Bugün: 18.08.2017

MATRUŞKA.!

“İSTEMEZÜK” demenin vazgeçilmez hafifliği...
27 Mayıs’ta başlayan TAKSİM Gezi Parkı protestoları ve gösterileri başlangıçta ki, toplumsal yaygınlığını,kitleselliğini ve etkisini büyük ölçüde yitirse de halen sürüyor.
Artık, protestoların ve eylemliliğin Gezi Parkı’ndaki ağaçlarla ya da çevreyle ilgili olmadığı kamuoyunda yaygın bir kanı.
 Ancak, Taksim’e destek veren yazılı ve görsel basın ve yayın kuruluşlarına, uluslararası basın ajanslarının haberlerine bakıldığında hala Gezi Parkı ve ağaçlardan söz edilmesi  garip,ilginç ve düşündürücü.
Oysa ki, Gezi Parkı etrafında örülen tepkinin ve protestoların temel amacı ve hedefinin Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan’ın etkisizleştirilmesi ve siyasi tasfiyesi olduğu somut bir gerçek.

ÇEVRECİLİK

Çevrecilik, olayı üzerinde geçmiş de bir çok makale yazdım,bizzat kentimiz ve bölgemizle ilgili bir çok çevre mücadelesinin kimi zaman fiilen öncülüğünü yapmaya çalıştım, kimi zaman  da bizzat içinde yer aldım.
Bandırma, Güney Marmara’da çevre mücadelesi ve deneyimleri açısından  birikimleri ve deneyimleri olan bir kent. 
Bandırma’nın Ayyıldız Tepesinde kurulması öngörülen çimento fabrikası, Dutliman’a kurulması öngörülen AB Gıda’ya ve Unakıtan Ailesi’ne ait fosforik asit fabrikası, sonrasında aynı şirket ve aile tarafından  Dutluman’a kurulması gündeme taşınan  termik santral deneyimleri başlı başına muhteşem örnekler ve deneyimler.
GüneyMarmara ve Bandırma, tüm bu çevre merkezli mücadeleleri kazandı. Bu mücedelelerde Bandırma Çevre Platformu ve  GÜMÇED’ in rolünü yadsıyabilmek mümkün değil.
Bu mücadelenin Güney Marmara’da başta Bandırma olmak üzere çevremizdeki bir çok kente, çevrecilere kazandırdığı çok büyük deneyimler var. Bir anlamda hem doğa ve insan sağılığıyla ilgili mücadele verdik bir yandan da bu mücadele sürecinde çok şey gördük, öğrendik.

ÇEVRECİLİK VE ALMANYA

Bu yazımızda, dünyada ve ülkemizde ya da bölgemizde çevreciliğin tarihi  üzerinde durmayacağım. Bu konu üzerine bir çok makale yazdım, yazıldı,tartışıldı.Biz bu yazımızda çevrecilik mücadelesi ve uluslararası düzeyde farklı güç ve çıkar odaklarının çevre hareketini nasıl manipüle etmeye  çalıştıklar, ülkedeki işbirlikçileri  üzerinde durmaya çalışacağız.
Türkiye’de çevrecilik eksenli iki damar var.
Birincisi, ulusal bağımsızlığı, ulusal egemenliği,ulusal ekonomiyi, ulusal çıkarları ve ulusal gelişme ve kalkınmayı gözeten damar.
İkincisi,özellikle AB ülkelerinin ve AB nezdinde de Almanya’nın emperyal amaçlı kullandığı,finanse ettiği, kışkırttığı, gözettiği  çevrecilik hareketleri ve örgütleri...
Almanya dış politikasınınve istihpbarat faaliyetlerinin en önemli ayağı ise Alman Vakıflarıdır. Bu vakıfların isimleri  şöyle:
Friedrich Naumann Vakfı, Friedrich-Ebert-Vakfı, Heinrich Böll Vakfı,Konrad Adenauer Vakfı gibi...
Alman Vakıfları’nın hemen her biri Alman siyasal partilerinin bir yan sivil kuruluşu ve Alman Devleti tarafından finanse edilen  bir yapıya sahip.
Okurlarımız anımsarlar. Bergama’da “siyanürle altın çıkartma” olaylarının yaşandığı süreç de, Bergama’da çevre adına öne çıkan grup ile Almanya arasındaki maddi ve manevi ilişkiyi deşifre eden isimlerin başında  Araştırmacı-Yazır ve akademisyen Necip Hablemitoğlu  gelmişti. 
Hablemitoğlu, Alman Vakıfları ve bunların “etki ajanları”na karşı dişe diş bir mücedele vermişti. Kendisi ile bu mücadele içersinde tanışmış, dost ve arkadaş olmuştuk.
Evinin önünde alçakça katledildi.Cinayeti “faili meçhul” kaldı.

ULUSAL BİR ÇEVRE 
HAREKETİ

Hablemitoğlu ile dostluğumuzun geliştiği yıllarda Balıkesir’de de Gazeteciler Cemiyetleri üzerinden Alman Konrad Adenauer Vakfı’nın basına ve gazeteci camiasına nüfus etme gayretlerine karşı bir kaç gazeteci ile bizlerin mücadelesi gündemdeydi.

Bu mücadele hiç bitmedi..!

Alman Vakıfları’nın ülkedeki faaliyetleri yasal olmamasına karşın iktidarların ve Devlet’in  konuyu sahiplenmemesinin ötesinde  daha sonraki yıllarda  yabancı vaktıfların ülkedeki faaliyetleri yasallaştırıldı.
Türkiye, kendi elleriyle içten kemirilip, tüketilmesine, insanlarının ve kurumlarının kullanılmasına, etki ajanları yetiştirilmesine, yabancı istihbarat faaliyetlerine açık hale getirildi.
Tam tersi, ulusal kaygılarla ve endişelerle hareket eden aydınlarımız, bilim insanlarımız, gazeteciler hedef haline getirildi, kimisi öldürüldü kimisi süründürüldü.

