Bugün: 28.06.2017

CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP


ATABEYLER OPERASYONU,

 KUVAYI GAZETE  VE  BANDIRMA..!

 

Anımsıyor musunuz, 2006 yılı Haziran ayı başlarında Ankara’da TSK bünyesindeki Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli iki yüzbaşı ve iki astsubayın da bulunduğu toplam 11 kişiyi kapsayan ve adına ‘Atabeyler Operasyonu’ denilen bir operasyon gerçekleştirildi.

 

Zanlıların evlerinde yapılan aramalarda, bomba yapımında kullanılacağı tahmin edilen çok sayıda köstekli saatin ele geçirilmesi eylem planlarının kanıtı olarak gösterildi. Atabeyler’ e yönelik aramalarda ele geçirilen planlar ise grubun, Başbakan Erdoğan ile eski danışmanı Cüneyd  Zapsu’ ya yönelik eylem hazırlığı yaptığı şeklinde yorumlandı.

 

 

Operasyonun Ankara Emniyeti’ne gelen bir elektronik posta üzerine yapılması da dikkati çekti. E-postanın, Askeri Hava Üssü’nün bulunduğu Merzifon’dan gönderildiği ortaya çıktı.

Gözaltına alınmalarıyla birlikte Özel Yetkili polislere, Özel Yetkili Savcılara sevk edilen ve Özel Yetkili Mahkemelerce yargılanan sanıklar çeşitli cezalara da çarptırıldı. 6 yıl cezaevinde kalan sanıklar dava kararının bozulması ve bu arada Özel Yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yargılanarak, hepsi beraat etti.

 

Bu konuya neden değinme ihtiyacı duyduk?

 

Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla yaşananlar ve Genelkurmay’da Seferberlik Tetkik Kurulu’na yönelik Kozmik Oda da yapılan aramaların hangi amaçla yapıldığı ve elde edilen devlet sırrı niteliğindeki bilgilerin birileri tarafından dışarıya sızdırıldığı son günlerin en aktüel konusu.

 

Yaşananlardan hemen herkesin hem fikir olduğu amaç ürkütücü!

 

Özel Harp Dairesi olarak bilinen ve savaş zamanında halkı örgütlemek için kurulduğu savlanan Seferberlik Tetkik Kurulu’na bağlı olan bütün illerdeki “beyaz personel, siyah personel, yeşil personel, turuncu personel ve yardımcı kuvvet” personelin listesi ile “yeni kurulması gereken gerilla birlikleri”gibi bilgiler Kozmik Oda’daki aramalar ‘paralel savcılar’ tarafından ele geçirilerek, listeler ABD’ye uçuruldu!

 

 

İstanbul Emniyet eski Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer, “Atabeyler operasyonu var ya, o olay Başbakan’a yönelik dört dörtlük bir suikast girişimi. Öyle ordudan dışarıya silah çıkarma, bunları gizleme, saklama işi falan değil. Ele geçirdiğimiz mühimmat ve planlar, Başbakan’a nerede nasıl saldırılacağını gösteriyordu. Çok netti. Bunun dört dörtlük bir suikast girişimi olduğunu Başbakan’a dahi anlatamadılar” demişti.

 

Evet,Yılmazer, ‘paralel’in Emniyet içindeki en yetkili operasyonel elemanı ve gazeteci Hrant Dink  cinayeti ile lişkili olduğu iddiasıyla halen tutuklu.

 

Okurlarımız bu yaşananların Bandırma ile ne ilgisi var, diye düşünebilir ama ne yazık ki ,Bandırma ile de Balıkesir Emniyeti ile de ilgisi var.

 

Tarihlerini yanlış anımsamıyorsam, 2000’li yılların başında Bandırma’da İlk Haber gazetesi bünyesinde Kuvayi Gazete isimli bir gazete çıktı. Sahibi İhsan Kuruoğlu, Genel Yayın Yönetmeni ve hazırlayıcısı bendim. Geniş bir yazar kadrosuna sahip olan gazete, kısa zamanda Balıkesir ve ülke genelinde büyük ilgi gördü. Adeta ulusal bir yayın organı oldu.

Kuvayı Gazete, Bandırma’da birçok etkinliğe imza attı. Doğu Perinçek’in oğlu Mehmet Perinçek, Necip Hablemitoğlu, Mustafa Yıldırım gibi birçok ismi Bandırma’da konuşmacı olarak konuk etti, yüzlerce kişiye konferanslarda hitap etmelerini sağladı. İmza kampanyaları düzenledi.

 

Örneğin, 18 Aralık 2002 tarihinde Ankara’da evinin önünde katledilen Hablemitoğlu, yaklaşık bir ya da bir buçuk ay önce Bandırma’da İlk Haber’in ve bizlerin misafiriydi. Bandırma’dan Ankara’ya dönmesinin hemen ertesinde ‘paralel yapı’ elemanları’ Hablemitoğlu’ na yönelik spekülatif itham ve iddialarda bulunan, gerçek dışı ve sahte belgelere dayalı ithamlarda bulundu.

 

2006 yılı Haziran başında Ankara’da Atabeyler operasyonu gerçekleştirildikten sonradır ki, Bandırma Emniyet İstihbarat elemanları tarafından bilgi amaçlı emniyete davet edildim. Dolaylı olarak sorgulandım.

 

Yetmedi, Balıkesir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü tarafından emniyete davet edildim ve orada da aynı şekilde ‘bilgime’ başvuruldu.

