Bugün: 20.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • KAMU MÜLK VE MALLARININ SATIŞI!?

KAMU MÜLK VE MALLARININ SATIŞI!?


Türkiye’nin siyasal, ekonomik  ve toplumsal yaşamında ‘satmak’ hele hele kamuya yani halka ait alanların, fabrikaların, binaların, vs.,  satışı hep olay olmuştur.

 

‘VER KURTUL, SAT KURTUL’ ANLAYIŞI..!

 

Bunun kuşkusuz en önemli nedenlerinden birisi, almanın, yapmanın, üretmenin, sahip olabilmenin kendisi için ne anlam ifade ettiğini bilen halkın, siyaset ya da ekonomik gerekçelerle ‘verelim gitsin’, ‘satıp kurtulalım’ anlayışına duyduğu  rahatsızlıkta, tepki de aranmalıdır.

 Keza, özellikle Anadolu insanında ‘vatan’, ‘vatan toprağı’, ‘vatana dair’ ne var ise  bir anlamda kutsaldır. Üzerinde pazarlık yapılamaz, satılamaz! O nedenle de kapitalizmin  gelişimine koşut olarak  özelleştirmeci anlayışı savunun siyasal iktidarlar ile partilerin halkla derdi çoktur. Bir anlamda ‘özelleştirme’, ’liberalizm’, ‘serbest piyasa ekonomisi’ adı altında satılığa çıkartılan, özelleştirilen ne var ise, adeta milletin canından can alınıyor, bir parçası sökülüp alınıyormuşçasına görülür, kabul edilir.

 

TÜRKİYE,KAPİTALİST BİR ÜLKEDİR..!

 

Siyaset biliminde en katı anlamda özelleştirme politikalarına ve   kamuya ait  kaynakların, malların, mülklerin satışına  karşı çıkanlar dünyanın her yerinde sosyalistler. Tam tersi, vazgeçtik kamuya  ait şu veya bunun özelleştirme adı altında satılmasından, bu anlayış sahipleri tüm ekonomik kaynakların kamulaştırılmasını, kamu elinde toplaşmasını savunurlar.

 

Cumhuriyet Türkiyesi, kurucu anlayış ve tercih ettiği ekonomik-politikaları ile kapitalizmi tercih etmiş bir ülkedir yani Türkiye, kapitalist bir ülkedir. Halkın kandırılmasına, mevcudun ve egemen olanın cilalanmasına ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Meclis de grubu bulunun Ak Parti, CHP, MHP,HDP gibi siyasi partiler kapitalizme bakış açılarında kendi içlerinde belli farklılıklar ,çelişmeler içersinde olsalar da,  kapitalizm karşıtı ekonomik-politik anlayışa sahip  değillerdir. Siyaset ve sosyoloji bilimini, ekonomik-politikayı bilen insanlar bu bilimsel ve toplumsal gerçeği de iyi bilirler.

 

OYUN İÇİNDE OYUN..!

 

Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk yıllarından bugüne  siyasal iktidarların,  mevcut siyasal partilerin genel ekonomik- politikalarında öne çıkan-baskın olan, ülke kapitalizminin dışa bağımlık ilişkisininin niteliğinde daha çok öne çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda Türkiye kapitalizmi, sanayinin, özellikle savunma sanayinin, alt yapının, ulaşımın ve iletişimin  yetkinleştirilmesi ve ticaretin, finans sisteminin, tarımın, hayvancılığın gözetilmesi için harcanan çabalarla gelenekselleşmiş işbirlikçi-statükocu kapitalist  yapıyla ekonomik-politik ve toplumsal alan, egemenlik ve iktidar mücadelesine sahne olmaktadır.

 

ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARI VE TÜRKİYE..!

 

Konuyu somutlaştırıp, daha anlaşılır kılalım. Türkiye’de özelleştirme, kamu kaynaklarının, mülklerinin elden çıkartılması ekonomik politikalarında milad genelde 24 Ocak kararları ile 1980’ler olarak görülür. Bu işin perde arkasındaki güç odağı ve belirleyeni ise , emperyalizm ,Dünya Bankası ile IMF’dir.Siyasal iktidarlar eliyle gelişmekte olan ülkeler ve geri kalmış ülkeler nezdinde kamu adına ne varsa, liberalizm, serbest piyasa ekonomisi, vb., isimler, tanımlamalar adı altında özelleştirilir.

