Bugün: 23.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • İÇİMİZDEKİ AB’CİLERİ NE YAPACAĞIZ!?

İÇİMİZDEKİ AB’CİLERİ NE YAPACAĞIZ!?


16 Nisan’da gerçekleşecek referandum öncesi AB üyesi ülkeler başta Almanya olmak üzere  Avusturya ve Hollanda’da  Türk bakanlara, milletvekillerine ve gurbetçi vatandaşlara yönelik toplantı ve gösteri yapmalarına, bir araya gelebilmelerine yönelik bir biri peşi sıra alınan yasaklayıcı ve dayatmacı, zaman zaman zorba politikalar ve kararlar, diplomatik bir skandal olmanın ötesinde AB ülkelerinde yükselen  ‘faşizim’ tartışmalarını tetikledi.


Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki ipin bir şekilde inceldiği yerden kopacağı belli ve biliniyordu. Beklenen oldu ve  ip koptu!


AB, 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması`yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında AET’na üyelik için  başvurdu ve 12 Eylül 1963 yılında Ankara antlaşmasının imzalamasıyla   AET üyeliği kabul edilen Türkiye, o tarihten günümüze bu ilişkiler sorunlu ve sıkıntılı devam ediyor. Türkiye’nin 2005 yılında başlayan üyelik müzakereleri adeta yılan hikayesine dönmüş durumda…


Türkiye -AB ilişkilerinin ve üyelik  görüşmelerinin Türk devleti ve halkı için onur kırıcı ve incitici bir hal alması yıllar içerisinde halkın AB’ye tam üyelik konusundaki istek ve arzusunu tüketmiş durumda. Yapılan kamuoyu araştırmaları ve anketlerde, Türkiye’nin bu arzusuzluğu ve isteksizliği  büyük oranda AB’ne güvensizlik olarak da karşımıza çıkıyor.

Bunun onlarca nedeni var!


AB VE AB’CİLER YİNE SINIFTA KALDI!


Örneğin, bir gazeteci-yazar olarak ama öncelikle bir yurttaş olarak ben, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi taraftarı değilim ve ülkenin AB ile ilişkileri ile  bugüne kadar  karşılıklı imzalanmış tüm antlaşmaların ulusal bağımsızlığımız ve egemenlik haklarımız gözetilerek yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.


Eğer, siyasi  bir kalıba sokmak gerekiyor ise, evet, ben bir AB karşıtıyım!


Referandum kampanyalarına endeksli gelişen  ve AB ülkeleri ile yaşanan skandal niteliğindeki  olaylar ise , tam bir rezalettir. Bir yandan  tüm ülkelere ve halklara medeniyet ,ahlak, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğü, çağdaşlık, hukuk normları üzerinden ders vermeye çalışacaksınız, diğer yandan  ülkelerinizde her alanda onlarca yıldır  ‘modern köle’ olarak çalıştırdığınız insanların ana vatanları ile devlet ve iktidar nezdinde ilişki kurmalarına, görül bağı kurmalarına, karşılıklı düşüncelerini paylaşmalarına, ,anavatanlarında gerçekleşecek referandum ya da seçimlerde oy kullanarak, özgürce iradelerini yansıtmalarına engel olup, ırklarını, tarih ve kültürlerini ya da dinsel inançlarını  istismar edip  yasakçı bir anlayışla dayatmalarda bulunup, zorbalık yapacaksınız!

Böyle bir dünya yok!


ŞİARIMIZ TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE OLMALI..!


İşte tam da bu nokta da zaten kendi içlerinde de kamuoylarında da  tartışma konusu olan faşist eğilimlerin güçlenmesi ve faşist/faşizan nitelikteki partilerin iktidar arayışları ve bunun sonuçları doğal olarak yüzbinlerce ve milyonlarca Türk modern kölesini de  ülkelerine de bugün yaşandığı gibi kaçınılmaz olarak yansıyor.


Zaten Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde, AB’nin ülkemize, bölgemize  yönelik  hasmane  olmanın da ötesinde düşmanca güvenlik başta olmak üzere ekonomik-politikalarının yarattığı   onlarca yıllık  acıları ve  dertleri var!  Ülkede ve bölgedeki tüm terör örgütlerinin varlık bulmasında ve terörist faaliyetlerde AB’nin oynadığı rol biliniyor.


