Bugün: 12.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • FRANSA’YI VE AB ÜLKELERİNİ BEKLEYEN FELAKET!

FRANSA’YI VE AB ÜLKELERİNİ BEKLEYEN FELAKET!


Fransa’nın güneyindeki Nice’te, kent merkezinde 14 Temmuz  Ulusal Gün kutlamalarını  izleyen insanlara yönelik gerçekleştirilen kamyonlu DAEŞ terör eyleminde 84 kişi yaşamını yitirirken, yüzden fazla insan yaralandı.


Terör, Türkiye’ye yabancı bir vaka değil !


YILLARDIR BİZİ YAKAN ATEŞİ KÖRÜKLEYENLERİN KAÇINILMAZ SONU!


Sadece, son 35-40 yıldır Anadolu’nun belli bir bölgesinde yaşanan etnik temelli terör eylemleriyle binlerce asker, polis, korucu , genç yaşlı, kadın erkek  insanımız yaşamını yitirirken, binlerce insanımız yaralandı. Terörün mali bilançosu ise, dudak uçuklatacak cinsten. Vakanın insani ve mali boyutu bir yana etnik temelli ayrılıkçı terörün, ülkeye kaybettirdiği zamanın bedelini tayin edebilmek mümkün değil. TC Devleti onun içindir ki, tüm varlığı ve gücüyle, terör ateşini söndürebilmek için yıllardır mücadele veriyor.


Evet, terör, ülkemize ve insanlarımıza yabancı bir vaka olmaktan çoktan çıktı…


TÜRKİYE’DE ONLARCA YILDIR YAŞANAN DEVLET TERÖRÜNÜN SORUMLUSU KİM!?


PKK/HDP olayından önce ASALA terörü, 1960’lı 70’li yıllardan günümüze uzanan   ve kimi zaman mezhep temelinde, kimi zaman sağ-sol kutuplaşması temelinde, kimi zaman laik-antilaik eksende ideolojik temelli terör örgütleri ve eylemleri hep oldu ve hep vardı. Terör örgütlerinin varlığının, faaliyetlerinin ve eylemlerinin gerekçeleri ve mazeretleri bitmez!


Ama daha da önemlisi ve tehlikelisi devlet terörüdür. Devleti ve siyasal iktidarı elinde bulunduran gücün, devlet ve iktidar olabilmenin imkanlarını da kullanıp  on yıllarca Türkiye’de yürüttüğü terörü de tüm boyutlarıyla insanlarımız yaşamış, mağdur kılınmıştır. Ülkenin ulusal bağımsızlığının da egemenliğinin de, demokrasinin ve özgürlüklerin gelişmesinde de önündeki  en büyük engel olan bu oligarşik yapı da, aynı etnik ve mezhepsel terör gibi dışarıyla ilişkili, dışardan beslenen, teşvik edilip, donatılan, hamilik yapılan terörist faaliyetlerden bağımsız düşünülemez.


Bu yorumumu abartılı bulanlar, 27 Mayıs askeri darbesini, 12 Mart ‘ı, 12 Eylül 80 askeri darbesini, 28 Şubat’ı  bir daha incelemeliler. Tüm bu askeri darbeler, post modern darbeler, ’balans ayarları’, darbe girişimleri devlet ve iktidarı elinde bulunduran oligarşik yapının, başta ABD ve NATO ile işbirliği içinde ülkemize ve topluma yönelik, en üst düzeyde gerçekleştirilmiş, devlet terörünün dışa vurumudur.


BAYRAĞIMIZDAKİ KIZIL RENK BİR BOYA VE ZEVK SORUNU HİÇ BİR ZAMAN OLMADI!


Ülkemizde sokaktaki en eğitimsiz insanlarımız bile Türkiye’de onlarca yıl yaşanan terör sarmalının ve terör sonucunda insanlarımızın yaşamına kast edilmiş olunmasının gerçek faillerini ve oynanan kirli ve kanlı oyunun kimler tarafından sahnelendiğini biliyor. Örneğin, Türk insanı, ASALA’yı  bu ülkenin başına bela edenlerin, aynı dürtülerle PKK belasını başımıza bela ettiğini biliyor.


 Bu gerçekler  insanlarımız için muamma değil!


Aynı şekilde dün El Kaide ve Usama bin Ladin’in, Taliban’ın, DAEŞ’in, PKK ve YPG’’nin, Boka Haram’ın ve  benzer uluslararasılaşmış terör örgütlerini kuranların, kimlerin ve hangi ülkelerin  istihbarat örgütlerince  organize edilip, beslenip, donatıldığını, terör eylemlerine yön verdiğini dünya kamuoyu da insanlarımız da biliyor.


TÜRKİYE, ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİNİ YENİLEMELİDİR!