 

2000’li yılların başından başlayarak Balıkesir indinde birileri tarafından ilmik ilmik örülen sürecin son halkasının Bandırma’da gerçekleştirilen 2009 Ekim paralel operasyonuyla planlı ve programlı olarak finale taşındığına inanıyorum.

 

Hep işaret ettim, dolaylı dolaysız tüm tehditlere karşın ısrarla yazılarımla hep uyardım. Balıkesir nezdinde bir ‘derin yapılanma’ var. Bugün bu yapıya ‘paralel yapı’ deniyor.

 

 Güney Marmara bölgesinde bu yapı, devlet içinde ve Balıkesir nezdinde en güçlü ve en örgütlü yapı olmasına karşın, lokal ve göstermelik tedbirlerin dışında en küçük ciddi bir adım atılamadı. Bir şekilde konu hep geçiştirildi. Balıkesir’de devlet imkanları ile yol alan ve güç bulan ‘derin yapı’ varlığını bir şekilde korurken, sürecin mağdur ettiği insanlar kaderine terk edildi. Oynayanlar, oynadıkları kirli ve karanlık oyuna kan da bulaştırıp, Cihan Hayırsevener’ in yaşamını yitirmesine neden oldular.

 

Bu ‘derin yapıyı’ Balıkesir nezdinde en iyi bilenlerin, tanıyanların ve zaman zaman en çok mağdur kılınan isimlerin başında Ak Parti milletvekili Mehmet Cemal Öztaylan geliyor. Bir anlamda her şey 2002’de Ak Parti’nin ülkede iktidar olması ve 2004’de Bandırma’da yerel yönetimi Ak Parti’nin ve Öztaylan’ın kazanmasıyla bölgede renk değiştirdi.

 

Ak Parti’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması talebiyle açılan dava, bu davaya Öztaylan’ın dahil edilmesi; 2009 yerel seçimleri öncesi Öztaylan’a yönelik kimi basın organları üzerinden yürütülen manipülatif ve spekülatif haberler, algı operasyonları; oluşturulan Ak Parti-Öztaylan karşıtı cephe ve seçim ittifakları hep bu ‘derin yapı’ nın icraatları idi.

 

Bandırma’da 2009 Mart yerel seçimlerini Ak Parti veya gösterilmek istendiği gibi Öztaylan kaybetmemiş, ‘derin yapı’ kazanmıştır.!

 

2009 yerel seçimleri öncesinden başlayarak yasa dışı ve keyfi telefon ve ortam dinlemeler, sahte delil oluşturma çabaları, gizli tanıklarla Ekim ayında gerçekleştirilmiş operasyonda gerçek ve asıl hedefin bizzat Öztaylan olduğunu, uçan kuş bile bilmektedir. Öyle ki, 2009 Mart yerel seçimleri sonrası CHP’li belediye yönetiminin gerçekleştirdiği ihaleler bile Ak Partili yerel yönetim döneminde gerçekleştirilmişçesine kamuoyunda algı yaratılmaya çalışılmış, emniyet ve savcılık tarafından bu algıya zemin hazırlanmıştır. Fabrikasyon itham ve iddialarla bu süreç beslenmiş, son olarak Öztaylan’ın çocuğuna yönelik tertip bile ‘paralel yapı’ tarafından vizyona sokulmak istenmiştir.

 

Şimdi ize 7 Haziran genel seçimleri öncesi yeni bir oyun oynanıyor. 2009 ve 2014 yerel seçimlerinde Ak Parti’nin Bandırma’daki başarısızlığının yegane nedeni Öztaylan’ın kişiliğiymişçesine bir algı yaratılıp, bu güç odağı tarafından kurtulmak, siyasal yaşamın dışına itilmek isteniyor.

 

Bu dalganın günümüzde Bandırma ve bölgede Ak Parti’yi de içine alacak şekilde genişlemesinin temel nedeni  yine ‘paralel yapı’ dır. Çünkü, belediye başkanlığı dönemi dahil, siyasal ve idarecilik yaşamında ‘paralel yapı’ya hiç taviz ve el vermeyen, Öztaylan, yıllardır bu yapının dolaylı değil, doğrudan hedefi durumundadır.

 

Bu ‘derin yapı’ fütursuzca zamanı geldiğinde Bandırma Garnizon Komutanlığı’na el sürüp, tertip düzenleyip, sanık ve mağdur yaratmaktan çekinmemiş yeri geldiğinde Erdek Donanma Komutanlığına yönelik harekete geçmekten ya de Orduevi’ne dönük düzen kurmaktan kaçınmamıştır.

 

Bunların hepsi biliniyor ama ne hikmetse konuşulmuyor. Konuşan ve cesaretle yazanlar da aynı güç odağı tarafından bir şekilde yıllardır susturulmaya çalışılıyor.

 

Buyurun, insanlara ve sürecin mağdurlarına sorun ve konuşturun…! Ki, o zaten yıllardır bu insanlar aslında hep konuştular…! Dert, bu insanları ne duyan ne de gören oldu..

 

Evet, nereden nereye…?

 

Burada sorun ne Ak Parti ne de Öztaylan’ dır.

 Burada sorun, devletin güvenliği yanı sıra Balıkesir nezdinde ‘derin’ bir yapının konumunu ve mesaisini hiçbir zaman tüketmediğidir.

 

Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 621