Bugün: 24.06.2017

Görevi suistimal mi?

Büyük projelere yenilmek kentin kaderi mi?
Hafta başında Milletvekili Cemal Öztaylan, AKP ilçe merkezinde bir basın toplantısı yaparak, Pekel ve yönetimiyle ilgili çarpıcı itham ve iddialarda bulundu.

PEKEL, ‘SANIK’ MI
OLACAK?

Aslında, Öztaylan’ın, Başkan Pekel ve yönetiminin karar ve icraatlarıyla ilgili itham ve iddiaları, GÖREVİ SUİSTİMAL kapsamında değerendirilebilinir.
İç İşleri Bakanlığı  ve Mülkiye Müfettişleri de itham ve iddiaları kayda değer itham  ve iddialar olarak görmüş ki, Başkan Pekel’le ilgili SORUŞTURMA İZNİ vermiş...
Bu ne demek?
Bu, önümüzdeki günlerde Başkan Pekel’in “SANIK” olarak yargının önüne çıkması anlamını taşıyor.


HATA İSE, PEKEL BU
HATAYI NASIL YAPTI?

Bu, dünyanın sonu mudur?
HAYIR..!
Bu, Pekel’in “suçlu” olduğunun bir göstergesi ya da kanıtı mıdır?
HAYIR..!
Başkan Pekel’le ilgili Bakanlığın verdiği SORUŞTURMA İZNİ, neden ve niçin verilmişdir?
Kamuoyunun “KİPA PROJESİ” olarak isimlendirdiği projeyle ilgili Sedat Pekel’in 2009 Mart seçimlerinde belediye başkanı seçilmesi sonrası proje ve ihale şartnamesinde Belediye Meclisi ve Encümeni, Bakanlık, Valilik, İmar Komisyonu, Kıymet Takdir Komisyonları’nın bilgisi ve ilgisi, yetkisi dışında değiştirmesinden kaynaklanıyor.
Peki, gerçekten Sedat Pekel belediye başkanı olarak mı yaptı tüm bunları...!?
Bu da ben de kalsın...!
 Ancak, sonuçta yüklenici firma temsilcileriyle Meclis ve Encümen üyelerinin bilgisi ve ilgisi, yetkisi olmadan tek taraflı görüşmeler yapıp, sonuçta muzaffer bir komutan edasıyla basın önüne çıkıp, “Öztaylan/Eraydın yerel yönetimi döneminde firmayla %37 ile anlaşma yapmış, Belediye ve Bandırma’yı söylediğimiz gibi zarara uğratmışlardı. Bunlar,yine söylediğimiz gibi görevleri döneminde belediyeyi 20 trilyon TL. yoluna koymuşlardı..İşte, biz iktidara geldik ve kanıtladık.Bakın, ben yüklenici firmayla oturup, anlaştım, %37’yi %50’ye çektim”sözleri benim değil, Sedat Pekel’in..!
İşte aynı Pekel, müfettiş incelemesinde bu sözlere takıldığı için, müfettiş raporlarına konu olmuş, Bakanlık da SORUŞTURMA İZNİNİ vermiş..!

FARKINDA MI BİLİNMEZ:
PEKEL’İ BİR TEK
 ÖZTAYLAN UYARDI!

Peki, gerçekten de bunca yıllık bir siyasetçi, yönetici iddia edildiği gibi bir yanlışa nasıl düşmüş, bu kentte , CHP’de kendisini hiç uyaran olmamış mı!?
CHP’de bu konuda uyaran yok..!
Pekel’in yönetiminden de basına yansımış bir tek uyarı yok!
Meclis’de MHP’li üyeler var ama ne parti yönetiminden ne de MHP’li Meclis üyelerinden de bu  konuda arşivlerimize geçmiş bir uyarı yok!
Başkan Pekel, ne kadar kızarsa kızsın, bu konuda siyasiler içinden bir tek kişi kendisini sürekli uyarmış, doğrusunu söylemiş, dikkatini çekmiş. O’da Milletvekili Cemal Öztaylan..!
Öztaylan bu konuda konuştukça AK Partili Belediye Meclis üyeleri, geç de olsa,  konuşmaya başlamış.
Başka..!?
Bandırma basınına bakıyoruz, ne yazık ki, “haberleri izlediniz”in dışında, bir tek bu konuda köşe yazıları yazan kişi ben olmuşum...
Olmuşum da, başım göğe mi ermiş, vaki değil...Tam tersi,her zaman yaşadığım gibi, Başkan Pekel’le davalı olmuşum..!
Vatana millete hayırlı olsun...!

