Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • HESAPLAŞMA ÇOK SERT OLACAK.!

HESAPLAŞMA ÇOK SERT OLACAK.!


Günlük olayların akışında öylesi anlar vardır ki, adeta olaylar ve olgular karşısında düşünce bütünselliğinizi yitirir, neyi nasıl anlayacağınızı ya da değerlendirip, yorumlayacağınızı bilemez hale gelirsiniz. İşte böylesi bir dönemi ve günleri yaşıyoruz.


Böylesi ortamlarda ve durumlarda an’lık kararlar vermenin ve değerlendirmelerde bulunmak risk payını arttırır. Sağlıklı ve doğru, akılcı kararlar vermek ve değerlendirmelerde bulunmak için, suyun durulmasını, olayların yatışması, yaşanan karmaşanın dinmesini beklemek zorundasınızdır.


Yaşanan karmaşık süreci daha iyi anlayabilmek için büyükşehir merkezde ve yakın çevremizde meslektaşlarımızla uzun görüşmeler yapıyorum. Yaşananlar, olup-bitenler karşısında hemen hepsinin benim gibi kafalarının karışık olduğunu gözlemliyorum.


Çalışma ofisimizde işinizle oyalanmak bile güç.  Böylesi dönemlerde meraklı geliş-gidişler, kafasındaki karmaşıklığı gelip üzerinize boca etmek isteyenler fazla oluyor. Nefeslenebilmek için kendinizi dışarı atmanız da böylesi dönemlerde kâr etmiyor. Bir yerde oturup, bir yudum çay içebilmek bile merek yüklü sorular karşısında imkansız hale geliyor. Ben de çözümü, birkaç günlük için bile olsa Çanakkale’deki küçük oğlum Ozan Utku’nun yanına kaçmakta bulduğumu söylemeliyim.


Çanakkale, sakin bir öğrenci kenti. Bol bol kendimi dinlendirip, okuyarak, dünyada ve ülkemde günlük gelişmeleri oğlumla tartışarak, film izleyip, hemen her gün deniz kenarında salaş bir kıraathaneye inip, boğazdan geçen gemileri izleyip, kıyıya vuran dalgaların sesinde ruhumu dinlendirerek düşüncelerime yön vermeye çalışıyorum.


CUMHURİYETİN 94.YILDÖNÜMÜNÜ KUTLUYORUZ


Cumhuriyetin 94.yıldönümünü kutlamaya hazırlanıyoruz. Çanakkale ve Bandırma’da günün önemine uygun afiş ve dövizler hemen her yerde. Her yer bayraklarla donatılmış. Kentler şimdiden tam bir bayram havasına girmiş durumda.


Oysa ki, Cumhuriyet tarihimizin belki de ülke ve millet için en karmaşık, en zorlu ve en risk yüklü günlerini yaşıyoruz. Dünyada, bölgemizde ve ülkemizde yaşananların hafife alınacak, hiç şaka götürür hiç bir yanı, yönü yok.


Zebaniler yurt içinde ve yurt dışında seferber olmuş yüzlerce yıldır Anadolu coğrafyasıyla bitiremedikleri ve tamamlayamadıkları hesaplaşmayı, yeni bir aşamaya taşımak ve belki de bu kez işlem tamam dürtüsü ve düşüncesiyle ülkenin ve milletin üzerine tam bir kâbus gibi çökmek için seferber olmuş durumdalar.


Tarihte hep söylene gelmiştir. Anadolu zor bir coğrafyadır ama bu coğrafyanın insanları zoru sever..! Böylesi durumlarda Ahmet Arif’in “Anadolu” şiirini, dizelerini anımsarım:


” Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip... Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne - üstüne, Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatçının, hayının... Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni…”


BİR DÖNEMİN DEFTERİNİ KAPATIRKEN


15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasını muazzam ve muhteşem bir direnç ile göğüsleyip, sergilediğimiz direniş ile bastırdığımızda kuşkusuz Cumhuriyet tarihinde darbeler dönemi defterini kapattığımızı biliyorduk.


