Bugün: 18.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • FARKLILIKLARI AYRIŞTIRMAK…!

FARKLILIKLARI AYRIŞTIRMAK…!


Osmanlı ve ulusal kurtuluş savaşı yılları Balıkesir ve Bandırma konulu konferanslarımda, panellerde Osmanlı döneminde Karesi ve Bandırma gibi  bir çok yerleşim yerinde Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Bulgarlarla hep birlikte yaşadığımızı ve o yıllarda nüfus içerisindeki ağırlıklarından söz ettiğimde  dinleyicilerin  anlattıklarımı  hep şaşkınlıkla karşıladıklarına tanık oldum.


Hele hele Osmanlı dönemi inanç dünyası ve camilerin, medreselerin, türbelerin yanı sıra kiliselerin, ruhban okullarının, havraların sayısından, o yılların toplumsal ekonomik ve kültürel yaşam biçiminden sayısız örnekle söz ettiğimde, bu şaşkınlığın daha da büyüdüğüne tanık olmuşumdur.


İnsanların genellikle merak ettikleri ve sordukları soru şu olmuştur: ‘Madem bu topraklar üzerinde birlikte yaşıyorduk da ne oldu da Rumlar ve Ermenilerle kanlı bıçaklı olduk? Bu insanlar nereye ve neden gitti? Evleri, iş yerleri, tarlaları, bağ ve bahçeleri, kiliseleri ne oldu?”


Evet, hemen her şey birilerinin ‘siz farklısınız’ sözlerini dillendirmesiyle başladı!


OYUN YENİ BİR OYUN DEĞİL!


Oysa ki, Osmanlı da nüfus kayıtları işlenirken, deftere ‘müslim’ ve ‘gayri müslim’ diye yüzyıllarca kayıt düşülür, kişinin etnik kökeni, soyu sopu dert edilmezdi. Bakmayın müslim ve gayri müslimlerin mahallelerinin  ayrı olmasına. Hristiyanı da, yahudisi de, Müslümanı da  aynı sularda yıkanır aynı toprağı sürer, aynı havayı solurdu.

Hıristiyanın ya da yahudinin Müslüman karşısında inanç dünyalarının birbirlerinden farklı olması, farklı ibadet mekanlarına gitmeleri, dinsel bayramlarının farklı günlerde olması ama Hak’ka  iman ve dua ederken, hepsinin Tanrıya ya da Alllah’a   yönelmiş olması yetmedi kimilerine…


Her şey ‘ ama siz onlardan farklısınız’ söyleminin dillendirilmesiyle başladı….


Önceleri ayrımcılık kokan bu sözlere hiç biri bir anlam veremedi. Farklılığı yüzüne vurulan neden ve niçin farklı olduğunu anlayabilmek için  bedenini  yokladı, aynada utangaç bir halde bedenini izledi. Farklılığı bulamadı! Komşu tarladaki, bağ bahçedeki, işyerindeki, yoldaki Ahmet’i Ayşe’yi olmadı bebelerini izledi ama bir farklılık bulamadı.


Bir hıristiyanın bir Müslümana, bir Müslümanın bir hıristiyana  kız vermesi ya  da kız alması ,ailelerin birbirine karışması hep olay olmuştu ama sonuçta oluyordu ya işte! Gönül ferman dinlemez deyişi ,Ferhat ile Şirin gibi nice öykü ile sevda türküleriyle büyümüştü hepsi…


Sonra kara saplı bir bıçak gibi yaşamlarına girmişti o söz: Siz farklısınız!


BALIKESİR’İN DEMOGRAFİK ZENGİNLİNİN FARKINDA MISINIZ!?


Sevgili Aydin Ayhan, zamanında ne de güzel buldu çıkardı, o yılların gazetelerinde yazılanları,kadılara düşmüş davaları…Hepsi ibretlik!


Ermeni terörü ve 1915 tehcirinin gölgesi düşmedi bu topraklara…Karesi de Pandermos da kimsenin ne Rum ne de Ermeni diye zaptiyeler peşine düşmedi. Payı taht dediğin çok uzak olmasa da  ne Taşnak ne de Hınçak gibi Mavri Mira da yabancıydı onlara…Ya yolu düşenden dinlerlerdi kanlı macerayı ya da uzak diyardan gelen akraba, dost mektuplarından haberdar olurlar, ’ne oluyor böyle? Bu işin sonu kötü olacak ’diye hayıflanır, kaygılanırlardı….


