Bugün: 20.08.2017

ERDOĞAN NEYİ GÖRDÜ..!?


Bu yıl sonuna kadar bütün teşkilatlarımızı tümüyle elden geçirmek suretiyle önce teşkilatlarımızda bir yapılanmanın adımlarını atacağız.”

Ak Parti Olağanüstü Büyük Kongre’de 998 gün sonra yeniden partinin genel başkanlığına seçilen Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada dikkat çekerek belirttiği en önemli mesajlardan birisi bu idi. Parti teşkilatlarının yenilenmesi sadece teşkilat yöneticilerinin, milletvekilleri ya da belediye başkanlarının ya da en genel ifade e ile partililerin uzun bir zamandır beklentisi olmaktan çoktan çıkmış ortak bir talepti.

Belde, ilçe ve il teşkilatlarında yada genel olarak partililerde veya  partiye gönül  ve  seçim zamanı oy vermiş insanlarda  siyasi deneyimlerinin ve izlenimlerinin de sonucu olarak gözlemlediği ama yorgunluk ama atalet olarak nitelendirdiği  partinin ANAP’lılaştığı  ve  siyasi, örgütsel dinamizmini tüketmeye başladığı  yönündeki şikayetler ve  eleştiriler adeta tavan yapmıştı.

PARTİLİLER  VE SEÇMEN  998 GÜN BEKLEMİŞTİ..!

Örneğin Bandırma’da AK Parti ilçe teşkilatının on binin üzerinde üyesi bulunmasına karşın  parti tabanı ile ilçe yönetimi arasında yaşanan  kopukluk, parti üyelerinin ‘aktif üye’ sayısı ile üye sayısı arasındaki  orantısızlık, ilçe teşkilatının bile olağan toplantılarına katılımlarda yaşadığı  ilgisizlik ve heyecansızlık, siyaset üretme ve yaşama dokunma konusunda sergilenen ehliyetsizlik, mücadele etme yerine hızla büyüyen konformist eğilimler, içe kapanıklılık ve  teslimiyetçilik eğilimlerinin  her yaşanan seçim de ve referandumlarda seçmene ve sandığa yansıması kaçınılmazdı.

Parti teşkilatlarında gelişen bu olumsuz havayı besleyen bir diğer önemli faktör ise, milletvekilleri, belediye başkanları ile parti teşkilatları arasında yaşanan ,partisel birlik ve beraberliği, bütünlüğü bozan kişisellik temelinde siyasi ve ekonomik  rant ve ikbal arayışları oldu. Teşkilatlar bazında kişisel eksenli kümelenmeler ve gruplaşmaların  yaşanır olması, parti içerisinde  senin adımın-benim adamım ayrışmalarını beslerken, dargınlık ve küskünlüklerin önü açıldı.

AK Parti’nin ‘dava’ partisi olduğu bir anlamda unutuldu…!

AK PARTİ, ANAPLILAŞIYOR ENDİŞESİ..!

’Dava’ yerine partinin kurucusu ve cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ailesi’ne yakınlık üzerinden, başbakan ya da genel başkana, merkez yöneticilerine yakınlık ve ahbap çavuşluk ilişkilerinin gözetilmesi üzerinden teşkilat içinde köşe kapmaca oynanma eğilimleri uç verdi. Geçmiş yıllardan aşina olduğumuz ve geleneksel Türk siyasetine damga vurmuş ‘hamiline yakınımdır’  anlayış ve yöntemi adeta ‘karşılıksız çek’ gibi kullanılmaya başlandı. ’Sen onun kim olduğunu biliyor musun’ ya da ‘sen benim kim olduğumu biliyor musun’ anlayışı parti içerisinde var olabilmenin ve yer tutabilmenin, iş görmenin ya da gördürmenin aracı haline gelmeye başladı.

Parti teşkilatlarında ve seçilmişlerde ‘hizmet’ ve ‘hizmetkarlık’ anlayışı yerine ‘efendilik’ gibi aristokratik bir kamplaşmanın ve ayrışmanın önü açıldı. İş ve ihale takipçiliği önem kazandı. Geleneksel siyasi ve sosyal yaşamımızda gözlemlediğimiz gibi  bir şekilde partiye ve ‘efendilere’ elleyen işini görür olurken, bu dönemin ‘yeni muhafazakar türedi zenginleri’ partililer ve seçmen nezdinde ‘bunların da öncekilerden farkı yok’ anlayışının doğmasına neden oldu.

