Bugün: 21.11.2017

ERDOĞAN NE SÖYLÜYOR?


14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan AK Parti, 16.kuruluş yıldönümünü bir dizi etkinlikle kutluyor. Cumhuriyet Devleti’nin kuruluşu ve  tek partili dönemle birlikte 1946’da başlayan çok partili parlamenter düzen içerisinde  CHP’nin dışında hiç bir siyasal parti  AK Parti’nin genel ve yerel seçimlerde, referandumlarda, cumhurbaşkanlığı seçiminde gösterdiği siyasal başarıyı gösterebilmiş değil.


Kuruluşu 16.yılını tamamlayan ve 15 yıldır tek başına iktidar da  olma başarısını gösteren bir siyasal partiden söz ediyoruz. Dayanıklı beyaz eşyacılar bile ürettikleri ve pazarladıkları bir mala en fazla üç-beş sene garanti verirken,  bir giydiğiniz takımı  bir süre sonra değiştirme ihtiyacı duyarken, 80 milyonluk bir ülkede  16 yıllık bir siyasal parti olarak ülkede 15 yıldır iktidar partisi olarak söz, karar ve yetki sahibi olmak..!


Siyaset bilimcilerin, sosyologların, ekonomistlerin, sosyal psikologların, gazeteciler ve yazarların, entellektüellerin  her alanda araştırmaları, sorgulamaları, bir anlamda didik didik ederek, yurt içi ve yurt dışında  anlaşılır kılmaları gereken siyasal ve toplumsal bir başarı ve vaka..!


BU SİYASAL BAŞARIYA ANCAK SAYGIYLA ŞAPKA ÇIKARILIR..!


Bükemediğin bileği öpeceksin diye bir halk deyişimiz vardır. Deyişdeki “öpmek” fiili bir teslimiyet içermiyor. Tam tersi, yenilgiyi o an için kabullenmeyi ve  saygıyı içeriyor.


AK Partili olmayabilir, partinin görüşlerine itibar etmeyebilir, liderini sevmeye bilir, cumhurbaşkanı olarak, iktidar partisi olarak izlediği ekonomik-politikaya karşı olabilir, bir başka siyasal partiden yana tercih de bulanabilir ve oyunuzu da o parti lehine kullanabilirsiniz.. Bunlar, sonucu yine değiştirmiyor ise siyasi rakibinize ve sandıkta sağladığı başarıya, en azından, saygı duymak zorundasınız.


Bitti mi?

Hayır..!

Sandıkta sağlanmış ve adeta geleneksel hale getirilmiş başarının nedenlerini ve niçinlerini anlamak zorundasınız…


ERDOĞAN’I ANLAMAK İÇİN..!


Dikkat edilirse, AK Parti de aslında 16.kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında bunu yapıyor. Etkinlikler kapsamında parti sözcülerinin ama en önemlisi partinin genel başkanı ve kurucu lideri Erdoğan yaptığı konuşmalarda başarılarının kendileri  açısından bir sürpriz ya da tesadüfler eseri olmadığına vurgu yaparak, partinin tarihsel ve toplumsal açıdan varoluş gerekçelerini ve gelecek vizyonunu sabırla geniş geniş detaylı şekilde ve  bir öğretmen edasıyla anlatıyor.


Yine, dikkat edilirse, katıldığı her toplantıda, partililerle her buluşmasında partisini ve partililerini sorgulayan, didik didik eden, yeri geldiğinde acımasızca uyaran ve eleştiren bir lider portresiyle karşı karşıyayız. Türk siyasal ve toplumsal  yaşamının bugüne kadar pek aşina olmadığı bu durum karşısında partililer, teşkilat başkan ve yöneticileri, milletvekilleri, bakanlar, belediye başkanları, meclis üyeleri dahil kamuoyunda hemen herkes şaşkın ve hemen herkes kendi durumuna uygun bir şekilde bu konuşmalardan bir sonuç çıkartmaya ve Erdoğan’ı anlamaya çalışıyor.


Bu bile önemli bir şeydir ve kesinlikle azımsanmamalı..!


SİYASAL YAŞAM YENİDEN  DİZAYN  EDİLİYOR..!


AK Parti bir “dava” partisidir ve kurulduğu günden bu  güne kurucularının ve hareketin doğal lideri Erdoğan’ın her ortamda ve her zaman yinelediği “dava” sözcüğünden ne anlaşılması gerektiğini anlamak isteyenler AK Parti’nin varoluş gerekçelerini de anlamak zorundalar...


