Bugün: 18.12.2017

FETÖ, BİR VİRÜSTÜR!


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) ideolojisini irdeleyen Emniyet kaynaklı 240 sayfalık kapsamlı bir bilgi notu ulaştı.

 

Virüs benzetmesi yapılan  FETÖ yapılanmasını, ”…Emperyalist ülkelerin bir dönem geri kalmış dünyalara medeniyet getirilmesi kılıfını, şimdilerde ise demokrasi ve insan hakları kılıfını kullanması gibi ezoterik örgütler de çeşitli kılıflara ihtiyaç duymaktadır.” denilerek, ezoterik bir yapılanma olduğuna dikkat çekiliyor.

 

Bu tespite göre, vatan ve millet düşmanları, virüslerden ilham alarak kurguladıkları ezoterik örgütün en büyük sızma hedefi  olarak dini belirlemiş!

 

Neden ve niçin?

 

Çünkü,“Türk milletine sevgi ve teveccühün çok fazla olduğu yerlere, sömürgecilere çalışan, işbirlikçi ve Türk görünümlü bu tür yapılanmalarla girmenin maliyeti, savaşarak veya başka yollarla girmenin maliyetine nazaran oldukça düşük kalmaktadır. Böylece istilacı ve tek dünyacı belli çıkar grupları ile FETÖ’nün yeryüzü hâkimiyeti hedefi de örtüşmüş olur.”

 

Emniyet kaynaklı ‘bilgi notu’ nda yer alan değerlendirmeler irdelenip, incelendiğinde  FETÖ yapılanması konusunda yapılmış değerlendirmelerin hiç de yabancısı olmadığımız ve on yıllardır emperyal güç ve çıkar odaklarının Türkiye’ye yönelik faaliyetlerinde benzer yöntem ve teknikleri kullandıkları görülür.

 

VİRÜS SADECE FETÖ MÜ!?

 

Örneğin, PKK’nın örgütsel açıdan evrimi irdelenip incelendiğinde  de terör örgütünün  ASALA’nın bir devamı olarak  kurgulandığı, kürt halkının mağduriyetleri ve yaşadığı sıkıntıları hedefleyerek bölge halkı içerisine sızdığı, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, kürt kimliği  gibi hakların savunumu üzerinden taban yaratmaya çalıştığı, terör eylemlerine zemin hazırlandığı görülür.

 

20. ve 21.yüz yılda  emperyal ülkelerin yeryüzünü paylaşımı ve nüfus alanlarını genişletme politikalarında  doğrudan  kendi askeri gücünü kullanma ve savaşmak yerine az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler nezdinde  yarattıkları virüs üzerinden kurguladıkları senaryoları sahneye koymaları ve terörü bir savaş biçimi olarak kullanmaları  bilinin ve tüm ülkelerin kabul ettiği bir gerçek.

 

Bu hem az masraflı bir yöntem hem de  kendi  insan-asker gücünü hedef almadığı için içerde toplumsal muhalefeti de önleyen bir faktör. Yani maşa varken emperyal güç ve çıkar odakları ateşe kesinlikle el uzatmamaları gerektiğini çok iyi biliyorlar. Günümüzde buna klasik sömürgecilikten farklı olduğu içindir ki, yeni sömürgecilik de deniyor.

 

Tam da bu nokta da üzerinde durulması, sorgulanması ve yanıtı aranması gereken gereken soru şu:

 

 ‘Virüslerin’ kaynağı kim/kimler?

 

ABD hegemonyası ve hükümranlığı altındaki NATO!

 

İHANETİ DİLLENDİRENLER HEP SUSTURULDU!

 

Türkiye’nin ABD’ye ekonomik ve askeri bağımlılığının  politik bağımlılığının katmerleştirildiği 2.dünya savaşı sonrası yıllardan bugüne  yaşanmış ve yaşanmakta olan belalı sürecin perde arkası ve gerçekler hep dile getirildi. ABD ve NATO’nun  başta askeri faşist darbeler olmak üzere, anti-rdemokratik yönelişlerde, karanlık olaylarda, faili meçhul kılınmış cinayetlerdeki rolü hep ortaya konuldu.

 

Gerçekleri cesaretle ve inançla dile getirip, mücalere veren insanların başına gelmedik, getirilmedik   olay kalmadı!

 

Ülkenin gerçekten bağımsız bir ülke olması ve egemenliğin kayıtsız şartsız milletin eline geçmesi özlemini haykıranlar susturulmaya ve boğulmaya çalışıldı.

 

Bakınız, emniyetin FETÖ ile ilgili ‘bilgi notu’nda ne deniyor:

 

“Büyük miktarda güç potansiyeline sahip ülkemizi, güç kaynaklarımızdan beslenen bir örgütle az zahmetli ve düşük maliyetli bir projeyle durdurma ve dünya pastasından hakkı olandan çok daha fazlasını alma amacında olan sömürgeci zihniyetin gayri meşru çocuğu olan FETÖ, ne bir eğitim hareketidir ne bir dini cemaattir ne de sivil toplum kuruluşudur.”

 

Bu gerçeği 60-6 5 yıldır anlamayanlar ve FETÖ vakasını salt AK Parti iktidarları ve Erdoğan’ın şahsı veya  siyasi ihmali,bilgisizliği,cehaleti olarak görmeye çalışanlar, 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimini bile bir ‘tiyatro’ ve ‘senaryo’ olarak kamuoyuna sunmaya ve yutturmaya çalışanların günümüzde üstlendikleri siyasi rolün iyi anlaşılması da gerekiyor.

 

Bu siyasal güç odakları, başta ABD emperyalizmi olmak üzeri  AB ve NATO’nun, istihbarat örgütlerinin içimizdeki siyasi figüranları ve taşeronlarıdır!

