Bugün: 14.12.2017

MİLLETTE GÜN SAYIYOR..!


CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un referanduma yönelik  ‘Halk TV’deki konuşması bir anda ülke gündemine oturdu.Milletvekili  Bozkurt, tartışmalara ve tepkilere neden olan konuşmasında şöyle diyordu:


"Süleyman Şah Türbesine sahip çıkamayan adamlarsınız. Siz kimsiniz be! Siz bu ülkeyi nasıl yönetirsiniz…Sizi hangi öğretmenler, hangi okullar yetiştirdi. Bu ülkenin insanları para yokken pul yokken, her evdeki iki kazanı alarak Ulusal Kurtuluş savaşı yaptınız. Utanmadan başkanlık istiyorsunuz, hadi lan oradan…Diyelim ki ‘evet’ çıktı, kimse heveslenmesin. Biz yine Samsun`dan başlarız, Amasya`ya gideriz, Sivas`a gideriz, Ankara`ya geliriz. Buradan İnönü`ye Sakarya`ya Dumlupınar`a..." diye konuşan Bozkurt, "Ulan sizi İzmir`e kadar kovalamazsak anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın. Sizi de sizin yedi göbek sülalenizi de bütün emperyalistleri de yine İzmir`den denize dökeriz."


Bozkurt’un ‘düşman’ ve denize dökmek’ düşüncesi ve eylemsel isteği tekil, sürpriz ya da tesadüf olarak görülmemeli. CHP Antalya Milletvekili ve eski Genel Başkanı Deniz Baykal da , İstanbul`da katıldığı referandum toplantısında "Halk oylamasında `hayır` çıkarsa, İzmir`de düşmanı denize dökmüş gibi sevineceğiz" diyerek arzusunu dillendirmedi mi..!


KILIÇDAROĞLU, 15 TEMMUZ’A  HİÇ İNANMADI Kİ..!


Yeni CHP’nin Konya milletvekili Bozkurt ile eski genel başkanı ve Antalya milletvekili Baykal’ı Kılıçdaroğlu’ nun yalnız bırakabilmesi mümkün değildi. O da, 15 Temmuz darbe girişiminin "kontrollü darbe girişimi" olduğunu vurgulayarak, tartışma kervanının başına geçti.


Baştan belirtelim, Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimi ile  ilgili "kontrollü darbe girişimi" değerlendirmesi yeni değil. 8 Ocak 2017 tarihli gazetelerde benzerbeyanlarda  bulunduğu biliniyor ve daha da ağır açıklamada bulunarak, şöyle diyor: “15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra, 20 Temmuz`da gerçek darbe yapıldı. 20 Temmuz’da hiç kimsenin unutmaması lazım. Parlamentodan OHAL yetkisinin alındığı tarih.”


Dile getirilmekten imtina edileni biz açıkça ifade ederek, vurgulayalım: Yeni CHP lideri Kemal  Kılıçdaroğlu ve yönetimi, Meclis grubu ile teşkilatında ezici bir kesim, 15 Temmuz’u darbe kalkışması ve işgal girişimi olarak görmüyor!


‘YENİ CHP’, ALAMAN CHP’Sİ..!


Keza, ‘Yeni CHP’, Pensilvanya’yı kendisine mesken tutmuş CIA/FBI’nın konuğu Fetullah Gülen’in  bir darbe organizatörü ve darbeci olacağına, işgalcilerin peçeteciliğini yapacağına,teröristliğine, hainliği ve işbirlikçiliğine   inanmıyor, inanamıyor..!


‘Yeni CHP’yi göre, aynen 15 Temmuz sonrası  FETÖ’cülerin yurt dışında dillendirdikleri gibi, Gülen hareketi bir dinsel cemaat ve Batı’nın dostu…!Laiklik ve hak ve özgürlüklerin kullanımı konusunda hassas bir ‘sivil toplum örgütlenmesi’..!


Hiç şaşırmayın…


CHP VE ASKERİ DARBELER..!


Cumhuriyet tarihi boyunca CHP’nin ve Yeni CHP’nin 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat askeri darbelerini, ’balans ayarları’ nı anımsayanlar  bir kez daha geçmişe doğru yönelerek, ne yaptığına ve nasıl bir siyasi duruş sergilediğine baksınlar, bugün yaşananları daha iyi anlayacaklardır.


