Bugün: 20.08.2017

DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR!


ABD`li işadamı David Rockefeller, 1991`de "Toplantılarımıza katılan New York Times, Washington Post gibi önemli yayın kuruluşlarında görevli yöneticilere `ne yapmak istediğimize` dair bilgileri 40 yıl boyunca halka açıklamayacaklarına dair verdikleri sözleri tuttukları için teşekkür ediyorum. Eğer onlar gizli görüşmelerimizi deşifre etseydi, ışıklar üzerimize yanacaktı. Ama artık dünya kurmak istediğimiz dünya hükümetine çok daha hazır" demişti. .


Evet,Rocfeller’ın sözünü ettiği toplantı ,oluşumu ve kuruluşunun mimarlarından biri olarak,  1954 yılından bugüne  gerçekleştirilen Bilderberg toplantıları. Genel olarak Batı Avrupa ve ABD’nin değişik kentlerinde(Türkiye’de de 1959,1975 ve 2007 yılında  üç kez Bilderberg toplantısı gerçekleştirildiğini belirtelim.), büyük bir gizlilik içinde  organize edilen toplantılara her yıl değişik ülkelerden davet edilen isimler titizlikle belirleniyor. Hollanda, Avusturya ve Belçika, İngiltere, İsveç, ABD, Almanya gibi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, bakanları, bürokratları  yanı sıra dünya ve ülke ekonomilerinde  söz sahibi küresel  sermayenin üst düzey temsilcileri,akademisyenlerin  yer aldığı toplantıların belirlenmiş  kuralları var. Bu kurallara göre, toplantılarda konuşmalar kayıt altına alınmıyor ve toplantı sonucunda da yazılı ve sözlü hiçbir açıklama yapılmıyor.


2015 yılı Bilderberg toplantısına Türkiye’den katılan isimler şöyle; Twitter`ın Türkiye`ye karşı avukatlığını yapmış ve ELIG Hukuk Bürosu`ndan Gönenç Gürkaynak, ana muhalefetten CHP`li milletvekilleri Selin Sayek Böke ve İlhan Kesici, Cumhuriyet gazetesinden Nuray Mert, Habertürk gazetesi köşe yazarı Soli Özel var.


Bilderberg`in kurucusu Hollanda prensi Bernard’ın eski bir Nazi partisi üyesi  ve faşist olması ayrı bir vaka!


 Ancak, Türkiye’de son yıllarda yaşanan ‘üst akıl’ tartışmalarına bakınca, şaşırmadan edemiyoruz. Kimi ‘üst akıl’ yorumları veya dokundurmalarını aklı sıra ‘ti’ye alırken, kimileri de ülkede yaşananların ‘üst akıl’la ilişkilendirilmesini siyasal iktidarın  ‘düşman yaratma’ çabalarının bir sonucu olarak gösterme  gayretinde.


Örneğin,Hürriyet gazetesinden Mehmet Tezkan, “TÜRKİYE’YE TUZAK KURAN  ÜST AKIL!” başlıklı yazısında şöyle diyor;“Üst akıl her derde deva olunca siyasetten ekonomiye kadar her alanda kullanılmaya başlandı..Türkiye’nin hoşuna gitmeyen her şey ‘üst akıl’dan bilindi..Türkiye’ye sürekli tuzak kurduğuna inanıldı.. O üst aklı bi bulsak, bi yakalasak!..”


