Bugün: 14.12.2017

Meclis ne iş yapar?

Oy namustur ya oyu almaya hak eden!?
Bandırma Belediyesi Nisan ayı Olağan Meclis toplantısını gerçekleştirdi.
Meclis önemli bir demokratik ve temsili kurum ama ne hikmetse, Bandırma Belediye Meclisi, basın çalışanlarından hemen hiç kimseyi doğru dürüst tatmin etmiyor.

BANDIRMA, MECLİSİ’NDEN MEMNUN DEĞİL..!

Bir anlamda, gazeteciler için Bandırma Belediye Meclisi’nin “haber değeri” yok gibi ve Meclis’de geçirilen zaman “boşa gitmiş zaman” olarak görülüyor.
Hadi bu gazeteci milleti ne istediğini ve ne yapacağını bilmiyor da Meclise izlemeye gelenler, yaşanan Meclis görüşmelerinden çok mu memnun?
Belediye Meclisi’nin bir kaç müdavimi var ve bu bir kaç ismin dışında  Meclisi izleyenler genelde değişken kişilerden oluşuyor.
Bu sürekli değişkenlik gösteren isimlerle Meclisi konuşuyoruz ve tanık olduğumuz  yine kimse memnun değil!
Meclisi takip etmeyi iş edinmiş  ve Meclis’de grubu bulunan siyasi parti başkan ya da yöneticileri ne durumda?
Örneğin, CHP İlçe Başkanı Suat Ok ya da MHP İlçe Başkanı Karani Erkul...
Ok da Erkul da sessiz izleyiciler.Meclis öncesinde Ok veya Erkul, Meclis üyeleriyle grup toplantılarını yapıyor ve Meclis üyeleriyle görüşülecek gündem üzerine değerlendirme yapıyorlar mı, yapıyorlarsa ne ölçüde ciddi, bilemiyorum.
Ancak, yerel iktidarın sahibi CHP’nin Meclis toplantıları öncesi grup toplantıları için  CHP parti örgütüne inip, yönetim kurulu yada partililerin geniş katılımlı bir toplantı yaptığını sanmıyorum. Yapılıyorsa da çok ender olmalı...
Öyle sanıyorum ki, CHP grup toplantıları Başkan Pekel’in öncülüğünde  belediyede yapılıyor ve CHP ilçe başkanı Ok, bu toplantılarda hazır olmaya çalışıyor.
Bu nokta da, CHP’de Meclis grup toplantılarını, gündemini, izlenecek politik strateji ve taktiklerini belirleyen Başkan Pekel
oluyor.
Peki, yerel iktidar olan CHP’de iktidar ile partisi ve Meclis üyeleri arasındaki ilişki, gerçekten demokratik ve katılımcı mı, şeffaf mı?
Sanmıyorum...
Onun içindir ki, Meclis toplantısına gelen partililer ya da ilçe yöneticileri genel olarak, gündem maddeleriyle ilişkili olmaktan öte, siyasal açıdan  kendi iktidar grubunu Meclis Salonu’nda yalnız bırakmamak, moral destek verebilmek için geliyor.

CHP-AKP-MHP KİMİN EGEMENLİĞİNİ KİMİN ADINA KULLANIYOR?

İktidar partisi CHP böyle de, muhalefet Meclis üyeleri ve AKP ile MHP ne yapıyor?
Örneğin, 2009 Mart yerel seçimlerinde MHP, Bandırma Belediye Meclisi tarihinde bir ilke imza atarak,  dört kişi ile Meclis’de temsil edilme hakkını kazandı.
Ancak, istifalarla sürekli değişen MHP Meclis üyelerinin bulunduğu sıra, MHP’nin kendisini bile muhalefet olma açısından mutlu edebilmiş değil.
Başından beri sergilenen CHP-MHP siyasal ittifakının en somut örneği, Belediye Meclisi’nde yaşanıyor.Bu ittifakın gerekçesi ise, AKP’nin siyasal yaşamdan tasfiye edilmesinde odaklaşıyor.
Peki, bu siyasal gerekçeyi Meclise taşıyabilen bir MHP’li Meclis grubu var mı?
Hayır, yok!
O nedenle, MHP’nin varlığı ve sesi, 2009 Mart yerel seçimlerinden bugüne layıkıyla duyulup, hissedilemiyor. Bir anlamda MHP Belediye Meclis grubunda Adnan Tuksal ile Atilla Turhan’lı günler, tüm eksikliklerine karşın aranıyor.

MECLİS ÜYELERİ NE İŞ YAPARLAR?

