Bugün: 26.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • KILIÇDAROĞLU, 15 TEMMUZ GECESİ NEREDEYDİN?

KILIÇDAROĞLU, 15 TEMMUZ GECESİ NEREDEYDİN?


Askeri darbelere karşı iktidarların ve siyasi parti liderlerinin demokrasi ve özgürlükler lehine tavır alabilmeleri ve siyasi bir duruş sergilemeleri önemlidir.


Cumhuriyet tarihinde  demokrasimizin en büyük handikapı  iktidarda olan siyasi partilerin ve muhalefet partilerinin askeri darbe olasılığının güçlü olduğu günlerde ve darbenin olacağı bilinmesine karşın demokrasi lehine harekete geçerek, darbecileri durdurma ve darbe oyunlarını bozma yönünde harekete geçmemeleri ve darbenin başladığı ilk anlardan başlayarak darbecilerin isteklerini kabullenip, bir anlamda tıpış tıpış derdest edilip, iktidardan çekilmeleridir.


Demirel’in “Şapkamı alır, giderim” sözleri  bir anlamda  askeri darbeler konusunda siyasi liderlerimizin biçareliğinin dışa vurumuna en güzel örnektir. Kimisi şapkasını kimisi kedisini alarak darbecilerin gözetimi altında  aylarca suların durulmasını beklemiştir.


27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat askeri darbeleri  öncesi ve sonrasıyla ülkemizde demokrasi ve özgürlükler adına egemen olan hava, ne yazık ki,  budur! O nedenle, demokrasiye ve özgürlüklere ihanet sadece darbecilerle ilişkili olarak ele alınmamalı, aynı şekilde cumhuriyet tarihimiz boyunca her askeri yeltenişi olağan bir şeymiş gibi kabullenmiş, sineye çekmiş  iktidarlar ve siyasi partiler ve liderleri de  bu anti-demokratik vakanın  ayrılmaz bir parçası olmuştur.


Bu tarihsel ve toplumsal utancımızın kırıldığı nokta, 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimine karşı  başta cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yıldırım başbakanlığında siyasal iktidarın ve AK Parti’nin   sergilediği siyasal duruş ve milleti de seferber ederek, darbe ve işgal oyununu bozması, yeltenişin bastırılmasında kilit rol oynamasıdır!


KILIÇDAROĞLU’NA ÜSTÜNE ÇIKACAK TANK ARANIYOR!!!


Okurlarımız, 2010 yılında gerçekleşen referandum sürecinde ‘Yeni  CHP’nin lideri K.Kılıçdaroğlu’nun ‘hayır’ kampanyası yürütürken Kral FM programında "Şu anda ben söylüyorum. Kim darbe girişiminde bulunacaksa o tankın önüne ilk ben çıkarım." sözlerini anımsıyorlar mı?


Yazılarımızda hep vurguluyoruz ya, söz  başka icraat başkadır, diye..


Aynı Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimi karşısında acep ne yaptı? Üzerine çıkacak tankı arayıp da, bulamadı mı? Oysa ki, darbeci ve işgalcilerin Atatürk Havaalanını kuşattığı dakikalarda Kılıçdaroğlu, Ankara’dan Bakan Hayati Yazıcıoğlu ile aynı uçakla 21.50’de İstanbul’a  Atatürk Havaalanına 22,45’te gelmişti. Uçak piste inerken darbeden haberdar olan Kılıçdaroğlu, Yazıcıoğlu’nun  ifadesiyle bir anda ortadan yok oluyor.


O İZLERKEN YORULMUŞ YA MİLLET..!?


Hava limanında Kılıçdaroğlu’nu karşılamak için hazır bekleyen Yeni CHP’nin Bakırköy belediye başkanı  Bülent Kerimoğlu, o anları özetle şöyle anlatıyor:

“Ben de karşılamak üzere havalimanına gittim. Ancak Tanklar vardı geçişimize izin vermediler. Araçtan indim, durumu izah ettim, Kılıçdaroğlu’nun geleceğini söyledim ve yürüyerek VIP bölümüne gittim.(..) Yaklaşık 20-25 kadar partili vardık. Kılıçdaroğlu uçak iner inmez bilgilendirilmişti. VIP bölümüne geldiğinde de durumu daha net öğrendi.(…) Ankara’ya uçak bakılıyordu. Ancak uçakların kalkmadığını öğrenince evimize davet ettik. 23.30’de Yeşilyurt’taki eve ulaştık. Kılıçdaroğlu’nun eve gelir gelmez ilk yaptığı basın danışmanı ile birlikte bir basın açıklaması yazmak oldu. Açıklamayı 23.35’te medya kuruluşlarına geçmeye başladık. Gece 01.00’de Meclis Başkanı aradı. Kılıçdaroğlu çok sayıda milletvekili ile görüştü. Her konuşmasında demokrasiye bağlılığını iletti. Bu arada sürekli gözlerimiz televizyondaydı. Meclis’in vurulduğunu öğrendiğinde çok üzüldü. Hiç uyumadı. 07.45’te Meclis Başkanı tekrar aradı. Meclis’e, genel kurula davet etti. Koruma müdürünü aradı. Hala uçakların kalkmadığını öğrendi. Köprüler de daha açılmamıştı.(…) Bunun üzerine Bakırköy’den bir tekne ayarladık. Tekneyle birlikte Pendik Marina’ya kadar geçti. Sabah 10.30’de evden çıktı. 12 gibi de Pendik’te oldu. Daha sonra karayoluyla Meclis’e gitti.”


