Bugün: 22.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • HERKES EVİNİN ÖNÜNÜ TEMİZLEMELİ..!

HERKES EVİNİN ÖNÜNÜ TEMİZLEMELİ..!


Venezuella’da devlet başkanı Chavez’in  yakalandığı hastalığa yenilerek yaşamını kaybetmesi sonrası devlet başkanlığına seçilen Nicolas Maduro’yu alaşağı edebilmek için yaşananları televizyonlardan, basından  günlerdir izliyoruz. Başta sokak eylemleri olmak üzere, eylemcilerin siyasi refleksleri ve attıkları sloganlar, uyguladıkları şiddet ülkemize ve bizlere hiç de yabancı değil.


Son yayınlanan haberlere göre, Venezuela Ulusal Meclis Başkanı olan Julio Borges, aynı zamanda Önce Adalet Partisi’nin de lideri ve Adalet Partisi, mecliste çoğunluğu elinde tutan liberal ittifak Demokratik Birlik Masası’nın (MUD) lider partisi konumunda.


Borges, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral H.R. McMaster ile 5 Mayıs’ta  görüşmüş ve görüşme Beyaz Saray tarafından da doğrulandı.


Neyi mi görüşmüşler?


IRAK İŞGALİNDE DE GEREKÇE DEMOKRASİ İDİ…!


Venezuela ‘krizi’ için “hızlı ve barışçıl çözüm” ihtiyacı üzerinde anlaşılmış ve anlaşmanın çerçevesi ilginç: Venezuela hükümetinin anayasaya uyması gerekliliği, siyasi tutukluların serbest bırakılması, Ulusal Meclis’e saygı ve özgür ve demokratik seçimler yapılması…


Venezuella ile Türkiye’nin siyasi  ve toplumsal kaderi büyük ölçüde benzeşir. Buna Brezilya ve  birçok Latin ülkesini de ekleyebilirsiniz.


Örneğin; Venezuella’da da   Bolivarcı devlet başkanı Chavez’e karşı  11 Nisan 2002’de ABD öncülüğünde gerçekleştirilen ve bastırılan askeri darbe, 2009’da Honduras’ta yine ABD’nin desteğiyle popülist başkan Zelaya’nın devrilmesi, 2012’de Paraguay’da başkan Fernando Lugo’nun  görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle alaşağı edilmesi ve Brezilya’da 2016 yılında  devlet başkanı Dilma Vana Rousseff’in yolsuzluk ve suiistimal yaptığı iddiasıyla görevden uzaklaştırılması…


Türkiye’de ne olup bittiğini, ABD ve AB’nin, siyonistlerin ülkeye ve topluma yönelik politikalarını, oyunlarını, operasyonlarını anlayabilmek istiyorsanız, biraz çaba harcayarak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülke yönetimlerine yönelik  küresel güç ve çıkar odaklarının  ve işbirlikçilerinin eylemlerine bakmanız yeterli.


Yok, çok ama çok ötelere nasıl gideyim, diyorsanız, hemen burnumuzun ötesindeki, sınır komşularımız Irak, Suriye, Mısır ve Ukrayna’nın başına gelenlere baktığınız vakit  küresel oyunun yaşanmakta olan tüm safhalarını ve sonuçlarını göreceksiniz..!


GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN ORTAK DERDİ: PROJELER..!


Bir kaç gündür küresel güç ve çıkar odaklarının ve işbirlikçilerinin  ülkemize ve  millete dayattığı ‘projelere’ dikkat çektim. Evet, Türkiye, emperyalizme bağımlı gelişmekte olan bir ülke olarak, onlarca yıldır hayatımızın hemen her alanına yönelik  ‘projelerle’ uğraşıyor.


Örneğin; Türkiye’nin ilk uçak gemisi TCG Anadolu projesi için İspanya Deniz Kuvvetleri ile işbirliğine ilişkin mutabakat muhtırası Meclis Dışişleri Komisyonu’nda görüşülerek, kabul edildi. Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tuğgeneral İhsan Bülbül, İspanya`nın uçak gemisi Juan Carlos-1 ile benzer özelliklere sahip olacak uçak gemisiyle ilgili komisyonda, "Üstünde uçak kalkıp inebilecek, helikopter konuşlandırılabilecek, tank taşıyabilecek, insani yardım amaçlı kullanılabilecek ve 700 kişilik amfibi bir taburu bir seferde arzu edilen yere intikal ettirebilecek bir gemi niteliğinde"diyerek bilgi verdi.


