Bugün: 26.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Kılıçdaroğlu ve Marmaray.!

Kılıçdaroğlu ve Marmaray.!


Cumhuriyetimizin 90.kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. 
Türkiye, çoluk çocuk, genç yaşlı, kadını erkeğiyle cıvıl cıvıl...

CIVIL CIVIL BİR
 29 EKİM..!

Ben, bu yaşıma kadar Cumhuriyet’in ülke genelinde böylesine halkın geniş katılımıyla ve coşku içersinde kutlandığına tanık olmadım.
Belleğimi yokluyorum  ve geçmişde yaşanan kutlamaların “gri” olduğunu anımsıyorum.
Artık, “grilik” bitti ve Cumhuriyet bir anlamda ülke genelinde huşu içinde kutlanıyor.
Bir çok kez yazdığımı ve bir çok değişik ortamda dillendirdiğimi anımsıyorum. 
Bu milletin Ulusal Bağımsızlık Mücadelesiyle, önderi Mustafa Kemal’le ve Cumhuriyetle dün de bir derdi yoktu, bugünde yok, yarın da olmayacak!

TÜRKİYE, “GRİ” 
OLANLA HESAPLAŞIYOR!

Türkiye, bugün “gri” olanla hesaplaşıyor.
Bu hesaplaşma, bugünün ya da bir siyasal parti olan AK Parti’nin veya  AKP iktidarının örüp, şekillendirdiği bir hesaplaşma  değil.
“Gri”olanla hesaplaşma, 90 yıldır vardı ve içten içe zaten bu hesaplaşma yaşanıyordu.
Peki, hesaplaşmanın eksenin de ve temelinde Cumhuriyet ya da Mustafa Kemal mi  vardı?
Kuşkusuz, derdi bu olanlar da  vardı ama genel olarak yaşanan hesaplaşma  bunun çok ama çok ötesindeydi.
Örneğin, Cumhuriyet Devleti’nin kuruluşu, ulusal bağımsızlığın savaşarak elde edilmesi yanı sıra  devrimci anlamda ulus devletin kuruluşunu da içerir.
Şaka falan değil..!
600 küsur yıllık, üç kıtada hükümranlık yürütmüş ve bir cihan imparatorluğu olmuş Osmanlı’nın çözülüşü ve yıkılışından söz ediyoruz.
90 yıllık Cumhuriyet tarihimizde, bu tarihsel ve toplumsal kırılmanın kolaylıkla anlaşılabilir olması bile çok ama çok güç.
Ayrıca bu kırılmayı Osmanlı’yla da sınırlı görmemek gerekiyor. Osmanlı’nın ardında koca bir  Selçuklu ve öncesi var. Bu yönüyle  yaklaşık 1000 yıllık bir tarihsel ve toplumsal süreçten söz ediyoruz.
Yaklaşık 1000 yıllık tarihsel ve toplumsal yaşanmışlık karşısında 90 yıllık Cumhuriyet Devleti tarihini kıyaslayabilmek bile kendi içinde kolay değil.

ESKİ İLE YENİ 
ARASINDAKİ MÜCADELE

Dünyada hiçbir ülke kendi tarihini yazarken “eski” ile “yeni” arasında keskin jirajlar, uçurumlar, uzlaşmaz çelişkiler yaratmaz!
Çünkü, biraz tarih ve sosyal bilimleri bilen bir insan, “yeni”nin “zaten “eskinin bağrında” gelişip, sarpildiğini bilir. Daha da ötesi, her “yeni” olan, var olduğu, egemen olduğu koşullarda “kendi alternatifini” ve “kendi yenisiniyaratır”...

KEMAL’İN 15 YILLIK
CUMHURİYETİ 
VE 73 YIL!