FETÖ METÖ hikaye…


Tarihte lejyonerlerin benzer soysuzluklarına ve ihanetlerine hep tanık olunmuştur ama tarih, ne soysuzların ne de hainlerin isimlerini taşır geleceğe... Tarihin solgun yaprakları arasında yitip giderler… Biliyoruz ki, lejyonerler yine aynı kaçınılmaz kaderi yaşayacaklar…


Peki, bu coğrafyanın ve milletin başındaki melanet ve hesaplaşma bitti mi?

Hayır..!


Tarih bilincine sahip olanlar ve insan soyunun bu topraklarda o çileli yürüyüşünün idrakında olanlar, diz üstü çökertilmek istenen ama 15 Temmuz’da büyük bir direnç ile silkinip, doğrulmayı başaran devleti ile milletin, üzerine salınmış lejyoner köpeklerin Efendilerinin yarım kalmış hesabı bir şekilde yeniden göreceğinin elbette ki ayırdındaydı…


İşte, 15 Temmuz sonrası nicedir bunu yaşıyoruz…


Düşmanını asla küçümsemeyeceksin ve yaşananlardan, yaşadıklarımızdan biliyoruz ki, su uyur ama düşman uyumaz… Bu ata deyişine de ısınamıyorum. Çünkü, uyuyan su, durgun sudur ve zaman içinde “çürür”…Canını ve canlılığını yitirir…”Durgun su” susayana hastalık ve ölümü taşır… Ben, bu halk deyişinde “durgun su” dan, “suyun sakinliği”nin anlaşılması gerektiğine inanıyorum.


Evet, biz konumuza geri dönelim…


“DAVA”; KENDİ EVLATLARINI YEMEYE Mİ BAŞLADI?


17/25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yenilen mandacı ve muhipler, o günlerden bugünlere hiç boş durmadılar. Efendilerinin yol göstericiliğinde bir yandan yurt içinde yeni bir hesaplaşmanın tamama ermesi ve bu kez başarılı olabilmek için her yol ve yöntemi deneyerek, bir yandan yaralarını sarmaya bir yandan da daha güçlü mevzi tutmanın arayışını sergilemeye başladılar.


Yarım kalmış bu hesaplaşmanın günü 2019 yılı Mart’ında gerçekleşecek yerel seçimlerle başlayıp, Kasım’ına taşınacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri midir?


Belki..!


Sahnelenen tezgahlara, algı operasyonlarına, kumpaslara tanık olunca Efendilerin acelesi olduğu anlaşılıyor. Bugünlerde sahnelenen oyun, yönetimin kendi evlatlarını yiyip, kendisini 2019’a varamadan bitirip, tüketmesi.


Bunlara sorarsanız, o günlere kadar bile tahammülleri yok. Bu iş o tarihlere varmadan, nasıl nasıl bitirilmeli ve siyasal iktidar ile AK Parti’den öte Erdoğan’ın defteri dürülüp, bir kenara atılmalı… Hoş, düşmanlıklarının derecesine baktığımızda, “bir kenara atmak” ya da “iktidardan alaşağı etmek” ifadeleri bile  Efendiler’in ve işbirlikçilerinin gözü dönmüşlüğüne tanık olunca, hafif kalıyor…


Yaşanan ve yaşanacak hesaplaşma sert olacak!


ŞİDDETİN ARASI KORKUDUR.!


27 Mayıs’ta darbeciler ve Efendileri kana susamış bir canavar gibi Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı ipe taşıyarak ve cinayetlerini bayram diye bu millete yıllarca kutlattılar! Her darbe döneminde bu millete ve milletin evlatlarına kan kusturdular.


Tarihsel ve toplumsal mücadelede “şiddet”in anası korkudur. Siyasal mücadelenin ruhuna adım adım korkunun sindirildiği ya da sindiği ortamlarda “şiddet” ve “zor” yeni bir topluma gebe her eski toplumun ebesi olarak karşımıza çıkıyor.


Rasyonalite ve akıl mı!?


Böylesi karmaşık ve bunalımlı dönemlerde her ikisi de tatile çıkıyor.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 33