Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • "DEVLET AKLI" ARINIYOR,GÜÇLENİYOR.!

"DEVLET AKLI" ARINIYOR,GÜÇLENİYOR.!


Abdullah Öcalan`ı sorgulayan emekli subay Hasan Atilla Uğur, basına yaptığı açıklamada, ABD`nin İncirlik üssünü kapatacağını, İncirlik dışında alternatif arayışına girdiğini belirterek, “Özellikle 15 temmuz sonrası Devlet aklı devreye girdi. Türkiye dış politika ve terörle mücadelede doğru adımlar atmaya başladı. Sonuçlarını da hem terörle mücadele hem de bölgesel işbirliği yaparak görülüyor” yorumunda bulundu.


Uğur’un beyanlarında kitlendiğimiz kavram, daha önce de yazılarımızda ele aldığımız “devlet aklı” ifadesi ve tanımlamasıdır.


BİNLERCE YILLIK AKIL’DAN SÖZ EDİYORUZ


Şimdi doğal olarak okurlarımız şu soruyu sorabilirler: En genel anlamıyla, belirli sınırları içinde toprağı olan, bir hükümetin yönetiminde, kanunlara göre örgütlenmiş bulunan bağımsız topluluklara «devlet» adı veriliyor ise, bu devletin “aklı” nasıl oluşuyor ve  oluyor?


T.C Devleti’nin kuruluş süreci irdelendiğinde yeni kurulan Genç Türk Devleti’nin ulusal kurtuluş savaşının ateşi içinde Mustafa Kemal ve arkadaşlarının 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışları sonrası Amasya Genelgesi’nin hazırlanıp,  yayınlanmasından  Erzurum ve Sivas Kongrelerine ve 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasından  9 ay sonra 20 Ocak 1921 tarihinde ilk Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun kabul edildiği tarihe uzanmak gerekiyor. Yeni devletin kuruluş  değerleri adım adım bu şekilde olgunlaştırılarak 29 Ekim 1923 de Cumhuriyet Devleti’nin kuruluşu  sonrası 20 Nisan 1924 tarihinde 491 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanunu kabul edilmesiyle büyük oranda biçimlenip, şekillendi.


Bitti mi, hayır..!


Yazımızda devletin kuruluş ilke ve değerlerine yönelik Cumhuriyet tarihimizde  Anayasa’nın değiştirilmesine veya yine Anayasa’nın hazırlanmasına yönelik çabalar bitmedi ve halen de bu çabalar sürüyor.


DEVLETİN KURUCU DEĞERLERİ GELECEĞİMİZDİR


Devlet olabilmenizin ön koşulu hükümranlığınız altındaki topraklarda egemen olabilmek, hükümranlığınızı yani egemenlik hakkınızı  Anayasa ile güvence altına alabilmektir. T.C. Devleti’nin varlığını ve geleceğini güvence altına alan ise Anayasa’nın değiştirilemez, değiştirilmesi bile teklif edilemez olan ilk üç maddesidir ve dördüncü madde ilk üç maddeyi Anayasal güvence altına almaktadır. Devletin şekli ile ilgili ilk üç madde şöyledir:


“Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II. Cumhuriyetin nitelikleri

Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti.

Madde 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ayyıldızlı al bayraktır.

Milli marşı `İstiklal Marşı` dır.

Başkenti Ankara`dır.”


TÜRK TARİHİNİ VE KÜLTÜRÜNÜ İYİ BİLMEK GEREKİYOR


T.C. Devleti’nin şekli ile ilgili bu maddeler binlerce yıllık Türk tarihinin ve kültürünün, devlet kurma ve yaşatma geleneğinin, düşünce ve inanç sisteminin   damıtılmış, süzgeçten geçirilmiş zengin deneyim ve birikimlerinin somut sonucu ve ifadesidir. Yani tarihsel ve toplumsal bir bütünlük içerir.


Bunu şu şekilde de izah edebiliriz. Bugün T.C Devleti’nin her yurttaşı bugün ki varlığını ve  geleceğini binlerce yıl öncesinden Göktürklerden, Hunlardan, Selçuklulardan, Osmanlıdan bağımsız ele alamaz. Devlet kurma ve yaşatma gücünü ve iradesini tarihinden ve kültüründen alır.


“Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal’in bu iradesini ve ifadelerini Ergenekon, Gılgamış, gibi destanlardan Orhun Yazıtlarından, Dede Korkut hikayelerinden, Ahmet Yesevi’ den, Hacı Bektaş’tan, Yunus Emre veya Mevlana’dan bağımsız olarak düşünebilmek bile mümkün değildir.


Cumhuriyet Türkiyesi’nin  kuruluşundan bugüne en büyük sorun ve sıkıntısı, bu binlerce yıllık tarihsel ve kültürel zenginliğin, devlet kurma ve yaşatma geleneğinin ,düşünce  ve inanç dünyasının parçalanmasında ve  yabancılaştırılmasında aramak gerekiyor. Aradaki açı büyüdükçe devletinizin varlık ve beka sorunu tehlikesi kapınızı çalıyor.


DEVLETİN AKLI’NI ÇALMIŞLARDI


Emekli subay Uğur’un  beyanlarında dikkat çektiği “devlet aklı “ işte tam bu nokta da aranmalı..!


Şu söylenebilir: T.C. Devleti’nin “aklı”, Cumhuriyet Türkiyesi’ nde  onlarca yıldan bugüne  “birileri” tarafından bilinçli, planlı ve programlı olarak karıştırıldı. Devlet, bir anlamda varlığı ve geleceği ile  ilgili kaygıları unutarak, hükümranlığı altındaki topraklara ve milletine yabancılaştırıldı. Öyle ki, bu yabancılaşma zaman zaman askeri darbeler döneminde tanık olduğumuz gibi  ülkesine ve milletine karşı düşmanlığa evrildi. Ülkesinin dışarıya karşı ulusal güvenliğini, yurt içinde de milletinin refahını ve huzurunu unuttu.


Bu vakanın devlet içinde ve  toplum nezdinde zaman içerisinde uzlaşmaz bir çelişmeye ve çatışmaya dönüşmesi kaçınılmazdı. Öyle de oldu..!  Cumhuriyet tarihinde ilk kez 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine karşı  devlet ve millet kucaklaşmasıyla sergilenen ortak direnç ve direnişin, ulusal bağımsızlığı ve egemenliği gözeterek, sorunu, devletinin ve milletinin beka sorunu olarak görmesi ne bir sürpriz ne de rastlantı olarak görülebilir.


DEVLET AKLI VE SİYASAL İKTİDAR


Demokrasilerde, ister parlamenter demokrasi olsun isterse cumhurbaşkanlığı siyasal sistemi olsun, siyaset, siyasetçi, siyasal iktidar ile “devlet aklı” arasındaki ilişkinin tek düze bir ilişki olduğu söylenemez. İktidara kim gelirse gelsin, “devlet aklı”nın diri ve güçlü olması, devleti ve devletin işleyişini doğrudan etkileyemez. Ancak, aradaki uyum kuşkusuz dolaylı ya da dolaysız önemlidir. Bu devlet ile iktidarın karşılıklı beslenmesini, güçlendirmesini içerir.


Bu nokta da siyasi irade ve bu iradenin niteliği önemli..!


TÜRKİYE,YABANCI ÜSLERDEN ARINDIRILMALI


Türkiye, Mustafa Kemal döneminden bugüne tarihsel ve toplumsal olarak belki de ilk kez son yıllarda  “devlet aklı”nın  yerli ve milli olmasının yurt dışı ve yurt içinde kazanımlarını ve sonuçlarını yaşıyor.


Neymiş..?


ABD, İncirlik Üssü’nü boşaltıp, kapatıp, bir başka ülkeye taşınabilirmiş.. Kimi yabancı basın organlarında Türkiye’nin artık güvenilmez bir müttefik olduğuna vurgu yapılarak, İncirlik’teki nükleer silah başlıklarının acılan güvence altına alınıp, bir başka ülkeye taşınmasından bile söz ediliyor.


Devlet kendi içindeki işbirlikçilerden, ajanlardan, lejyonlardan silkinip, kurtuldukça, temizlendikçe  ciğerlerimize, dokularımıza daha fazla temiz hava gidecektir. Varlığımızın ve geleceğimizin güvencesi olan “devlet aklı “daha da güçlenecektir.


Esen kalın..


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 35