Bugün: 17.10.2017

Milletin vekili olabilmek!

4.Yargı Peketi ile şimdi kalemler biraz daha özgür!
Geçtiğimiz hafta içersinde Ankara’da Meclisi  ve başta bölge milletvekillerimiz Cemal Öztaylan, Namık Havutça ve Ahmet Duran Bulut’u makamlarında ziyaret ettik.
Meclis ziyareti ve görüşmelerle de yetinmeyip, Ankara ve yolumuz üzerindeki bir çok yerleşim yerini  ziyaret etme olanağına kavuştuk.

MECLİS’E DEMOKRASİ
RÜZGARI ESMİŞ..!

Öncelikle T.B.M.M. izlenimlerimize değinmek istiyorum.Bu benim, meclise yaptığım ilk ziyaret olmadığı için geçmiş yıllarda yaşadıklarım ve tanık olduklarımla bugün ki izlenimlerimi kıyaslamak istiyorum.
Geçmiş yıllarda Meclise giriş yapabilmek  başlı başına bir sorundu. Bu bitmiş!..Meclise girişler büyük ölçüde kolaylaştırılmış ve sizi içeriye alabilmek için giriş kapısına milletvekillerinin danışmanlarının gelmesine gerek kalmamış.Meclise rahatlıkla girebiliyorsunuz...
Meclis girişinde ya da güvenliğinde asker dönemi bitmiş! Meclis’in tüm güvenlik ve düzenini, huzurunu ARTIK Emniyet Teşkilatı yani polisler sağlıyor. Polisler de vatandaşın işini kolaylaştırabilmek için özel çaba harcıyor.
Meclis-Asker ilişkisi bununla da sınırlı kalmamış ve Meclis’de Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Muhafız Tabur Komutanlığı’nın Meclis’le bir ilgisi kalmadığı için bulundukları binalar boşaltılmış, bu binaların kullanımı Meclis’in kullanımına geçirilmiş. Örneğin, geçmiş yıllarda Tabur komutanlığı’na ait Meclis giriş-çıkış kapısı ve kullanım alanı tümüyle Meclis’in ve sivillerin kullanımına açılmış.
Bir milletvekili danışmanıyla sohbetimizde şu sözleri dikkatimi çekti: “ Bu alan bizlere kapalıydı. Bu kapıdan giriş çıkışımız söz konusu bile değildi. Bu bitti! Asker, Meclis’den çekilince ‘İşte özgürlük bu olsa gerek’diye düşündük. Üzerimizden psikolojik olarak baskı kalktı.”
Daha önce tabur komutanlığının kullandığı lokanta bugün Meclis’in emrinde ve lokantanın işletmecisi eski bir Meclis çalışanı. Bu lokantaya, askerler döneminde sivillerin giremediğini öğreniyorum.
Meclis nezdinde yaşanan bu sivilleşme ve demokratikleşme, Meclis çevresi için geçerli değil ama ne yapılabilinir, düşünmek gerekiyor. Örneğin, Genelkurmay dahil tüm kuvvet komutanlıkları Meclis’in çevresinde konuşlanmış durumda.
Örneğin, birilerinin askeri darbeye niyetlindiği bir ortamda, yolun karşı tarafındaki Meclise geçip, “Hadi evlerinize” demeleri yeterli.
Türkiye’de yaşanmış kötü ve anti-demokratik örnekler dikkate alındığında toplumsal açıdan demokratik bir havanın örülebilmesi açısından ben bu alanda da birşeyler yapılması gerektiğine inanıyorum.
Okurlarımız, “Arıcan, asker düşmanlığı yapıyor”diye sitem etmesinler. Ne benim ne de bu milletin askeriyle dün de bugün de bir derdi olmadı, olamaz da..! Sorun, ordu ve toplum nezdinde hala diri olduğuna inandığım darbeci anlayışlar ve darbecilik..!

MECLİSE ÇOCUK
VE KADIN  ELİ DEĞMELİ

Meclis’e girerken  öğretmenlerinin öncülüğünde Meclisi ziyaret etmek için getirilmiş onlarca çocukla tanışıyorum. Aynur’la ikimizin içinde güller açılıyor. Birlikte çocukları izliyoruz. Öncelikle çok rahatlar ama merakları yüzlerinden okunuyor. meclis Başkanlığı’nın son aldığı kararla ARTIK, hafta sonları ziyaretçilere tümüyle açık. Hafta içinde ise saat 10’da başlayan Meclis girişlerinde ARTIK bir vekilin ismini vermek zorunluluğunuz yok! Meclise girebilmek de ARTIK serbestsiniz..!
“ARTIK” sözcüğünü bilinçli kullanıyorum.
Çünkü, vatandaşların egemenliklerinin tecelli ettiği Meclise özgürce girebiliyor olmaları, Meclis’in içersinde düzene uygun şekilde gezebilmeleri düne göre bugün rüya gibi bir olay.
Millet, kendi Meclisi’ne girebilmeli ve Meclisi’ne, vekiline özgürce elleyebilmeli.
Meclis yaşamının demokratikleştirilmesi Türkiye’de siyasetin ve siyasal yaşamın da demokratikleştirilmesi amacına hizmet edecektir.

