Bugün: 12.12.2017

Halkın iradesi ve çevre!

BAÇEP-GÜMÇED ve SOS çevre Gönüllüleri ne istiyor!?
Eylül ayının son günleri ve Ekim ayının ilk günleri Bandırma ve bölge için oldukça hareketli geçti.
Bandırma’nın Şirinçavuş köyüne kurulması öngörülen termik santralle ilgili 10 Ekim’de yapılacak ÇED toplantısı öncesi kamuoyu ve özellikle çevre aktivistleri hareketlendi.

GÜNEY MARMARA VE 
ÇEVRE SORUNLARI

Bandırma ve bölge kamuoyunun çevre ve insan sağlığıyla ilgili  duyarlılığının ve ilişkisinin çok iyi anlaşılabilmesi gerekiyor.
Bu ilişki, klasik bir kentli ve entellektüel hassasiyetten; kent küçük burjuvazisinin zaman değerlendirme çabasından ve hobi arayışından kaynaklanmıyor.
Öncelikle, bu ilişkinin temelinde İNSAN unsuru ve ihtiyaçları var. Sağlıklı ve temiz bir ortamda yaşama özlemi var ve bu  talebi İNSANİ İHTİYAÇLAR belirliyor.
Peki, nedir bu İNSANİ İHTİYAÇLAR?
Ya da sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamaktan ne anlamalıyız?

- TOPRAK
- HAVA
- SU

ANAYASAL BİR HAKKA 
SAHİP ÇIKABİLMEK!

Doğal yaşamın korunması ve yenilenmesi ,devamlılığı için vazgeçilmez olan bu üç obje, aynı zamanda Anayasa’nın da koruması ve teminatı altında.
Nasıl mı!?
Anayasanın 56. Maddesi: ‘’Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir.’’
İşte; Bandırma Çevre Platformu (BAÇEP)’nun, Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği (GÜMÇED)’nin, SOS Çevre Gönüllüleri Platformu’nun DERDİ DE DAVASI DA BUDUR!

ANAYASA VE 
YAŞAMA HAKKI!

Toprak,su ve havada kirliliğin yaşanması ve kirliliğin boyutları farklı sağlık sıkıntısı ve sorunlarına da neden oluyor.
Bu sağlık sorunlarının başında ise,solunum yolları rahatsızlıkları ve kanser başı çekiyor.
Her iki sağlık sorunu da Güney Marmara ve Bandırma insanına yabancı değil. Özellikle kanser hastalığının bölgedeki yaygınlığı ve hemen her aileden iki üç ferdin bu hastalığa kurban verilmiş olması, halen tedavi gören insan sayısı dehşet verici düzeyde.
Oysa ki, yine Anayasa’ya göre;
“Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.” hükmü, YAŞAMA HAKKININ GÜVENCESİ durumunda.
İşte, BAÇEP, GÜMÇED, SOS Çevre Gönüllüleri Platformu Anayasal bir hakkın demokratik zeminde takipçisi ve gönüllü denetçisi durumunda.

ÇEVRE AKTİVİSTLERİNİN
 MÜCADELE GELENEĞİ

Güney Marmara ve özellikle Bandırma, BAÇEP, GÜMÇED ve SOS’i iyi biliyor ve tanıyor.
Güney Marmara ve özellikle Bandırma, çevre aktivistlerini de bu mücadelede iyi biliyor ve iyi tanıyor.
Çevreye insan sağlığıyla ilgili verilen mücadelenin yıllara uzanan bir dünü ve bugünü var. Oluşmuş deneyimler, bilgi ve birikimler var. 
Başta termik santral olmak üzere diğer çevre ve insan sağlığıyla ilgili sorunlarda da en büyük güvencemiz ve dayanağımız bu bilgi ve deneyimler.
Örneğin, son yıllarda Sahil Yenice’de kurulması öngörülen fosforik asit fabrikası, Ayyıldıztepe’ye kurulması öngörülen çimento fabrikası, Dutliman’a kurulması öngörülen termik santral, Gönen Çayı’nda yaşanan kirliliğe karşı geliştirilen tepkiler ve verilen mücadelelerde  bölge insanının emeği, bilgi ve birikimleri var.
Bunu küçümsemek, hatta kimi haddini bilmez ukalalar tarafından aşağılamaya çalışmak, karalamak, gölgeleme çaba ve girişimleri bizi hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Çünkü, çevre aktivistleri, dün olduğu gibi bugün de her türlü siyasi kaygıdan ve endişeden,  egodan uzak önlerine bakıyor.