ERDOĞAN,DÜDÜKLÜNÜN KAPAĞINI AÇTI..!

Erdoğan, büyük kongrede yaptığı konuşma ile bir anlamda düdüklü tencerenin kapağını açtı ve şöyle dedi:
“AK Parti reformun adresidir. Kerameti hiçbir zaman kendimizde görmeden, işin sırrının yaptığımız hizmetler olduğunu görerek mücadeleden mücadeleye koştuk. Elbette yorulanlar oldu, elbette yolunu kaybedenler oldu, çeşitli sebeplerle eksilenler oldu. Ne milletimizle aramızdaki rabıta zayıfladı. Bu yolun uzun ince bir yol olduğunu, daha çok kateceğimiz yol olduğunu bildik. Rabbim ömür ve imkan verdikçe milletimize hizmet yolunda çalışmayı sürdüreceğiz. Çünkü bu kutlu bir yoldur. Kim dönerse dönsün, biz dönmeyiz bu yoldan.”

Kongrede tüzüğün disiplinle ilgili maddelerinde de önemli değişikliğe gidildi. Tüzüğün 116. maddesinde disiplin yaptırımları bakımından geçici ihracı gerektiren 3 fıkra partiden kesin ihraç düzenlemesini içeren 117. madde kapsamına alındı. 
Bu fıkralar şunlar: 

“Seçimlerde partiden olur almadan bağımsız aday olmak. Diğer partilerin ya da bağımsız adayların propagandalarını yapmak veya parti adayları aleyhine çalışmak. Partiyi ve parti çalışmalarını alet ederek, çıkar sağlamak. Partili olmayı nüfuz olarak kötüye kullanmak. Usulüne uygun olarak alınmış grup kararlarına uymamak.”
Parti tüzüğünde disiplinle ilgili bu maddelerin değiştirilerek yeniden düzenlenmesini  parti içerisinde kim yersiz ya da sürpriz olarak görebilir?

Çünkü, örneğin, Güney Marmara ve özellikle Bandırma’da  ‘parti  adayları aleyhine çalışmayı’, parti çalışmalarını alet ederek çıkar sağlanmasını’, partili olmayı nüfus olarak kötüye kullanmayı, ‘usulüne uygun alınmış grup kararlarına uymama’ gibi   tüm bu olumsuzlukları ve disiplinsizlikleri partililer ve seçmen  uzun bir zamandır yaşadı ve halen  yaşıyor.
Olağanüstü büyük kongrede MKYK’na girmiş ve Erdoğan’ın ‘A’ takımı olarak kabul edilen  parti yönetiminin en üst yapısında yer almış Balıkesir milletvekili Ali Aydınlıoğlu, başından bugüne il ve ilçelerde teşkilatlar ve milletvekilleri bazında  yaşanmış ve halen yaşanmakta olan bu disiplinsizlikler toplamını ve sorumlularının kimler olduğunu isim isim  biliyor..!
Kuşkusuz, bu inişli çıkışlı  siyasal süreç içerisinde FETÖ vakasını ve 15 Temmuz darbe kalkışmasının etkilerini OHAL kapsamında yaşanan  operasyonları ve  algı operasyonlarını ve teşkilatların bu nokta da yaşadığı sorun ve sıkıntıların da göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Yaşam boşluk kabul etmez..!

AYDINLIOĞLU,YAŞANAN OLUMSUZLUKLARIN TANIĞI..!

Devletin, siyasal ve sosyal yaşamın FETÖ’cü  iblislerden temizlenmesi sürecinde AK Parti teşkilatları bazında en büyük tehlike,17/25 Aralık operasyonlarından başlayarak 15 Temmuz darbe kalkışmasının bastırılması sonrası yaşanan FETÖ’cülerden arınma sürecinde  doğan boşluğun benzer dürtü ve güdülerle farklı hesaplarla  kimileri tarafından doldurulması çabasıdır.

Bu ‘kimileri’ Erdoğan’dan çok Erdoğancı, AK Parti’liden çok partili, FETÖ karşıtlarından fazla FETÖ karşıtıymışçasına ‘boşluk’ doldurmaya ve ‘düzen’ kurmaya çalışmaktadır ki, bu da başka bir ‘paralel yapı’ özelliği taşımaktadır.
Bizden uyarması…!

Esen kalın…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 53