Türkiye, bunu fazlasıyla yaşadı… bu ekonomik-politikalar, zaman içersinde merkezi  olmaktan çıkartılarak planlı ve sistemli olarak yerele, yerel yönetimlere taşınarak, genel olarak demokrasinin yerelleşmesi, ademi merkeziyetçiliğin güçlendirilmesi, yerel dinamiklerin harekete geçirilmesi gibi siyasal cilalamalarla ülkelerin en ücra noktalarına taşındı.

 

BANDIRMA BELEDİYESİ’NDE ÖZELLEŞTİRME SÜRECİ VE BAŞKAN ERGİN DÖNEMİ..!

 

Anımsayın!

Bandırma’da toplu ulaşımın özelleştirilmesinde 90’lı yıllarda Bandırma Belediyesi eski Başkanı Durgut Ergin’in özel bir konumu vardır. Önce, toplu ulaşımda yerel yönetimin zarar ettiği yönünde gerçek dışı beyanlarda bulunarak özelleştirme için kamuoyu olgunlaştırılmaya çalışıldı ve Ergin döneminden başlanarak kentimiz toplu ulaşımı adım adım özelleştirildi. Eski Başkan Sedat Pekel döneminde yapılmış-açılmış belediye kreşi elden çıkartılırken, toplu ulaşımda yaşandığı gibi mazeretler üretilip temizlik işlerinin özelleştirilmesinin önü açıldı.

 

BANDIRMA BELEDİYESİNDE ÖZELLEŞTİRİLMEYEN BİR TEK BAŞKANLIK KOLTUĞU KALDI!

 

Aynı yıllarda kentin  en önemli sorunu haline dönüştürülen(!?) içme suyu konusunda turistik arayışlar içersine girenler, devleti, DSİ’yi bypass ederek bir anda Hazine garantörlüğünde gerçekleştirdikleri ihaleyle özel bir firmaya  konu havale edildi. Proje ,kuşa çevrilerek devlet, Bandırma Belediyesi ve Bandırmalılar  milyonlarca dolarlık yükün altına, borca  sokuldu! Sonuç da Bandırma’lı Balıkesir ve ülkenin en pahalı suyunu tüketir oldu!

 

BANDIRMA,MALİYETİ BÜYÜK TÜM PROJELERDE PARANIN BÜYÜKLÜĞÜ KARŞISINDA HEP SINIFTA KALDI!

 

Cumhuriyet döneminde yerel yönetimin  mali portresi  en büyük projesinde bu yolsuzluk ve suiistimal vakalarını yaşayan Bandırma, aynı şekilde 2004 yılında Mehmet Cemal Öztaylan/Recep Eraydın yönetimleri döneminde mülkü belediyeye ait eski otogarın KİPA’ya verilmesi karşılığı  devasa bir projeye imza attı.

Bu projeye göre; KİPA, eski otogar karşılığında yeni belediye sarayı, hemen karşısında iş merkezi(ofisler, iş yerleri), ve çok amaçlı kültür merkezi, yeni otogar, galericiler sitesi, tır parkı yapacak, belediyenin kasasından kuruş çıkmadığı gibi tüm yapılan işlerden belediye  paydaş olarak gelir elde edecek ve belli bir zaman sonra tüm yapılanlar belediye uhdesine geçecek!

 

O zamanlar, açık yüreklilikle ifade etmek gerekir ise, tam olarak olayı anlayamadık ve itiraz ettik, eleştirdik. 1.ihale iptal edildi.1.si olmadı ve 3.sünde Ayhanlar bir konsorsiyumla ihaleyi kazanarak, çalışmalara başladı ama  AK Parti, 2009 yerel seçimlerini kaybetti. İşi takip edip, yatırımı  hizmete sokmak CHP ve Sedat Pekel’e nasip oldu.

 

DÜN,’SATMAYIZ-SATTIRMAYIZ’ DİYEN CHP VE MİRZA  BUGÜN EMLAKÇI OLDU!

 

Anımsayın..!

2004 ve 2009 yılları arasında Öztaylan/Eraydın yönetimleri döneminde  hemen hemen tüm kararlara, projelere, yatırımlara şiddetle muhalefet eden, yürütmenin durdurulması talepleriyle Adliye’ye koşan, basına Ak Parti aleyhine zehir zemberek açıklamalarda  bulunanlar, ’SATMAYACAĞIZ-SATTIRMAYACAĞIZ’ hatta ‘MÜMKÜNSE GERİ ALACAĞIZ’ diyerek 2009 Mart yerel seçimlerine girdi ve kazandı.