Deşifre olan, terör örgütleri nezdinde arkalarındaki ülkeler ve istihbarat örgütleridir. Onun için günümüz dünyasında ,kamuoylarında, değişen dünya dengeleri ve değişen koşullar, ‘tehdit’ algılamasının değiştiği gerekçesiyle, Birleşmiş  Milletler’in işleyişi ve yeniden yapılanması, NATO’nun  durumu ve ABD hegemonyası, AB’nin geleceği ,IMF ve Dünya Bankası gibi mali yapılar sorgulanır durumda.


Onun içindir ki, gazetemiz de önceki yazılarımızda Türkiye’nin yeni bir ulusal güvenlik konseptine ve stratejisine sahip olmasının önemine dikkat çektik. Türkiye, sırtındaki kenelerle ,kan emicilerle yürüyemez.


EMPERYAL ŞIMARIKLIĞIN SONU YOK!


Örneğin, DAEŞ’i  bahane olarak kullanıp, İncirlik’i babalarının çiftliği gibi mesken tutmuş olanların, diledikleri gibi ,İncirlik’e giriş izni verilmeyince, Türkiye’yi tehdit etme cüretini göstererek, AWACS uçaklarını göndermeyeceklerini açıklamaları; Alman Meclisi’nde Ermeni soykırımını kabul ederek, ülkeyi soykırımcı statüsüne sokma çabaları; Brüksel’de AB binasında ‘Rojava sergisi’  diye PKK sergisi açıp, terörün hamiliğine alenen soyunmaları; ABD askerlerinin YPG bayraklı üniformalarla  sınırlarımızın ötesinde  caka satmalarını ne ülkenin ne de insanımızın ,artık, sindirebilmesi mümkün değil. Çünkü, Türkiye, eski Türkiye değildir!


Rezilliğe ve ciddiyetsizliğe bir bakın! Ali Kemal’in torunu PKK sever Boris Johnson, İngiltere’nin yeni dışişleri bakanı olarak karşımıza çıkıyor. İşbirlikçiliği ve hainliği tescillenmiş dedesi ne ise, torunu da  o..! Bu cüretsizliğe, Türkiye, ‘bizlerde İrlanda’lıları, İskoçları severiz’ diyebilecek, cüreti gösterip, en güzel yanıtı verebilmeli!


Bunun adı, emperyal  şımarıklıktır!


TÜRKİYE,YUMUŞAK KARIN OLMAKTAN  ÇIKMALI!


Cumhuriyet Türkiyesi’nde yıllardır kirli ve kanlı bir oyun oynandı.  Ülkenin ulusal bağımsızlığına ve egemenliğine  gerçekten sahip çıkıp, mali egemenliği geliştirip, dünden bugünlere taşınmış etnik ve mezhepsel olmak üzere bir çok toplumsal sorunun, demokrasi  ve özgürlük alanları genişletilerek,  çözümlenmesi yerine mevcut sorunlarımızın ülkenin kaşınabilir yumuşak karnı olması bu güç odakları tarafından hep  tercih edildi. Bu emperyal güç odakları ve işbirlikçileri eliyle, ülkenin ve toplumun onlarca yıldır bu iç sorunlarla boğuşması, birbirini kırıp, tüketmesi için her türlü araç kullanıldı. Onun içindir ki, Türkiye, yıllanmış sorunlarının merkezinde yer alan bağımsızlık ve egemenliğini devlet ve toplum yaşamının her alanına taşırken, demokrasiyi kurumsallaştırıp, özgürlük alanlarını genişletip, içerde toplumsal hesaplaşmanın değil, helalleşmenin Yeni Türkiyesi’ni  ve Cumhuriyetini yaratabilmelidir.


FRANSA SALDIRISININ ARDINDAKİ KÜRESEL ŞİFRE!


Başta Fransa olmak üzere Kıta Avrupası’nda,AB ülkelerinde   terör  ve terör eylemleri bitmeyecek. Neden mi!?2.Dünya Savaşı sonucunda Kıta  Avrupası, Sovyet etkisiyle ikiye bölünmüştü. ABD nüfusundaki Batı Avrupa’nın elde tutulabilmesi ve Sovyetlere karşı rekabet edecek güce sahip kılınıp, cazibe merkezi olması için hemen her eş yapıldı. Başarılı da olundu ve Sovyet kampı dağıldı. İngilte’nin AB’nden çıkması ve DAEŞ terörünün Kıta Avrupası’na  taşınması sürpriz değildir. BOP ile Kuzey Afrika, Ortadoğu ve hatta Kafkaslar’ı dizayn etmek isteyen ABD, Yugoslavya’nın yıkılıp, parçalanması ve 7-8 devletçik kurulması sonrası, yarım kalmış Kıta Avrupası operasyonuna geri dönüyor. Nice’teki terör eyleminin ve 84 insanın katledilmiş olmasının, yüzden  fazla insanın yaralanmasının küresel şifresi  ve küresel  terör taşeronluğunun sonu budur!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 520