BANDIRMA BU OYUNU 
DEFALARCA GÖRDÜ

Bandırma’da da Sahil Yenice’ye AB Gıda ve Unakıtan Ailesi’nin fosforikasit tesisi kurmaları sürecinde köylülerle birlikte geliştirdiğimiz doğa ve insan sağlığı merkezli çevre mücadelesinin belli bir aşamasında ‘İTHAL ÇEVRECİLER’ taşındı.Gelenleri biliyor ve tanıyorduk. Tartışmalar ve itiş kakışlardan sonra, köyü ve bölgeyi kendileri için ‘boş’ ve ‘uygun’ göremeyenler, geldikleri gibi gitmek zorunda kaldı.
Ancak, Güney Marmara ve Bandırma gidenler tarafından  asla boş bırakılmadı. Kıpıdan kovalananlar bacadan içeriye girmeye çalıştılar ama yine olmadı.
Daha önce de defalarca yazdım. 

SÜREKLİ KIRILAN BİR 
GENÇLİK İSTEMİYORUZ!

Türkiye, emperyal ülkeler, çok uluslu güç ve çıkar odakları,istihbarat örgütleri  için tam bir labaratuar konumunda.
Örneğin,benzer bir oyun BAGFAŞ’ın ek tesislerinin inşası gündeme geldiği zaman da bu kentte ve bölgede sahnelenmek istendi.
Dilimizin döndüğü, kalemimizin yazabildiği kadar bıkmadan usanmadan anlattık. Oyunu deşifre etmeye, perdelenmeye çalışılan gözleri açmaya çalıştık. 
Bugün de aynı senaryo İstanbul Taksim Gezi Parkı nezdinde oynanmaya çalışıldı ama oyun tutmadı. Asıl amaç, kısa zamanda deşifre oldu. Bugün zorlamayla Taksim “direnişi” sürdürülmeye ve ülkenin gençleri sonu bilinmesine karşın kirli bir maceranın içinde debeleniyor. Yazık,çok yazık..!

TAKSİM VE ARDINDAKİLER

Her türlü toplumsal   ve ahlaki değeri bir yana attığınız zaman öne çıkan samimiyetsizliktir.
Örneğin, Taksim “direnişi” içinde genelde ve  yerel de öne çıkmış gençlerin dışında hangi siyasi partiler  var?
-CHP, İşçi Partisi/TGB, TKP, ÖDP; Emeğin Partisi, SDP, HKP, TKP/ML,  DHKP-C, HAKPAR, TİKB, PKK/ BDP, vb.
-Hangi demokratik kitle örgütleri var?
ADD, Toplum Gönüllüleri, Alevi Dernekleri, KESK, DİSK, vb.
Bu tabloya ve “direniş ittifakı”na hiçbir itirazımız yok!
Devam edelim...

SAMİMİYETSİZLİĞİN 
PARTİSİ,İDEOLOJİSİ YOK!

Dert ne idi?
Çevre, ağaç ve insan sağlığı...
Örneğin, Bandırma’da yerel  iktidarda CHP var ve başından beri TAKSİM protestolarına CHP,Bandırma’da destek veriyor.
Adama sormazlar mı, siz,Bandırma’da iktidar olmanıza karşın yaklaşık 5 yıldır çevre, ağaç ve insancıkların sağlığı için ne yaptın!?
Bandrırma Belediyesi’nin cebinden kuruş çıkmayacağı gerçeğine rağmen, katı atık ile sıvı atık tesisleriyle ilgili, ipe un sermenin dışında, ne yaptınız?
Hamit Kaplan da kestiğiniz ağaçları koyduk bir tarafa, bugüne kadar kaç fidan diktiniz?
“Çevre” konulu Festival yapılıyor ve binlerce liralık bütçeler harcıyorsunuz. Gerçekten denizi seyirli olmaktan çıkartmak için ya da Kuş Cenneti’ni ihya etmek için kuruş harcadınız mı!?
Onun için iğneyi önce kendimize batırmasını bileceğiz,sonra konuşmaya,bir yerlere el sallamaya yüzümüz olacak....
Bu,sadece Bandırma için mi geçerli,hayır...!
İşte, Erdek..
Ak Partili belediye başkanı Hüseyin Aysan iktidarda...
Bir turizm kenti olmasına karşın, pisliğini arıtamadan olduğu gibi yüzdüğü,serinlediği denizine boca eden ve bu pisliğin içinde oynaşan bizler değil miyiz!?
Kapıdağ’ın “milli Park” statüsünde olması,korunabilmesi için ağzımızda tüy bitti ama kimsenin kılı pırdamıyor. Kapıdağ, gün gün örselenip,yağmalanıyor.
Ötemizde Gönen var...
Belediye Başkanı Ak Partili Hüseyin Yakar..! Çocuk çok iş yaptı, maşallah...Ya koca Gönen’in kanalizasyonunu,tabakhanelerin kimyasallarını,pisliğini Erdek Körfezi’ne taşıyan Gönen  Çayı’nı ne yapacağız!?
İşte, tüm bu sorunlarımız karşısında sorunun çözümsüz lüğünün değil,çözümün tarafı olmak, samimi davranmak gerek miyor mu?
Ama, en büyük sorunumuz, ne yazık ki, samimiyetsizlik noktasında odaklaşıyor. Samimiyetsizliğin partisi, ideolojisi, mazereti, gerekçesi yok..!

Esen kalın...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1220