Bugün: 22.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • FETÖ’NÜZÜ DE, PKK’NIZI DA, DEAŞ’INIZI DA ALIP, DEFOLUP, GİDİN!

FETÖ’NÜZÜ DE, PKK’NIZI DA, DEAŞ’INIZI DA ALIP, DEFOLUP, GİDİN!


15 Temmuz darbe kalkışması, FETÖ-ABD/CIA ilişkileri  kamuoyunda sorgulandıkça ve  tartışıldıkça ortaya Cumhuriyet Devleti’nin özellikle 2.dünya savaşının son bulması sonrası 40’li yıllarda  ikili antlaşmalarla nasıl ABD’ye bağımlı hale getirildiği daha iyi anlaşılıyor.


ABD ile yapılan ilk ikili anlaşma, 23 Şubat 1945 tarihinde imzalandı.


Antlaşma, sözde karşılıklı yardım antlaşması idi. Anlaşmanın II. maddesi şöyleydi: TC hükümeti, sağlamakla görevli olduğu hizmetleri, kolaylıkları ya da bilgileri ABD`ye teslim edecektir.`


23 Şubat 1945 de, AK Parti’nin esamesi ortada yoktu ve iktidarda olan siyasal parti CHP ve lideri İnönü idi!


ABD ile yapılan ikinci anlaşma, 27 Şubat 1946 gün ve 4882 sayılı yasayla kabul edilen kredi anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın özü dünyanın değişik yerlerinde ABD`nin elinde kalan ve ülkesine geri götürmesi pahalı olan eskimiş savaş artığı malzemeleri satın alması koşuluyla Türkiye`ye borç verilmesiydi.


Türkiye 1950`ye dek ABD ile 7 Mayıs 1946 tarihli Borçların Tasfiyesi ile İlgili Anlaşma, 6 Aralık 1946 tarihli Kahire Anlaşmasına Ek Anlaşma, 12 Temmuz 1947 tarihli Askeri Yardım Anlaşması ve 27 Aralık 1949 tarihli bir başka Askeri Yardım Anlaşmasını imzaladı.(Metin Aydoğan, Cumhuriyet Tarihi)


ONLARCA YIL YALANLA DOYURMUŞLAR  BİZİ!


Cumhuriyet tarihi ile istedikleri gibi oynayanlar ve yıllarca yazdırdıkları  yalan yanlış ‘resmi tarihi’  bizi gerçek diye yutturanlar,  ulusal bağımsızlığını ve egemenliğini kazanmış 1923 Türkiyesi’nden  geriye dönüşü ya da  emperyalizme bağımlılık sürecini 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidar gelişi  ile başlattılar. DP’nin iktidara gelişi  ‘karşı-devrim’ olarak nitelendirilmişti!


Bu çarpıtılmış, yalan ve yanlışlıklarla dolu tarih anlayışına başta CHP ve dolayısıyla Kemalistler olmak üzere sosyalistler ve en geniş tanımlamasıyla sol cenah inandırıldı. 2016 yılı Türkiyesi’nde hala aynı toplumsal ve siyasal kesimler, koca koca ünvanların ardına sığınarak, saklanarak aynı tarihsel ve toplumsal yalanı gerçek diye yineler ve halka yutturmaya çalışırlar.


HİTLER VE NAZİLERLE FLÖRT EDEN CHP VE İNÖNÜ!


D Yayınevi tarafından 2009 yılında basılmış, Kıvanç Hürtürk ve Stuart Kline tarafından yazılan ‘Türkiye`de Ticari Havacılık Tarihi 1909-1967:Pervaneli Uçaklar Devri’ adlı kitapta ortaya dökülen gerçekler, bir tokat gibi yüzümüze iniyor! Yıllarca  milletten gizlenmiş gerçekler okuru şaşırtıyor, silkeliyor!


1947 yılında, Kayseri`de 50 adet Focke Wulf 190 A3a, toprağa gömülerek imha ediliyor! Biz bu gerçeği daha içimize sindirmeye çalışırken, Junkers tipi yolcu uçaklarının envanter dışı bırakılmasının ardından Ankara`ya getirildiği ve 1947`de burada yakılarak imha edildiği belgeleriyle söz konusu kitapta ortaya konuyor!


