Bugün: 18.08.2017

Düğmeye kim bastı!?


Dünya devrimcilerinin unutamadığı isimlerden birisidir Papaz Gapon..!Gapon, Rus Çarı’nın gizli servisi Ohranka’nın bir ajanıdır. 

GAPON’LAR HEP VARDILAR

1904 yılında Rus Komünistleri yani Bolşeviklerin başarıyla ve büyük bir özveriyle,sabırla örgüt ledikleri  Bakü’deki işçi grevleri başarıyla sonuçlanmıştır. Rus işçileri tarihlerinde ilk kez Rus sanayicileri ve Petrol işverenleriyle bu işçi direnişi ve grev sonucunda toplu sözleşme imzalamak zorunda kalırlar.
Bakü direnişi Rusya’da ezilenler ve işçiler için bir mücadele bayrağı olur.
Çarlık, korku ve telaş içindedir. Aynı yıllarda Dusya’nın Japonya karşısında yenilgisiyle yaşanan toplumsal sefalet ve yıkım,toplumsal huzursuzluk ve ekonomik sıkıntıları da yükseltmiştir. Bir çok işyeri ve fabrika kapanır,100 bin kişi işsiz kalır.
Çarlık oligarşisi, devrneye girer ve Bakü’de Bolşevikler öncülüğünde gelişen toplumsal muhalefeti etkisiz leştirmenin bir aracı olarak Papaz Gapon’u görevlendirir.
Gapon, “Fabrika İşçileri” isimli bir örgüt kurarak, işçileri örgütlemeye ve  yönlendirmeye başlar. Gapon ile birlikte çok sayıda ajan da işçiler arasında çalışmaktadır.Karar verilir.
22 Ocak 1905 de,Bakü’de Çar’a masum isteklerini iletmek üzere işçiler yürüyecek ve talepleri Çar’a ileteceklerdir. 
“Kahrolsun Zorbalık” sloganlarıyla yürüyen işçiler, Çarlık askeri ve polisi tarafından silahla ve ateşle karşılanır.Tarihe “Kanlı Pazar” diye geçen  vahşet sonucu yüzlerce işçi katledilir. 

FOGG’UN ‘UYUYAN 
GÜZELLERİ’

Tarihte yaşanmış bu olayı ve kahramanı Gapon’u şimdi  neden anımsadım?
Çünkü, son bir haftadır İstanbul Taksim Gezi Parkı vesile edilerek ülke geneline ve Bandırma’ya taşınan olaylar bana Gapon’u ve “Kanlı Pazar”ı anımsattı.
Taksim olayları nezdinde aklıma düşen bir de zamanın AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg ve şifreleri oldu..!
Okurlarımız,Fogg’u daha iyi tanıyabilmek için internetten faydalanabilirler.
Fogg’un elektronik postalarının deşifre edilmesiyle iki kavramla tanıştık: “Uyuyan güzeller”  ve “uyuyan köpekler”..!
Ben,  Taksim’de bir Gezi Parkında 17 adet ağaç  etrafında yaşanan ve ülke geneline taşınan toplumsal olaylar silsilesininorganizatörlerinin “uyuyan güzeller” olduğuna ve GAPON gibi kendilerine verilen görevi layıkıyla yerine getirmeye çalıştıklarına inanıyorum.

Neden ve niçin?


DÜĞMEYE KİM BASTI!?

Evet, hepimiz, bu sorunun yanıtının peşine düşmeli ve yanıtını aramalıyız.
Örneğin, Taksim’deki Gezi Parkı’nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi ya da siyasal iktidar ne yapmak istiyor, önce buna bakılmalı.
Başından beri, siyasal iktidar ve Büyükşehir Başkanı ve yönetimi,bu konuda kamuoyuna açık ve samimi bir açıklama yapmadı ve olayı füluğ bıraktı.
Bu arada özellikle internet, face ve tweter üzerinden yani sosyal medya üzerinden sistemli ve kapsamlı bir “kara propaganda “ başlatıldı.
-Bu alana AVM yapılacak, ortağı da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın oğlu olacak..!
- Gezi alanını Topçu Kışlası yapacaklar...
Her iki iddianın diğer iddialar gibi YALAN olduğu kısa zamanda ortaya çıktı ama kimse dönüp bakamadı.Çünkü, olaylar çığırından çıktı ya da çıkartıldı.
Bu kez, Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan olaylar üzerinden “ölüm” senaryoları devreye sokuldu, polis şiddeti alakasız  “kara” haberlerle beslendi,süslendi.
CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin, TV ekranlarına çıkarak, Taksim’e destek eylemlerinde polis panzerinin bir genç kızı ezerek Ankara’da öldürdüğü açıklamasını yaptı..Bu açıklamayla “öldürülen insan” sayısı  zaman zaman 20 kişiyi buldu..!
Bu ilginçtir ve bizlere bu tür “kara”haberler hiç yabancı değildir. 
27 Mayıs askeri darbesine zemin hazırlamak için o yıllarda gençlerin “kıyma makinası”ndan geçirildiği haberlerini anımsayın..!
Psikolojik savaşın vazgeçilmez unsurları dezenformasyon ve manipülasyon’dur..!


