Bugün: 11.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ, CEHALETTİR!

EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ, CEHALETTİR!


enel kanı, uzun yıllardır yaşanan terör olaylarının arkasında bölgesel ve emperyal  ülkelerin, istihbarat örgütlerinin   varlığında odaklaşıyor. Hangi ülkeler ve istihbarat örgütleri bunlar, diye sorsanız, toplumun her kesiminden ve eğitimli eğitimsiz hemen herkesin sayacağı  ülkeler, istihbarat örgütleri bellidir: ABD, İngiltere, İsrail, İran, Almanya, Fransa gibi ülkeler başta olmak üzere istihbarat örgütleri içinden de genellikle CIA ve MOSSAD’ın isimlerini duyarsınız.


Şaka falan değil, Türkiye, Cumhuriyet tarihimiz boyunca  yaşanmış, en kapsamlı, en yoğun , en acımasız ‘terör kuşatması’nı  yaşıyor ve başta TSK olmak üzere kolluk güçleri seferber olmuş, terörle, teröristlere karşı , düşmanlarına parmak ısırtacak bir mücadele veriyor.


Ben, ülkede  yaşanan  tüm bu olayları, terörist saldırıları, kışkırtma ve başkaldırma çabalarını; siyasi, ekonomik, kültürel, diplomatik, medyatik operasyonları  rastlantısal ya da sürpriz olarak görmüyorum. Yaşananların şu veya bu parti ile, iktidarla ve kişi ile de hiçbir ilgisi yok! Bu, bu coğrafya ve üzerinde yaşayan insanlarla yüzlerce yıllık bir hesaplaşmanın günümüz versiyonlarıdır.  Karanlıktır, kirlidir ve kanlıdır!


Bunu anlamamakta ısrar edenler, anlayamayanlar bu toprakların tarihini ve kültürünü okumak, bilmek zorundalar. Bu da yetmez! İslam tarihini ve kültürünü de  okumak, bilmek ve anlamak zorundalar. Çünkü, dün de bugün de bu topraklarda yaşananlar tarihsel ve kültürel bir  hesaplaşmadır. Anadolu  insanının  yüzlerce yıllık var olma ve yok olma mücadelesidir.


Örneğin, 1915 de gerçekleşen Çanakkale savaşında Osmanlı  hangi ülkelere karşı savaştı? İngiliz Ordusu, Fransız Ordusu, Hint Ordusu, Kanada Güçleri, Avustralya ve Yeni Zelanda orduları …!


Peki, 1.Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti, İttifak Devletleri içinde yer alarak hangi ülkelerle savaştı? Britanya İmparatorluğu, Fransa , İtalya, Rusya Çarlığı, Sırp Krallığı, ABD, Belçika Krallığı, Yeni Zeland…


24 Temmuz 1923 de Lozan konferansına katılan ülkeler hangileriydi? İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Yugoslavya, Sovyet Rusya, Bulgaristan…


Boğazların kaderini belirleyen ve 1936 da imzalanan Montrö Antlaşmasına hangi ülkeler katıldı? Avustralya (Konferansa iştirak ile kabul edilen tek dominyon devlet), Büyük Britanya (İngiltere), Bulgaristan, Fransa, Yunanistan, Romanya, Sovyetler Birliği, Yugoslavya ve 2 yıl antlaşmayı  imzalamayarak direnen İtalya.


3 Mart 1918 tarihinde Sovyet Devleti’nin  Almanlarla Brest Litovsk Barış Antlaşması görüşmeleri ve antlaşmaya imza atmasının Bolşevik devrimcileri arasında yarattığı sert polemikler bir yana devrimin önderi Lenin ve arkadaşlarının derdi, 1. Emperyalist paylaşım savaşının olumsuz etkilerinden bir an önce sıyrılmak ve yüzünü içe çevirmekti.


Keza, ulusal kurtuluş savaşının önderi ve T.C. Devletinin kurucusu Mustafa Kemal’in de derdi ve davası,  Büyük Taarruzun muzaffer bir şekilde sonuçlandırılması sonrası,   ‘yurtta sulh cihanda sulh’ sözleri ile  1 .dünya savaşının olumsuz etkilerinden bir şekilde uzak durmak ve yüzünü içeri çevirmek, yeni devletin inşası için  ‘nefes’ alabilmekti.