Kitapta, olayın öyküsü şöyle anlatılıyor:

"18 Nisan 1943`te Ankara`daki Alman büyükelçiliği aracılığıyla gizli bir takas anlaşması imzalandı. Anlaşmanın ardından Almanya`dan tanesi 1.250 TL değerinde beş adet Junkers tipi uçak sipariş edildi. Almanya`dan Türkiye`ye yol masrafı, benzin ve pilot ücretleri dahil 6 bin 820 TL tuttu. Ödemeler Almanya`nın acil ihtiyaç duyduğu hammaddeler üzerinden ödendi."


İşte, Almanya’dan alınmış, bu beş uçak, 1947`de envanter dışı bırakılıp, yakılarak imha ediliyor!

Bir yanda toprağa gömülen uçaklar öte yanda yakılarak imha edilen uçaklar!

Peki, neden ve niçin?

Olayın bu yönü daha da ilginç ve düşündürücü!


TÜRKİYE’Yİ  ABD EMPERYALİZMİNE  KÖLE KILANLAR!


1947 yılında yaşanan uçak imhalarında temel unsur, 1.dünya savaşı yıllarından başlayarak 2.dünya savaşı yıllarına yani Hitler’in Nazi Almanyası’na taşınmış işbirliği ve bu işbirliği sonucunda Türkiye`de TOMTAŞ’ın kurulması  ve A-20`lerin  ülkemizde üretilmesi. 2.dünya savaşının Nazi Almanyası’nın yenilgisiyle sonuçlanması ve dünyada oluşan ‘yeni dünya düzeni’nde ABD’nin üstlendiği  ‘efendi’ rolü nedeniyle  Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milli üretimden vazgeçmek, Almanlarla yaptığı işbirliğine son vermek ve elindeki Alman üretimi uçakları  envanter dışına çıkartıp, imha etmek, yakmak zorunda bırakılıyor!


Sonra ne mi oluyor?


2.ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI!


ABD ile imzaladığımız  ikili antlaşmalar çerçevesinde, ABD’nin savaş artıkları ile TSK başkan aşağı  ‘yenileniyor!’ ABD tarafından ‘yenilenen’ sadece TSK değildir. Ulusal kurtuluş savaşımızın lideri ve TC Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu, ne var ise, hepsi ‘yenileniyor’!


Bir anlamda Cumhuriyet Devleti, yaşamın her alanında tüm kurumları ile her şeyiyle ABD  tarafından yeniden yapılandırılıp, hamur karar gibi  yoğrulup, şekillendiriliyor!


Türkiye’nin bugün devlet ve iktidar nezdinde, geçmiş on yıllarda olduğu gibi, temel derdi ve davası budur!

Ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik!


Yine başta ABD ve NATO, AB ülkeleri ve İsrail olmak üzere ,Türkiye’nin çabası ulusal bağımsızlığına ve egemenliğine sahip çıkarak, toplumsal yaşamın her alanında ‘yerli’ olan ile ‘milli’ olanı gözetmek ama en önemlisi üretken bir ülke olabilmektir.


Türkiye’nin bu yolda attığı her adım bu nedenle küresel efendileri, güç ve çıkar odaklarını ürkütmekte, ülke dört bir yandan kuşatılarak, terör bir araç olarak kullanılıp, varlığımıza ve dirliğimize yönelik sürekli  tehdit ve saldırılara maruz kalmaktayız.


Cumhuriyet tarihimizde Mustafa Kemal’den sonra, ilk kez, devlet ve iktidar nezdinde, Türkiye kendisini köleleştiren ilişkilerden, zincirlerden  kurtulabilme uğraşı veriyor. 15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılmasında milyonların canı ve kanı pahasına üstlendiği rol, bu mücadelede milletin de emperyalizmle hesaplaşmada  tarihsel ve toplumsal rol üstlendiğini bize gösteriyor.


Yıllanmış yalan duvarını yıkmadan, algı operasyonlarını aşmadan  olmaz!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 373