Basın toplantısında Öztaylan’a da sordum ve daha öncesinde konuyla ilgili bir çok kez yazdım: BU, BANDIRMA’NIN KADERİ Mİ?MALİ PORTRESİ BÜYÜK HER BÜYÜK PROJE BÖYLE AYAĞIMIZA MI DOLANACAK?
Öztaylan, bunun Bandırma’nın kaderi olmadığını, olayın böyle görülmemesi gerektiğini söyledi.
Ancak,bu beyan, kentin ve kenti yönetenlerin, ne yazık ki, namusunu kurtarmıyor!

‘DEMOKRASİ’ VE ‘ÖZGÜR
LÜK’ BELA SÖZCÜKLERDİR!

Sıkıntı nerede ve neden kaynaklanıyor?
Hep yazdım ve hepsöyledim: Demokrasi ve özellikle kentsel demokrasi ve özgürlük kavramları gerçek içeriğine aygun anlaşıldığı ve kullanıldıgı zaman başa beladır, diye..!
Bizde, egemen siyaset anlayışı ve siyasetçi prototibinin genelde seçilebilmek ya da iktidara gelebilmek için tepe tepe kullandıkları bir iki sihirli sözcük, zaman içersinde oy ve iktidar için her iki kavramı kullananların pususuna dönüşür.Sevimsiz hale gelirler..
Bir anlamda, OLİGARK haline gelirsiniz ve artık yönetiminiz ya da iktidarınız  tam bir OLİGARŞİ’dir.
Bunun Sedat Pekel’le ne ilgisi var, diye düşünebilirsiniz.
Pekel’de 2009 Mart yerel seçimleri öncesinde gezilerinde, beyanlarında, cicili bicili seçim broşürlerinde bu iki sihirli sözcüğü çok kullandı.
Kimileri de goy goyculuk da hızını alamadı ve  AKP’nin seçimi kaybetmesi ve CHP’nin yerel iktidara gelmesini, Pekel’in seçilmesini “DEVRİM” olarak tanımladı...
Oysa ki, Pekel’le yaşanan iktidar değişimini biz “DEVRİMCİ” tarzda kutlarken,yüklenici firmayla çoktaaan kapalı kapılar ardında ikili görüşmeler, pazarlıklar başlatılmıştı.
Bu görüşmeler ve pazarlıklardan ne CHP’nin, ne CHP’li Meclis üyelerinin haberi bile yoktu..!

Peki, Pekel, böylesi bir yanılgıya nasıl sürüklendi?

BİLE BİLE LADES Mİ?