Bugüne kadar çok yazdım.
Örneğin, Cumhuriyet tarihimizde, yaşanan tarihsel süreç şöyle kategorize edilebilinir: 
1.si, 19 Mayıs’tan 23 Nisan 1920’ye TBMM’nin açılışına kadar ki süreç...
2.si, 1920 Nisan’ından 29 Ekim 1923’e kadar ki süreç...
3.sü,1923’den Mustafa Kemal’in hastalık ve vefatına kadar olan yani 1938’e kadar ki süreç...
4.sü, 1938’den 1946’ya ve 1950’ye kadar ki süreç...
Sonrası dönemler ayrıca kategorize edilip,değerlendirilebilinir.
Cumhuriyet tarihimizin “grileşmesi” Mustafa Kemal’in hastalığı ile birlikte yatağa düşmesi ve vefatıyla başlamış bir süreçtir.
Bir anlamda, 19 Mayıs 1919’la başlayan devrimci ve  ulusal bağımsızlıkçı  süreç Mustafa Kemal’in vefatıyla  devrimci ve ulusal bağımsızlıkçı karakterini hızla tükütmeye başlamış,devrim adeta kendisine yabancılaştırılmıştır.
Neden mi söz ediyoruz?
14-15 yıllık dar bir tarihsel ve toplumsal devrimci süreçten söz ediyoruz...!

TARİHİ YAZMAK!!!

Mustafa Kemal’in en büyük kaygı ve endişelerinden birisi, yaşananların tarihçiler tarafından tarihe not edilmesi, yazılmasıydı.
Bu tarihi yazacak olanlar, yaşananlara SADIK kalmak ve NAMUSLA DAVRANMAK zorundalar derken, hiç haksız değildi.
19 Mayıs 1919’dan 29 Ekim 1923’e yaklaşık 5 yıllık bir zaman içinde Cumhuriyet Devleti kuruldu...
Ulusal Bağımsızlık Savaşını veren ve Cumhuriyet Devleti’ni kuran Mustafa Kemal ise 29 Ekim 1923’ten 10 Kasım 1938’e, 15 yıl  aramızdaydı.
Topu topu 20 yıllık bir zaman diliminden söz ediyoruz...
Kanın,ateşin, ihanetin ve zaferlerin galebe çaldığı 20 yıl..!
Öye bir 20 yıl ki, bir anlamda 1000 yıla bedel..!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde bu 20 yıl üzerine bugüne kadar çok şey yazılıp çizildi ve eminim ki, daha çık şey yazılıp çizilecek.
Eğer, 19 Mayıs’la başlayan tarihsel ve toplumsal süreçte Milli Mücadele’nin önderi ve yol  arkadaşlarının karşıtları kimlerdi, yol ayrımları var mıydı diye yazmaya kalksak, bu sütunlar bize dar gelir.
Örneğin;
- Komünistler, sosyal demokratlar, libareller, monarhşistler, otokratlar, Osmanlıcılar,şeriatçılar, etnik alrılıkçılar gibi bir çok siyasal ve dinsel akımı sıralayabiliriz.
Bu akımların ya da grupların kimisi doğrudan  Milli Mücadeleye ve Mustafa Kemal’e karşı idi kimisi kerhen destek veriyordu...
Ve ilginçtir, Milli Mücadele ve Cumhuriyet Devleti’nin kuruluş ve inşa sürecine karşı duranların bir çoğu genellikle mandacı ve muhipti.

Bunlar önemli mi?
Evet,çok önemli..!

KAMELİSTLER,
 73 YIL YETİMLER!

Çünkü, bugün Milli Mücadele ve Cumhuriyet Devleti üzerine son yıllarda hızla güncelleştirilmeye çalışılan siyasal ve toplumsal bir ayrıştırma ve ayrışma  süreci yaşanıyor.
Şunu anlayabilirim: Kemalistlerin,  73 yıllık diriliğini hiç kaybetmemiş bir  mücadeleleleri var; Devlet ile iktidarı yeniden ele geçirinceye kadar bu mücadele hiç bitmeyecek!
İşte,bunu anlarım ve saygı da duyarım..
Dünyada bunun sayısız örnekleri var: Peronistler, Zapatistalar, Sandinistler gibi, Chavezciler gibi...
Peki, Türkiye’de Kemalistlerin bu mücadeyi siyasal alanda yürütebilecekleri bir siyasal partileri  var mı!?
Hayır, yok!
Ata’nın kurduğu CHP mi!?
Kemalistler , o günlerden bu günlere köprünün altından çok sular aktığını ve partilerinin Ata’ya da kendilerine de çok değiştirilip,yabancılaştırıldığını iyi biliyorlar.

KEMALİZM VE 
CUMHURİYETÇİLİK!

