Bugün: 21.11.2017

Derdi İyi Anlamak Gerek..!


Siyasal iktidarın Üretim Reform Tasarısı kapsamında zeytinliklerle ilgili maddenin Meclis Sanayi Komisyonu’na gelmesi ve görüşülmesi ile birlikte yaşanan tartışmaları ve  tasarının iktidar tarafından geri çekilmesini yaşadık.


Konu, büyükşehir belediye başkanı Uğur’un  basın mensuplarına verdiği iftarda da gündeme getirildi ve Uğur, şöyle dedi:

 “Bandırma ile ilgili Organize Sanayi Bölgesi ve limanla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor. Biliyorsunuz bir zeytin yasası sebebiyle ‘zeytin cennet taamı, kutsal ağaç, zeytine dokunmayın, dokundurmayız’ şeklinde kampanyalar yürütüldü. Ben de zeytini seven, zeytinyağını kullanan, 825 bin dekar alanı bütün Ege’de, Marmara’da ilaçlamasını yaptıran, zeytinciye ve zeytine en büyük desteği veren kişiyim. Benim Bandırmalılara teklifim şu: Bandırma’da kurulacak olan Organize Sanayi Bölgesi 25 milyar dolar yatırım getirecek bir yer. Bandırma’daki zaten tescilli zeytin ağacı sayısı belli. Bandırma’da o alanda zeytin işleyen fabrika falan da yok. Zeytinle ilgili Ayvalık’ta, Edremit’te eski kanun aynen kalsın. Ama ben diyorum ki, Biz Bandırma’yla ilgili bir istisna getirelim. Çünkü buraya kurulacak olan sanayi, bir üst segmente olacak. Modern sanayi, üst teknolojiler gelecek. Burada yapılacak üretim, Türkiye’nin cari açığına, ihracatına, kimyasal ürün üretimine katkı sağlayacak. Yani ben bunu gideceğim Bandırmalılara anlatacağım. Ayvalık, Edremit tamam ama Bandırma zaten zeytiniyle anılan, zeytinle özdeşleşmiş bir yer de değil. Zeytin karşılığı zeytin diktirelim; bir zeytin ağacı varsa iki ağaç diksin, arazi alsın. Ama o bölgede yapılacak olan yatırımın çok önemli olduğunu, Bandırma açısından, Balıkesir açısından, Türkiye açısından çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Yalnız Bandırma ile ilgili, diğer başka hiç bir yeri konuşmuyorum.”


ÜRETİCİNİN VE TOPLUMUN HASSASİYETİ OLUMLU..!


Üretim Reform Tasarısı’nın  Meclis’in  ve kamuoyunun gündemine gelmesiyle zeytin ve zeytin ağaçlarının korunmasına yönelik  kamuoyunda hızla  büyüyen hassasiyetin  ve tepkilerin siyasi kaygılardan uzak ve olumlu olarak değerlendirilmesi gerektiği gibi konunun siyasileştirilmesine de kesinlikle izin verilmemesi gerekiyor.


Bunun öncelikle nedeni, çevre ve doğal yaşam, ağaç hassasiyetinin ve bu alanda gelişecek tepkilerin siyasi kaygılarla ele alınamayacağı gerçeğidir. Çevreciler ve doğa severler genelde bu konularda aşılı ve aşinadır.  Bizlerde Bandırma Çevre Platformu(BAÇEP) ve Bandırma Çevre ve Kültür Derneği (BAÇED) olarak gerek yurtiçinde ve gerekse yurt dışı belli ülkeler ve çevreler tarafından  istismara açık çevresel sorunların  hızla siyasileştirilerek nasıl farklı amaç ve çıkarlar içerisinde kullanılabildiğine bugüne kadar bir çok kez tanık olduk, yaşadık.


Uluslar arası tüm ülkeler ve toplumlar için dünden bugüne yaşanmış bir gerçeklik var. Bir ülkenin ekonomik  alanda gelişmesinin,kentleşmesi ve  sanayileşmesinin faturası çevreye ve doğal yaşama çıkartılmamalı. Özellikle  18 ve 19 y.y.da Batılı ülkelerde kapitalizmin gelişimine koşut olarak kentleşme ve sanayileşmenin çevre ve insan sağlığı içir yarattığı felaketlerin izini silebilmek için hala  bu ülkeler ve insanlık  ciddi ve kapsamlı bir mücadele veriyor.


Bu, insansoyu ve tüm ülkeler için büyük bir deneyimdir ve özellikle gelişmekte olan ülkeler, geçmiş de yaşanmış çevre ve insan yaşamını tehdit eden bu acı örneklerden gerekli dersleri çıkartarak,  gerekli önlemleri almalı ve buna uygun adımlar atmalıdır.


BAÇEP VE BAÇED  YATIRIMLARI  OLUMLUYOR..!