Belediye Meclisi’nde ana muhalefet AKP ve AKP’nin ilçe başkanı aynı zamanda Belediye Meclis üyesi.
Ne yazık ki, AKP de, ana muhalefet partisi temsilcileri olarak, Belediye Meclisi’nde ana muhalefet görevini geride kalmış 4 yılı aşkın bir zamanda yerine getirebilmiş değil.
Meclis toplantıları öncesinde partide gündeme uygun grup toplantıları ve bu toplantılarda alınmış grup kararlarının Meclise taşınarak, bir ana muhalefet politikasının yaşama geçirilmesi konusunda tam bir zafiyet yaşanıyor.

BALIK BAŞTAN KOKMUŞ!

Belediye Meclisi’nde tablo bu olunca, balık baştan kokmuş,daha ne bekliniyor ki, denebilir.
Evet, balık baştan kokmuş.!!!
Koktuğu için de 2009 Mart’ında ama iktidar ama muhalefet meclis üyesi seçilmişler açısından bile bu siyasi temsil payelerinin hiçbir anlamı kalmamış durumda.
Bugun CHP, MHP ve AKP’li Meclis üyelerinin tamamına yakını Meclis’de geçmiş yıllarda ve yönetimler döneminde sıklıkla dile getirildiği gibi, Meclis üyeleri bazında, “ibrikçi”gibi indir-kaldır rolünü oynuyor.
Meclis üyeleri olarak, seçilme ve Meclis’de bulunma nedenlerine bu kadar yabancılaşmış Meclis üyelerinden Bandırma ya da bizzat bu insanların mensubu oldukları siyasal partiler ne bekleyebilir?

Hiçbir şey..!

PEKEL’İN DIŞINDA KİMSE MEMNUN DEĞİL.!

Peki, bir Belediye Başkanı Belediye Meclisi’nden ne bekler?
Belediye Başkanı Sedat Pekel’in Meclis’le ilgili beyanlarına ve yorumlarına bakıldığı zaman uyumu ve bütünlüğü açısından, Bandırma olarak, muhteşem bir Meclise sahibiz, bununla ne kadar övünsek azdır!
Peki, gerçekten böyle mi?
Ortada gazetecilerin, izleyici konumdaki vatandaşların hatta Meclis üyelerinin  bir türlü anlayıp da göremediği ama Pekel’in çok iyi anlayıp da gördüğü ne var!?
Sorun kim de!?

MECLİS TARİHİ DE FELÇ OLDU!!!

Örneğin, Bandırma’daki siyasal yaşam, geçmiş yıllarda Belediye Meclislerinden de güç alırdı. Meclis’de iktidar ve muhalefet arasındaki polemiklerde, gerilimlerde öne çıkan Meclis üyeleri Bandırma Belediye Başkanlığına aday isimler olarak kabul edilir;bu isimler partilerinde de, kentin siyasal ve sosyal yaşamında da söz sahibi isimler olarak kabul edilirdi.
Örneğin, Pekel,zamanında böyle sivrildi... Mirza, geçmiş meclis üyelikleri döneminden biliniyor...Rahmetli Gönenlioğlu, böyle bilinen ve öne çıkmış bir isimdi. Bu örnekler çoğaltılabilinir.


O zaman gerçek sorun ne!?

KONUŞMASI GEREKENLER SUSMAMALI!

Kasapoğlu bile, neden ve niçin, basın toplantılarında Meclise basının ilgisizliğinden şikayet ederek, gazetecilere Meclise katılmaları için çağrıda bulunmak zorunda kalıyor.
Geçtiğimiz günlerde Başkan Yardımcısı Dursun Mirza ile bu konu üzerinde karşılıklı söyleşiyoruz ve Mirza, olayın her yönüyle farkında...
Bunun farkında olmak istemeyenler, Meclisi iktidar ve muhalefetiyle al gülüm-ver gülüm ortamına dönüştürenler, bu atmosferden şahsına başarılı yöneticilik payesi çıkartanlar, günü ve an’ı kurtarma sevdası peşine düşenler ülkeye  de Bandırma’ya da büyük bir kötülek yapıyorlar.
Bunların dünyası sahtedir ve halka karşı kirli bir oyunun parçası durumundalar. Gerçek yüzlerini hiçbir zaman göremezsiniz.Çünkü, yüzlerinde sürekli bir maste vardır.
Örneğin, “maskeli balo” feodal dönemden günümüze taşınmış bir aristokrat kültürün uzantısıdır. Geçmiş de, aristokrat sınıf, maskeyi balo gibi uyduruk eğlencelerde değil, günlük yaşamında da kullanır idi. Neden? Çünkü, erk sahibi aristokratlar, iktidarlarını avamlaştırmamak için, ertlerini gizemli kılmak için maskeyi sürekli taşırlardı.
“Bak, kral çıplak!” esprisi, kent soylu sınıfın yani burjuvazinin, feodal ve aristokrat sınıfa karşı çığlığı idi...
Günümüzde, dünün “Kral çıplak” diye bağırarak, erkin insani kimliğini ve kişiliğini ortaya koyanların da bugün zaman içinde maskeyi nasıl vücutlarının bir parçası haline getirdiklerini yaşıyoruz.
Onun için, “Kral çıplak” sözü feodal toplumda aristokrasinin, saltanatladın, sultanların nasıl yıkımını içeriyorsa bugünde “kral çıplak” sözü  pemizin belleklerimize kazımamız gereken bir ifadedir.Bu tanımlama yada ifade aynı zamanda “avam” işi ve çığlığıdır.