SPONTONE BİR 
BAŞKALDIRI MI!?

Peki, ne oldu da bir anda onbinlerce insan sokağa ve meydanlara dökülürken, polisle karşı karşıya gelip, “Hükümet İstifa”, “Her yer Taksim”, “Direne direne kazanacağız” demek ihtiyacını duydu.
Onbinleri kim,nasıl harakete geçirdi ve kim/kimler bu toplumsal hareketliliği organize etti!?
Türkiye’de siyasal iktidar ve Devlet’e karşı böylesine geniş kapsamlı bir toplumsal hareketliliği ateşleyebilecek, organize edebilecek ve yönlendirecek bir ana muhalefet partisi var mı?
Yok..!
Belli marjinal partilerin dışında, Meclis’de grubu bulunan CHP ve MHP’nin de böylesi bir gücü  yok..!
Ancak, özellikle CHP, Taksim olayları ülke geneline taşınmaya başladığı andan itibaren bir anlamda bu hareketliliğin içine balıklama daldı. Bu CHP için bir anlamda doğal...!
MHP ise, Taksim olaylarıyla ilgili temkinli bir politika geliştirerek,sonrasında bir tek MHP’linin bu olaylarda yer almayacağını kamuoyuna açıkladı.
BDP/PKK’yı ve bu noktada Taksim’de üstlendiği rolü unutmuyoruz. BDP/PKK, başından itibaren bu olayın içinde ve ateşleyicisi idi...Bunun da farklı nedenleri var..!
Peki, siyasal muhalefetin boyunu kat be kat aşan bu olayın perde arkasında acaba ne var!?

SOSYAL MEDYA KİMİN/
KİMLERİN KONTROLÜNDE!?

Evet, bu hareketliliğin ve direnişin örgütlenmesinde asli unsurun sosyal medya olduğu anlaşılıyor. Devlet ve iktidar bunun farkına vardığı için, ilk iş olarak sosyal medya araçlarını zaman zaman kitledi.
Peki, sosyal medya araçlarını kimler,ne amaçla ve nasıl kullandı?
Ben, bu sorunun yanıtının da önümüzdeki günlerde ortaya çıkacağına, bu işin karanlıkta kalmayacağına inanıyorum. Çünkü, “uyuyan güzeller”in yıllardır sadece Türkiye’de değil, dünyada kullandıkları en iyi araç bu..!
Burada dikkat çekici en önemli ayrıntı, orta öğrenim ve yüksek öğrenim gençliğinin kendi içinde hızla organize olarak, alanlara inmesi ve polisle karşı karşıya gel meye hazır olmasıdır.
AKP iktidarı karşısında hiçbir muhalefet partisinin böylesi bir gençlik tabanı ve gücü yok..!

BİLMECE!!!

Peki, bu gençler nereden,nasıl çıktı!?
Dünya kamuoyuna “Arap baharı” olarak servis eden ve Taksim olaylarını “Türk baharı” olarak hemen etiketleyenler aynı uluslararası güç ve çıkar odakları mıydı!?
Tunus, Mısır,Libya ve Yemen’de de  bin anda onbinlerce gencin “devrim” sloganlarıyla alanlara inmesi ve ölümüne sergilenen direnç ile son bir kaç günün olayları arasında bir benzerlik yok mu!? 



ÖRGÜTSÜZ HALK YENİLİR!

“Örgütsüz Halk Yenilir”...!
Bu ülkenin değil, dünyanın gerçeğidir.
Peki, son 1 haftadır yaşadığımız toplumsal hareketlilik de, örgütlülüğün ne kadar yeri ve anlamı vardı?
Buna genel olarak, “spontone”hareketler, yani kendiliğinden gelişen toplumsal hareketler deniyor.
Olabilir mi, evet, mümkün..!