Mustafa Kemal de Rus Devrim Lideri Lenin gibi, iktidarı kazanmanın, devlet kurmanın, o günün koşullarında  yeterli olmadığını; emperyalizmin mevcut durumla yetinmeyip, durmayacağını biliyorlardı. Öyle de oldu, Bolşevik Rusya, iç kışkırtmalar ve başkaldırılarla besleme  ‘Beyaz Ordular’ ile kanlı bir iç savaş yaşarken, Mustafa Kemal  ve Genç Türk Devleti de, etnik ve dinsel  kışkırtma ve başkaldırılarla, sabotörlerin eylemleriyle uzun yıllar sarsıldı.


Sömürgeci ülkeler ve  işbirlikçileri için, ne TC Devleti’nin kuruluşunun, ne  Lozan’ın, ne Montrö’nün ne  de ‘yurtta sulh, cihan da sulh’ söyleminin hiçbir hükmü ve anlamı yoktu! Paylaşım savaşının sonucunda Osmanlı’ya dayatılan Mondros ve Sevr, ‘Anadolu İhtilali’ nedeniyle kağıt üzerinde kalmış, Anadolu’nun paylaşılması ve yağması tamamlanamamış, yüzlerce yıllık hesaplaşma bitmemişti!


Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletiyle, işte bu yüzlerce yıllık bitmemiş, tamamlanmamış hesaplaşmanın, savaşın devamını yaşıyor. Bu coğrafyada yaşayan insanlar, bu gerçeği bilmek, bu tarihsel hesaplaşmanın mantığını anlamak zorunda. Bu hesaplaşmanın ve mücadelenin ruhunu, mantığını anlamayanlar, yaşananları üç-beş teröristin saldırganlığıyla ilişkilendirenler, insan hak ve özgürlükleri, halkların özgürlüğü gibi bugün emperyal  güçlerin oyuncağı olmuş siyasal ve hukuksal argümanların kuyruğuna katılanlar, ne ülkeyi ne de milleti bekleyen felaketi unutmamalıdırlar!


12 Eylül 1980 yılının ilk günlerinde Bekaa Vadisi’nde ASALA  militanlarıyla  ‘Türkiye de  hangi kent kimin olacak’ diye aralarında paylaşım kavgasına tutuşmuş  PKK lideri Öcalan’ın davası ve derdi Kürtler hiç olmadı. ASALA’nın derdi ve davası da, Ermeniler değildi….Şimdi, 36 yıl sonra PKK’nın Avrupa’daki  yayın organı  Yeni Özgür Politika ile Türkiye de yayın yapan Ermeni AGOS gazetesi arasındaki polemiği ,lütfen, takip edin!


Sözün özü ne?


HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş`ın ağabeyi PKK yöneticisi  Nurettin  Demirtaş, Ermenistan Devleti’nin gündüzleri PKK kılığında, geceleri de Türk komondosu kıyafetleri giyerek Türkiye’de askeri terörist faaliyet yürüttüğünü iddia ve ihbar ediyor !


Türkiye’de ermeni yurttaşlarımıza dönük yayın yapan AGOS gazetesi ve yazarları da, bu beyanlar üzerine infial halinde, ‘sen ne yapıyorsun, ne söylüyorsun. Türk Devleti ve ordusunun eline koz veriyorsun” diye  feryat, figan ediyor!!!


Aynı günlerde, ABD`nin eski başkan yardımcısı Dick Cheney`nin ulusal güvenlik danışmanı John Hannah tarafından kaleme alınan ve Foreign Policy adlı haber sitesinde yayınlanan yazıda Erdoğan için, "başta ABD ve Orta Doğu ile Avrupa ve Türkiye için tehlikeli şahıs" gibi skandal ifadeler kullanılıp, "Er ya da geç bir hesaplaşma günü yaşanacağını" belirtiyor!!!


Türkiye ve Türk milleti, yüzlerce yıllık yeminli düşmanlarını tanıyor  ve bitmeyen hesaplaşma  dürtülerini zaten biliyor, görüyor, yaşıyor. Eminim ki, bu düşmanlık kokan beyanlar, meydan okumalar, alçakça oyunlar, hesaplar  Kuva-yı Milliye kenti Balıkesir insanının yediden yetmişe, kadını erkeğiyle hiç sönmeyen yurtseverlik  ateşini besleyip, ‘Allah aşkına, hadi ne zaman hesaplaşıyoruz” heyecanına  ve coşkusuna neden oluyor. Bu ülkenin askeri, polisi , istihbarat örgütü zaten onların dilini çoktan çözdü!


Yeni  ve yaşamın her alanında güçlü bir Türkiye, yeni  ve güçlü bir Balıkesir yaratmak, hepimizin sevdası, ülküsü  ve davası olmalıdır. Şunu bilelim; en tehlikeli ve  en büyük düşmanımız, cehalettir!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 395