Ayrıca, sorgulanması ve tartışılması gereken siyasal bir paradoks daha var.
O da, Kemalistler ile Cumhuriyetçilik ilişkisi...
Her Cumhuriyetçi, Kemalist olmak zorunda değil...Ancak, her Kemalist, Cumhuriyetçi olmak zorunda...
Bu ilişkinin bir türlü siyasal,  ideolojik ve kültürel  olarak çözümlenememesi, Kemalistlerin, kemalist olmayanlar ya da şu veya bu şekilde Kemalizmden etkilenmiş olanlarla Cumhuriyetçilik şemsiyesi altında bütünleşmelerine toplaşmalarına hizmet etse de,ayrışma tohumlarını içinde barındırıyor.
Keza, Cumhuriyetçilik şemsiyesinin genişliği  ve bir anlamda toplumun bütününü sarıp sarmalaması belli bir ideolojik eksenin gözetilmesini de olanaksız kılıyor.
Örneğin, ideolojik vesiyasal açıdan bir MHP’li de, bir AK Partili de, bir komünist ya da bir liberal de Cumhuriyetçilik eksenin de, doğal olarak, buluşabilir ve kendisini böyle ifade edebilir.
Bu, Cumhuriyet konusunda, 20’li 30’lu,40’lı yıllardaki  siyasal, ideolojik, felsefi, kültürel katı ayrışmaların günümüzde hızla kendisini tükettiğini ve anlamsızlaştığını gösterirken; bir dönemin katı ve keskin toplumsal ayrışmaları zamanını tamamlıyor.

CUMHURİYET, GÖK 
KUŞAĞININ ADIDIR!

Örneğin, 2013 29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında Meclis’deki 3 partinin kutlamalara yaklaşım tarzı,bize bu somut gerçeği veriyor.
AK Parti, CHP ve MHP Cumhuriyete sahiplenme ve kutlama noktasında  ARTIK  farklı düşünmediğini belirtirken; kutlamaların tarzı konusundaki farklılıklar öne çıkıyor.
CHP, resmi kutlamaların dışında alternatif kutlamalarla kendisine bir varlık ve oy alanı yaratmaya çalışırken; MHP, Cumhuriyet kutlamaları eksenli bir ayrışmanın kimseye yarar sağlamayacağına dikkat çekiyor. AK Parti ise, kutlamalar eksenli ayrışmaya ve kutuplaşmaya, siyasal hesaplaşmaya Devlet gücünü kullanarak izin vermemeye çalışıyor.
Ben, zaman içersinde, bu tür abuklukların da biteceğine inanıyorum.
Ancak, tüm bu Cumhuriyet eksenli tartışma ve ayrışma çabalarının Cumhuriyete sahiplenme ve kutlama bazındaki yıllanmış “gri” tonun parçalanmasına ve farklı renklerin öne çıkmasına hizmet ettiğine inanıyorum.
Cumhuriyete bu toplumsal sahiplenme, siyasal  ve toplumsal yaşamımızda DARBECİLİK anlayışının ve DARBECİ GÜÇ ODAKLARININ tasfiye ve ayıklanma sürecinin daha da hızlanmasını beraberinde getirecek; ORDUNUN DEVLET ve İKTİDARLAR,TOPLUM ÜZERİNDEKİ YILLANMIŞ VESAYETİNE SON  VERMESİNİ KOLAYLAŞTIRACAKTIR.

CUMHURİYET; MARMARAY VE DİKİZ OLAYI!

2013 29 Ekim kutlamalarını bu yıl anlamlı kılan bir diğer ‘şey’ ise MARMARAY Projesi’nin tamamlanması ve hizmete alınmasıdır.
153 yıllık bir rüyanın gerçekleştirilmesi anlamını taşıyan bu yatırımın Türkiye için ne anlam ifade ettiğini; Avrupa-Türkiye-Çin- Tokyo MODERN İPEK YOLU PROJESİ’nin  nasıl adım adım bir düş olmaktan da çıkartıldığını, Türkiye’nin gücünü iyi sorgulamamız, anlamamız gerekiyor.
Bu, 29 Ekim’in MARMARAY kadar önemli bir diğer siyasal olayı ise ana muhalefet partisi ve Ata’nın kurup, geliştirilmesine emek verdiği CHP’nin  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP Lideri ve Başbakan Erdoğan ile ilgili, “KADINLARI DİKİZLEME” konuşmasıdır.
Bu konuşma, 29 Ekim’in İNCİSİ’dir..!

Esen kalın...

















Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 873