Doğru ve akılcı olan budur..!

ÇEVRE SORUNLARINA  
SİYASET ÜSTÜ 
BİR YAKLAŞIM:
BU VATAN BİZİM!

Güney Marmara ve Bandırma, tarihsel önemde bir şeyi başardı. Çevre ve insan sağlığı konusunda, demokratik bir anlayışla kollektif aklı  ve çabayı gözeterek, olay  ve olguları siyasileştirmekten titizlikle imtina ederek, toplumsal uzlaşı zeminini yaratmayı başardı.
Çünkü, çevre ve insan sağlığıyla ilgili sorunlar, bir siyasal partinin sorunu olmaktan öte, siyasi görüşleri ne olursa olsun, tüm bireylerin ve toplumun sorunudur ve ortak, ilkesel bir duruş gerektirir.
Örneğin, dün bir çok sorunda başarıldığı gibi, bugün Gönen Çayı’nda yaşanan kirliliğe karşı ve Şirinçavuş’a kurulması öngörülen termik santrale karşı Güney Marmara’daki yerel yönetimlerin ve siyasi partilerin birlikteliğini ve ortak duruşunu sağlamak, BAÇEP’in ve tüm çevre aktivistlerinin ilkesel duruşunun ve çabalarının ürünüdür, başarısıdır.

ORTAK İRADE, BAŞARIYI 
KAÇINILMAZ KILIYOR!

Şirinçavuş’a kurulması öngörülen termik santral konusunda  yaşanan sürece kısaca bakmak gerekirse ise bu süreç şöyle özetlenebilir.
NUROL firmasının Şirinçavuş’da 10 Ekim’de termik santralle ilgili ÇED toplantısı yapacağı haberi, kentimizde ve bölgemizde ilk kez SonKurşun gazetesinde manşetten duyuruldu.
BAÇEP ve GÜMÇED’in konuyla ilgili çalışmaları öncesinde zaten başlatılmıştı. Haberin yayınlanması sonrası konu CHP milletvekili Namık Havutça’ya ve Bandırma Belediye Başkanı Sedat Pekel’e  taşındı, her ikisi de bilgilendirildi, karşılıklı görüş alış verişinde bulunuldu.
BAÇEP-GÜMÇED’in en büyük hassasiyeti, olayın siyasileştirilmesi riski ve toplumsal uzlaşı zemininin yitirilmesiydi. 
Başkan Pekel ve Milletvekili Havutça da bu kaygılarımızı paylaştılar ve CHP ilçe örgütünde düzenledikleri basın toplantılarında,termik santral girişimine karşı siyaset üstü bir anlayışla konunun ele alınması gereğini vurgulayarak, Kent Konseyi ve çevre örgütlerinin,diğer STÖ’nün bu süreçte insiyatif sahibi olmasını talep ettiler,bunu gözettiler.
Aynı gün, Bandırma Kent Konseyi, BAÇEP, GÜMÇED, SOS temsilcileri biraraya gelerek, termik santrale karşı hareket sürecini planladılar.
Atılacak ilk adım, bölgedeki belediye başkanlarının ve Meclis’te grubu bulunan üç siyasi partinin başkanlarının imzalayacağı, ortak bir deklerasyonun hazırlanarak, kamuoyuna deklare edilmesiydi.
Bu yapılırken, AKP Milletvekilleri Edip Uğur ve Cemal Öztaylan, bu sürece müdahil oldu ve termik santral projesinden ilgili firmanın vazgeçmesi ve 10 Ekim’de gerçekleşecek ÇED toplantısının iptaliyle ilgili firma, ilgili Bakanlıklar ve kamu kurumları nezdinde girişimlerde bulundu.
Atılacak ilk adımın gereği, ortak deklerasyonun yayınlanması sonrasında planlanmış ve kamuoyuna duyurulmuş ikinci adım atılamadan, milletvekili Cemal Öztaylan, ilçe örgütünde basın toplantısı düzenleyerek, NUROL firmasının projesini geri çektiğini ve 10 Ekim’deki ÇED toplantısının iptal edileceğini açıkladı.
Sonrasında kent konseyi, BAÇEP-GÜMÇED, SOS Temsilcileriyle ilişki kurularak,durum değerlendirilmesi yapıldı ve planlanmış eylemlilik süreci durdurularak, iptal edildi.

