Bugün: 29.06.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • İNGİLİZ SİYASETİ VE TÜRKİYE..!

İNGİLİZ SİYASETİ VE TÜRKİYE..!


Geçtiğimiz   günlerde 12 Eylül askeri diktatörlüğünün hışmına ve gadrine uğramış  bir arkadaşla 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasıyla ilgili  söyleşme  imkanı bulduk ve kendisine 15 Temmuz akşamı ne yaptığını sordum.


Özetle şöyle dedi:

“Ankara’da bir eğlence merkezindeydim. Önce alçak irtifadan uçan savaş uçaklarının sesi ve hareketlikleri ortamdaki herkesin dikkatimi çekti. Önemsemedik, önemsemedim…Eğlenceye devam ettik. Bir süre sonra dışardan silah ve bomba sesleri gelmeye başlayınca, yaşananın bir askeri darbe olduğunu anladım. Mekan bir anda telaşla boşaldı. Ben, ne mi yaptım? Arkadaşlarımla eğlenmeye devam ettik. İleri bir saatte de eve gidip, ne oluyor diye biraz televizyondan haberleri izleyip, vurup kafayı yattım. Darbeyi hiç önemsemedim. Zaten böyle komik bir darbe de olmaz. Gecenin 20.00-21.00’nde darbe yapılmaz. Sonra darbe yapıyorsan Boğaz Köprüsü’nü neden kapatıyorsun ki? Köprü kapatmakla askeri darbe mi yapılır? Darbe mağduru olarak  kaygıya kapılmadım mı? Hayır, kapılmadım. Çünkü, darbeyi yapanlar Fetullahçılardı ve kimi alacağı edecekleri, kimi götürecekleri belliydi. AK Partililer, Erdoğan ve başbakan ile bakanlar düşünsün, dedim. Vurdum kafayı yattım. Sabah kalktığımda da darbeciler zaten başarısız olmuşlardı. Darbecilere karşı direnmek mi? Darbeyi kime karşı yaptıkları belli, neden böyle bir şey düşüneyim ki? Bunlar, dün, Fetullahçılarla kol kola, el ele değiller miydi? Darbeye karşı çıkanlara bakıyorum, hep aynı kafa.. Sloganları bile aynı…Hepsi Ak Partili! Güruh ve şeriatçı, yobaz sürüsü bunlar!”


ÖTEKİLEŞTİRMELERE KARŞI DURMAK!


Bu anlatımlar karşısında içimden acı acı güldüğümü ve kara kara düşündüğümü anımsıyorum. Arkadaşım, anlattıkları konusunda yalnız değildi. 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinde mağdur kılınmış, işkence görmüş, zindanlarda yıllarca çürütülmüş ve darbecilerin göstermelik mahkemelerinde  en ağır cezalara çarptırılmış, zulmü ve ölümü görmüş, tanık olmuş ve bizzat  yaşamış binlerce, on binlerce insan  genel olarak 28 Şubat’ı da, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini de, ne yazık ki, bu duygu ve düşüncelerle karşıladı, kayıtsızlıkla sadece  izlemekle yetindi.


15 Temmuz akşamı ve sonrasın günlerde sosyal medyayı izlemiş okurlarımız anımsarlar. Parti ismi vermek istemiyorum ama bir çok eski ve yeni milletvekili, partili, yandaş  darbe ve işgal girişimini benzer mesajlarla ve paylaşımlarla karşılayıp, yorumlamadılar mı?


Ortak paydaları şu idi: “Tiyatro ,komedi…Böyle darbe olmaz…Erdoğan’ın yeni oyunu…”vs…


15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin organizatörleri ve ajan örgütleri FETÖ de böyle düşünmüş ve öngörmüş olmalı ki,  Erdoğan ve AK parti karşıtlığı temelinde ve ekseninde gerçekleşen  eylemlerine karşı geniş bir siyasal ve toplumsal yelpazede  gerekli desteği bulacağını, en azıdan belli siyasal ve toplumsal kesimlerin tarafsız kalacaklarını planlamış!


ALGI OPERASYONLARINI BOŞA ÇIKARTMAK!


