Bugün: 18.08.2017

Mısır’a selam olsun!

Şili de Allende, Mısır’da Mursi
Taksim Gezi olayları, protestolar, Toma’lar, gaz bombası, polisin orantısız güç kullandığı iddiaları falan filan derken Mısır’da askeri darbe oldu..!

Şaka gibi...!

CANLI YAYINDA 
ASKERİ DARBE
Aslında. Taksim Gezi Parkı ile başlayan protesto gösterileri ve olaylarda öne çıkan ‘şey’, DEVRİM’di ve DEVRİM’i ‘bizim çocuklar’ yapacakken, Mısırlı omuzu kalabalıklar  TAHRİR’den bir KARŞI-DEVRİM çıkardı ve Mursi’yi devirdi.
Öyle ki, oturduk televizyonun karşısına ailece askeri darbe öncesini ve darbe anını,sonrasını canlı yayınla izledik.
Oğlum Ozan’ı cağırdım hemen ve “izle,bu tarihi ana tanıklık et. Hergün bir yerlerde darbe olmuyor ki,tanık olasın...”dedim.O da sorularından zaman zaman beni bunaltsa da izledi ama en manidar sorusu şu idi: baba, bizde de aynısı mı oldu!?
Evet,biz darbe aşılı kuşaklar, aynısını yaşadık ve darbe Türk insanına hiç mi hiç yabancı değil.
Ancak,böyle canlı şekilde darbecileri ve bir darbeyi izlemenin bana traji komik geldiğini de belirtmeliyim.
Darbeyle birlikte Mursi yanlısı ya da muhalif olacakları zannıyla kapatılan televizyon  ve gazeteler; gözaltına alınmalar....
Karartılan bir Mısır ve Tahrir de, darbecileri ve darbeyi alkışlayan,havai fişeklerle kutlayanlar...
Bir de Mursi ve yönetimine karşı yapılan darbeyi kabullenemeyip, Kahire’nin bir diğer meydanında toplaşan yüzbinler...
Mursi ve Adeviye Meydanı..!

MISIR TARİH YAZIYOR

Türkiye, askeri darbecilere ve darbelere aşılı ve aşina bir ülke...
Ama demokrasi deneyimi çok sınırlı olan Mısır, beni şaşırtıyor.
Mursi, generallerle uzlaşmıyor,anlaşamıyor ve şapkasını alıp, gitmiyor...
Mursi, teslim olmuyor ve silahların gölgesinde, cep telefonuyla çekildiği anlaşılan bir videoyla Mısır halkına ve yandaşlarına,dünya kamuoyuna, darbeyi kabullenmediğini ve darbecilere direnilmesi çağrısında bulunuyor.
İlginç,bir o kadar düşündürücü ve bizler için acı bir deneyim..!
Mursi ve yandaşları, hepimize bir tokat gibi, demokrasi dersi veriyor:
DİRENİN,DARBECİLERE VE DARBEYE TESLİM OLMAYIN!
Mursi ve yandaşları, Mısır halkı TARİH YAZIYOR...
İşte ben bu TARİHSEL DURUŞUN önünde, saygıyla eğilirim...

DİRENMENİN ONURU

Türkiye’de biz hiç bir zaman Mursi ve partisinin,yandaşlarının darbeciler ve darbe karşısındaki duruşlarıyla edindikleri onura sahip olamadık...
27 Mayıs da, 12 Mart da, 12 Eylül de ve 28 Şubat da hep boynumuz göğsümüze düştü. Darbecilerle ve darbelerle yaşamayı iyi öğrendik ama Mısır Halkı gibi, DİK DURMAYI, bir türlü öğrenemedik...
Yıllanmış siyasetçi Süleyman Demirel’in yaptığı ve söylediği gibi, Mursi, şapkasını alıp, darbecilerin şefaatine sığınıp, bir suçlu gibi darbecilerin arasında zorunlu iskanına gitmedi!
Oysa ki, darbeciler, bu ülkenin Başbakanını ve Bakanlarını 27 Mayıs’da astılar...
Oysa ki,  darbeciler 12 Mart da, bu ülkenin bir avuç gencini kurşuna dizip,aynı şekilde bu gençlerin rüyalarını ipe çektiler.
12 Eylül’ü saymıyorum bile...Vahşetin bir kabus gibi üzerimize çöktüğü, onlarca insanın işkence tezgahlarında ve sehpalarda can verdiği günlerimiz hala çok uzak değil.
ÇIĞLIK da yazdım...Bir avuç gencin darbecilere ve darbeye karşı destansı ve ölümüne direnişini yazdım.
Ama, direnenler,bir avuçtular...Ve o bir avuç direnişin bugün siyaset bezirganları tarafından nasıl tepe tepe kullanıldığına acı bir biçimde tanık oluyorum.
Biz, hiçbir zaman Mursi’nin duruşunu sergileyemedik.

