Bugün: 18.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • MATRUŞKA GİBİ..!OYUN OYUN İÇİNDE..!

MATRUŞKA GİBİ..!OYUN OYUN İÇİNDE..!


2 Ekim’de  Bandırma’da  “Emek ve Demokrasi İçin Güçbirliği” tarafından RÜTÜK tarafından TV ve radyoların kapatılmasını protesto etmek amaçlı düzenlenmesi planlanan panel, Kaymakamlık tarafından yasaklandı.


Panel’in Kaymakamlık tarafından yasaklanmasını takiben, CHP’li Bandırma Belediyesi de bu karara uyarak, panel için önceden tesis edilen Kültür Merkezi için karşılıklı yapılan sözleşmeyi iptal etti.( Aman ne güzel. Tavşana kaç tazıya tut ,misali.. Biz salonu verdik ama…!?)


Kaymakamlık gerekçesinde şu görüşlere yer verdi:


‘Ülkemizde meydana gelen olaylar göz önüne alınarak, Bandırma ilçemizde tesis edilen huzur ortamı ile Milli Güvenlik ve Kamu Düzeninin bozulmaması, Cumhuriyetin temel nitelikleri, devletin milleti ve ülkesi ile bölünmez bütünlüğü, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlandığından 2935 Sayılı OHAL Kanunu, İl İdaresi Kanunu ve bağlı mevzuat kapsamında 02.10.2016 tarihinde yapılması planlanan panel uygun görülmemiştir.‘

Ancak ortada bir sorun var!


PETROL İŞ’İN  HABERİ BİLE YOK!


Öncelikle Bandırma’da  “Emek ve Demokrasi İçin Güçbirliği” diye bir platformun olmadığını belirten, Bandırma Petrol İş Sendikası Şube Başkanı İsmail Kayan,  kapatılmış TV ve radyolar konusunda bir panel düzenleme konusunun ne sendikalarının ne de “Emek Platformu”nun gündemine hiç gelmediğini, bu konuda kendilerine yapılmış bir davetin de bulunmadığını vurgulayarak, “ Zaten kamuoyu ve üyelerimiz PKK konusunda düşüncelerimizi biliyor. Böyle bir çağrı da alsak, sendikamızın böylesi bir etkinliğin gerçekleşmesinde yer alması mümkün değil” dedi.


Panel düzenleme talebinde bulunan sendika, Bandırma Eğitim Sen Temsilciliği…Ve Petrol İş Şube Başkanı Kayan bilmese de Eğitim Sen, “Emek Platformu”nun bir üyesi. Diğer üyeler ise, Genel İş, Ses, Yol İş, Koop İş…


CHP VE HDP’NİN  NEYİN PEŞİNDE?


Peki, dert ve dava ne? Olayın basın hak ve özgürlükleri, ifade özgürlüğü gibi gerçekten bir yanı var mı? Siyasi arenada, basın özgürlüğü, TV ve radyoların, gazetelerin kapatılmasından en fazla rahatsızlık duyan ve rahatsızlığını en fazla dile getiren Meclis’de iki siyasal parti var: CHP ve HDP!


Başka?

FETÖ ve PKK!


HALKIN BİLGİLENME HAKKI VE ÖZGÜR BASIN AMMA!

Bandırma emek platformu ile ilgili görsel sonucu

TV ve radyoların kapatılmasının gerekçesi ne?


27 Temmuz OHAL Kararnamesi ile çok sayıda Televizyon ve Radyo kapatıldı. Ayrıca, RTÜK, kanun ve yönetmeliğe göre 150 platform ile işletmecinin izinsiz yayın yaptığını tespit ederek, gerekli yasal işlemleri başlattı. Bu konuda, OHAL Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’ Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak, yürürlüğe girdiğini de belirtelim.


İş bu kararname sonrası da, 16 televizyon ve üç haber ajansının kapatılması yanı sıra 23 radyo, 45 gazete ve 15 dergi de kapatıldı.