Kalkışma saatlerinde bir TV kanalına bağlanan Kılıçdaroğlu, "Bu ülke darbelerden çekti mi? Çekti. Öyleyse neden darbe? neden darbe girişimi?" diye sorarken, sokağa çıkma çağrısı yapıp yapmayacağı sorulunca da "Elbette yani yurttaşlar darbelere karşı çıkacaklarsa, demokrasiyi savunacaklarsa çıkmalılar" yorumunda bulunurken, iktidar ve millet sokaklarda canı ve kanı pahasına darbecilere karşı  direniş içerisinde idi.


Peki, kendi ifadesi ile aynı dakikalarda ne mi  yapıyordu: "Ben şu an İstanbul`dayım. 22.00 uçağıyla İstanbul`a geldim. Şimdi dikkatle izliyoruz ve arkadaşlar bilgilendiriyorlar."


EVLERİNDE,PERDE ARKASINDAN DARBE İZLEMEK..!!!


Kılıçdaroğlu,16 Temmuz öğle saatlerine kadar  Bakırköy belediye başkanının evinde TV karşısında yaşananları izleyip, telefonla sürekli gelişmeler konusunda bilgilendirilirken, örneğin sosyal medya üzerinden  Balıkesir CHP milletvekilleri Mehmet Tüm ile Namık Havutça yanı sıra  partilileri, yaşananların Erdoğan ve AK Partinin senaryosu ve tiyatro olduğunu, böyle darbe olamayacağını, darbeci askerlere şiddet uygulandığı paylaşımlarında bulunurken, Erdek belediye başkanı Hüseyin Sarı, darbecilerin TRT’yi ele geçirmelerini huşu içerisinde yandaşlarına duyuruyor, meydanlara dökülmüş Bandırma’lılar acaba parti açılıp, parti binasının ışıkları yanacak mı diye boşuna  papatya falı açıyordu!


Yavuz hırsız ev sahibini evinden kovarmış denir ya, aynı Kılıçdaroğlu aylar sonra cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik göndermede bulunup, şöyle diyordu:

"Beyefendi Marmaris’teyken meclis topa tutuluyordu. Top atışları kurşun yağmurları arasında TBMM sabaha kadar çalıştı."


Kılıçdaroğlu’nun kendisine yönelik bu sözleri üzerine ise Erdoğan, "Benim nerede olduğumu herkes biliyor da peki sen neredeydin?" sorusunu yöneltiyor ama doğal olarak hiç bir yanıt alamıyordu…


DARBEZEDELER VE ‘YENİ CHP’..!


‘Yeni CHP’ içinde kümelenmiş ve parti içerisinde çeşitli sorumluluklar üstlenmiş, 12 Mart ve 12 Eylül askeri faşist darbelerinin  gadrine uğramış, mağdur kılınmış  bir çok orta yaş üzeri  çok  insanımız var. Bunların çocukları, aileleri ve yakınları var. Bu ülkeye her darbe dönemi öncesi ve sonrasında  yaşatılan utançtan, teslimiyetten, köle ruhundan bıkmış ve usanmış bu insanlarımız, ilk kez 15 Temmuz da, devlet ve siyaset temsilcilerinin  ‘direnin ve teslim olmayın’ çağrılarına kulak veren yüz binlerin, milyonların kadın erkek, genç yaşlı  insanımızın darbecilere karşı direnişine tanık oldu ve canları kanları pahasına bu mücadeleyi ve hesaplaşmayı millet kazandı!


Elde edilen başarı öylesine tarihsel ve toplumsal önemde ki, o gün bugündür darbe gecesi iktidarın ve milletin direnişi karşısında ne yapacaklarını bilemeyen şaşkınlar, ne yapacaklarını ve söyleyeceklerini bilemez halde  FETÖ’cü darbecileri kutsama, mağdur olarak gösterebilmek için  hemen her yolu  kullanmaktalar. Soyut, içi boşaltılmış bir demokrasi ve özgürlük adına değil, gerçek anlamda demokrasi ve özgürlük adına, ulusal bağımsızlık ve egemenlimizi  elde edebilmek için yüzleşme ve hesaplaşma adım adım 16 Nisan referandumuna taşınıyor ise, HAYDİ SANDIĞA..!


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 53