Ülkemiz siyasal ve toplumsal yaşamında kavramlar ve literatür üzerinde bilinçli ya da bilinçsiz olarak öylesine bir  karmaşa yaratıldı  ve kavramların içi  öylesine hoyratça boşaltıldı ki, siyasal yaşamın  bir anlamda ağzı burnu büküldü. Siyasal yaşam özellikle çok partili yaşama geçişle birlikte bilinçli ve sistemli, planlı olarak izm’ler üzerinden  emperyal güç ve çıkar odaklarının, işbirlikçilerinin  lehine dizayn edilerek ülkeye ve halka yabancılaştırıldı.


Türkiye’de siyasetin ve toplumsal yaşamın yeniden ülkenin ve milletin lehine, ulusal bağımsızlığın ve egemenliğin öne çıkartılarak her alanda demokratik anlamda Anayasal ve hukuk  zemininde dizayn edilmesi ve siyasal ve toplumsal kavram karmaşasının bitmesi gerekiyor.


Türkiye’de AK Parti’nin kuruluşundan ve 15 yıllık iktidarı dönemi boyunca  yurt içi ve yurt dışında yaşanan fırtınanın ve Erdoğan düşmanlığı temelinde yürütülen AK Parti karşıtlığının temelinde bu gerçek yatmaktadır.


YENİ SİYASET YENİ SİYASETÇİ PROTOTİBİ GEREKTİRİYOR..!


Geçmiş yıllarda  bir televizyon reklamı vardı. Eskimiş çoraplarınızı atın, diye..Türkiye, farkında olsak da olmasak da bir anlamda ayağını sıkan, kokan, eskimiş, yırtık pırtık çoraplarından kurtulmanın ve bedenine uygun çorabı edinmenin arayışını ve mücadelesini veriyor.


“Dava” budur..!


Ancak, ne yazık ki, sahip olduğunuz niyetiniz sizi dertlerinizden kurtarmıyor. Çünkü, siyasal ve toplumsal yaşamın öznesi İNSAN’dır ve ne yapacaksanız, niyetiniz ne ise, bunu uygun İNSAN malzemesi  ile yapacaksınız.. AK Parti, 2001’de   bir avuç insanın “Erdemliler Hareketi”nden doğdu. “Erdemliler Hareketi”ni oluşturan insanlar ise Mars’tan gelmedi. Tarihsel ve düşünsel bir evveliyatı var..!


İrdelendiğinde bu hareketin evveliyatı Cumhuriyet’in ilk yıllarına, ulusal kurtuluş yıllarına, Osmanlı ve Selçuklu’ya ve aynen Erdoğan’ın konuşmalarında vurguladığı gibi Malazgirt ve Türk-İslam tarihine, kültürüne uzanıyor…


PINAR’IN KAYNAĞINA YÖNELMEK VE KAYNAKTAN BESLENMEK..!


Bu tarihsel ve kültürel açıdan binlerce yıllık bir pınar ve  pınarın kaynağına, göz’üne ulaşmadan, ulaşamadan ne  “dava”yı ne  AK Parti’nin mücadelesini anlayabilmek mümkün görünmüyor. Biraz partinin 16  yıllık tarihine göz atanlar, partinin saflarında yerini almış ve değişik sorumluluklar üstlenmiş insanların attıkları her adımda nasıl bir mücadelenin er’i olduklarına ve nelerle boğuştuklarına tanık olacaktır.


Bu zor, çileli, özveri gerektiren, riskli, sürekli yenilenmeyi ve beslenmeyi gerektiren bir mücadeledir. Erdoğan’ın sürekli dillendirdiği “metal yorgunluğu” nun ana nedenleri burada aranmalı. Bu durum, yine Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, kimilerinin çıkarlarına göre anlamak istediği gibi, “metal yorgunluğu” içindeki kadroların siyasi açıdan bir tasfiyesini içermiyor. Tam tersi, yola devam diyen kadroların güç tazelemesi, yenilenmesi  ve değişimini, paylaşımı  içeriyor.


AK Parti’nin bu tazelenmeye, yenilenme, gençleşme ve değişime gerçekten tüm teşkilat dokularıyla ihtiyacı var mı?


Evet, var..!


Yaşanan süreci hep birlikte yaşayıp, izleyerek, göreceğiz…


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 49