Bugün: 21.11.2017

DANANIN KUYRUĞU KOPACAK MI!?


Toplumumuzda bir olayın patlak vermesi, beklenen ve korkulan sonucun gerçekleştiği durumlar için “dananın kuyruğu kopacak” ya da “koptu” diye bir deyişimiz vardır ve hikayesi de oldukça ilginçtir.


Hikayesi şöyle:

“Eskiden, hilekâr, düzenbaz, yalancı ve binbir türlü yollarla şundan bundan para sızdıran, huysuz bir adam varmış. Artık bu işi kendisine bir meslek ve geçim yolu olarak seçtiğinden, herkes ondan kaçarmış.


Herhangi bir tüccar veya esnafın aleyhine, filan zamanda kendisine borç verdiğini söyleyerek, dava açar-mış. İki yalancı şahit bulur, kadıya da rüşvet verir, davayı kazanırmış.


Bu sahtekâr, bir gün kasabanın hatırlı ve nüfûzlu bir tüccarı hakkında dava açmış. Kadıya da rüşvet göndermiş. Rüşvet bir dana imiş.


Davalı tüccar da bunu öğrenir öğrenmez, düzenbazın rüşvetinden daha büyük ve acar bir danayı usulca kadıya göndermiş. İşin tadının kaçtığını ve sonunun kötü olduğunu anlayan kadı, mahkeme günü her iki danayı da getirtip, mahkeme binasının iç avlusuna bağlamış. Davacı, davalı, yalancı şahitler ve izleyiciler önünde makamına kurulup, şöyle demiş:


‘Bu davayı görmek için, uzun süre düşündüm. Ben rüşvete itibar etmeden, adalet için çalışırım. Ancak gelin görün ki, her iki taraf da rüşvet olarak evime birer dana göndermiş. Şimdi aşağıya inip, kimin haklı, kimin haksız olduğunu danalara bakarak anlayalım.’


İzleyenler şaşkınlık içinde avluya inerler. Kadı efendinin emri ile, danalar kuyruklarından birbirine bağlanır ve kuyruk altları yağlanarak, birer de diken batırılır. Hayvancıklar böğürerek birbirlerini aksi yönde çekmeye başlayınca, Kadı bağırır:

‘Kimin danasının kuyruğu koparsa, o taraf haksız çıkacak ve adalet yerini bulacaktır.’


ADALETİ DANALARIN KUYRUĞUNDA ARAMAMAK GEREK..!


Kısa bir çekişmeden sonra, hilekârın getirdiği dananın kuyruğu kopmuş ve hayvan can acısıyla sokağa fırlamış. Kadı da bu yolla kendini kurtarıp, bu deyimin dilimize girmesine sebep olmuş.”


Deyimi, kuyruğu kopan danayı, tarafları, kadıyı ve sonuçta adaleti düşündüğümüz vakit, acı acı gülmeden edemiyorsunuz. Kuşkusuz, bu deyim ve hikayesinden herkes kendisine göre bir sonuç çıkartabilir, deyişe kaynaklık eden tevatürden, hikayeden çok daha farklı hikayeler yaratıp, yazabilir. Ancak, Cumhuriyet’in 94.yıldönümünü kutladığımız şu günlerde küresel açıdan, bölgesel anlamda, ülkede öylesine olaylara tanık oluyoruz ki, dananın kuyruğunun sürekli koptuğuna ya da hoyratça kopartıldığına tanık oluyoruz.


Oysa ki, adil olmak ya da adaleti tesis etmek için ne danaya ne  de dananın kuyruğunun kopmasına hiç mi hiç  ihtiyaç yok..!


Bir anlamda danalar da, danaların kuyrukları da yerinde kalmalı….


94 YILLIK CUMHURİYET DEVLETİNİN HAVA SAVUNMA GÜCÜ YOK!


Türkiye, ulusal hava savunmasını güçlendirmek amacıyla özellikle Suriye tarafından jetimizin düşürülmesi sonrası  bir acı gerçek ile tanıştı. Ülkenin, hava savunmasını sağlayacak  askeri açıdan bir alt yapısı ve sistemi yoktu! 


Irak ya da Suriye’de yaşanan gelişmelerden de tanık olduğumuz gibi hava savunması açısından riskli dönemlerde NATO insiyatifinde ve özellikle ABD’nin lütfu ile  NATO üyesi ülkelerden hava savunmamız için özellikle Patriot füzelerinin konuşlandırılmasına dönük kararlar alınıyor ve bu ülkelerin askeri-teknik gücü ülkemize kaydırılarak, arzu ettikleri bölgelerde hava savunma gücü olarak hizmet veriyordu.