İşte bu emperyal güç ve çıkar odaklarının  yüzyıllardır izledikleri  İngiliz siyasetinin yani böl-parçala –yönet politikalarının ne ölçüde başarılı olabileceğini bizlere bir kez daha gösteriyor. Kuşkusuz bu emperyal politikanın başarısının teminatı, ilgili ülke bazında, toplumun şu veya bu nedenlerle ayrıştırılması, kutuplaştırılması, suni gerginlikler yaratılarak, kendi içinde parçalanması ve çatıştırılmasıyla mümkün. Yürütülen algı operasyonlarıyla  toplumun ayrıştırılıp, bir tarafın diğer tarafı ötekileştirmesi emperyal güç ve çıkar odaklarının öngördükleri amaç ve hedeflere ulaşmasını kolaylaştırıyor.


Ne yazık ki, Türkiye’de yıllardır bu politikalarının yaşama geçirilmesinde  ve ne öngörmüşlerse  amaç ve hedeflerine ulaşmada bu alanda böyle başarılı oldular ve Cumhuriyet tarihimizde ulusal kurtuluş savaşı sonrası bir kez daha 15 Temmuz’da yanıldılar, yenildiler. Bu başarı bize çok şey öğretti ve eksik ve yanlışlarımızı daha somut görmemizi sağladı.


Örneğin, emperyal güç ve çıkar odaklarının ülkemize yönelik yürüttüğü algı operasyonlarını aşmak, bozmak ve önlemek zorundayız. Yetmez! Ülkemizde toplumun en geniş kesimlerinin devlet ve iktidar olarak, sağlıklı, objektif ve doğru enformasyonunu sağlamak zorundayız. Toplumun doğru ve gerçek  enformasyona ulaşması için eğitim, sorgulama, kıyaslama ve ,öğrenme ve bilgilenme sürecinin kapılarını sonuna kadar açmak durumundayız.


Darbe ve darbeciliği, işgal ve işgalciliği kendi gerçeğinden hareketle algılamış kesimlere emperyal güç ve çıkar odaklarının yeni sömürgeci politikaların uluslararası oyunlarını, örnekleriyle  somut olarak  sunmak zorundayız.


BU MİLLET İÇİN GEZİ DEĞİL, 15 TEMMUZ BİR MİLATTIR!


Türkiye, 15 Temmuz sonrası itibariyle bir çok çelişkili gelişmeyi aynı anda yaşıyor. Örneğin, FETÖ ile mücadele Fetullah Gülen’in kişiliğine karşı verilen bir mücadele ya da İslam’ın farklı ve sapkın  yorumlanmasına karşı verilen bir mücadele değildir. Bu noktada İslam ya da bir inanç,(El Kaide, Taliban, DAEŞ, vb. gibi) emperyal bir amaç ve hedefe ulaşabilmek için ideolojik ve siyasal amaçlı kullanılmakta. FETÖ ise, emperyal ülkelerin ve istihbarat örgütlerinin Cumhuriyet Türkiyesi’ne karşı kullandığı bir ajan örgütlenmesi konumunda. Aynı HDP/PKK/YPG/PYD gibi…


Onun içindir ki, devlet ve iktidar nezdinde ulusal birlik, beraberlik  ve bütünlüğe sürekli vurgu yapılarak, çağrılarda bulunulması tehlikenin ulusal güvenlik ve devletin varlık-yokluk sorunu olarak  görülmesinden kaynaklanmakta.


Böl-parçala-yönet emperyal politikalarının  vazgeçilmez sonucu olan ‘ötekileştirme’ politikalarının  tehlikesi tam da bu nokta da başlıyor.  Toplumsal açıdan etnik ve mezhepsel, siyasal ve  kültürel farklılıklarımızı demokratik  bir zenginlik olarak göremediğimiz sürece, ‘birileri’ ne yem oluruz!


Toplumsal açıdan yaşanmış ve halen yaşanmakta olan tüm olumsuzluklara karşın, emperyal kuşatma ve saldırılara, artan terör  eylemlerine, verdiğimiz onca şehit ve yaralıya karşın  güçlenen  ve her vesileyle sergilenen milli birlik, beraberlik ve paylaşma ruhu  doğal olarak ülkenin ulusal bağımsızlığına ve egemenliğine sahip çıkma kararlılığı ve inancının en büyük göstergesi.


İşte bu durum, karanlık mahfallerde üzerimize kirli ve kanlı oynanan oyunları, hesapları ve  saldırıları bir bir boşa çıkartıyor.


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 121