Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • Düşmanınızı İyi Tanıyın..!

Düşmanınızı İyi Tanıyın..!


Son yıllarda, aylarda ve günlerde  Türkiye’de ne yaşandığını ve ülkenin ‘birileri’ tarafından nasıl kıskaca alınıp boğazlanmak istendiğini anlamak istiyorsanız bir Latin ülkesi olan Venezuela’ da yaşananlara dönüp, bakmanız ve biraz neler yaşandığını araştırıp, bilgilenmeniz yeterli.


Hele ki, geçtiğimiz günlerde ABD/CIA destekli muhalefetin gerçekleştirdiği gayri resmi referandum ve bu referandumun sonuçlarına göre  Devlet Başkanı Maduro’nun halkın büyük çoğunluğu tarafından gönderilmesine yönelik sonuçları tam da bize ülkemizde gerçekleşen 16 Nisan referandumu ve  sonuçlarına yönelik tezgahlanan oyunları anımsatıyor.


Venezuela’da  yaşanan ve ABD/CIA tarafından örgütlenen Maduro ve yönetimine karşı muhalefetin ana nedeni ülkenin dünyanın petrol rezervi bakımından en zengin ülkelerinden biri  olması ve Chavez’in yönetimi döneminde petrol kaynaklarının ‘yabancılardan’ alınarak millileştirilip, bu kaynakların ülkenin kalkınmasına ve halkının ihtiyaçlarına uygun kullanılması.


Chavez ve Maduro ile yönetimi, ideolojik ve siyasal açıdan ülkelerinin ulusal bağımsızlığını ve ulusal egemenliği gözeten, emperyalizme ama özellikle de ABD emperyalizmine karşı mücadele veren ulusal devrimci halkçı bir hareket. Ve günümüzde emperyalizm, dün klasik sömürgecilik döneminde olduğu gibi, halkların kendi ayakları üzerinde kendi topraklarına sahip olmasını, bağımsızlık ve özgürlüklerini kazanmasını, yerli ve milli olanı gözetmelerini, ülkelerinin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının kendi halklarının refahı  için kullanılmasını istemiyor.

Şaşırdınız mı, şaşırmayın!


ANTİ-EMPERYALİZM, İÇİ BOŞ LAF DEĞİLDİR..!


Onlarca yıldır ve bugün ülkemizde neler yaşıyor, yurtiçi ve yurtdışında nelerle karşılaşıyor, hangi belalarla boğuşuyor ve güvenlik güçlerimiz, insanlarımız terör adına kimlerin bombalı, silahlı saldırıları sonucu can veriyor ve yaralanıyor ise “düşman” aynı..!


Kapitalist emperyalizm..!


Bunu bilmez ve anlamazsanız, bu uluslararası gerçeği görmezden ve bilmezden gelirseniz, “zokayı” yutar, demokrasi, insan hakları, özgürlük, ifade özgürlüğü, hak, hukuk, adalet gibi  insan soyunun  yüzlerce binlerce yıllık mücadelesiyle kazandığı  tüm evrensel değerlerini piç etmiş emperyalizmin ve istihbarat örgütlerinin tezgahına düşerek kendi ülkenizin ve milletinizin “canavarı” olup, çıkarsınız.


Aynı 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışmasında yaşadığımız ve tanık olduğumuz gibi…

Bir ülke ve millet için daha ötesi var mı?

 Evet, ne yazık ki, var..!

 

 EMPERYALİZM, ULUS DEVLETLERİ PARÇALAYIP,BÖLÜYOR..!


Tabiri caiz ise, işte bir zamanların Yugoslavya’sının başına gelmiş olanları bugün de hemen sınırlarımızın ötesinde Ukrayna, Afganistan, Irak ve Suriye yaşıyor. Tito’nun  Yugoslavyası, bugün yok, paramparça edildi ve topraklarında bir çok devletçik kuruldu.


Ukrayna, fiilen ikiye bölündü ve Donetsk Halk Cumhuriyeti lideri Aleksandr Zakharchenko, Malorossiya (Küçük Rusya) ismiyle egemenlikleri altındaki topraklarda yeni bir ülke kurduklarını açıkladı. Ukrayna’da üç yıldır yaşanan iç savaşın ve yaşanan ayrışmanın da birincil derecede sorumlusu ABD, AB ve NATO’dur.


Irak’ın da hali ortada. Irak Kürt Federe Devleti, 25 Eylül 2017 ‘de , bağımsızlık yönünde referandum kararı aldı. Musul ve Kerkük’ün de dahil edileceği bağımsızlık referandumu kararının ABD öncülüğünde YPG desteğiyle sözde  DEAŞ’a  karşı gerçekleştirilen Musul operasyonu sonrasında alınmış olması rastlantısal olarak görülmemeli.