AKP VE DEMOKRASİ TALEBİ

Bu nokta da, özellikle siyasal iktidarın varlığını, konumunu, Devletle ilişkisini, karar ve politikalarını gözden geçirmesi gerektiğine inanıyorum.
Ak Parti iktidarı, demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla gerçekleştirilmesinin önündeki engelleri ya kaldıracak ya da kaldırmak zorunda kalacaktır. Türkiye, “paket demokrasisi” ya da “paketlenmiş demokrasi”yi istemiyor.
Türk toplumu ve insanı, Cumhuriyetiyle ve parlementer hukuk sistemiyle davalı bir  siyasal iktidar istemiyor!
Türk halkı, adalet sisteminde yaşanan olumsuzlukların giderilmesini, ülkede ve toplumda gerçek bir adalet anlayışının garanti ve güvence altına alınmasını; 12 Eylül rejiminin tüm kalıntılarının gerçek anlamda ve özgürlükçü temelde temizlenmesini istiyor.
Türk toplumu ve insanı, çağdaş,demokratik ve özgür bir ülkede barış içinde ve kardeşçe yaşamak, hakça paylaşımın egemen kılınmasını istiyor.
Türk toplumu ve insanı, polis devletinde ve polis korkusuyla, polis şiddetiyle yaşamak istemiyor.Biber gazı denilen kimyasal gazdan ırak bir toplumsal yaşam arzulanıyor.
Sonuç olarak, olaylar şöyle veya bu şekilde birileri tarafından organize edilmiş de olsa, birileri tarafından yaratılan tepki, siyasal iktidarla farklı hesaphlaşmaları içerse de, AK Parti, kendisini,karar ve politikalarını gözden geçirmek zorunda.

GENÇLİK VE AKP

Şu bilinen bir gerçek: 2002 yılından bugüne tek başına ezici bir oy farkıyla iktidar olan Ak Parti, toplumu ve insanlarımızı yormaya başladı.
Bu doğal..!
Cumhuriyet siyasal tarihi dikkate alındığında ülkede iktidar değişimleri ve bir partinin kaç yıl bu ülkede iktidar kalabildiği ortada...
 AKP iktidarı ile 10 yaşında tanışmış bir genç kızımız ya da oğlumuz, bugün 21 yaşında..! Bu gençler,bir anlamda  AKP ile yattı ve AKP ile uyandı...!
Her parlementer sistemde, her siyasal iktidarın bir ömrü vardır. Türkiye, bu nokta da bir garipliği ve çelişkiyi yaşıyor. Bu,AK Parti’nin değil, muhalefet sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Özellikle genç kuşak, değişim ve dönüşüm istiyor. Değişim ve dönüşüm, sosyolojik açıdan da psikolojik açıdan da bireysel ve toplumsal bir ihtiyaçtır.
İşte, bu ihtiyaçtır ki, “uyuyan güzeller”in “efendileri”ni uyandırıyor ve farklı senaryolar devreye girebiliyor.

ÇEVİR KAZI YANMASIN MI!?

Taksim nezdinde başlayan ve gelişen olaylar şu soruyu da beraberinde getirebilir: Bir siyasal iktidar kendi muhalefetini de yaratabilir mi!?
Gülmeyin, Türk siyasal tarihinde bunun sayısız örnekleri var. Örneğin, AK Parti iktidarı, önümüzdeki siyasal süreç de, yeni siyasal adımları için, muhalefeti ve zeminini mi yokluyor...? Toplumda muhalefetin gücünü mü sınıyor?
Ya da içi kof, üç-beş ağacı gerekçe göstererek yola çıkmış örgüt bi lincinden yoksun kitleleri mi kullanıyor?
Bir Devlet ya da bir siyasal iktidar bunu yapar mı?
Evet, dün bunu yapanların, bugün ya da yarın yapmayacaklarının güvencesi ve garantisi ne?
Bu konularda bireylerin ve toplumun güvencesi, garantörü demokratik örgütlülüğüdür ki, Türkiye, bu alanda sefaleti yaşıyor.Acaba, yıllardır baskı ve zorbalıkla yaratılan bu toplumsal sefaletin içine kimler kendi saltanatlarını kuruyor?

BİRİLERİ BİZİMLE OYNUYOR

Taksim Parkı olayları sürecinde bir çok kişi internette askerle  polis arasında yaşanan bir barikat ve gaz tartışmasını bana anlattı ve izlettirdi. Anlatanlar ve izletenler hep askerden yana “huşu” içinde idi.
Keza, twitter’da  Taksim olaylarını, bir başkaldırı ve isyan olarak görenlerin, “AKP iktidarına yüklenin. Devirmek için son çare..” yazılarını ibretle okudum.
Gerçekten ne oluyoruz ve kim/kimler kayıklarına binmemiz için çaresizce çırpınıyor, önce  bunu görmemiz lazım...
İnternette gecenin son bombası: Erdoğan Hükümeti istifa etti!!!
Birileri, düğmeye basmakla yetinmedi, hepimizle oyun oynuyor millet..!

Esen kalın..
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1169