‘özgürlük’ bela bir sözcük…

Dillendireni de yakıyor, dinleyenini de…


FARKINDALIK VE ÖZGÜRLÜK…!


‘Farklılık’ ile ‘özgürlük’ sözcüklerinin gün gün, hafta hafta, ay ay, yıl yıl  oya gibi işlendiğine tanık oldu hepsi… Sözcükler bedenlere işledi ve Osmanlının ne kadar zalim kendilerinin ne kadar biçare olduğunu ve farklılıkları altında yüzlerce yıl  özgürlüğe aç  olduğunu fark ettiler.


‘özgürlük’ bile bir sözcük…!


Ne toprak eski topraktı, ne deniz,ne göl ne hehir, ne soludukları hava havaydı. Bir portakal ya da bir muz gibi kabuklarından sıyrılmış, yüzlerce yıllık birlik ve beraberlikten ayrışıp, sonunda  farklılıklarını hissettirdiler. Ana rahminden sıyrılmış bir bebeğin dünyaya ilk çığlığı ile ‘merhaba’ demesi gibi, artık  ari ve çıplak, etraflarına bakındılar.


İşte o zaman  düne kadar komşi, hemşehri, yaren, kardeş olarak birlikte yüzlerce yıl kaderdaş oldukları insanları bir yabancı olarak görüp, farklı olduklarını , ‘farklısınız’ diyenlere müjdelediler. Kilisenin yanında cami, okullarının yanındaki medrese onlar için yabancı oldu. Koca bir tarihi ‘farkılılık’ temelinde yeniden yazmanın  biçare telaşına düştüler.


Sonuç mu?

Sonucu biliyorsunuz.!


BİRLİK,BU TOPRAKLARIN ORTAK DİLİ OLMALI!


Geçtiğimiz günlerde  Bandırma’da yaşlı bir Ermeni bayan ile tanıştım. Konu komşu biliyor ama çevresinden yıllarca Ermeni olduğunu gizlemiş. Eşi yıllar önce yaşamını yitirmiş, çocuklarından birisi İstanbul’da diğeri yurt dışında… Komşuları  kendisini ‘dönme Ayşe’ olarak  isimlendiriyor. Artık, gerçek ismini kendisi bile unutmuş…İşgal ve kurtuluş yıllarını yaşamamış ama ailesinden, büyüklerinden dinlemiş… Acılı ve kederli….Sobanın başında, çayımızı yudumlayıp, söyleşiyoruz. Hala ürkek…


“Ben, komşularımızdan, Türklerden hiç bir kötülük görmedim. Ama büyüklerimizden dinledik. Kötü şeyler yaşanmış, olmuş. Anamdan o eski Bandırma’yı dinlerdim. O zamanlar kim Ermeni kim Rum kim Türk  herkes işine bakar, ayrı gayrı yokmuş. Karşılıklı kız alıp vermeler bile oluyormuş. Savaşkan sonra akrabalarımızdan, konu komşumuzdan pek kimse kalmamış. Evler, mallar yağmalanmış. Babam, olmayacak bir düşün peşine düşüp Rumu, Ermeniyi kandırdılar, kırdırdılar, yerlerinden yurtlarından ettiler, derdi. Anam babam gitmemiş. Bizim kimseye bir kötülüğümüz olmadı, niye gidelim ki derlerdi. Öldüler, her ikisini de müslüman mezarlığına everdik. Ben de tek başıma komşularımla geçinip, gidiyorum işte..”


‘Dönme Ayşe’ teyzenin sözcükleri hep yarım. Anlatacak, içini dökecek ama sanki sözcükler hep boğazında düğümlenip, kalıyor. Ürkek ve ileri yaşına göre hep telaşlı…


‘Farklısınız’ diyenler, o günlerde olduğu gibi bugünlerde de aramızda  ve nakarat hep aynı, ‘siz farklısınız’...!


Bu ülkenin çocukları sömürgecilik yani emperyalizmi iyi anlayıp, kavramalı. ‘Bis farklısınız’ diyerek aramıza nifak tohumları ekenler, fitne ve fesatlıkları ile  ‘özgürlük’ sözcüğünün üzerinde arsızca tepinerek, insan zenginliğimizi çaldı!


Farkında mısınız!?


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 294