Çünkü, ABD Devlet Başkanı Trump’ın daha önce deklare ettiği gibi, DEAŞ’ın kurucuları Obama ve Clinton değil miydi..!?


BU OYUNU YA BOZACAĞIZ YA DA BOZULACAĞIZ..!


Keza, Irak’ta oynanan küresel oyunun ve emperyalist politikaların bir uzantısı  yıllardır Suriye coğrafyasında  sahneleniyor. DEAŞ’la savaşıyor görüntüsü altında HDP/PKK uzantısı YPG/PYD’ye sunulan ABD ve NATO’nun  siyasi, askeri ve diplomatik desteğinin sonuçlarını hep birlikte ve her gün yaşıyoruz.


ABD, PKK/PYD`nin kontrolündeki Haseke ilinin kuzeydoğusunda yer alan Rümeylan ilçesinde Ekim 2015`te, Kobani`nin (Ayn el-Arab) güneyindeki Harab Işk köyünde de Mart 2016`da hava üsleri kurmuştu. AA muhabirlerinin yerel kaynaklardan derlediği bilgilere göre, ABD iki hava üssü dışında Suriye içinde PKK/PYD işgalindeki bölgelerinde 8 adet askeri noktaya sahip. ABD ordusuna ait yüzlerce özel birlik mensubunun  bulunduğu bölgede ABD, günlerdir bölgeye tonlarca askeri mühimmat, ağır silahlar, füzeler taşıyarak, mevzilendiriyor.


Dün olduğu gibi bugünde Suriye’de PYD/YPG demek, ABD ve NATO demektir ve Kuzey Suriye’de YPG/PYD kontrolü altındaki bölge fiilen ABD ve NATO’nun egemenliği altındadır.


Keza Esad yönetimi ile anlaşan Rusya, Suriye’nin özellikle Akdeniz kıyılarına üslenmiş ve mevzilenmiş durumda. Yapılan ikili antlaşmalarla Esad yönetiminin Suriye’nin fiilen Rusya’nın mandası  olmayı kabullendiği uluslararası alanda konuşulup, tartışılıyor.


FELAKET TELLALLARI EMPERYALİZMİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIYORLAR..!


İşte , bugün ülkemizde yaşananları bölgemizde yaşananlardan ayrı ve bağımsız olarak değerlendirebilmek mümkün mü? İster kabullenelim ve istersek kabullenmeyelim, sınırlarımızın ötesinde yaşananlar doğrudan ülkemizin toprak bütünlüğü, egemenliğimizi ve güvenliğimizi olumsuz etkilemiyor mu?


Buyrun, bu  gerçekler ışığında FETÖ’cüleri, HDP/PKK ve uzantısı YPG/PYD’yi, ne idüğü belirsiz marjinal parti ve grupları, NATO milliyetçilerini ve NATO solcularını, Sorosçuları, NATO dincilerini,  ‘kontrollü darbe’ söylencesi ile 15 Temmuz’u ve darbecileri, hainleri ‘adalet’ adına  kutsayanları, her fırsatta  Erdoğan şahsında ülkesini ve yönetimini Batı’ya şikayet etmeyi alışkanlık haline getirmiş olanları  ülke ve millet adına bir nebze olsun anlamaya çalışın!


Olmuyor mu!?

Olur ise zaten ortada bir sorun var demektir!

Hainlik ve ihanetle uzlaşı olmaz..!


SİYASAL VE TOPLUMSAL DİRİLİŞİN YOLU..!


Ülkenin ulusal bütünlüğü ve egemenliğinden, güvenliğinden ‘uzlaşı’ adına  esnediğiniz ve kapınızı araladığınız an dün Yugoslavya’nın başına örülmüş ve bugün Ukrayna, Irak ve Suriye’nin başına gelen felaketleri kendi rızanızla baştan  kabul ediyorsunuz demektir.


O nedenle, Türkiye, emperyal saldırılara karşı yurtiçinde ve yurtdışında ‘milli barikat’ kurmalı ve bu barikatı güçlendirmelidir derken, bağımsızlık ve egemenliğimizin yegane teminatı milletin kendisidir diyoruz…İktidar partisi kongreler süreci ile işte bu ulusal barikatı geliştirip, güçlendirmelidir.


Bu da yetmez..!


Ülkemiz siyasal ve toplumsal yaşamı bu gerçeğe uygun yeniden yapılanmalı.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 250