KAZANAN GÜNEY
 MARMARA OLDU!
KAZANAN 
İNSANIMIZ OLDU!

Bu, bir başarıdır...!
Ancak, ne olduysa, milletvekili Öztaylan’ın termik santral olayının bittiğini ve 10 Ekim’deki ÇED toplantısının iptal edildiğini beyan etmesiyle başladı.
Sonrası, kara mizah bir Türk filmi gibi...
- Nayır..Bu böyle bitemez,bitmemeli...
- Öztaylan’a inanılmaz...
- Bu, AKP filmi...Memleketi önce ağababalarına yağmalatıp, ondan sonra vazgeçtik diyorlar.
-Biz bu yolları yemeyiz..
-Bize Gezi ruhu lazım arada gaz da yesek kötü olmaz...
-Bu NUROL ne iş böyle.. Önce yapacağız diyor,sonra vazgeçiliyor...
-ÇED iptal edilmemiş! Bayram tatilini geçirdikten sonra yapacaklarmış...Olmadı Yılbaşı tatili...Yine olmazsa yerel seçimlerden sonra...
-Şimdi bu işin başarısını AKP’yle Öztaylan’a mı yazacağız yani...

GERÇEĞE SIRT DÖNÜP, 
HALKINA
 İNANMAYANLAR!
Öztaylan’ın açıklamalarından sonra bunlar, kat be kat fazlasıyla yaşandı  ve yaşanmaya devam ediyor.
Oysa ki, bu tür muhabbetlerle kendilerine konu arayanlar, Dutliman’da termik santral olayları sürecine dönüp bakmış olsalardı, o dönemin AKP iktidarında Maliye Bakanlığı yapan Kemal Unakıtan’ın girişimine karşı duranların içinde AKP’nin de, vekillerin de bulunduğunu görürlerdi.
Görmek ve anlayabilmek, bilebilmek bu kadar mı zor!?
Tüm bu yaşananlara gülüp geçebilmek işin kolay yanı ama aslında olayın kendisi düşündürücü.
Evet,beğenseniz de beğenmeseniz de, termik santral olayında son noktayı AKP ve Milletvekilleri Edip Uğur ile Cemal Öztaylan koydu..!
Şirinçavuş’tan acaba yerel seçimlere aylar kala bir Gezi Ruhu çıkartabilir miyiz, diye  hesap kitap yapanlar, ne yazık ki, sınıfta kaldı.
Demokrasi  ve çevre mücadelesi siparişle ya da niyet okuyuculuğu ile ruh çağırıcılığıyla falan olmuyor. Önce gerçekçi olacaksınız ve halka inanacaksınız...

Bayramınızı kutluyoruz.
Esen kalın..
sonkursungazetesi.com
sonkursungazetesi@gmail.com
enginarican.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1301