Örneğin, askeri faşist darbelere karşı  siyasal açıdan en reaksiyoner duruşu sergilemiş ve darbe yönetimlerinin doğrudan  hışmına uğramış, kıyım ve katliamlarına maruz kalmış  CHP dışı sol ve sosyalistler, Kemalizm ve sosyal demokrasi adına CHP’nin ve CHP’lilerin bu  darbelerin hazırlanması, gerçekleşmesi ve yönetimleri döneminde  üstlendiği siyasi rolü, suç ortaklıklarını  en iyi bilenlerdir.


Mustafa Kemal Atatürk sonrası CHP’si, tam bir siyasi mirasyedidir!


Bu olayın bir yönü…


SİYASET,DIŞ VESAYET ALTINDA..!


Bir diğer önemli yönü ise,  Türkiye’nin dışa bağımlılığı ve bağımlılık ilişkisinin sadece ekonomi ile sınırlı  olmaması ve bu ilişkinin devlet ve toplum yaşamının her alanını içine aldığı ve kapsayıcılığıdır. Şu söylenebilir:  cumhurbaşkanlığı, siyasi iktidar, meclis, yerel yönetimler  ve siyasi partiler üzerindeki dış siyasi vesayet ilişkisi mutlaka kırılmalı ve aşılmalıdır.


Neden ve niçin mi?


Örneğin, Yeni CHP’nin 16 Nisan da Anayasanın 18 maddesi ile ilgili  referandum ile değiştirilecek  maddeleri  ve referandumun kendisi ile ilgili AB’nin ve başta Almanya olmak üzere bir çok ülkenin ifrada  varmış tahammülsüzlüklerine, müdahil olma çabalarına, eleştiri ve tepkiler toplamına baktığınız zaman traji komik bir tablo ile karşılaşıyorsunuz.


Bir anlamda Kılıçdaroğlu ‘hayır’ kampanyası çerçevesinde ne söylüyor ve nelere itiraz ediyor ise  AB siyasi liderleri ve medyası da aynı telden itiraz edip, sandıktan ‘hayır’ çıkması için can hıraş bir gayret sarfediyor! Yarın Merkel’de aynı Yeni CHP’nin milletvekilleri ve eski genel başkanı gibi, ‘evet’diyenlerin denize dökülmesinden söz ederse şaşırmayın!


Vaka bu kadar traji komik!

Aynı rezillik 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimi, FETÖ konusunda da yaşanıyor.


ABD VE AB’NİN İÇERİDEKİ PAPAĞANLARI..!


Ne diyorlar?


 ‘FETÖ’cülerin darbe olayının arkasında olduğu konusunda ikna olamadık ama Erdoğan ve siyasi iktidar bu darbeyi  ve Gülen’i bahane ederek, muhaliflerine yönelik baskı ve tasfiye operasyonu gerçekleştirerek, Mustafa Kemal cumhuriyetini İslami bir şeriat rejimine doğru taşıyorlar. Laiklik ve demokrasi, özgürlükler elden gidiyor…!


Kim ne derse desin ve ne anlatırsa anlatsın, bu millet aptal değil! ‘Yeni CHP’lilerin beyanlarıyla  tabiri caiz ise el oğlunun ortak söylemini, ortak karşı çıkışını, ortak eleştirilerini ve ortak eylemselliğini görüyor, ibretle izliyor. Sadece ‘el oğlu’nun mu?


Hayır..!


Kılıçdaroğlu, milletvekilleri ,siyasi sözcüleri rahatsız olsalar da ’Yeni CHP’nin  ‘hayır’ kampanyasında kader birlikteliği içinde olduğu  HDP/PKK/PYD/YPG( burada omuzdaşları sıralamaya kalksak, alfabede harf kalmayacak)  ve  şimdilik ‘şirinleri’ oynamakla meşgul olan FETÖ’cülerin  16 Nisan referandum ve sandık, millet telaşını 80 milyon görüyor, izliyor..!


Öyle ki, referanduma gün sayıyorlar, gün.. Kimse merak etmesin, sandığın gerçek sahibi  millette gün sayıyor…


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 161