Keza, Baro Başkanı Metin Feyzioğlu, "İşte ÜST AKIL denilen budur" başlıklı beyanında,  “Güvenlik, dış politika, uluslararası hukuk ve ekonomi uzmanlarımız, devlet çatısı altında birlikte çalışmak, analizler yapmak ve strateji üretmek zorundadır. İşte ÜST AKIL denilen budur. Bunu yapan devletleri suçlayıp durmak ve "üst akıl" üretmemek, kendini küçük görmekten ve peşin bir teslimiyetten başka bir şey değildir.” diyerek, ‘akıl’ın dışarda değil içerde aranmasının önemine işaret ediyordu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarında sıklıkla işaret ettiği  ‘üst akıl’ ifadesi  ve “Kobani’de tuzak kuran, PYD’yi aşan bir üst akıl var.” beyanı, okuru yanıltmasın.  Cumhurbaşkanı ne sadece Kobani’den ne de salt PYD  vakası ile ‘üst aklı’ sınırlıyor. Tam tersi, BM’in dünyada tüm olup bitenler karşısındaki çaresizliği, edilgenliği, çifte standartçı anlayış ve yaklaşımları  dikkate alındığında, Erdoğan’ın ‘dünya beşten büyüktür” sözleri,  ülkeler ve halklar nezdinde küresel bir gerçeği  ve küresel bir hesaplaşmayı ifade ediyor.


Somut bir örnek olması açısından yazımıza Bilderberg  gerçeğine değindik. Örneğin, Bilderberg’in amacının bileşenleriyle  tek dünya hükümeti ve tek elden ekonomi yönetimini gizli kararlarla sağlamaya çalışan masonik bir örgüt olduğu yaygın bir eleştiri konusu.


Aynı şekilde, AB`de `euro` ya geçiş; İtalya`da 1970-1980 döneminde silahlı örgütler ve mafyanın terör estirmesi; Yugoslavya`nın parçalanması; Irak`ta iç karışıklığın körüklenmesi; Usame Bin Ladin`in güçlenmesi; Cumhuriyetçiler`in ABD`yi savaşa sokması; Obama`nın ABD başkanı seçtirilmesi gibi bir dizi dünya politikasını belirleyen politikaların Bilderberg  toplantılarında  şekillendirildiği ve yaşama geçirildiğine dikkat çekiliyor.


Türkiye’de ‘üst akıl’ tartışmalarını anlamsızlaştırmaya çalışanları bir yana bırakın ve sokaktaki vatandaşa, ülkede yaşananlarda  ve örneğin, yaşanan  terör olaylarında ‘dış faktör’ ün etkin rol  oynayıp oynamadığını olmadığını sorun! Alacağınız yanıt bellidir!


Bölgemizde Irak’ın, Suriye’nin, Ukrayna’nın başına gelenler ortada…Bu ülkelerde yaşayan halklar aptal  ya da beceriksiz  oldukları için işgal ve terörü, ekonomik krizi, sokak gösterilerini  yaşamıyorlar. Küresel  emperyalizme,kapitalizme yön veren, para akışını kontrol eden  şirketler ve aileler (Ülkeler bile diyebilmek çok güç. Çünkü, ülkeler de, devletler, siyasal iktidarlar da  bu gücün hakimiyet ve egemenlik aracı haline dönüşmüş durumda) Bilderberg gibi küresel örgütlenmeleriyle küresel hakimiyetlerinin mücadelelerini veriyorlar.


Onun içindir ki, ülkemizde kim ki, ‘üst akıl’  tanımlaması ve yorumlarına karşı  reaksiyon geliştirerek, bu düşüncenin bir saçmalık,bir uydurma olduğunu iddia  ediyor, bilin ki, ‘üst aklın’ taşeronudur!  Tam tersi, Türkiye,  Cumhuriyet  tarihinde  eşi ve benzeri görülmedik yoğunlukta ‘üst aklın’ kuşatması ve saldırısı altında. Ama adı PKK ama adı DEAŞ  olarak pazarlanan terör,  ‘üst aklın’ eseridir!


 Türkiye, ‘yerli’ ve ‘milli’ olandan ve olmaktan söz ederken, bunu  ‘akıl’  alanına da taşımak,  ‘üst aklın’ işbirlikçisi konumundaki yıllanmış ve çürümüş, kokuşmuş  aklı, tarihin çöp tenekesine atarak,  kendi ‘yerli’ ve ‘milli’ aklını geliştirmek, olgunlaştırmak ve ülke yönetiminin, yaşamının her alanında egemen kılmak zorunda Ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik kavramlarının ete kemiğe bürünmesi  ancak böyle gerçekleşir.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 431