Bugün: 23.08.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ESKİ BAŞKANLARIN ANKARA ZİYARETİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

ESKİ BAŞKANLARIN ANKARA ZİYARETİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…


Balıkesir de eski ilçe ve belde belediye başkanlarının ‘sessiz-sedasız’ gerçekleştirdiği Ankara ziyareti ve MHP’den ihraç noktasındaki eski Balıkesir belediye başkanı ve milletvekili İsmail Ok’un de bu ziyaret kapsamında kapısını çalmaları, hep birlikte çektirdikleri resim, kamuoyunda  farklı yorum ve tepkileri de beraberinde getirdi.


Ziyarette kimler vardı?


Ziyarete 2009-2014 döneminde görev yapan Güre Belediye Başkanlığı yapmış ve halen Edremit Belediye Başkanlığı görevini yürüten Kamil Saka, Altınoluk Belediye Başkanı Hasan Özpolat, Bandırma Belediye Başkanı Sedat Pekel, Balya Belediye Başkanı Dündar Cengiz, Burhaniye Belediye Başkanı Fikret Akova, Bandırma-Edincik Belediye Başkanı Mehmet Yağcı, Bandırma-Aksakal Belediye Başkanı Üstün Taşdemir,  İvrindi-Gökçeyazı Belediye Başkanı Yakup Yılmaz, Bigadiç-İskeleköy Belediye Başkanı Ayhan Aşık, Susurluk-Karapürçek Belediye Başkanı Mehmet İlban, Gömeç Karaağaç Belediye Başkanı Şenol Halkalı, Ayvalık-Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin, Erdek-Ocaklar Belediye Başkanı Hüseyin Durak, Manyas-Salur Belediye Başkanı Fethi Kilercioğlu, Savaştepe Belediye Başkanı Turgay Yüksel, Gönen-Sarıköy Belediye Başkanı Ali Yeşildağ ve Zeytinli Belediye Başkanı Hasan Arslan…


Öncelikle belirtelim ki, eski  CHP’li, MHP’li, Ak Parti’li, DP’li ilçe ve belde belediye başkanlarının yaklaşık iki yıldır bir araya gelerek, ülkede, Balıkesir’de ve ilçeleri ile beldelerinde gündemi değerlendirmeleri, ne olup-ne bittiği üzerine fikir yürütmeleri, dostluklarını baki ve diri tutmaları gerçekten anlamlı ve hoş bir durum. Bu birlikteliğin öncülüğünü kimler yapmış ise  kutluyor ve  yürekten devamını diliyorum.

Neden ve niçin?


DÜN İLE BUGÜN ARASINDA KÖPRÜ KURABULMELİYİZ!


Çünkü, belki farkındasınız ya da değilsiniz ama ülkeyi koyduk bir yana Balıkesir nezdinde ilçeler ve beldelerde  siyasi ve sosyal yaşam gün geçtikçe yoksunlaşıyor ve yoksullaşıyor. İlçeler ve beldelerde siyasal ve sosyal yaşamın ana direğini oluşturan duayenler ile  siyaset ve sosyal yaşamın yeni yüzleri arasındaki  uçurum gittikçe derinleşip, çelişkiler keskinleşiyor.


Örneğin, Bandırma’da kentin siyasal ve sosyal yaşamının yapı taşları olarak nitelendireceğimiz, yıllanmış bilgi birikimine ve deneyimine sahip, tabiri caizse gün görmüş geçirmiş bir çok isim ya yaşama veda etti ya da yeni siyasal  ve sosyal atmosfer içerisinde bir kenara atıldı, unutulup, gitti! 


Baştan belirtmeliyim ki, zamanında makam mevki sahibi olmuş, ilçe ve belde yaşamlarında söz sahibi olmuş bu isimlerin kalplerinde bir aslan yatsa da kesinlikle siyasi anlamda fanatik değiller. Geçmiş de şu veya bu parti içinde etkin olmuş olabilirler. Keza, yine geçmişte şu veya bu partiden belediye başkan adayı seçilmiş ve görev yapmış olabilirler. Ancak, artık fanatik anlamda kesinlikle partici değiller. Sadece çevrelerinde yaşananları izliyorlar….Ve genel olarak partileri tarafından vasıflarının iyi değerlendirilmediğine ya da  ilçe ve beldelerine onca hizmetlerine karşın önemsenmediklerine  inanıyorlar. Bir anlamda hemen hepsi yaralılar…


Türkiye’de ‘eski’ siyaset anlayışı kendisini sürekli yeniden üretmenin ve ‘yeni’ olana karşı  sürekli direnmenin, ‘yeni’ ile bir şekilde hesaplaşmanın yollarını arar. 

