Bugün: 19.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • İHANET ŞEBEKELERİ İTTİFAK İÇERİSİNDE..!

İHANET ŞEBEKELERİ İTTİFAK İÇERİSİNDE..!


Emekli bir astsubay adına ‘Paralel Yapı Deşifre’ adlı twitter hesabı üzerinden  yapılan paylaşımlar sonrası Sakarya  Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmanın derinleştirilmesi ve  hesap sahibinin Balıkesir’de  emniyet güçlerince gözaltına alınarak, Sakarya’ya teslimi ve 14 gün süren gözaltı sonrasında ilişki ağının çözülerek üç kişinin daha gözaltına alınarak, daha sonra Adli kontrol şartı ile şüpheliler serbest bırakılırken, hesap sahibi Murat D’nin tutuklanması sonrası süreç gazetemizde haber konusu yapılırken, konu ile ilgili bir çok makale yazarak  olayların gelişimini bir anlamda özetledik.

2 Şubat da ‘Paralel Yapı Deşifre’ adlı twitter hesabının sahibi emekli astsubay Murat D.nin gözaltına alınıp, tutuklanmasının üzerinden günler ve aylar geçtikten sonra ülke genelinde gerçekleşen FETÖ’nün ‘mahrem imamı’nın  Sakarya Emniyet Müdür yardımcısı E.Ö olduğunu ve  KHK ile açığa alınması sonrası, söz konusu twitter hesabını yönlendirenin de  aynı kişi olduğu ortaya çıktı.

Bu olayın sadece bir yönü idi. Diğer yönü ise Sakarya Emniyet Müdür yardımcısı E.Ö’nün 15 Temmuz darbe kalkışması sonrası KOM Şube Müdürlüğünde görev yaptığı ve FETÖ ile ilgili mücadele eden ekibin başında  bu zatın sorumlu  olduğunu da öğrenmiş olduk..!!!

Bu operasyon ile şunu görmüş ve öğrenmiş olduk: Devlet, kolluk güçleri, istihbaratı ve savcısı ve hakimi ile boş durmuyor!  FETÖ ile ilgili en küçük veriler bile titizlikle incelenip, takibi ve soruşturması yapılarak, operasyon için gerekli koşullar oluştuğunda harekete geçilerek ilgili kişiler makamı ve mevkisi ne olursa olsun gözaltına alınarak gereği ne ise o yapılıyor.

Bu önemli mi, evet, önemli..!


FETÖ  VE ‘UYUYAN GÜZELLERİ’..!


Çünkü, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe kalkışması, OHAL kararı ve uygulamasının başladığı günden bugüne kamuoyunda ve özellikle de AK Parti tabanında  devletin ve iktidarın FETÖ ile mücadele konusunda üzerine düşeni layıkıyla yapamadığı, bir çok FETÖ’cünün halen elini kolunu sallayarak dolaşırken, kenarından kıyısından FETÖ’cülere selam vermiş insanların kolluk güçlerince derdest edilip, haksız muamelelere maruz kaldıkları yönünde sitemkar, eleştirel yaklaşımlar vardı. Bir anlamda bu operasyon ve devamında gelişen olaylar gerçeğin  böyle olmadığını bir kez daha kanıtlamış oldu.

Ben, FETÖ ile mücadele konusunda bu sürecin 16 Nisan referandumunun sonuçlanmasıyla birlikte devlet ve iktidar nezdinde  daha kararlılık ve inançla sürdürüleceğine inanıyorum. Örneğin, FETÖ’nün Sakarya-Balıkesir ilişki ağının bir ayağının deşifre edilmiş olması  kamuoyunda farklı tartışmaları da beraberinde getirdi.

Bizden uyarması..!

Örneğin, Bandırma 17 Eylül Üniversitesi rektörlüğü ve yönetimi  ile  Sakarya’daki FETÖ’cüler arasındaki ilişki ağının çözülmesi gibi…15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılması ve OHAL kararı ile birlikte üniversite bünyesinde bir çok FETÖ’cünün ismi ilgili ve yetkili mercilere iletilmiş olmasına karşın, hiç bir şey olmamış gibi isimlerin sümen altı edilircesine konunun geçiştirilerek bu isimlerin himaye edildiği, eski tas eski hamam ilişkilerin bugünlere taşındığı  dikkat çekici iddialardan sadece bir tanesi…


 ÖRÜMCEK AĞI TEMİZLENMELİ..!