 

KILIÇDAROĞLU, NEYİ AKLAMANIN PEŞİNDE?

 

Öyle ki, ‘Yeni CHP’nin lideri KK, bir televizyon programında 15 Temmuz  sonrası yaşananların Cumhuriyet tarihimizde ,gerçekleşmiş askeri darbeleri de örnek vererek, yaşanmadığını söylerken, mağduriyet edebiyatı yaparak, darbecilere sahip  çıkıp, destek sunabiliyor.

 

Yeni CHP içindeki özellikle 12 Mart ve 12 Eylül askeri faşist darbesinin karar  ve uygulamalarının mağduriyetini her yönüyle yaşamış binlerce  solcu da film izler fibi yaşananları, söylenenleri sessizce dinliyor, izliyor!

 

Emniyetin ‘bilgi notu’nda şöyle deniyor:

 

“Gülen’in söylemlerine bakıldığında en başından itibaren cebir-şiddet kullanma zihniyetine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ama nihai hedeflere ulaşmak için benimsenen genel hareket tarzından dolayı, gerekmedikçe maddi güç kullanılmadığı ve gülen bir yüz, barış, hoşgörü söylemi arkasında son darbe girişimine dek manevi cebir şiddet öncelikli ve sinsice hedeflere yürüme söz konusu olmuştur. Son darbe girişiminde ise gerçek yüzünü saklama gereği duymamıştır.”

 

‘Bilgi notu’ndaki bu beyanlar acıdır!

 

Ta başından itibaren Gülen hareketinin ABD/CIA ile işbirliği içinde aynen bir virüs gibi tüm bedenimizi sardığını ve  bedeni fiziksel reaksiyonlarından hızla uzaklaştırdığını yazan,dillendiren  gazetecilerden ve yazarlardan birisiyim.Evet, dillendirdiklerimiz ve yazdıklarımız önemsenmediği gibi ‘size mi kaldı’ denircesine başımıza gelmedik şey kalmadı!

 

Neden ve niçin, onlarca yıldır ülkemiz siyasal yaşamına damga vurmuş siyasi liderler, partiler, hükümetler,bakanlar, milletvekilleri yaşananları sessizlikle izlemenin de ötesinde bu ‘virüs’ü besledi!

 

Biz  açıkça yazalım: Demirel’in den Ecevit’ine, Özal’ından Çiller’ine hemen herkes ‘virüs’ün ardındaki güç ve çıkar odağını, istihbarat örgütünü  biliyordu. Konu ABD/CIA, AB, İsrail ve NATO olunca, siyasi liderler, iktidar ve muhalefet partilerinin  adeta ‘basireti’ bağlandı! Bugünde dün bu küresil güç ve çıkar odaklarının karşısında üç maymunu oynayanlar, FETÖ olayını kamuoyu nezdinde önemsizleştirerek, 15 Temmuz’u unutturmanın ve böylece ağa babalarının gönlünü ‘hoş’ tutmanın peşindeler.

 

O nedenle, emniyetin veya MİT’in bugün yapar hale geldiği bu değerlendirmeler yı5llanmış bir gerçeğin geç de olsa görülmesi ve dillendirilmesi anlamını taşıyor. Bu ülkenin gençlerine, aydınlarına yazıktır ,günahtır!

 

VİRÜS YİNE UYKUYA YATIRILDI!

 

Emniyetin ‘bilgi notu’ndaki en can alıcı değerlendirme ise 15 Temmuz sonrası yaşananlarla ilgili önemsenmesi gereken dersler içeriyor ve şöyle deniyor:

Gelinen noktada örgütün benimseyeceği en rasyonel hareket tarzının, uzun dönemli yeraltına çekilme ve konunun gündemden tamamen düşmesini bekleme, yeni nesillerin yaşananları unutması ve sonrasında tekrardan yeraltından çıkılarak faaliyetlerin devam ettirilmesi olabilecektir.

Ancak iletişimde yaşanan devrim ve imkânların artması; virüsler gibi zor şartlar altında uykuya yatıp canlılık özelliği göstermeyen bir hal alsa ve tarihi örneklere benzer bir şekilde davransa bile örgütün başarı şansını bir hayli azaltmaktadır.

Bu yüzden örgütün devletin elinin uzanamayacağı veya daha az uzanabileceği yurtdışı gibi yerlere kaçarak yeniden yapılanmayı, buralarda uykuya yatmayı ve zamanı gelip de güçlü bir enfeksiyon halini alınca tekrar ülkemize sirayet etmeyi düşündüğü anlaşılmaktadır.

Bu yüzden onun gerçek yüzü en iyi şekilde anlatılmalıdır. Güçlenen ülkemizin FETÖ virüslerini dünyanın neresine kaçarsa kaçsın bulup yargı önüne çıkartması ve tehlike olmaktan çıkaracak şekilde zararsız hale getirmesi ve gelecek nesillere yaşananları asla unutturmaması gerekmektedir.”

15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişiminin başarısızlığa uğraması, bastırılması sonrası FETÖ’nün önümüzdeki süreçte  somut olarak izi ve etkisi 16 Nisan’da gerçekleşecek referandumda gözlenecektir. Yurt dışında seçmenlerin ‘hayır’oyu kullanmaları yönünde  her türlü algı operasyonunun içinde yer alacak örgüt, kimi noktalarda zor yöntemiyle sonuçları etkilemeye çalışacaktır.

Ülke içinde ise büyük ölçüde sinmiş ve uykuya yatmış iblis sürüsü, başta Yeni CHP olmak üzere  HDP ile  ‘hayır’ kampanyaları içinde yer almanın, propaganda yapmanın ve sandık sonuçlarını bir şekilde etkilemenin arayışını sergileyecektir.

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 211