Bugün: 18.08.2017

KOMÜNİSTLER VE PKK!


Terör nedeniyle ülkede ne güven ortamı ne de huzur kaldı. Toplumsal açıdan en büyük eğlencemiz televizyondu ama öyle bir hale geldik ki, TV’de haberler başlayınca, çatışma, pusu, bombalama ve ölüm haberleri tüm dengemizi  alt üst etti.

 

Face’de yayınlanmış bir videoyu izliyorum. Yer, İstanbul Ok Meydanı…Gündüz…Yaşları 15-20 arasındaki 20-30 kişilik bir  gurup genç ağzını burnunu kapatmış,  neye göre belirledikleri anlaşılması güç bir şekilde gelişi güzel araçları taşlıyor. Bu arada bir Çevik Kuvvet minibüsü güzerfaha girince, hedef yapılırken, aracın içindeki polisler kaçışıp, canlarını kurtarıyor.

 

Dehşet  bir görüntü ve istenilen de ,amaç da bu, DEHŞET!

 

Face de benzer görüntüler, videolar  çok. Genelde yaş  kategorisi aynı. Ağızlar burunlar kapatılmış.. Hatta kimi  erkek göstericilerin eteklik giydiklerine tanık oluyorsunuz. Kimisinin elinde Molotof, kimisinin elinde keleş, kimisinde roketatar!!!

 

Anlaşılan,   taşlarla başlayan yolculuk, otomatik silahlar, roketatarlarla, C-4’lerle, mayınlarla terfi etmiş, ustalaşmış…Kimi zaman ellerindeki bayrağa gözüm takılıyor: KIZIL,YILDIZLI BAYRAK!


İzliyorum, dinliyorum, okuyorum. Kimileri(ki arasında dost ve arkadaş bildiklerim de var) T.C. Devleti ile yaşanan bu terör boğazlaşmasını içtenlikle ve yürekten destekliyor. Kimisi terörist saldırganlık karşısında ‘devrim’ nutukları atıyor, kimisi sol ve sosyalizm adına edebiyat yapıyor.

 

Bayrak, önemlidir. İnsan, bayrağı için ölür. Bayrak, varlığınızın ve  bağımsızlığınızın, dününüzün ve  geleceğinizin sembolüdür.  Bayrağı yere düşürmek, çaldırmak kabul edilebilinir bir şey değildir.

 

Ama görünen o ki, KIZIL,YILDIZLI BAYRAĞI, birileri çaldı ve o bayrağı, varlığı ve tarihi ile hiç örtüşmeyecek şekilde etnik ayrımcılığın, bölücülüğün, terörizmin, hatta işbirlikçiliğin bayrağı yaptı!

 

Kim bilir, o bayrağın  tarihsel ve ideolojik olarak gerçek sahibi, işçilerin, emekçilerin, ezilen kitlelerin ,gerçek halk aydınlarının sahipsizliği bundandır. Bayrağı çalınmış bir  ülkenin,  toplumu, sınıfı ortada, biçare  kalır! Davası, inancı bayrak kimlerin elinde ise pazarlık konusu olur. Artık, o ‘piyasa malı’ dır.

 

Bugün HDP’nin ardındaki PKK, gerçekten  ideolojik olarak sol, sosyalist bir örgüt müdür? Yoksa yıllardır iddia edildiği gibi, oluşumu bile şaibeli, emperyal  güçlerin ve İsrail, İran gibi bölgesel ülkelerin istihbarat örgütlerinin Türkiye’ye karşı  ‘KOÇBAŞI’ olarak  kullandığı ASALA gibi taşeron bir örgütlenme midir? Bu kadar silah, askeri teçhizat, eğitim, barınma, beslenme, tedavi olanakları hangi kaynaklar tarafından, nasıl  karşılanabilmektedir? ’Biji Apo’dan ‘Biji Obama’ya evrilen ,NATO, AB ve Brüksel  kapılarında çare arayan PKK ve siyasi uzantısı HDP’nin Kürt halkı ya da Türkiye ile bir ilişiği var mıdır?

 

Bu yanıtsız sorular çoğaltılabilinir.


Kendisini sol yelpazede gören, sosyalist olarak tanımlayan, Kızıl  Bayrağı ve Yıldız’ı bayrak olarak kullanan PKK bölücü terör örgütünün, siyaset bilimi, sınıf mücadelesi tarihi, felsefe ve sosyolojik olarak gerçekte en büyük düşmanı, ilginç ve düşündürücüdür ama,  komünistlerdir!


Felsefi  ve ideolojik olarak komünistler, anarşizme, küçük burjuva radikalizmine, terörizme şiddetle  karşıdırlar. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkına saygı duyan komünistler, sınıf  ve halkların kardeşliğini ,birlikte mücadelesini, dayanışmasını öngörürken etnik temelde ayrımcılığa ve etnik teröre şiddetle karşı dururlar.

 

Türkiye’de nicedir ot ile saman birbirine karıştı, karıştırıldı.

 

 Sınıf ve sosyalist mücadele tarihinde, bugün ülkemizde yaşandığı gibi, kendisini sosyalist olarak tanımlayarak, elde kızıl bayrak, yol kesen, gelip geçen  tırları, otobüsleri, iş makinalarını, okulları, sağlık merkezlerini, ambulansları yakan ve kurşunlayan, şantiyeleri basan, silah zoruyla  esnafa kepenk kapattırıp, ailesi yanında  polisi-askeri kurşunlayanları, şiddeti ve ölümü kutsayanları SOSYALİST ve KOMÜNİST  sıfatlarıyla ilişkilendiremezsiniz.


Bu bir anlamda El Kaide ya da İŞİD -DEAŞ’ın  İslamla ilişkilendirilmesi ile aynıdır.


Şu söylenebilir:Ortada bir ‘ÜST AKIL’ var ve emperyal çıkarlarına, amaçlarına uygun olarak bu ‘ÜST AKIL’ yeri geliyor  solu ve sosyalizmi yeri geliyor İslam’ı  yeri geliyor liberalizmi, yeri geliyor milliyetçiliği tepe tepe kullanıyor. Bir anlamda ‘izmler’  ÜST AKLIN ya da KÜRESEL AKLIN payandası olarak kullanıyor. ’İzmler’ felsefi ve ideolojik olarak,kavramsal olarak içleri boşaltılıp, piçleştirilip, anlamsız kılınıyor.



O nedenle, tüm ülkelerde olduğu gibi, herkes ayağa düşürülmek istenilen 

Bayrağına sahip çıkmak, düştüğü yerden kaldırmak, bayrağını çalanlardan kurtarmak zorunda.

 

Çünkü, kapitalist-emperyalizmin ne aklına ne de ‘üst aklı’na  ülkelerin, halkların  ihtiyacı yok!


 

Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 486