Türkiye’nin dört yanı denizlerle çevrili olmasına karşın uçak gemimiz yok..! Hangi yurttaşa sorarsanız, Türkiye’nin uçak gemisine sahip olmasından onur ve mutluluk duyar ama  ne yazık ki, artık sayısız olayda aşına olduğumuz gibi, CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, bu gemiyle Hint ve Atlantik okyanuslarına kadar ulaşan binlerce kilometre öteye tabur düzeyinde asker sevk edilip amfibi harekâtlar yapılabileceğini savunarak,  "Uçak gemileri denizaşırı operasyonlarda kullanılır. Türkiye neden uçak gemisine ihtiyaç duyuyor? Denizaşırı operasyonlara girişme niyeti mi var?" sorusunu yöneltebiliyor.


Ben, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu CHP’nin, K.Kılıçdaroğlu’nun bir kaset operasyonuyla liderliğine taşınarak, ne idüğü belirsiz ‘Yeni CHP’sinin  Ata’nın kurduğu CHP’nin 6 Ok’uyla yabancılaşması ve bir proje olarak partililere ve topluma yedirilmeye çalışılmasına sürekli dikkat çektim.

Ortaya çıkan tablo, ne yazık ki, budur!


‘YENİ CHP’DE VE BALIKESİR’DE NELER OLUYOR?


Keza, 16 Nisan referandumu sonrası ‘Yeni CHP’de  olağanüstü kongre talebiyle başlayan iç karmaşa ve liderlik mücadelesini genel başkan yardımcılığı ve parti sözcülüğü görevlerinden istifa ederek katılan Selin Sayek Böke’nin istifası öncesi ABD’nin Ankara Büyükelçisi ile görüştüğü iddiası siyasi çevrelerde kimseyi şaşırtmadı.

Neden ve niçin?

Çünkü, 16 Nisan referandum sonuçlarını görüşmek için aynı akşam parti genel merkezinde toplaşan Parti Meclis üyelerinin milletvekili Barış Yarkadaş’ın Böke ve ekibinin ‘gizli’ toplantılar yaptıkları yönündeki iddiaları  da kimseyi şaşırtmadı…


‘Yeni CHP’ içindeki ve yönetimindeki karmaşa hemen her alanda yaşanıyor. ‘Yeni CHP’nin Balıkesir’de üç vekili var: Mehmet Tüm, Ahmet Akın ve Namık Havutça.. Havutça, Muharrem İnce’nin basın toplantısında saf durarak, rengini belli etti. Tüm ve Akın’ı biraz yakından tanıyanlar, şunu iyi bilirler: Kazanacak olanın yanında saf tutar ve durur, asla siyasi geleceklerini riske etmezler..!


BU OYUNU HEP BİRLİKTE BOZACAĞIZ..!


Bu arada MHP’den ihraç edilmiş ‘muhalefet’ kanadının Balıkesir ve özellikle Bandırma ziyaretlerini kimse  yabana atmamalı…ABD ve İngiliz basınında  16 Nisan referandumu sonuçlarının belli olması sonrası ‘Erdoğan’ı indirebilecek tek kişi’olarak lanse edilmesi , ANAP ve Saadet Partisi ile yapılan ‘gizli’ görüşmeler, Yeni  CHP ile uzun bir süredir sürdürülen ‘gizli’ görüşme trafiği ve bu trafiğin Balıkesir’de yaşandığı gibi yerele taşınması, tüm bu çabalar ve temaslar içerisinde FETÖ’cü çetenin etkinliği  önümüzdeki sürecin kamuoyunda en çok sorgulanan olaylarının ve oluşumlarının başında gelecek gibi görünüyor.


Balıkesir ve ilçelerinde bu faaliyetler ve temaslar içinde İsmail Ok ve MHP ile yollarını ayırmış, küskünlerin özel bir yeri ve görevlerinin  olduğuna da şimdiden dikkat çekelim.16 Nisan referandumunda ‘hayırcı blok’ içinde saf tutmuş, aktif olarak çalışmış bu ekibin sandık sonuçlarını ne ölçüde etkileyerek belirlediğini hep birlikte gördük ve yaşamadık mı?


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 126