Öncelikle belirtelim: Bir anlamda medya dünyasını alt üst eden, sektörde yüzlerce kişinin işsiz kalmasına neden olan yasaklama ve kapatma kararlarının sempatik olmadığı bir gerçek! Ancak  toplum olarak sempatik bulmadığımız, hoş karşılamadığımız gibi, şiddetle karşı çıktığımız bir başka gerçeğimiz daha var. O da, FETÖ ve PKK terörü!


Başka!?


TÜRKİYE, EMPERYALİSTLERİN,İŞBİRLİKÇİLERİNİN KUŞATMASINI YARMAK ZORUNDA!


11 Nisan 2002 de Bolivarcı Venezuela Cumhuriyetinin anayasal Devlet Başkanı Hugo Chávez’i devirmek için yapılan ve başarısız olan darbe girişiminde medyanın üstlendiği rolü ya da Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff`in görevden alınmasına varan darbe girişimi boyunca  medyanın üstlendiği rolü bir irdeleyin!


Bolivya’da Halk darbeyi bastırıp, püskürttüğünde topluma duyuracak bir tek TV kanalı bulamadı. Brezilya da ise, darbe yanlısı işbirlikçi basın, Dilma’nın devlet başkanlığından indirilmesi için elinden gelen yayını yaptı!


Benzer bir risk ve tehdit Türkiye için de geçerli mi?

Ne yazık ki, fazlasıyla, EVET!


MEDYAMİZ,DÜŞÜN DÜNYAMIZ  İŞBİRLİKÇİ AJAN KAYNIYOR!


Şunu söyleyebilmek mümkün: Cumhuriyet Tarihi boyunca, yazılı, görsel ve işitsel medyamız ve düşün dünyamız emperyal güç ve çıkar odaklarının, istihbarat örgütlerinin kuşatması ve işgali altında. Alman Konrad Vakfı, Soros  vakıfları gibi bir çok vakıf aracılığıyla ve işbirliği içinde, sayısız etki ajanı ile düşün ve medya dünyamız, etki altına alınıp, yönlendiriliyor.


Düşün ve kalem emekçilerinin onlarca yıldır farkında olduğu ya da bildiği bu gerçeğin  devlet  ve siyasal iktidarlar, siyasal partiler nezdinde gerçek işlevine dönmesi yani millileşerek yerlileşmesi hemen herkesin arzusu.


ÜLKENİN VE HALKIN SESİ OLABİLMEK İÇİN!


Aynı 15 Temmuz darbe kalkışmasında FETÖ’nun ve kalkışmanın baş organizatör ve planlayıcısı ABD/CIA ve NATO’nun, AB ve İsrail/MOSSAD’ın  üstlendiği rolü geçiştirme, küçümseme yani dezenformasyon ve manipülatif haber ve yorumlarla karartmaya  yönelik çabaları da görüyoruz.


Neymiş?


“FETÖ ve 15 Temmuz darbe kalkışması bahane edilerek, Türkiye’de basına yönelik baskılar, yasaklar ve kapatmalarla muhalefetin  sesi kesilmek isteniyormuş!


Oysa ki, Türkiye’de muhalefetin sesi, FETÖ ve PKK, silahlı terörist gruplar, bunların yazılı, sözlü, işitsel yayın organları olamaz! Türkiye’de CHP veya bir başka muhalefet partisinin sesi, bu terörist örgütlenmelere ve işbirlikçilere kaldı ise,  zaten ciddi bir ulusal güvenlik sorunumuz var, demektir!


Türkiye’de düşün dünyası ve kalem emekçileri, yıllardır devlet ve iktidarlar bu  kuşatılmışlığı ve işgali neden görmüyorlar/göremiyorlar diye yakınırken, şimdi ‘neden gördünüz’diye şikayetçi olmanın fazla anlamı olmadığına inanıyorum.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 384