Bizler de  Güney Marmara ve Bandırma nezdinde BAÇEP ve BAÇED olarak, konu kentleşme ve sanayileşme olduğunda doğrudan kentleşme ve sanayileşmeye karşıt bir anlayış ve yaklaşım içerisine girmek yerine, kentleşme ve sanayileşmeye karşı olmadığımızı ancak, kentleşme ve sanayi yatırımları konusunda öncelikle çevre ve insan sağlığının gözetilmesi gereğini hep vurguladık.


Bu çerçevede büyükşehir belediye başkanı Uğur’un da dikkat çektiği anlamda  Bandırma Limanı Projesi ile bu alanda öngörülen sanayi yatırımları  konusunda çevre ve insan sağlığının gözetilmesi koşuluyla hem liman projesine hem de bu alanda sanayi merkezi kurulması yönünde atılmış adımlara karşı çıkılmasına karşı durduk. Bu projelerin kamuoyunda tartışılması sürecinde CHP’li Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza ve yönetimi de  liman ve sanayi merkezi konusunda olumlu görüş belirtti.


Bir kez daha önemle vurgulayalım: Zeytin üreticilerinin,zeytin ve zeytinyağı ihracatçıları yanı sıra toplumun zeytin ve zeytin ağaçları konusundaki hassasiyetlerini ve geliştirdikleri tepkileri saygıyla karşılamamak mümkün değil ve bu olumlu bir durumdur.



Ancak,ne zeytin ne de zeytin ağaçları,üreticiler ve ihracatçılar siyasi bir shovun figüranı değildir, olmamalıdır. Ülkemizde 826 bin hektar alanın zeytinlik olduğu ve bu alan üzerinde yaklaşık 171 milyon zeytin ağacının bulunduğu belirtiliyor.Keza, ülkemiz dünya zeytin üretiminin %10’nu karşılarken zeytinyağı üretiminin ise %6’sını karşılıyor.


KESEN DEĞİL DİKEN BİR İKTİDAR VAR..!


Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü,AK Parti’nin 14 yıllık iktidarı öncesinde ülkemizdeki zeytin ağacı sayısının 100  milyon civarındayken, iktidarları döneminde 71 milyon zeytin ağacı dikildiğine dikkat çekerek, ortada iddia edilenin tersine zeytin ağaçlarını kesen bir iktidar olmadığına vurgu yapıyor.,.


Bakan Özlü, zeytin ağaçlarının ve alanlarının korunmasına yönelik yasaya dikkat çekerek, bu alanlara 3 km bile yaklaşılmasına yasal olarak iznin olmadığını belirterek,”Bu yasanın çıktığı tarih 1939. Bu yasa 1995 yılında revize edilmiş ve halen gündemde. 1939 yılındaki teknolojilerle şimdiki teknolojiler bir değil. O yıllarda bugünkü arıtma sistemleri, filtre sistemleri yoktu. Bugün nerdeyse içme suyuna yakın arıtma yapan tesisler var. O günkü teknoloji ile bugünkü teknoloji bir değil. Zeytin ağaçlarına 3 kilometre yaklaşmayın demek bugünkü teknolojilere bakıldığında pek anlamlı değil. Fakat biz yine yasanın bu kısmını değiştirmedik. Avrupa Birliği standartları var, oraya baktık. Bir dönüm arazide 2.5 zeytin ağacı varsa orası zeytinlik sahasıdır diyor. Bizim yaptığımız düzenlemede bir ağaç varsa bile orası zeytinlik alandır. STK adı altında kuruluşlar var. Bu kuruluşlar siyaset yapıyorlar. Bana bilimsel yöntemlerle hazırlanan bir rapor getirmediler."sözleriyle zeytin ve zeytin ağaçları konusunda yaşanan algı operasyonlarına dikkat çekiyor.


ZEYTİNLİK ALANLARI BUGÜNE KADAR  RANT İÇİN KİMLER YAĞMALADI?


Örneğin; körfez’de Ayvalık, Edremit, Burhaniye, Gömeç yanı sıra Güney Marmara’da Erdek ve Kapıdağ da bugüne kadar ve korumacı yasalara karşın kıyılarda yaşanan zeytin ağacı katliamlarını ve bu alanların imara açılarak, rant için nasıl yağmalandığını bilmeyen var mı?


Gariptir, bugün zeytin ağaçları iktidar tarafından rant için kesilecek diye olayı siyasileştirerek ortaya dökülenler dün ve bugün bu alanları korumacı yasalara karşın ya bir şekilde bu alanları imara açanlar ya da açılmış alanlara binaları kondurarak rant sağlayanlar olması  düşündürücü değil mi?


Sonuç olarak, zeytin ve zeytin ağaçlarımız  şark oyunlarıyla  siyasete kurban edilmemeli; zeytin üreticilerinin ve birliklerinin , Ticaret Borsalarının da görüşü alınarak,sanayi yatırımcıları  ile zeytin ürecileri karşı karşıya getirilmeden,çevre ve insan sağlığı gözetilerek,üretim esaslı adımlar atılmalı…


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 87