Bugün: 22.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • ERDOĞAN YİNE ÜLKEYİ DE MİLLETİ DE SİLKELEDİ!

ERDOĞAN YİNE ÜLKEYİ DE MİLLETİ DE SİLKELEDİ!


Lozan  Barış Antlaşması’nın 93.yıl dönümünde bir Mesaj yayınlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle demişti: “Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakarlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir. Bu anlaşma, yeni kurulan devletimizin tapusu niteliğindedir. Lozan Antlaşması’nın içeriği, bu anlamda başta milli irade ve demokrasi olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu temel ilkelerin değeri, bugünlerde çok daha iyi anlaşılmaktadır… Bu düşüncelerle, Lozan Barış Antlaşması’nın 93. yıldönümünde, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere, anlaşmanın mimarı olan tüm devlet adamlarımızı rahmetle anıyorum.”

24 Temmuz’un üzerinden iki ayı aşkın bir zaman geçtikten sonra ise Erdoğan, Lozan Antlaşması ile ilgili şöyle dedi:


"Tarihte bize ne yaptılar. 1920`de bize Sevr`i gösterdiler, 1923`te Lozan`a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan`ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada. İşte şu an Ege`yi görüyorsunuz değil mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan`da verdik. Zafer bu mu?


"Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hala Ege`de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hala bunun mücadelesini veriyoruz.


"Niye? İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler. Veremedikleri için şimdi onun sıkıntısını biz yaşıyoruz."


TÜRKİYE,LOZAN’I DA MONTRÖ’YÜ DE SORGULAMAK ZORUNDA!


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki ayı aşkın arayla  Lozan’la ilgili yaptığı  bu iki ayrı değerlendirme sonucunda ortalık karıştı. Çünkü, Lozan Barış Antlaşması, özellikle Kemalistler ve statükocular tarafından anlamsız bir şekilde adeta kutsal, dokunulmaz, tartışılıp sorgulanamaz olarak kabul ediliyor.


Oysa ki, biraz yakın tarihi bilenler ve söz konusu antlaşmaların ne getirip ne götürdüğüne bakanlar için gerçek böyle değil. Daha Lozan görüşmeleri devam ederken TBMM’ne taşınmış tartışmalar, itirazlar antlaşma imzalandıktan sonra da hiç bitmedi! Dönemin Meclis tutanaklarına ve basında yazılıp çizilenlere açın bakın! O günlerde Mustafa Kemal de, Lozan’da görüşmeleri sürdüren İnönü de hayattaydı…


Tarihçiler şunu çok iyi bilirler: Tarihe politik  önyargılarla yaklaşılamaz, politik önyargılarla da  tarihteki olaylar ve olgular değerlendirilemez! Bilgisizlik ve ilgisizlik, beraberinde  tarih konusunda spekülatif yorumları, karartmaları, algı operasyonlarını da beraberinde getiriyor.


Lozan Barış Antlaşması, TC Devleti’nin  kuruluş tapusudur! TC Devleti’nin istiklal ve istikbalinin garanti ve güvence altına alınmasıdır!


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN LOZAN İLE DERDİ NE?


Lozan Barış Antlaşması konusunda geçmişte yaşanmış ve halen yaşanmakta olan sorgulama ve tartışma konusu da bu değildir. O nedenle, Erdoğan’ın söyleminde çelişki ya da yanılsama aramak yerine Lozan Barış Antlaşması’nın üzerine kafa yormak, sorgulamak, tartışmak ve anlamak gerekiyor.


Örneğin, Uluslararası İlişkiler açısından Erdoğan’ın söylemini irdeleyenlerle birlikte  olayı sorguluyoruz. 15 Temmuz darbe kalkışmasının salt bir darbe gidişimi değil, işgal girişimi olduğuna dikkat çekiyorlar. Türkiye, olayın bu yönünü fazla sorgulamadı. 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişiminin kanlı bastırılması başta Erdoğan tarafından 2.Milli Kurtuluş Savaşı olarak tanımlandı!