Pekel için dert, 2009 Mart yerel seçimleri öncesi Öztaylan/Eraydın yönetimlerine karşı kullanılan ya da kullandırtılan siyasi argümanların seçim sonrası karşılığının ortaya konulabilmesiydi.
Yoksa, Pekel, gerek vekilliği döneminde ve gerekse de başkan aday adaylığı döneminde, ne de başkan adaylığı döneminde AKP’ve Öztaylan/Eraydın yönetimlerine yönelik   CHP’nin kullandığı siyasi argümanları seçimlere yönelik hemen hiç kullanmadı.
Örneğin, 20 trilyon liralık yolsuzluk!
Örneğin, yer satışları..!
Örneğin, sahil bandındaki düzenlemeler, imar uygulamaları...
CHP ilçe yönetiminin ve Meclis üyelerinin buldukları her fırsatta Adliyeye koşuşturmaları gibi...
Ancak, ister istemez, Pekel, adaylığı sürecinde bu siyasi anlayış ve dille, argümanlarla, reflekslerle içselleşti.
Pekel, 29 Mart da iktidara geldiğinde, bu kadar iri laflar söylenmiş, itham ve iddialarda bulunulmuş “KİPA PROJESİ”yle ilgili  bir adım atmak, bu konuda kendisine sunulmuş desteklerin bir şekilde karşılığını vermek, doyurmak zorundaydı.
Başlangıç da, bunun için bekledi. Bekleyiş sürecinde daha önce YÜRÜTMENİN DURDURULMASI” talebiyle yapılan başvuruyu sessiz sedasiz geri çekti.Bunu yaparken de, atılan adımı sempatik göstermeyi ihmal etmedi. Bu konunun istenilen kıvama gelmesi ve olayın  CHP tabanı ile seçmenin havaya sokulması anlamında “ÖZEL” bir çalışma yürütülmesi gerektiğini Pekel de biliyordu. Öyle de yaptı ve “ÖZEL” olan bir konuyu “ÖZELLİKLİ KİŞİYE” havale ederek, izleyici konumunu üstlendi.
Olayı başından sonuna ne CHP İlçe Yönetimi, ne Başkan Yardımcıları Onur ve Mirza, ne de Meclis üyeleri bilmiyordu.Pekel için bilmeleri de gerekmiyordu..
Sonuçta, al gülüm ver gülümle, sorun aşıldı. Bir anlamda CHP’nin durumu, Pekel tarafından “ÖZEL” bir gayretle  kurtarıldı.
Başkan Pekel, %50  “zaferi”ni böyle ve bu koşullarda açıkladı..!
Şu söylenebilinir: PEKEL, BAŞLANGIÇTA SİYASETEN DAHLİ OLMADIĞI BİR KONUDA DİYET ÖDEMEK VE SİYASİ YAŞAMININ SON DEMLERİNDE TÜM SİYASİ YAŞAMINI GÖLGELEMEK ZORUNDA BIRAKILDI...
Onun için, bugün adım adım ortaya  çıkan tablo karşısında CHP’liler Sedat Pekel’e kızmamalı ama yaşanan süreci, niteliğini daha iyi anlamalı.
Biliyorum, anlamak, suçlamaktan daha zordur. Hoş, Pekel’in  de bu süreçte anlaşılmamak için elinden gelen hemen her şeyi yaptığı söylenebilir.

RAHMETLİ ECEVİT,
DERS KONUSUDUR..!

Ben, siyasal yaşamında ve belediye başkanlığı döneminde Sedat Pekel’i daha da zor ve işin içinden çıkılmaz bir sürecin beklediğini görüyorum.
Çünkü, Sedat Pekel, siyasal yaşamında ilk kez CHP içersinde ve ilçe nezdinde böylesi koyu bir karanlığı ve yalnızlığı, biçareliği yaşıyor.
Pekel, bugün yaşadığı talihsizlikleri ve olumsuzlukları yaşamayabilirdi. Ben, rahmetli Ecevit’in politik yaşamının son demlerinin hepimiz için ama öncelikle de siyasi yaşam içinde olan siyasetçiler için  öğretici olduğuna inanıyorum.
Bu nokta da, belki de Sedat Pekel için siyaset de kırılma noktası 2009 Mart yerel seçimleriydi.
Pekel, belki de milletvekilliği görevini tamamladığı zaman, siyasi açıdan bir duayen olarak bir kenara çekilmeyi bilmeli ve emekliliğinin tadına varabilmeliydi.
Ama böyle yapmadı ve politik hırslarına ve koltuk sevdasına yenik düşerek, belediye başkanlığını zorladı. Bu zorlama, daha seçim sürecinde  diğer başkan adaylarına varana dek, değişik siyasi tavizlerin kapısını araladı. Açılan kapıdan içeri girenler, iktidar da kazanılınca, daha ilk günden bulundukları alanlarda  kendi dükalıklarını ilan ettiler.
Bu da siyaseten bir ders konusudur..
Pekel, belki de 2010 yılından  başlayarak, makamında “yalnız adamı” oynamanın ötesinde politik açıdan kendi “mekan kazıcıları”nın baskısı ve tehdidi altındadır.
41 yıldır, kentin ve bölgenin siyasi yaşamına damgasını vurmuş olan Pekel, siyaseten bir mum gibi artık tükenmekte, kendi dibine bile ışık verememektedir. Bunun nedenselliği de, Pekel’in şahsından öte, egemen siyaset ve siyaset anlayışında aranmalıdır.
Sonuçta, ne ekerseniz onu biçersiniz..!

