Bugün: 21.11.2017

Erdoğan ve Ak Belediyeler


Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,  ATO Congresium`da Belediye Başkanları Toplantısı`nda  AK Partili 884 belediye başkanına hitap etti. 

Erdoğan’ın konuşmasının  yerel yönetimlerin ve belediyeciliğin, ülke yönetimine giden yolda önemini vurgulaması üzerine  çok düşünülüp,çok şey yazılıp,söylenebilir.

Geçmiş de “milli görüş” ekolünün ve  “Türk-İslam sentezcileri” nin zaman içerisinde ülke yönetiminde siyasal hareket olarak söz sahibi olmasında kuşkusuz belediyeler nezdinde sergilediği performansın büyük rolü var. Erdoğan  ve AK Parti’nin de  siyasal ve sosyal yaşamda,ülke yönetiminde söz sahibi olmasında İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı döneminin etkisi ve rolü yadsınamaz.

Bu yönüyle Erdoğan’ın “mektep belediyeler” tanımlamasının derinliğinin ve anlamının iyi analiz edilmesi ve iyi anlaşılması gerekiyor.


PARTİ,MUHALEFETSİZLİĞİ

KENDİ İÇİNDE MUHALEFET YARATARAK MI AŞIYOR?


Bu, yaşanan tartışmalar,polemikler, itiş-kakışlar,türlü algı operasyonları dikkate alındığında  Balıkesir  büyükşehir AK Parti içersinde yaşananların bugün bizlere daha iyi anlaşılması olanağını da sunuyor.O nedenle belediyelerle,başkan ve yönetimleri ile anlamsız bir şekilde uğraşmanın,bir anlamda muhalefetin parti içerisinde misyonunu gönüllü olarak yüklenmenin,belediye başkanı ve yönetimlerini asıl  sorumluluk alanları ve hizmet üretmekten alı koyarak yıpratmanın,kamuoyu nezdinde ve parti içerisinde sonuçsuz didişmelere çekmenin  akılcı bir mantığı ve nedeni olamaz.

Bu konuda en başta parti başkan ve yönetiminin, parti yetkilileri ve sözcülerinin izin vermemesi,  müdahil olması,parti yaşamında herkesi kendi sorumluluk alanına yönlendirmesi ve partiyi yıpratacak en küçük yeltenişlere bile izin vermemesi gerekiyor.

Particilik ya da Erdoğan’ın ısrarla üzerinde durduğu ve dikkat çektiği gibi “dava partisi” olabilmenin ve “davanın erleri”ne sahip çıkmanın temel koşulu budur.Bir kez tasarruflarınızla “dava erleri”ni kendi içinizde birilerine yem etmeye göz yumarsanız,bu konularda alan açarsanız bu işin sonu politik olarak hüsrandır.Türk siyasal ve sosyal yaşamında bunun sayısız somut ve canlı örneği mevcuttur ve bu durdum tüm siyasal hareketler,partiler için geçerli bir durum ve carlık ile geleceğine yönelik bir risktir.


DEĞİŞEN SİSTEMİ İYİ ANLAMAK GEREK


Ben, bir gazeteci-yazar olarak 16 Nisan referandumu sonrası hep bir gerçeği vurguladım. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ülkemiz siyasetinin işlevi ve işlerliği, o güne kadar ki alışıla gelmiş  siyasi kaygılar,amaç ve hedefler nitelik değiştirmiştir diye yazılarımda sürekli dikkat çektim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, konuşmasında aynı konuya dikkat çekiyor ve partili belediye başkan adayları ya da belediye başkanlarının 2019 yılı  Mart ayında gerçekleşecek yerel  seçimleri kazanmayı hedeflerken,mutlaka aynı yılın Kasım’ın da gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerini gözetmeleri ve buna kitlenmeleri gerektiğini vurguluyor.

Çünkü,şu veya bu ilin,büyükşehrin, ilçenin,beldenin yerel yönetiminin kazanılması Kasım da gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçiminin parti olarak kazanılması,yüzde 50+1 oy’a ulaşılması ile gerçek bir siyasi zafere dayanıyor.Birinde bir kişi veya ekibin bir yerleşke de lokal açıdan siyasi zaferi söz konusuyken, cumhurbaşkanlığının kazanılması, partinin ve “dava erleri”nin ülke yönetiminde  bugün ve gelecekte söz sahibi olabilmelerinin kapılarını açıyor.