15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişimi başarıya ulaşmış olsa idi Türkiye’nin başına ne gibi  felaketler gelecekti? Hemen herkesin hem fikir olduğu şey, olası bir iç savaşta, emperyal güçlerin ülke bütünlüğü ve egemenliğine yönelik ameliyat gerçekleştirecekleri, ülkenin toprak bütünlüğünü kaybederek, uydu bir ‘Kürdistan’ ve Ermenistan devletinin kurulacağında birleşiyor. 15 Temmuz öncesi ve sonrasıyla ABD ve NATO’nun, AB  ülkeleri ve İsrail’in  öngördüğü Türkiye haritası belleklerde. Bunu hiçbir zaman  gizlemediler ve aleni şekilde niyetlerini ortaya koydular.


Bugün özledikleri ve bize dayattıkları Türkiye haritasının, Sevr’den ne farkı var?


TÜRKİYE,MİSAK-I MİLLİ VE LOZAN’DA UNUTULAN TOPRAKLAR!


İnsan hak ve özgürlükleri, demokrasi, ulusların kaderini tayin etme hakkı, halkların özgürlüğü ve kardeşliği  adına emperyal ülkelerin Türkiye’ye yönelik ameliyatına izm’ler adına gönüllü taşeronluk yapmaya soyunmuş  sağ ve sol adına işbirlikçileri, ajanları, mandacı ve muhipleri yıllardır zaten biliyoruz. Uzağa gitmeyin ve aval aval etrafınıza  bakınmayın, dün de aramızdalardı, bugün de yine içimizde, yanı başımızda ve aramızdalar.


30 Ekim 1918’de İtilaf Devletleri ile savaşın mağlubu olarak Osmanlı devletinin imzaladığı Mondros Antlaşması, bir anlamda teslimiyeti ve teslimiyet hükümlerini, yükümlülüklerini içeriyordu. (Antlaşmanın imzalandığı tarihte ve koşullarında Osmanlı toprakları ve Misakı Milli sınırları bizzat İtilaf Devletleri tarafından ihlal edildi ve Ulusal Bağımsızlık Savaşının zaferle sonuçlanması ile TC Devleti’nin kurulmuş olduğu koşullarda Lozan’da yürütülen müzakerelerde Adalar sorunu pass geçilirken, Misak-ı Milli sınırları içindeki Musul, Kerkük ve Hatay korunamadı.)


HALA SEVR’İN PEŞİNDE KOŞANLARLA HESAPLAŞMA SÜRÜYOR!


1.Dünya Savaşı sonucunda galipler ile mağluplar arasındaki hesaplaşmanın sonucunda Almanya ile  28 Haziran 1919`da Versay`da, Bulgaristan`a 27 Kasım 1919`da Neully`de, Avusturya`ya 10 Eylül 1919`da Saint-Germain Antlaşması`da, Macaristan`a da 4 Haziran 1920`de Trianon`da anlaşmalar imzalatılmış ancak hesaplaşılmayan tek mağlup Osmanlı İmparatorluğu kalmış, 10 Ağustos 1920`de Sevr`de gerçekleşti. Ankara Hükümeti Sevr’i hiç bir zaman kabul etmedi ve Osmanlı adına antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etti.


1.Ulusal Bağımsızlık Savaşı sonucunda Türk Devleti ile İtilaf Devletleri,24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşmasını imzaları. 1.Dünya Savaşı sonucunda mağlup tarafta yer almasına karşın verilen ulusal bağımsızlık mücadelesiyle  galip tarafın dayattığı Mondros ve Sevr antlaşmalarını tanımayarak, Lozan da İtilaf Devletlerinden TC Devleti’nin tapu senedini almayı başardı.


BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI VE ADALAR!


Versay’ı kabullenmeyen Almanya ve Hitler, 2.dünya savaşının fitilini ateşledi. Türkiye, Lozan Barış Antlaşmasının imzalandığı 24 Temmuz 1923’ten bugüne  ülke ve devlet olarak sesini çıkartmadı.


Ya millet!?


Kıbrıs ve Ege’de adalar konusu, Musul ve Kerkük  milletin yıllardır kanayan yarasıdır! Yunanistan,taş bile atmadan bu adalara sahip oldu! Musul ve Kerkük’te ise bugün emperyal ülkeler uyduruk bir ‘Kürt Devleti’ kurmanın peşinde… Irak ve Suriye param parça ediliyor…


Sorun çok ama çözüm yok!


 Konu Türkiye olunca, üç maymunu oynamak bir anlamda herkesin işine geliyor!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 285