PEKEL’İN SİYASİ
EMEKLİLİĞİNE 1 YIL KALDI

Aslında, Pekel, aleyhine gittikçe olgunlaşan ve kendisini adım adım kuşatan siyasi kumpası taa işin başında hissetti ve gördü.
Bir çok kez yazdım: Pekel ve yönetiminde gerçekten CHP kimliğini yıllardır içine sindirmiş vebu kimlikle kişiliğini örtüştürmüş bir kaç kişiden, hatta belki de tek kişi, Sedat Pekel’dir.
Kimi kızar, eksiği vardır fazlası vardır, doğrusu vardır yanlışı vardır. 41 yıllık siyasal bir yaşamdan söz ediyoruz. Yazdığım gibi, yargılamak ve suçlamak kolaydır. Anlamak ,bilmek zordur...

Bizler, bir anlamda insafımızı ve vicdani değerlerimizi, ölçülerimizi, aklımızı  korumak zorundayız.
Örneğin, Pekel’i biz Ailece severiz,sayarız. Bugüne kadar en küçük bir saygısızlığım da olmamıştır. Bu, siyasal yaşamında ya da seçildiği makamlarda O’nu eliştirmek , yanlışlarını ortaya koymak, uyarmak hakkını elimden almaz.Ben, işime bakarım ve mesliğimin bana yüklediği sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeye çalışırım.Siyaseten bir şeyleri zorluyorsa, Pekel’den elimden geldiği kadarıyla uzakta dururum.

KOCAMAN DA BU
KENTİN EVLADIDIR

Bunu neden ve niçin yazıyorum?
Çünkü, günlük koşuşturmalar içersinde farkında olsak da olmasak da insani yönlerimiz örseleniyor ve insani kişiliğimiz zarar görüyor. İşte buna hakkımız yok!
Örneğin, Oda ve Borsa seçimleri yapılacak. Önceki akşam, Bandırma Ticaret Odası seçimleriyle ilgili bir toplantıya katıldım. Ben, yıllardır Oda’ya başkanlık yapmış, Bandırma için emek vermiş Osman Kocaman’ın başkanlık ya da yönetim seçimleri için örselenmesini ve incitilmesini
kabullenemedim.

Neden?

Çünkü, en başta bunu hak etmiyor ve buna hiçbirimizin hakkı yok..!Bandırma, ne hikmetse kendi evlatlarına ve yetiştirdiği değerlere karşı fazla itici ve tahammülsüz...Oysa ki, bugün iticilik ve tahammülsüzlük noktasında anlayış ve tutum geliştirenler, yarın aynı pozisyonda kendilerini görecekler. O zaman, bu yolu açmamak ve yolun açılmasına izin vermemek gerekiyor.

HAYDİ BALIK AVINA..!

Sonuç olarak, anladığım kadarıyla Pekel’in başı dertte.
Ben, Pekel’in zorluğu ve zorlukları seven bir mizacı olduğunu biliyorum. Onun için, bu zorluğu da en akılcı yoldan aşacağına inanmak istiyorum.
Öztaylan da, hassasiyetlerinde haklı da olsa, siyaseten emekliliğini  “piyango ikramiyesi” bekler gibi bekleyen Sedat Pekel’e “hoşçakal” deme hakkını tüketmemeli.Siyaset bu kadar acımasız olmamalı..!

Olayın insani boyutunu hiç düşünmüyoruz.Örneğin, Pekel ile Öztaylan’ı birlikte balık avında bir düşünün.
Acaba, denizle mi, balıkla mı, olta ile mi  kavga ederlerdi..!?

Esen kalın...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1391