SON DAKİKA

BALTOK BAN BAN'A SPONSOR OLDU         

Bugün: 24.09.2018

KİME VERECEKSİN..!?


24 Haziran seçimlerine günler kaldı ve seçime katılacak siyasi partiler, cumhurbaşkanı ve milletvekili adayları arasındaki karşılıklı söz düelloları,polemikleri bu hafta sonu gerçekleşecek seçimlerle bitecek.

24 Haziran da son sözü kim söyleyecek?

Seçmen yani yurttaş sandıkta söyleyecek ve sandıktan çıkacak sonuç, önümüzdeki beş yıl için ülkenin kaderini belirleyecek...

Bayramda nereye misafirliğe gitmişsek ve bayram  nedeniyle  kapımızı kim çalmış ise, ortak soru, “eee 24 Haziran da ne olacak?” idi...

Siz, seçimler nedeniyle siyasi partilerin bangır bangır araçlarını bağırtarak kent içinde dolaşmalarına, her cadde ve sokağın bayrak işgaline uğramasına, asılı pankartlara ve hiç ummadığınız yerde karşınıza çıkan kadınlı erkekli  broşür dağıtanlara bakmayın..!

Seçmen büyük ölçüde kararını çoktan vermiş ve cumhurbaşkanı adaylığında kime oy vereceğine, hangi partiye destek vereceğine çoktaaan karar vermiş durumda...

Yani ortada kararsız seçmen falan olduğuna inanmıyorum.

En nefret ettiğim soru, “kime vereceksin?” sorusu ve bu sorunun sorulmasından gerçekten  nefret ediyorum...
Tam seçimlerin arifesinde dünya kupası maçlarının başlaması can simidi gibi imdadımıza yetişti.Muhabbetlerin konusunu ve rengini değiştirebilme şansımız doğdu...Bir anlamda futbol maçları hayatımızı kurtardı ve toplum olarak maçlara kilitlendik.

Bijr de seçim sürecinde dikatinizi çekiyor mu bilemiyorum ama özellikle cumhurbaşkanı adayları ,siyasi parti temsilcileri ve mellitvekili adaylarının seçim çalışmaları ve yaptıkları açıklamara baktığınız zaman yapılan konuşmaların hızla siyasi düzeyinin  yani kalitesinin düştüğünü ve toplumda  tansiyonu arttırarak, gerilimi tırmandırdığına tanık oluyorum.

Karşılıklı argo sözcükler, suçlamalar, itham ve iddialar havada uçuşuyor.Yapılan bu konuşmaların topluma yansıması ve sonuçlarının ne olabileceği düşünülmüyor bile...Siyasetin demokratik düzeni adeta bombalanıyor ve param parça ediliyor.Akılcı ve rasyonel konuşabilmenin ortamı yok ediliyor.

Oysa ki toplumun kendi içerisinde şu veya bu nedenle ayrışması, toplumsal gerilim ve çatışma ortamının körüklenmesi, siyasetçilerin karşılıklı atışmalarının bir bıçak gibi keskinleşmesi, her sözcaüğün bir mermi gibi karşı tarafı delip geçmesi ve insanların birbirini tuttukları parti veya oy verecekleri aday nedeniyle “düşman” gibi görmesi,akıl ve sağ duyunun bir mum gibi erimesi/eritilmesi bugün ve gelecek açısından vahim sonuçlar yaratabilecek nitelikler taşıyor.

Toplumsal birlik ve dayanışma, paylaşma duyguları zedelenirken, birbiriyle davalı ve düşman kalabalıklar haline dönüşüyor, çeşitli provakasyonlara açık hale geliyoruz..

Ülkenin ve toplumun kaderi ile ilgili farklılıkları kendi içimizde bir zenginlik olarak göremediğimiz ve bütünlüğümüzü,birlik ve dirliğimizi yitirdiğimiz nokta da yüzümüzü birbirimize döndümüz ve birbirimizi hoyratça hırpalayarak,kendi içikizde ayrışmaya başladığımız da , işte o zaman gerçek anlamda işimiz bitti /bitiyor demektir.

