Bugün: 18.08.2017

GİZLENEN OYUN!


Büyükşehir yasa tasarısı ve Balıkesir’in ‘bütünşehir’ olması esprisi kamuoyunun gündemine geldiğinden bugüne konuyla ilgili bir çok yazı yazdım.

KONUŞULMAMASININ SIKINTISINI YAŞIYORUZ!

Öncelikle şunu belirtelim: Büyükşehir ya da bütünşehir olayı  kamuoyunda hatta Meclis’de bile gerektiği şekilde konuşulup, tartışılamadı.
İktidar partisi Ak  Parti, adeta yangından mal kaçırıyormuşcasına, büyükşehhir olayını ve tartışılıp,sorgulanması sürecini manipüle etti..!
Anımsayın!
Balıkesir’in büyükşehir yapılması kamuoyunun gündemine taşındığı ilk günlerde ne Balıkesir’in böylesi bir talebi ve konuya ilgisi vardı ne de Balıkesir nezdinde Ak partililerin konu hakkında bir bilgileri vardı...
Konuyla ilgili sorular Balıkesir merkezde ve diğer ilçeler, beldeler ve köylerde olduğu gibi bizzat iktidar partisi temsilcileri, hatta milletvekilleri tarafından geçiştiriliyordu.
O zaman da yazdım: Ülkenin idari yapısında yapılan ciddi bir yasal düzenleme ve değişim bir oldu-bitti ile geçiştirilemezdi ve geçiştirilmemeliydi...
Ak Parti, hala bu konunun sıkıntı ve sorunlarını yaşarken, bir şekilde derdini anlatmaya çalışıyor.

TÜRKİYE’NİN 
YÖNETİMSEL YAPISI 
DEĞİŞİYOR

Oysa ki, Türkiye’nin kamu yönetimini, yönetim yapısını değiştirmeye ve yeniden düzenlemeye yönelik bu yasal düzenleme ve değişiklik konusunda Meclis’de grubu bulunan siyasi partiler ve toplum nezdinde bir konsensus (uzlaşma) sağlanabilirdi.
Olmadı, oldurulamadı!
Kuşkusuz, bu sadece iktidar partisinin suçu olarak da görülmemeli. Bu yaşanan ve yaşanmaya devam eden olumsuzlukta bir diğer etmen de, muhalefet partilerinin “ak-kara” mantığından kaynaklanıyor.
Meclis’de sayısal olarak iktidarı da önlemeye, frenlemeye gücü olmayan muhalefet, demokratik işlevini yerine getirmekten uzak, sonuçsuz ve bir anlamda iflah olmaz bir muhalefet anlayışı sergiliyor.
Muhalefet partileri böyle de iktidar üzerine düşeni yapıyor mu, derseniz,buna da olumlu yanıt verebilmek mümkün değil.
Bence, Ak parti’nin en büyük örgütsel ve politik yanlışı,zaafı, zayıflığı burada aranmalı. Buf, bir anlamda Ak Parti’nin bugün yaşadığı sıkıntıların da kaynağı durumunda.

Peki, bu zaaf ve sıkıntı ne!?

AKP’NİN İTTİFAK 
ANLAYIŞI BOMLADI

Daha önce de yazdım. ‘Milli görüş’ ekolünden gelen parti, üzerindeki gömleği çıkartırken, bu hareketin nasıl ekol haline geldiğini göz ardı etti ve siyasal ittifaklar konusunda tarihsel hatalar yaparak, cemaatle bütünleşti.
Toplumun demokratik örgütlenmesine, sivil demokratik insiyatiflere önem verilmezken, ak-bayram zannederek, kendisine cemaatin sunduğu hemen herşeye dört elle sarıldı.
Cemaatle, iktidar paylaşımı nedeniyle yaşanan çatışma ve ayrışmayla birlikte ise,Ak parti , bir anda sudan çıkmış balığa döndü...!
Peki,sorun tek başına cemaat mi? Hayır..!

SEÇMENDEN 
SAKLANAN 
GERÇEKLER!

Evet, büyükşehir konusunda Balıkesir merkez ve ilçelerinde, kırsalında bugün hala anlamsız, kısır, niteliksiz bir iktidar-muhalefet çelişmesi yaşanıyor.
Özellikle de Ak Parti ve CHP arasında..!
Oysa ki, bırakın iktidar partisini bir yana, CHP’li, MHP’li ve diğer siyasi partilerden ve görüşlerden insanlar açısından büyükşehir denklemini çözmek bir handikap olarak görülmemeli..
Hemen ötemizde Bursa, Kocaeli ve İstanbul  var...
Bu metropol kentlerimiz ya büyükşehir ya da bütünşehir ve bu kentlerde yaşayan insanların, siyasetlerinin gündeminde büyükşehir ya da bütünşehir olayı falan yok!
Bu konuda en rasyonel politikayı MHP’nin büyükşehir başkan adayı İsmail Ok izliyor ve işine bakıyor...
CHP’nin büyükşehir başkan adayı Sami Sözat ve Bandırma’da başkan adayı Mirza ise, çok iyi bildikleri bir konuyu, seçmen nezdinde, gözlerinin içine baka baka rey için politik açıdan istismar ediyor...