DEMOKRASİ AVAM İŞİDİR!

2009 Mart yerel seçimlerinden sonra Başkan Pekel’in Belediye Meclis oturumlarını TV’den naklen verilmesi yönende girişimlerde bulunduğunu anımsıyorum.
Bilmiyorum ama sonrasında kesildi...Keşke, devam edebilse ve vatandaşlar Meclisinde ne oluyor ne bitiyor, görebilselerdi.
Aynı TBMM oturumlarının naklen yayınının  kesintiye uğraması gibi, “avam”ın Millet adına  oluşmuş, kurulmuş bu Meclisleri tümüyle izleyebilmesi keşke mümkün olabilseydi.
Demokrasi, “avam”ın işi ve ta kendisidir. Sözcüğünde kökü temeli “Demos”yani  halktan türemedir.
Bu kavramın gerçek anlamı ile kullanılabilmesi ve yaşama geçmesi, hayat bulması belli tarihsel dönemler ve ülkeler hariç, kalıcı olamadı...
Türkiye’de temsili demokrasinin ki yaşamım boyunca demokrasinin temsili olabilmesine aklım yatmamıştır,böyle de olsa var olabilmesi ve işleyişinin de kuralları var. Bu kuralları demokrasinin dışında biçimlendiremezsiniz. Biz, 12 Eylül askeri darbesinin hala yürürlükte olan Siyasal Partiler Yasası, Seçim Barajları gibi anti demokratik yasalarıyla maçı idare etmeye çalışan bir milletiz.
Bu nasıl olacak?
İşte, bu kadar olur!
Siyasal partiler içersinde parti içi demokrasiyi layıkıyla işletemezseniz, lider sultalarını yıkamazsanız, olacağı budur!
Bu anti-demokratik siyasal sistem, kendi siyasetçi prototibini de yaratıyor. Anti-demokratik bir siyasal sistemden demokrat ve özgürlükçü, avamın tercih ve beklentilerine uygun, onunun çıkarlarını savunabilecek ve bunun için mücadele verebilecek siyasetçi çıkabilir mi?

İşte, ülke genelinde ve Bandırma Belediye Meclisi’ne damgasını vuran bataklık budur... Türkiye ve Bandırma, bataklıkla değil, bataklık gülleriyle yıllardır uğraşmaktadır.

AVAMA İHANET,
BANDIRMA’YA İHARETTİR!

Örneğin, Bandırma Belediye Meclisi nezdinde, bu gerçeği en iyi bilen isimlerin başında Başkan Yardımcıları Ozan Onur ve Dursun Mirza gelmekte. Keza, bu isimlere Asuman Korzay ve daha bir çok isim de eklenebilir.
Peki, bu isimler, “avam”ın beklenti ve kaleplerine uygun, kendilerine verilmiş her avam oyunun hakkını savunmak açısından gerçekten de üzerlerine düşeni yapabilmekte midirler?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş jargonu, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünde ifadesini bulur.
Bunun bir diğer ifadesi, egemenliğin sultanlardan alınıp, avama teslimidir. Çünkü, eğemen güç, gerçekte avamın ta kendisidir..
Dikkat edilirse, burada bir de “kayıtsız” ve “şartsız” ibaresi yer alır. Yani, avam adına egemenliği kullananlar bu egemenliği kayıtsız ve şartsız kullanmakla yükümlüdürler.

Peki, gerçekten de öyle midir?

Esen kalın...
enginarican.com
sonkursungazetesi.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1745