DARBECİLİK VE 
DARBELER

Bizim kuşağımız, Şili’de Salvador Allende ve başına gelenleri yaşayarak,okuyarak büyüdü.
Şili ve Allende...
Mısır ve Mursi...
Salvador Allende, 1970 başkanlık seçimlerinde oyların %36,3`ünü alarak Şili `nin başkanı oldu.
 1973 seçimlerinden Allende güçlenerek çıktı ve oyunu % 43`e çıkardı.
Şili ve Allendi’nin başına gelenler bizim içinde öğretici ve derslerle doludur.
Salvador Allende,bir sosyalistti ve sosyalist bir partinin, ABD’nin arka bahçesinde iktidarda kalabilmesi,hem de ABD’nin başında Küba ‘belası’ varken, kabul edilebilir ‘şey’ değildi.
Kabullenmediler. 
Şili oligarşisi,faşistleri,hristiyan demokratları ABD himayesinde  bir araya gelerek Allende ve iktidarına karşı “Demokratik Kaolisyonu”kurdu.
22 Ağustos 1973`te Hristiyan demokratlar ile muhafazakarların kontrolündeki Şili Meclisi, Şili Demokrasi`sinin kırılmakta olduğunun bildirgesi adlı kararı kabul etti. 
Meclisin aldığı kararda Allende`nin anayasayı delmekte olduğu iddia ediliyor ve Allende bir diktatörlük kurmaya çalışmakla suçlanıyordu.
Peki,madem öyleyse,Şili de sorun nasıl çözülecekti?
“Demokratik Kaolisyon”, demokrasiyi yeniden işler kılmak için orduyu göreve davet etti..!
Allende, iki gün sonra verdiği cevapta bu kararı alanların "ülkenin dışarıdaki itibarını bozmak ve iç karışıklıklar çıkarmak" amacında olduğunu söyledi.
11 Eylül 1973`de General Pinochet önderliğindeki silahlı kuvvetler yönetime el koydu. Önce Şili hava kuvvetleri başkanlık sarayı La Moneda`yı bombaladı, daha sonra ise kara birlikleri saraya girdi. Darbe sırasında başkan Allende intihar etti.
Yani, Allende de, cellatlarına boyun eğmedi,şefaat dilemedi, şapkasını alıp gitmedi ve öldü..!
Şili,askeri darbeyle 17 yıl sürecek kanlı bir diktatörlüğün altında adeta can çekişti.

BİTMEYEN ARAYIŞ

Evet, ilginçtir,düşündürücüdür ve acıdır ki, ülkeler ve insanlık bu ve benzeri askeri darbeleri defalarca yaşamış olmasına karşın, bu kanlı oyun oynanmaya ve hala sahnelenmeye devam ediyor.
Örneğin, son günlerin temel siyasi argümanı, “demokrasilerde, sandık herşey demek değildir” yalanında odaklaşıyor.
Evet,u bu bir yalandır!
Hem de kötü ve sonuçları çok ağır olabilecek bir yalandır. Demokrasilerde seçimlerin ve sandığın,sandıktan çıkacak sonucun itibarsızlaştırılması amacını ve hedefini güden bu yalanın ardında, ASKERİ DARBE ARAYIŞLARI ve FAŞİZM vardır.
Halktan ve seçimlerden,sandıktan umudunu kesmiş demokrasi düşmanı güç ve çıkar odaklarının, demokrasi dışı iktidar arayışıdır söz konusu olan..
Bugün,Türkiye,bunu yaşıyor. !

SAHTEKARLAR..!

Evet, Türkiye, askeri darbelere,darbecilere aşina bir ülke.
Yaşamadığımız ve görmediğimiz  hemen hiçbir şey kalmadı.
Bir tek, darbeciler karşısında, ADAM gibi duramayan, şapkasını alıp gitmeyen,yada bir kenara çekilip şiirle meşgul olmayan Mursi’lere, Allende’lere sahip olamadık.
Tüm vahşetine karşın, karanlığa karşı direnmek bir avuç gencimize kaldı. Örselendik, kırıldık, imha edildik ve şimdi bugünleri o genç direnişçilere borçlu olanlar, yine bir baykuş gibi tünedikleri yerlerde öküp  duruyorlar: DEMOKRASİLERDE SANDIK HERŞEY  DEMEK DEĞİLDİR.
Utanmazlar, satılmışlar, aşağılık onursuzlar!
Yılanı sindiği deliğinden çıkartabilmek için her türlü kışkırtmayı,iş edinip, önlerine gelen her eli öpmeye hazır siyaset bezirganları,haramiler,demokrasi ve özgürlük kaçkınları...
Allende’nin katilleri..!

‘BELA’ SÖZCÜKLER

Hep yazdım ve vurguladım. Demokrasi ve özgürlük sözcükleri, ‘bela’ sözcüklerdir diye...
Dünya,bu iki kavramın,insanlık için nasıl ‘bela’ kavramlar olduğunu hep gördü ve yaşadı.
Her iki kavramın üzerine gökdelenler inşa etmeye kalkanlar ya da iktidar olabilmek için her iki kavramı da piçleştirenler,sonuçta her iki kavramın da altında kalıp, ezildiler.
Çünkü,bu her iki sözcük de, Promethaus’un amansız çığlığıydı bizim için. Sözcükler kutsal olmaz ama bu sözcükler uğruna verilen mücadeyle  insanlık tarafından kutsanmış sözcükler oldular.
Şimdi, her iki sözcük de, Mısır halkının özlemi ve sevda türküsü oldu...
Biz darbecileri  de,darbeleri de bilen bir milletiz ama darbelere karşı bayrak olmuş ulusları görünce boynumuz bükülüyor. Bir avuç gencin canı da,çileli mücadelesi de boyunlarımızı dik tutmaya yetmiyor. 
Biz, şimdi sabah namazında sırtından kurşun yiyen Mısır’lılarla aynı secdeye varmanın ve kan deryasında yüzseler de meydanları dolduran bir halkın elinde Mısır bayrağı olmalıyız.

Ramazan Ayınız kutlu ve mübarek olsun..Esen kalın..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2914