BÜYÜKŞEHİR VE 
İLÇELER DENKLEMİ

30 Mart yerel seçimlerine artık günler kaldı ve büyükşehir konusunda seçmenden gizlenen bir gerçek daha var: 30 Mart’la birlikte ilçe belediyeleri, büyükşehrin bir anlamda ‘temsilciliği’ görevini üstlenecekler.
Örneğin, bir ilçeyi ‘A’ ya da ‘B’ partisinin ve temsilcilerinin kazanması, eğer aynı parti, büyükşehir belediyesini de kazanamamışsa, anlamsız olacaktır!
Neden ve niçin?
Sonuçsuz, demokrasi tartışmaları içersinde hiç boğulmayalım ve  gerçekçi olalım...!
Demokrasimizin gelişkinlik ölçütü dikkate alındığında büyükşehirde seçimi kazanmış parti ile ilçeleri kazanmış siyasal parti arasındaki farklılık, dolaylı da değil, doğrudan ilçeler bazında hizmet ve yatırımı önleyecektir.
Somut konuşalım: Örneğin, Bandırma’yı ya da Erdek’i CHP ‘li başkan adayları kazanmış olsun, büyükşehri iktidar partisi kazanmışsa, her ikisinin de ilçeleri bazında yapabileceği fazla bir şey, ne yazık ki, yok..!
Ya büyükşehri CHP kazanarak, büyükşehir-ilçeler arası siyasi dengeyi kurabilmeli ya da ne yazık ki, derdine ağlanmalı.
Bu hoş mu, hayır,değil..!
Ama, ülkede eğemen olan siyaset ve hizmet anlayışı, siyasetçi prototibi, demokrasi kültürünün içselleşmemiş olması sandığın ötesindeki en büyük tehlike durumunda dır...
Partiler ve başkan adayları bu gerçeği dillendirmemeye çalışsalar da,hemen hepsi, bu gerçeğin bilincinde ve farkındalar...

CHP VE MHP İTTİFAKI

Tam da bu nokta da, 30 Mart yerel seçimleri öncesi, ülkede ve Balıkesir’de garip, düşündürücü ve ilginç bir olay yaşanıyor.
İktidar partisi Ak partiye karşı, CHP-MHP ve diğer siyasi partilerin oluşturduğu  “gitsinler de nasıl giderlerse gitsinler” anlayışıyla oluşturulmuş gayri resmi siyasi ittifak, bugün Balıkesir ve ilçelerinde,kırsalında ‘büyükşehir için MHP’den Ok’a, yerel de CHP’den Mirza’ya’ gibi farklı ittifakları beraberinde getiriyor. Aynı anlayış, MHP nezdinde de, ‘büyükşehir de Ok’a, yerel de CHP’ye’ anlayışı ön plana çıkıyor.
Bu da, aslında CHP ve MHP nezdinde, büyükşehir-ilçeler denkleminin gözetildiğini ortaya koymuyor mu!?(Vatandaş buna uygun sloganı da türetmiş: Bandırma’da 6 Ok, Balıkesir’de İsmail Ok.!)
Kim ne derse desin, seçmen ve insanlar bu olayın farkında ve kendi aralarında konuşup, tartışıyorlar. 
Yani, seçmen, ‘aptal’değil ve birilerinin de farklı politik kaygılarla kendisini ‘aptal’ yerine koymasından vatandaş hoşnut değil..!
Ayrıca bu işin bir çok  incitici yanı var. Eğer, Balıkesir’de büyükşehir için eski DYP milletvekili Sami Sözat’ı  CHP’de bir tane aday namzeti yokmuşçasına aday yapıp, kurtlar sofrasının önüne atmanın ne mantığı var? Sözat’ın politik geçmişi nedeniyle merkez sağdan oy mu alacaksınız? Merkez sağdan alacağınız oy, partiniz tabanında yarattığınız tepki nedeniyle belki de aynı düzeyde olacak!Bunu düşündünüz mü?
Keza, Örneğin Bandırma’da MHP’nin başkan adayı Hadi Selimoğlu’nun suçu ne?Bandırma’da oyları ve seçmeni AK P’nin güçlü alternatifi CHP adayı Mirza’da toplayıp ya da ardes göstermek Selimoğlu için kırıcı değil mi?
Sanıyorum, siyaseten otla samanın birbirine karıştırılması buna deniyor....
Evet,biz yeniden konumuza ve büyükşehir olayına değinelim...

