gazeteci” daha var: Bahriyeli Ali Sami.. Hani Yunan süngüsünün gölgesinde çıkardığı “ADALET” isimli gazeteye insanları fahiş fiyatla abone yapmaya çalışan, haraç alan isim..

“ADALET” ismi bugün de insana farklı şeyleri anımsatıyor…Tarihin bir cilvesi olarak görmek  gerek.!

Bir gazeteci ve yazar olarak, meslektaşlarımın her iki damardan hangisini mesleki olarak tercih ettiklerine karar vermelerinin önemine işaret etmiş ve “Ben, Hasan Basri Çantay’ın damarındanım” diyerek sözlerimi noktalamıştım.

“our boys”luğumu yoksa Hasan Basri Çantay mı derseniz, vereceğim yanıt bellidir. O…çocukluğu size kalsın, bizler yine Çantay’ın damarından olmayı yeğleriz …

Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 29