 

PEKEL VE MİRZA FARKI..!

 

Eğri oturup doğru konuşmak, yazmak gerekiyor ki, Sedat Pekel, 2009 yerel seçimleri öncesi ve seçimleri kazandıktan sonraki hizmet döneminde bu bağırtı ve çağırtılara fazla itibar etmedi. Belediye başkanlığı yaptığı önceki dönemlerde de olduğu gibi 2009-2014 yılları arasındaki hizmet döneminde belediye mülklerinin satışı, özelleştirme adına hiçbir şey yapmadı. Ancak, geçmiş yıllarda özelleştirilmiş hiçbir hizmeti de,  CHP tarafından söz verilmiş olmasına karşın, uhdesine alamadı. Belki, şu denebilir: En azından mevcudu korudu!

 

BU YÖNETİM, YA PARA SAYMASINI YA DA PARANIN NE OLDUĞUNU BİLMİYOR!

 

Aynı Pekel, 2014 yılı Mart yerel seçimleri arifesinde kentin en büyük sorunlarından biri haline gelen kapalı Pazar yeri konusundaki çalışmalarını kolaylayıp, gelecek iktidara projesini yatırıma çevirebilmek için yanlış anımsamıyorsam 12-13 milyon(trilyon lira) para bıraktı. Seçimleri yine CHP ve Dursun Mirza kazandı. Aylar geçti, Pekel’in bıraktığı para kuşa döndü. Yetmedi, Meclis’den yetki istenip,  8,5 milyon lira kredi çekildi. Pekel, yeni kapalı Pazar yeri için yaklaşık 10-15 milyon TL.lik bir yatırım öngörürken, Mirza, projeyi, yapılan ihaleyle 20 milyon TL.nin üstüne çıkardı. Ki, Pekel’in kafasında yapılacak yeni kapalı Pazar yerinin dışında iki-üç semt pazarının yapılması da vardı. Hepsi kuş oldu, uçtu, gitti.

 

KUŞ OLUP,UÇAN ‘HALKÇI’,’SOSYAL DEMOKRAT’ VAATLER,SÖZLER!

 

Abartılı politik ihtirasın, makam-mevki hırsının sınırı yoktur! Pekel, yeni kapalı pazar yerinin temel atma törenine bile davet edilmedi…Bugün Bandırma, 20 milyon liranın üzerine çıkmış yeni kapalı pazar yeri projesi ve inşaatıyla, Türkiye’de  rekor kıracak! Vazgeçtik Türkiye’den…Bandırmalı müteahhitlere, inşaat mühendislerine, mimarlara, bu tip inşaatları yapanlara bir sorun bakalım,20  küser trilyona kapalı Pazar yeri yaptırıyoruz, diye.. Bakın, gülmekten kendilerini alıp, size ne  diyecekler!?

Görmemişin oğlu olmuş, tutmuş 20 küsur trilyona kapalı Pazar yerini kopartmış!!!

 

DERDİMİZ-DAVAMIZ  KİŞİLER YA DA ŞU BU PARTİ  DEĞİL, YÖNETİM ANLAYIŞIDIR!

 

Evet,  ne bu yazının sonu ne de bu SATMA alışkanlığının sınırı var. Bu muhabbet kuşkusuz burada bitmeyecek ama artık nokta koymak zamanı…

Para, kapitalizmin en büyük değer ölçütü, ölçüsüdür. Ancak, paranın da bir kültürü ve ahlakı  var. Bunu daha önceleri de yazdım. Paraya sahip olmak, kullanmak, parayı başlı başına bir değer haline dönüştürebilmek, eskilerin deyimiyle hesabı-kitabı bilmek gerekiyor. Kuşkusuz bu da bir bilim, ilim ve görgü sorunu. Onun için seçmenin, vatandaşın merkezi  iktidar temsilcilerini, yerel yönetim temsilcilerini seçerken seçici olması ,ince eleyip sık dokuması gerekiyor.

Çünkü, söz konusu olan kamunun parasıdır, malıdır, mülküdür…

Evet, bu yazımız devam edecek. Şimdilik esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 527