AKP’NİN GÜCÜ, 
İHTİYAÇ VE 
GERÇEKLİKTE
ARANMALI

Büyükşehir esprisi, Türkiye’nin yönetsel yapısıyla ilgili bir konudur.
Bu olayın 4 alanı var: İdari, askeri,adli,akademik.
Ak Parti iktidarı ile yaşanan ne?
Türkiye’nin yönetimsel yapısı yapılan yasal düzenlemelerle, değişikliklerle yeni baştan ele alınıyor ve düzenleniyor.
Peki, buna gerçekten ihtiyaç var mıydı?
Evet, vardı..!
Bu çerçevede, devletin yönetimsel yapısıyla ilgili ‘ulus devlet’ ya da ‘üniter devlet’in, merkeziyetçilikle ademi merkeziyetçiliğin, hukuk devleti olmanın esaslarının, toplumsal iradenin Meclis’de odaklaşması ve temsil gücünün  arttırılmasının, laiklik, güçler dağılımı gibi tüm değerlerin de ele alınması,sorgulanması ve yeniden günün koşullarına uygun  şekilde özgünlüğünüzü  göz ardı etmeden geliştirilmesi gerekir.
Cumhuriyet Devleti, 1923’ten bugüne siyasal iktidarlar ve Meclis nezdinde bu yönde 2001’de AKP’nin iktidar olmasına  kadar, ciddi hemen hiçbir adım atamadı.
Örneğin, Cumhuriyet Devletinde il yönetimleri 1949 tarihli 5442 sayılı İl İdare Kanunu ile düzenlenirken; kentsel yerleşmelerin yönetim yapısı 1930 yılında 1580 sayılı kanunla düzenlendi.Köy yönetimleri, 1924 tarihli 442 sayılı Köy Kanunu ile biçimlendirildi.
Bunları doğru dürüst toplum olarak ne konuşabildik ne de tartışabildik. 
Konuşup, tartışmak isteyenler ise ülkenin yönetimsel yapasıyla ilgili ne varsa, ‘birileri’ tarafından hızla siyasileştirilerek, ya afaroz edildi ya da zulüm gördü.
Örneğin, yönetimsel yapının ‘anası’, Anayasa konusunda yaşadıklarımız ortada.
1876 yılında Kanuni Esasiyenin ,1921 savaş yıllarının Anayasasının, 1924 yılındaki Cumhuriyet Devleti’nin kuruluş Anayasasından sonra 1960 ve 1982 askeri darbe anayasalarının tarihi siyasal ve sosyal tarihimizin sancılı ve kanlı dönemlerini dışa vurur.
Değiştirilip düzenlenerek eleğe dönmüş 1982 Anayasası yerine hala sivil ve demokratik bir anayasayı yapamamanın utancını yaşıyoruz.

 SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ  TEFERRUATTIR!

Sene 1983..!
Askeri yönetim ve iktidarı var.. Bu iktidar koşullarında 1983 yılında 3030 sayılı kanunla Türkiye’nin kabına sığmayan üç büyük ili, İstanbul-Ankara ve İzmir büyükşehir yapıldı.
2004 yılında AK Parti iktidarı döneminde 5216 sayılı yasayla  bu sayı 3’ten 16’ya çıkartıldı.
Yine Ak Parti döneminde,1 2.11.2012 tarihinde 633 sayılı kanunla, büyükşehir kavramı bütünşehirle geliştirilerek sayı bugünkü rakama ulaştı,Balıkesir bütünşehir oldu!
Bir anlamda, Türkiyenin yönetimsel yapısında idari açıdan yasal düzenlemelerle değişim ve dönüşüm büyük ölçüde tamamlandı.
Bitti mi, daha bitmedi...!
Bu nokta da şu sorulabilinir: Bu yasal değişiklik ve düzenlemelerde Ak Parti’nin rolü ve önemi ortada! 
Ya Meclis’de grubu bulunan CHP ve MHP’nin, devletin yönetim yapısı yasal olarak değişir ve yeniden düzenlenirken rolü ve önemi ne oldu?
Bunu okurlarımız ve kamuoyu takdir etmeli!
Beni olayın, partisi falan ilgilendirmiyor. Çünkü, Mustafa Kemal’in dediği gibi, SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR!

Esen kalın...
sonkursun.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 969