Bu da doğaldır!


TOPLUMDA ‘ESKİ’ İLE ‘YENİ’ ARASINDAKİ MÜCADELE!

Ancak, hep yazdık ve dile getirdik. Türkiye’de siyaset anlayışı ve siyasetçi prototipi  sancılı ve sıkıntılı da olsa değişip, yenileniyor. ‘Eski çamlar bardak oldu’ ya da ‘ geçmişe rağbet  olsaydı bit pazarına  nur yağardı’ sözlerinin hep toplumsal ve kültürel bir karşılığı var. Beğensek de beğenmesek de, siyasal ve sosyal yaşamın içerisinde aktif olarak yer almak isteyenler, önemsenmek isteyenler yaşamın gereği olarak sürekli değişen koşullara uyum sağlamak, yenilenmek ve  bilgilerini tazelemek, kendilerini geliştirmek  zorunda!


Bu da yaşamın gereğidir!


Ancak, ‘siyaset’, Arapça bir terim ve ‘at  bakıcısı’ kelimesinden türemiş. Günümüzde ise devlet işlerini düzenleme ve yürütme anlamına geliyor. Kavramın içeriği ise oldukça zengin. Düne göre, konu siyaset olduğunda, devlet işlerini ve yürütülmesini  siyasette egemen olan anlayışa uygun olarak düzenleyerek yürütebilmek ise artık mümkün değil. Keza, eski siyaset anlayışına uygun biçimlenmiş siyasetçi prototipinin de toplumsal karşılığının olmadığı aşikar. Çelişme ve çatışmanın odak noktası bu yönüyle şuveya bu parti ya da lider olmaktan bu noktada çıkıyor. Çelişme ve çatışma toplumla  ve yaşamla uyumsuzluk noktasında başlıyor.


Örneğin, büyükşehir gerçeği ile belde statüsünü yitirmiş bir yerleşim yerinin belediye başkanına veya insanına ‘ biz iktidara gelince ilk işimiz büyükşehir yasasını değiştirip(ya da yasayı kaldırıp)  belde hakkınızı geri vereceğiz’ demek,  gerçekliğin ve değişimin inkarı temelinde umut tacirliği demektir. 2014 Mart yerel seçimleri öncesi CHP ve o dönemin MHP’sinin temel siyasi argümanı ve vaadi buydu. Akli ve bilimsel temelde konuyu irdelediğinizde ise  büyükşehir gerçeğinin idari ve toplumsal bir düzenleme ihtiyacının ve talebinin ürünü olduğu görülür. O zaman siyasal açıdan şark kurnazlığına hacet niye!?Oy içinse, zaten alacağınız oyu da bundan kaybediyorsunuz!


Bu olayın bir yönü…


MUHALEFETİN BÜYÜKŞEHİR DE İKTİDAR OLMA ARAYIŞLARI!

Diğer yönü ise, farklı siyasal şark kurnazlıklarına gebe…2014 Mart yerel seçimleri öncesinde muhalefet partilerinin oynamadığı oyun kalmadı. Anımsayın!  


AK Parti , büyükşehir belediyesini ve ilçe belediyelerini kaybetsin, Erdoğan siyasal yaşamdan insin, diye FETÖ ile kucaklaşmanın, oynaşmanın, suni aday namzetleriyle oy devşirmenin hemen her yolu denendi ama olmadı! Büyükşehir belediyesini ve ilçelerin tamamına yakınını en kötü zamanlarına karşın kazanan yine AK Parti ve Uğur oldu. Uğur’un ise en yakın rakibi  MHP’den Ok’tu. ‘Büyükşehirde İsmail ok, ilçelerde Altı Ok’ sloganını unutmadık! Büyükşehir seçimini kazanamayan sn.Ok, daha sonra MHP’den milletvekili seçildi. 


Peki, bitti mi, bitmedi!


FETÖ ile ilişkileri yanı sıra parti içi sorunlar nedeniyle Ok’un MHP’den ihracı ve dolayısıyla da bir daha vekil adayı olabilmesi mümkün görünmüyor. İşte, Ok’un, 2014 Mart yerel seçimleri öncesinde olduğu gibi  Uğur ile başkanlık önümüzdeki yerel seçimlerde karşı karşıya getirilmek  istenmesi düşünülüyor olabilir. Bu düşüncenin de Ankara ziyaretinde yer almış tüm eski  ilçe ve belde başkanlarının düşüncesi olduğunu sanmıyorum. Bunlar hep olasılık ve kimsenin de günahına girmemek gerek.!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 272