TUTSAK VEKİLLERE ÖZGÜRLÜK!

Meclis’in içersine girdiğimizde ve vekillerin bulundukları bloklara yöneldiğimizde manzara daha da güzelleşiyor. Kreş ve okul çocukları koridorlarda ve kimi vekil odalarına toplaşmış, resim çektiriyorlar.
Bunu önemsiyorum.
Çünkü, özellikle çocuklar ve kadınlar, bu ataerkil oligarşik yapıyı, sevimsiz gri siyasi yaşamı sallayabilirler.
Meclis  ve Meclis yaşamında hala gariplikler ve anti demokratik ‘şeyler’ yok mu? Var..! Örneğin, Milletvekili Cemal Öztaylan’ın odasının hemen yanında CHP Milletvekili Mehmet Haberal’ın odası bulunuyor ama Haberal yok! Seçildiği günden bugüne vekil odasına girememiş, Meclis Genel Kurullarına bir kez olsun katılamamış, parlementoda vekillik koltuğuna bir kez olsun oturamamış halen tutuklu milletvekillerinden biri o..Bunu kabullenebilmek, demokrasi açısından sindirebilmek mümkün değil.
Haberal’ın danışmanı ve sekreteri ile biraraya gelip, konuşuyor,sohbet ediyoruz. Anlattıkları ve manzara içimi acıtıyor. Tutuklu vekiller in avukatları aracılığıyla Meclis’deki gelişmeleri takip edebildiklerini öğreniyorum. Danışmanı Haberal’ın yazdığı kitapları bana verirken ben de yazdığım kitapları Haberal’a göndermeleri için  imzalayarak onlara veriyorum.
Ne diyelim, Telden tele mendil salla el salla...

KALEMLER ŞİMDİ
BİRAZ DAHA ÖZGÜR

Meclis,hareketli...
Genel Kurul da, iktidarın 4.Yargı Paketi maddeler halinde görüşülüyor.Paket ile ifade özgürlüğü ve insan hakları kapsamında başta Terörle Mücadele Kanunu olmak üzere bir çok yasada değişlik yapılması öngörülüyor. Paket, Meclis’de görüşmeler sonunda, kabul edildi ve Cumhurbaşkanının onayıyla imzalaması ve Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla yasal değişiklik ve düzenlemeler yürürlüğe girecek.
Meclis’de görüşülen, oylanan ve kabul edilen bu yasal değişiklik ve düzenlemelerin ülke için, Balıkesir ve Bandırma için bir anlamı var mı?
Evet, var..!
Özellikle basın mesleğinde çalışan(!), gazetecilik yapan(!), hatta basının mesleki örgütlerinde sorumluluk yapan(!)  kimi hokkabazların insan hakları ve ifade özgürlüğüne yönelik anti demokratik uygulamaları kendilerine basamak yaparak, kendi  meslektaşlarını  nasıl çarmıha germeye, karalamaya çalıştıklarını hep birlikte gördük ve yaşadık. Geç de olsa, anti demokratik uygulamalar ve yasalar nedeniyle bir çok insan mağdur kılınmış da olsa, son yasal değişikliklerle bu yüzsüzler ve soytarılar, her zaman ki  gibi, hiçbir şey olmamış gibi, insan içinde olacaklar..!
Bu da hem bu ülkenin hem de bizlerin kaderi...

HAVUTÇA VE ÖZTAYLAN’IN
 İŞİ ZOR AMMA..!

Meclis gidiş ve geliş de benim ve arkadaşlarımın dikkatini bir şey daha dikkatini çekti. Örneğin, CHP Milletvekili Namık Havutça ve AK Parti Milletvekili Cemal Öztaylan, hemen her hafta sonu Bandırma’ya gelip, yeniden Meclise gidiyorlar. Bu değişmiyor. Yaz kış, yağmur çamur denmeden yaşanan bu trafik gerçekten ürküntü verici.
Keza, Meclis’de bulundukları zaman içersinde de yoğun bir insan tarafiği onları bekliyor. Genel de bu talepler, “iş bulma” odaklı. Danışmanlar, sekreterler adeta gelen konukları, akan telefonları, talepleri karşılayabilmek için seferber oluyor.
Havutça’nın Meclis’de danışmanı Tarkan ve Tarkan bana yabancı değil. Sedat Pekel’in vekilliği döneminde tanıştığımız Tarkan, yöremizin insanı ve gerçekten çok çalışkan bir insan.
Öztaylan’ın danışmanı ise Pınar ve Uzay...Uzay’ı Bandırma’lılar artık ezberledi. Uzay, “bizim çocuk” oldu ama Pınar, kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir insan.
Ben, özellikle her iki milletvekilimizin danışmanları Tarkan ve Pınar’ın varlığını Bandırma ve bölgemiz açısından çok olumlu buluyor, her ikisinden de çalışmaları nedeniyle onur duyuyorum.

Kuşkusuz, Ankara ziyaretimiz vekillerle sınırlı olmadı. Daha yazacak çok şey var. Kalemin tanıklığı sınır tanımıyor.

Esen kalın...

enginarican.com
enginarican2011@hotmail.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1397