Bugün: 23.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • MİLLET, DÜŞMANINI GÖRDÜ, TANIDI..!

MİLLET, DÜŞMANINI GÖRDÜ, TANIDI..!


Türkiye ile ABD ve NATO arasında  yaşanan siyasi ve özellikle de askeri kriz bugünün sorunu olmamakla birlikte son aylarda ve günlerde yaşananlar bu krizi hızla karşılıklı güvensizlik temelinde derinleştiriyor.


Öyle ki, bir internet sitesinin okurlarına dönük gerçekleştirdiği  ankete katılan 16 bin 74 kişinin yanıtladığı ilk soru, "ABD, itirazlara rağmen Suriye sınırında PYD`ye ağır silahlar veriyor. Bu silahlar Türkiye için büyük tehdit. Sizce ABD, Türkiye için bu tavrıyla dost mu düşman mı?" Vatandaşların yüzde 96.9`u "evet" cevabını verirken, yüzde 3.1`lik bir kesim "hayır" dedi..


2.ci soru şöyle; “ABD, NATO müttefiki olan Türkiye`yi `koruma` konusunda gerekli sorumluluk yerine getireceği yönünde taahhüt veriyor. Türkiye`ye yönelik saldırılar karşısında NATO müttefik mi, tehdit mi?" 11 bine yakın okuyucudan yüzde 94.3`ü, Türkiye`ye yönelik saldırılar karşısında NATO`yu tehdit olarak görüyor…


Ankete katılan 10 bin 985 kişinin yüzde 95.4`ü ise, "İncirlik ABD`ye kapatılsın" diyor.


Bu sonuçlar okurlarımız açısından sürpriz mi?


Hayır, değil..!


DÜŞMANLARIMIZ  APTAL DEĞİL..!


Çok değil, 50’li, 60’lı ve 70’li yıllarda ‘bizim NATO’da ne işimiz var?’, ‘Türkiye’deki ABD ve NATO üsleri kapatılsın’, ‘ülkemiz topraklarında nükleer silah ve yabancı asker, üs  istemiyoruz’, ’kahrolsun ABD emperyalizmi. Bağımsız Türkiye’, ‘ABD ile ikili antlaşmalara hayır’ diyen gençlerimiz 2.ci Kuva-yı Milliye mücadelesi adına Mustafa Kemal Atatürk gibi Samsun’dan ellerinde Türk bayraklarıyla  ‘bağımsızlık yürüyüşü’ başlattıklarını ve başlarına gelenleri bir anımsayın..!


‘Bağımsız Türkiye’ dedikleri ve istedikleri için hoyratça coplanan, dövülen, kurşunlanan, işkence gören, idam edilen ve göstermelik mahkemelerde yargılanıp zindanlarda çürütülen bizim gençlerimiz ve insanlarımızdı...Aynı gençlerimiz ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip çıkarak, yerli ve milli olanın gözetilmesi ve ulusal sanayinin geliştirilip, güçlendirilmesi için  kendilerini paralatmadı mı?


Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sömürgeciliğe yani emperyalizme karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini mazlum ülkeler ve halklar nezdinde  ilk zaferle taçlandırarak kurulmuş bir devlettir. Türkler ve Anadolu insanı tarihsel ve kültürel olarak bağımsızlığına düşkündür ve esareti kabullenmez. Bir anlamda Çanakkale ve Kuva-yı Milliye  ruhu bu milletin ruhuna işlemiştir.


Orta Asya bozkırlarından itibaren en az beş bin yıl, Anadolu coğrafyasında bin yıllık zengin bir tarihsel ve kültürel zenginliğe ve birikime sahip olan ve imparatorluklar kurarak üç kıtada hüküm sürmüş bir millete yabancı bir gücün pranga vurabilmesi, köleleştirebilmesi  mümkün değildir.


BU MİLLET KÖLELİĞİ KABUL ETMEZ..!


94 yıllık Cumhuriyet Devleti tarihimizde coğrafyamızda yaşananların hemen hepsinin altında bu tarihsel  ve toplumsal, kültürel gerçeklik yatmaktadır. Bu gerçeği dün anlayamayanların ABD,AB ülkeleri, İsrail, NATO ve Rusya ile bölge ülkeleri ile bugün neden değişik sorunlar ve sıkıntılar yaşadığını anlayamazlar. Ya tarih ve toplum yapısına yabancılaştıklarından ya da mandacılık ve muhipliği iş edindiklerinden bu gerçekliği görmezden gelirler.