AB üstlendiği rol ve teröre verdiği destekle, ülkemizin ve ülkemiz insanının, askerimizin, polisimizin, yurttaşımızın adeta kanlısı oldu! Bugüne kadar hep yutkunduk, görmezden bilmezden geldik ama hepimiz şunu biliyorduk: AB ile ipler bir yerde ve bir şekilde kopacak ve yüzleşip, hesaplaşacağız. Referandum sürecinde yaşananlar ve AB’nin referandumda üstlendiği rol, bu yüzleşme ve hesaplaşma sürecinin adeta kapılarını sonuna kadar açtı.


ALMANDAN FAZLA ALMANCI OLMAK..!


Bugün içimizdeki AB’ciler, Almancılar, Hollandalılar, Avusturyalılar  yani sözün kısası mandacı ve muhipler, AB’nin göbeğinde ‘modern köleler’ olan yurttaşlarımızın  bayrakları ile sokaklara dökülmelerini, onur ve inançlarına kuşanarak yaşanan anti-demokratik ve faşizan dayatmalara, yasaklara, zorbalıklara karşı durmaları karşısında telaş  ve korku içerisindeler. AB ülkelerinde uyuyan devi uyandırdığı ve yüzleşme ve hesaplaşmayı sokaklara, meydanlara taşıttığı için siyasal iktidara veryansın etmenin  çabası içerisinde, Merkel’in Erdoğan’a ‘yeter artık’ demesi için yalvarır konumdalar.


80 milyon bunları izliyor, dinliyor!


İnanmayan, görmeyen ve duymayan Yeni CHP’nin Halk TV’sini açsın ve dinlesin, rezilliği görsün! Bir yandan bu yapılanlar AB’ye yakışmadı denirken, öte yandan Türkiye çarmığa geriliyor! ‘Bunlar Nazi kalıntıları’ dendiği için Almanların incitildiğini ve incitilmemesi gerektiğine vurgu yapılıyor.


Ne deniyordu: Biz Mustafa Kemal’in askerleyiz..!


MUSTAFA  KEMAL’İN ASKERİ OLMAK..!


Mustafa Kemal’in askerleri öncelikle bu ülkenin taşına toprağına, insanına onur ve inançla sahip çıkan ve koruyan , bir an olsun canının derdine düşmeyen, düşmanlarının karşısında boyun bükmeyen, şehitlik şerbetini içmekten çekinmeyenlerdi. Hepsi ülke ve millet sevdalısıydı.


Ben, birilerinin ABD/CIA’nın, AB’nin ve Siyonist İsrail’in uşağı  konumundaki asker kılığına girmiş FETÖ hainleriyle   Kemal’in askerlerini ve o askerlerin dünyasının bilinçli olarak birbirine karıştırılmak istendiğine ve yeni algı operasyonlarına Mustafa Kemal’in dün olduğu gibi bugün de konu edilmek istendiğine inanıyorum.


Referandum tarihi yaklaştıkça, ‘evet’ ve ‘hayır’ üzerine oynanan uluslar arası hesaplar ve amaçlar  üzerindeki  oyunun perde arkası aralanıyor ve gerçek tüm yönleri ile gün yüzüne taşınıyor. Deşifre oluyorlar. Öyle ki, AB ülkeleri nezdinde yürütülen referandum kampanyasının Türkiye ve gurbetteki yurttaşlarımız nezdinde  aleyhlerine yarattığı hava karşısında   şaşkın, üzgün ve kızgın AB’de yaşanan rezilliklerin referandumda iç siyaset malzemesi olarak kullanılmaması için ricacı olunurken, öte yandan da yine büyük bir aymazlıkla AB ülkelerinde tüm yaşananların Erdoğan’ın yeni bir tezgahı olduğu yalanını özellikle sosyal medya üzerinden  dillendiriyorlar.


Bunlara göre referandum günü sandığa gidecek vatandaş cahil ve aptal ya.. Görmüyor, bilmiyor, duymuyor ya…


Allah, akıl fikir versin demekten başka bunlara ne söylenebilir…


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 145