Sormamız gereken soruyu son gelişmeler ışığında güncelleyelim: Sakarya Emniyet Müdür yardımcısı E.Ö FETÖ’nün mahrem imamlarından biri olarak KHK ile açığa alınmış ve söz konusu kişi  15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırıldığı günlerde  KOM Şube Müdürü olarak FETÖ ile mücadele eden ekibin başı ise ve E.Ö bu zaman zarfında emekli bir astsubay üzerinden FETÖ adına kurulmuş bir twitter hesabını yönlendirerek, Sakarya ve Balıkesir nezdinde algı operasyonları gerçekleştirebilmiş ise bunların ilişki ağı içerisinde  bağlantılı kimler var?

Bir zamanların Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’un mailleriyle deşifre edilmiş ilişki ağındaki ‘uyuyan güzeller’ gibi FETÖ’cüler de 15 Temmuz direnişi sonrası ‘uyuyan güzeller’ moduna girdi. Sindiler ve makyajlanıp kimlik değiştirerek  FETÖ karşıtıymışçasına sinsi bir şekilde bulundukları makam ve mevkileri  mevzii olarak ellerinde tutup, bir yandan yürüttükleri algı operasyonlarıyla FETÖ’ye karşı verilen mücadeleyi bir şekilde sulandırmaya çalışırken, bir başka yönden de  mağduriyet edebiyatı yaparak siyasal ve sosyal yaşamı ‘demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘basın özgürlüğü’ gibi evrensel değerleri istismar ederek, toplumsal ayrışmanın ve çatışmanın fitiline ateşlemeye çalışıyorlar.


MÜCADELE KONUSUNDA NE KADAR SAMİMİYİZ..?


Örneğin, Balıkesir de FETÖ ile mücadele konsepti içerisinde ilk kapışmalar   2007’lerde başladı ve   2009 yılı  28 Ekim’in de   Bandırma’da FETÖ’nün emniyet/adliye/basın ayağıyla  birlikte gerçekleştirilen operasyonla farklı bir noktaya taşındı. Bugün o operasyon sürecinde rol oynamış, sorumluluk almış emniyet personeli, savcı ve hakimlerin hemen hepsi 15 Temmuz sonrası FETÖ’cü kimlikleri ve icraatları nedeniyle görevden el çektirilmiş ya tutuklu ya  da halen kaçak durumda. Bu kirli ve karanlık operasyon bir gazetecinin de uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi nedeniyle   aynı zamanda kanlı bir operasyon halini aldı.

Bu olay sonrası Bandırma Garnizon komutanlığına, subay orduevine ve Erdek  donanma komutanlığına yönelik FETÖ operasyonlarının Balıkesir basını ne izini sürebildi ne basın anlamında ciddi anlamda hesaplaşabildi.

Defalarca yazarak Balıkesir ve Bandırma nezdinde  deşifre edilememiş bir gerçeğe dikkat çektim: Balıkesir ve ilçelerinde FETÖ’cülerin  Erdoğan ve AK parti karşıtlığı temelinde  17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılması sonrası geliştirdikleri ittifak ve bağlaşıklık politikası  2007’lere kadar uzanmaktadır. Örneğin, FETÖ devlet ve devlet kurumları içinde hareket alanını Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı temeli üzerinde farklı ‘derin güçler’ ile birlikte sahneledi.

Bu ilişki ağı yıllardır deşifre edilemedi…


YA GLADIO’YU BİLMİYOR YA DA OYUN OYNUYORUZ..!


Bunun siyasi ve sosyal sonuçlarını ise  Balıkesir farklı boyutlarda yaşadı.FETÖ’nin aslında ABD/CIA ve NATO’nun  içimizdeki bir ajan ve ihanet örgütlenmesi olduğunu, FETÖ’nin bir NATO GLADIOSU olduğunu bilenler ve dillendirenler, aynı  zamanda bu ajan örgütlenmesinin tekil olmadığını ve farklı ajan ve ihanet çeteleri ile dayanışma içerisinde hareket ettikleri gerçeğini ya görmezden geldi ya da bilmiyordu..

Bu ne demek?

Bir ajan ve ihanet örgütlenmesi, NATO GLADIOSU olarak FETÖ bitmez! Ama kimlik ama kılık değiştirir.Bu ifademiz bir teslimiyeti de içermiyor. Tam tersi, ülkemizin ulusal bağımsızlığı ve egemenliğinin gözetilmesi noktasında FETÖ ve benzeri lejyonik ihanet şebekeleriyle yüzleşme ve hesaplaşmanın cesaretle yaşamın her alanında diri tutulması gerekiyor.

Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 124