Türkiye, 94 yıllık Cumhuriyet tarihinde devlet ve toplumsal yaşamın hemen her alanında sömürgeciler ve işbirlikçileri eliyle  ‘formatlanmış’  bir ülkedir..!


Ulusal öz bilincimizi ve ulusal özgüvenimizi sürekli törpüleyerek, bir anlamda toplumsal  genlerimizle hoyratça oynayarak  bizi biz yapan ne varsa tüm değerlerimize ve topraklarımıza bizleri yabancılaştırmanın çabasını sergilediler. ‘Yerli’ ve ‘milli’ olanı gözetmek, çabalamak bir anlamda suç kabul edildi.


Neden ve niçin?


ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI İLE AMAÇLANAN NE..?


Çünkü, 2.dünya savaşı sonrası ABD öncülüğünde kurulan ‘yeni dünya düzeni’ nde yer alabilmek için  ikili antlaşmalarla ABD’ye ellerini kaptıranlar ülkeyi emperyalizme yem ettiler. Mustafa Kemal’in ve  silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet devleti ve tüm toplumsal yaşamımız ABD çıkarlarına uygun tepeden tırnağa yeniden yapılandırıldı.


Bugün  başta ABD, NATO ile İsrail ve  AB ülkeleri ile yaşanan sorunları ve sıkıntıların nedenini cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişiliğine  ve AK Parti iktidarına yoranların, Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı temelinde yol almaya çalışanların bilinçli ya da bilinçsiz görmezden geldikleri gerçek budur!


Yoksa bugün küresel güç ve çıkar odakları için sorun ve sıkıntılarımızın ana nedeni ve kaynağı ne Erdoğan ne de siyasal iktidardır. Tam tersi, Erdoğan ve siyasal iktidar, milletin yıllanmış bağımsızlık ve egemenlik özlemine tercüman oldukları ya da olmaya çalıştıkları için kapitalist emperyalizm tarafından yürütülen algı operasyonları ve özellikle de terör yöntemiyle ‘düşman’  olarak   hedef gösterilmeye çalışıldı…


Film içinde film…!


İHANETİN  SINIRI  YOK  Kİ..!

 

Örneğin, The Washington Post`ta Amberin Zaman imzalı bir yazı yayınlandı….Asker üniformalı FETÖ’cü teröristler gibi gazeteci kılıklı Amberin Zaman, şöyle yazmış:

“Trump, Erdoğan`a mecbur kalmamalıdır. Birleşik Devletler; on binlerce vatandaşını hapse atan, medyayı susturan ve Türkiye`nin demokratik kurumlarının altını oyan Türkiye`nin despot liderini çok uzun zaman şımarttı. Hileyle lekelenen ve kendisine kontrolsüz yetkiler veren bir referandumu 17 Nisan`da kıl payı kazanmasından yalnızca birkaç gün sonra, Erdoğan`ı Beyaz Saray`a davet etmek büyük bir hataydı..”


Evet, bunların kimisi NATO’yu kimisi BM, Türkiye’ye müdahaleye ve işgale davet eder, kimisi hızını alamaz içindeki düşmanlığı İsviçre’de yaşandığı gibi Erdoğan’ın kafasına silah dayayarak  bez parçasına taşır..


Ancak, biliriz ki, dün olduğu gibi bugün de tüm bu çabaların ve Erdoğan düşmanlığının temelinde Türkiye’nin ulusal bağımsızlığını  kazanma  ve millet egemenliğini gerçek anlamda tesis etme yönündeki arayış ve çabaları var. Bu mücadelenin kolay bir mücadele olduğunu söyleyen yalan söyler. Gerçek anlamda bağımsızlığımıza ve egemenliğin tesisine yönelik yol zor, çetin ve  meşakkatli bir yoldur.


Türkiye’nin bu mücadelede altın değerindeki zamana ve zamanı en iyi şekilde kullanarak, en büyük güvencesi olan milletin birliğini ve beraberliğini düşmanlarına inat,oya gibi sabırla işlemesine, güçlendirmesine ihtiyacı var.


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 68