Bugün: 18.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • EMİN ADIMLARLA YÜRÜMELİYİZ!

EMİN ADIMLARLA YÜRÜMELİYİZ!


Uluslararası politika uzmanı ve gölge CIA olarak da bilinen Stratfor adlı düşünce kuruluşunun yorumcularından George Friedman’ın konu Türkiye olduğunda sorulan sorulara verdiği yanıtlar, oldukça düşündürücü ve ilginç.


Friedman, şöyle diyor:

“Gazeteleri bir tarafa bırakıp, Asya’daki güçlere  baktığımızda  Japonya hemen göze çarpıyor. Onlar bir güç. Gördüğüm 2.güç Türkiye. Türkiye, şu anda dünyanın 17.büyük ekonomisi. Suudi Arabistan’dan daha büyük. Askeri kapasitesi muhtemelen İngiltere hariç Avrupa’nın en iyisi. Almanların sadece bir öğleden sonra içerisinde ve Fransızları da eğer ortaya çıkma cesareti gösterirlerse bir saat içinde bitirebilirler. Yani T, Türklere baktığımızda, Obama Avrupa turunu, oldukça verimsiz geçen Avrupa turunu bitirdiğinde turu Türkiye’de sonlandırması bir tesadüf değildi. Avrupa’ya verilen mesaj, sizle konuşup yemek yemek ve ‘hayır’ cevabı almak bir zevkti ama ben şimdi gerçek bir askeri gücü olan asıl müttefikime gidiyorum. 500 sene Osmanlı yönetimiydi ve Osmanlı yönetimindeyken Araplar arka planda kaldılar ve Türkler bir düzen kurdular. Son 100 yıl içinde Türkler daha önce hiç bulunmadıkları bir durumdaydılar. Önce etrafları Avrupalılar tarafından çevriliydi, sonra Ruslar ve sonra Amerikalılar ama Amerikalılar gidiyorlar, Ruslar artık geri gelemeyecek ve İngilizler başka şeylerle de meşgul ve Türkiye birden kanatlarını açmaya başlıyor. Bölgede hiçbir politik müzakere yok ki, tartışma sonunda ‘Türkler ne istiyor?’ sorusuna gelmesin.”


ULUSAL BİLİNÇ, İRADE VE ULUSAL ÖZGÜVEN!


Ulusal özgüven bir ulusun varlığını koruyabilmesi  ve geleceğini sağlam temeller üzerinde inşa edebilmesi açısından önemlidir. Ulusal özgüven, lafla ya da hamaset edebiyatıyla oluşmaz. Ulusal özgüvenin olmazsa olmaz koşulu ise,  ulusal bilinç ve iradedir.


1919-1923 yılları arası milletçe verdiğimiz ve  dönemin sömürgeci-emperyal ülkelerine karşı savaşla kazandığımız zafer sonucunda kurduğumuz Cumhuriyet  Devleti, ulusal bağımsızlık ve egemenliğimizin elde edilmesinde  gelişmiş ulusal bilinç ve iradenin, dolayısıyla ulusal  özgüvenin vazgeçilmez bir sonucuydu.


Ancak, ulusal bağımsızlığımız ve egemenliğimiz korunamadığı içindir ki, bu korunamadı, ulusal bilincimiz işbirlikçi bir anlayışla dumura uğratılıp, ulusal bir iradeye dönüşmesi engellendi ve ulus olarak özgüvenimiz deforme edilerek, özgüvenden yoksun bir devlet ve toplumsal yapı oluşturuldu. Kendi tarihine, kültürüne, gelenek ve göreneklerine, kendi inancına yabancı olan bu devlet ve toplumsal yapı ile yürüyebilmemiz, geleceğimizi imar edebilmemiz ama en önemlisi varlığımızı koruyabilmemiz mümkün değildi.


Onlarca yıl bu amansız çelişkiyi, bu çelişkinin neden olduğu  sorun ve sıkıntılar içerisinde devlet ve toplum olarak kıvranıp durduk. Ulusal bağımsızlık ve egemenlikten söz edenlerin ve bunun derdi, davası ve sevdasıyla yola çıkmış olanların ensesinde boza pişirdik.


TARİHİMİZLE,KÜLTÜRÜMÜZLE, İNANCIMIZDA…!