Patriotlarla ilgili Türkiye’nin ve dolayısıyla siyasi iktidarın, TSK’nin doğrudan bir denetim ve kontrol yetkisi bulunmadığı gibi, silah sistemleri ve radarları doğrudan NATO ve ABD’nin kontrol ve denetimi altındaydı. Verilen hizmette kara kaşımız kara gözümüz için verilmiyor, Türkiye, patriot füze sistemlerini ülkemize kaydıran ülkeye ve NATO’ya kuruşuna kadar parasını  ödüyordu. Risk ortadan kalktığına inanıldığı nokta da sistem sökülüp, teknik ekibiyle birlikte ilgili ülkeye taşınıyordu.


Çok güzel ve anlamlı bir atasözümüz vardır: Kurda, "neden boynun (ensen) kalın?" demişler; "işimi kendim görürüm de ondan" demiş…


HIRSIZ İÇERİDEYSE KAPI KİLİT TUTMAZ


Türkiye, yaşadıklarıyla, tanık olduklarıyla ulusal hava savunma güvenliğini NATO ve ABD’ye havale edemeyeceğini bugüne kadar bir çok somut olayda yaşadı. Mevlana’nın söylediği gibi, hırsız içerideyse kapı kilit tutmaz…


Doğal olarak Türkiye, ulusal hava savunma güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası bir arayışa girdi. Fransa ve benzeri bir çok NATO üyesi ülke ve şirketleriyle görüşmelere, pazarlıklara oturdu. Füze savunma sistemlerinin satışı konusunda herkes hazırdı ama bir şartla. Bilgi ve teknoloji transferi ve ortak üretim gibi haklar tanınmamak kaydıyla Türkiye’ye füze sistemlerinin satışında sorun yoktu.


Türkiye, bunu askeri bağımlılığı arttıracağı gerekçesiyle kabullenmedi ve Rusya’nın, Çin’in kapısını çaldı. Ortalık karıştı. ABD ve NATO üyesi ülkeler, Türkiye’nin Çin’den ya da Rusya’dan ihtiyacı olan füze sistemlerini istediği koşullarda edinmemesi için adeta seferberlik içerisine girdi ve Türkiye, Rusya ile uzun menzilli hava savunma sistemi konusunda  S-400  füzelerinin alımı konusunda anlaştı. İki ülke arasında anlaşmalar imzalandı, ödemeler konusu netleşti ve olay, antlaşmanın yürürlüğe sokulması noktasına kadar taşındı.


1+1 modeliyle varılan anlaşmaya göre Rusya`dan 1 adet S-400 füzesi alımı ve 1 adet füze için de alım garantisi vermesini içeriyor. Sözleşme kapsamında öncelikle ilk füzenin Türkiye`ye sevkiyatı gerçekleştirilecek..


GÖKLERİMİZİN GÜVENLİĞİ BİZDEN SORULMALI


ABD, Türkiye’nin  uzun menzilli S-400 hava savunma sistemi edinmesi konusunda kaygılarını dile getirirken, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg`in "NATO üyeleri hangi ekipmanı alacaklarına kendileri karar verir" diyerek konuyla ilgili sonraki açıklamalarında “ ancak, bunun sonuçlarına da katlanır”  sözleriyle aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmedi.


ABD, boş durur mu?


ABD yönetimi de, Türkiye’ye S-400 füze savunma sistemi satacak olan “Rosoboronexport” ile “Almaz-Antey” şirketlerini kara listeye aldı..


Peki, ABD ve NATO’nun, NATO üyesi ülkelerin telaşının, paniğinin nedeni ne?


EMPERYALİZM BU ÜLKEDEN DEFOLUP GİDECEK


Çünkü, ABD ve NATO’nun kendi kontrol ve denetimlerinin dışında Türkiye’nin kendi uzun menzilli hava savunma sistemine sahip olması yanı sıra gelecekte bu sistemi yerli ve milli kılması hepsini ürkütüyor. Türkiye, ABD ve NATO’nun son yıllarda sıklıkla ifade ettiği gibi “güvenilmez ülke” konumunu güçlendirirken, ”eksen kayması” somutlaşıyor.


Evet, dananın kuyruğu koptu mu kopacak mı?


94 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca bir değil bir çok kez dananın kuyruğu koptu. Ortalık da ne danalar ne de danaların kuyruğu kaldı. Erdoğan düşmanlığının nedenini ve niçinini sorgulayanlar bir de olaya bu penceren, bu gözlükle bakmalı diye düşünüyoruz.


Cumhuriyetimiz kutlu olsun.. Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 21