AK BELEDİYELER İKTİDAR OLABİLMENİN ANAHTARI


Her ikisinin arasında ve sistemi tamamlayıcı bir unsur olarak milletvekilliği genel seçimlerinin değişen yönetim sistemine göre  rolünün ve öneminin iyi anlaşılması gerekiyor.Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde artık öncesinde alışıla geldiği ve yaşandığı gibi bölgelerinde seçilecek ve TBMM’ne gönderilen milletvekillerinin doğrudan kabineyi oluşturma,Bakanlık üstlenme,yürütmede doğrudan söz sahibi olabilme şansları bulunmayacak.Meclis yürütmeyi denetleyen ve yasama görevini gerçekleştiren bir işleve sahip olacak.Bu milletvekillerinin yada yeni hükümet sisteminde TBMM’nin kimilerinin iddia ettiği gibi demokratik açıdan ve Anayasal olarak işlevsiz ve önemsiz kılındığı anlamına gelmiyor.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemin de yerel yönetimlerin demokratik işlevi ve önemi,ağırlığı daha fazla ve farklı olacak. O nedenle, merkezi iktidar olabilmenin vazgeçilmez demokratik araçlarından birisi olarak yerel yönetimler 2019 yılı Mart’ın da gerçekleşecek yerel seçimlerde büyük önem ve hayatiyet  kazanıyor. Parti genel merkezi yanı sıra parti başkan ve yönetimlerinin,milletvekillerinin bu önemi ve hayatiyeti bilmeleri ve anlamalı,sistemin devamlılığı ve başarısı için şart.


GELECEĞE DARBE VURMAMAK İÇİN


Erdoğan,partinin kurucusu ve doğal lideri olarak olayın ciddiyetinin ve öneminin farkında. Onun içindir ki,884 belediye başkanına ve sürekli parti başkanlarına, teşkilatlarına seslenirken  şöyle diyor:

Bütün dedikoduları sil baştan yapacak gibi, bu toplantı ile miladi bir adımın atılması gerektiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Belediyelerdeki bütün dedikoduların ortadan kalkması için sizlere büyük işler düşüyor. Bizim belediye başkanlarımız mazeret değil çözüm üreten kişiler olmalıdır. Hiçbirimizin nefsinin peşine katılmaya hakkı yok. Hizmet yarışında tüm gücümüzle mücadeleye devam etmeliyiz. Açık ve net konuşacağım. Bu yolda küsmek, darılmak hele hele mücadeleye zarar verecek davranışlar içine girmek hiçbir arkadaşıma yakışmaz. Biz sıradan bir parti değiliz. Ben sizleri bir dava eri olarak görüyorum, yol arkadaşlarım olarak, gönüldaşlarım olarak görüyorum.

“Bu dönemde AK Parti`ye zarar verecek her söz milletimizin geleceğine bir darbe olacaktır. Hiçbir arkadaşımın böyle ağır bir vebalin altına girmeyeceğine inanıyorum. Vazifemizi başarıyla yerine getirdiğimiz ölçüde milletimizin desteğine mazhar oluyoruz. AK Parti`nin başarısızlığı demek Türkiye`nin elindekileri kaybetmesi ile yüz yüze kalması demektir. Ülkemizin kaderi ile partimizin kaderinin iç içe geçtiği bir dönemden geçiyoruz. Başarı çıtamız asgari yüzde 50+1 oy elde etmektir. Ama asıl hedefimiz milletin tamamımın gönlünü fethetmektir.”


YENİ CHP’NİN BÜYÜKŞEHİRE İLGİSİ


Ben, yaşanan bu süreç  ve cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde de   yerel yönetimlerin öne çıkan önemi konusunda CHP’nin de olayın ayırdında olduğunu ve 2019 yılı seçimlerine yönelik parti politikasında yerel yönetimlerin özel bir önem kazandığını izliyor, görüyorum.Yeni CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun  ve parti üst yönetiminin bulabildiği her fırsatı değerlendirerek,bir vesile Balıkesir büyükşehire ve ilçelerine,mahallerine yaptığı ziyaretler,toplantıları, sohbetleri, seçim ittifakını genişletme çabaları bu kapsamda değerlendirilip, önemsenmeli.

Yeni CHP politikanın gereğini ve işini yapıyor. Çünkü dışa ve kamuoyuna yansıdığı kadarıyla komşu da  kısır çekişme,kavga ve yangın var..!

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 43