Ulusal bağımsızlığımız ve egemenliğimiz gibi, ulusal özgüvenimizi de çaldılar ve bizi millet olarak özümüze yabancılaştırdılar. “Bu memlekette yaşanmaz… Bizden  hiçbir cacık olmaz…Türk aklı işte…Biz yapamayız…Türk ya kaçarken ya da ıçarken düşünür…Su akar Türk bakar” gibi sayısız aşağılayıcı söze  muhatap olan ve bu sözler ve  deyişlerle içselleştirilen algı dünyamıza zincir üzerine zincir vuruldu. Köleleştirildik. Yabancı hayranlığı ile  biat kültürünün esiri yapılarak, et yığınlarına dönüştürüldük.


Uluslararası politika uzmanı ve gölge CIA olarak da bilinen Stratfor adlı düşünce kuruluşunun yorumcularından George Friedman, işte yıllardır Türkiye’ye  ve milletimize karşı izlenmiş bu kolonyalist emperyal politikaların günümüzde nasıl iflas ettiğinden söz ediyor.


En zifiri karanlık gün doğumu öncesi yaşanandır, deyişini doğrularcasına, bir ülkenin ve milletin mahkum edildiği kadersizlik ve umutsuzluk batağından nasıl sıyrılıp, silkinip, uyandığının makus talihine nasıl sahip çıktığını dillendirmek zorunda kalan Friedman, beyanlarıyla bugün yaşadığımız terör  sarmalının ve can kayıplarımızın  nedenlerini de ortaya koyuyor.


Kanatlarını açmaya ve uçmaya çalışan Türkiye’nin kanatları kırılmaya  ve uçması engellenmeye çalışılıyor!

İşte, bütün mesele bu!


TÜRKİYE, 21.YÜZYILIN TARİHİNİ YAZIYOR!


Rus düşünce kuruluşu Katehon`un internet sitesinde Hakan Karakurt imzasıyla yayınlanan bir makalenin sonuç bölümünde ise, şöyle deniyor:


“Türkiye`nin IŞİD, FETÖ ve PKK gibi örgütler tarafından hedef alınmasının altında Türkiye`nin Batı blokundan ayrılarak Avrasya güçlerine yakınlaşmasının gerçeği yatıyor.


Kökleri Orta Asya steplerinde bulunan ve 1000 yıldan fazla bir süre Batı`ya karşı amansız bir savaş vermiş olan Türkiye, ABD ve AB`nin örtülü saldırılarıyla yıkılmaz.


Türkiye çok kısa bir zaman içerisinde, Avrasya`daki Slav, Arap ve Fars kardeşleriyle birlikte hem ekonomik, hem kültürel, hem de politik olarak büyük Avrasya medeniyetinin yükselişine katkıda bulunmaya başlayacaktır.”


Tarihçilerimiz, sosyologlarımız, siyaset bilimcilerimiz, uluslararası ilişkiler uzmanlarımız, güvenlik stratejistlerimiz şunu gayet iyi bilirler ki, Cumhuriyet tarihi boyunca  ABD ve NATO ekseni dışında yüzünü Batı yerine doğuya dönenin bir şekilde ‘kellesi’ alınmış, iktidardan olmadık yöntemlerle alaşağı edilip, yıkılmış; devlet, siyasal iktidar ve millet ‘balans ayarı’ndan geçirilmiş, onların tabiriyle eksendeki kayma yerine oturtulmuştur.


OYUN KURULAN DEĞİL, OYUN KURAN OLABİLMELİ!


MİT operasyonu, 17/25 Aralık operasyonları, hendek siyaseti,15 Temmuz darbe ve işgal girişimi,  ekonomik kuşatma, azgınlaşan terör eylemleri ve suikastler gibi ülkemizin ve milletimizin canını yakan tüm operasyonlar ‘balans ayarı’ çabalarının somut örneğidir ve muhatabı başta ABD olmak üzere İsrail ve AB ülkeleri ve NATO’dur.


Türkiye’nin artan bu kuşatma ve saldırılara karşı en büyük güvencesi, varlığının da teminatı olan, milletinin  birliği ve beraberliğidir. Millet, oynanan oyunu görmüş, yaşamış ve artık düşmanının amaç ve hedefini  anlamıştır. Ulusal bilincimiz her olayda ,her cinayette,her terör eyleminde biraz daha gelişmiş,perçinlenmiştir. Ulusal irademiz, bağımsızlık ve egemenliğimize yönelik tüm bu saldırıların boşa çıkartılarak ulusal özgüvenimizin ekonomiden politikaya, güvenlikten dış politikaya her alanda  kendisini dışa vurması, sağlam adımlarla geleceğe yönelmesidir.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 254