Karşınızdaki kişinin AK Partili, CHP’li,MHP’li, İyi Partili veya her ne ise bir partiye ve adaya gönül vermiş olması, oyunu o partiden ya da kişiden yana kullanması dünyanın sonu değildir ve olmayacaktır..!

Demokrasinin gereği olarak sandığa da ve sandıktan çıkacak sonuca da saygılı olacaksınız. Demokrasi dışı gayri meşru iktidar yollarını zorlamayacak, farklı arayışlar ve tertipler,düzenler peşine düşmeyeceksiniz.

En önemlisi,emperyal bir ülkenin ya da emperyal bir güç ve çıkar ortaklığının köpeği ya da savunucusu olmayacaksınız.

Kendiniz  olacaksınız..!

Bu ülkenin, bu coğrafyanın, bu toprakların ve bu milletin insanı olacak,ülkenizin ve milletinizin yaşadığımız dünyada daha onurlu,daha bağımsız ve daha özgür, daha güçlü olması için birlik ve büatünlüğünüzü koruyarak,emin adımlarla,inançla  geleceğe yürüyebilmenin yolunu ve yöntemini arayacaksınız.

Kolay olmayan ve zor olan,belalı,çileli olan yol ve yöntem budur..!

Türkiye, ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik sorununu çözmeden, 1945’lerden başlayarak ABD ve NATO’ya bağlılık zıncirlerinden gerçek anlamda kurtulmadan ülke ve millet olarak geleceğe umutla uzanamayacak,siyasal ve sosyal gündemini yıllardır boğan suni sorunlar ve bıktırıcı sıkıntılardan kurtulamayacaktır...!

İşte asıl ve gerçek mesele bu..!
Emperyalizme ve emperyalist işgale karşı ilk ulusal kurtuluş mücadelesi vermiş ve emperyalizmi yenmiş ,kendi devletini kurmuş bir ülkenin çocukları yani  Cumhuriyet çocuklarının ylaklaşık 75 yıldır emperyalizme bağımlı olmanın, egemenliğini yitirmiş olmanın utancını  yaşıyor olmak hepimiz için yeteri kadar ağır değil mi?

Öyle ki;
-emperyalizm sözcüğünden,
-ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik kavramından,

“küreselleşme”,”globalizm”, “karşılıklı bağımlılık”, “liberalizm” gibi cicili bicili içi boş söylemlerle uğratıldığımız beyin felci ile on yıllardır her alanda dumura uğratılmış durumdayız.

Ulusal özgüvenimizi ve ulusal öz bilincimizi çaldılar. Uğradığımız idiolojik bombardıman ve algı operasyonları ile tarihimizden ve kültürümüzden, coğrafyamızdan bizleri kopardılar.

Öyle ki, bu topraklarda doğmuş ve doymuş,insanlar olarak bu topraklara ve halkımıza yabancılaşan, kendi ülkesini ve milletini aşağılayan,hakir gören,Batılılaşma ve modernizm adına, kanımızı ve iliğimizi emenlere öykünen insanlar ve bir toplum olduk.

Öyle ki, aptalca ayrıştırmaların  tarafı kılındık.

Şöyle ki;
-Alevi mi sünni misin..?
-Sağcı mı solcu musun?
-Cumhuriyetçi mi şeriatçı mısın?
-Laik mi anti-laik misin?
-Kürt mü Türk müsün..?

denirken,bu siyasaya yeni bir halka eklendi:

-Erdoğancı mısın, İnceci  ya da bilmem neci misin?

Yerseniz..!

“Yerli” ve “milli” olmak kavramları bile bir kişi ve bir parti ile özdeşleştirildi.Bu kavramlardan bir şekilde söz eden Erdoğancı olarak kategorize edilmeye çalışıldı.

Oysa ki, her iki sözcük de Erdoğan ya da partisi için, ateşten bir gömlektir..!

Aptallığın ve salaklığın sınırı füluğlaştı...

Evet,sonuç olarak 24 Haziran seçimleri öncesi yapılacak her muhabbetin düğümlendiği nokta ne yazık ki şu oluyor:

-”eee sonuç da kime vereceksin?”

Esen kalın..


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 88