Bugün: 12.12.2017

CHP ve AK Parti(1)


30 Mart yerel seçimlerinin üzerinden iki haftayı aşkın bir zaman geçti. Bir anlamda suların durulmasını ve yaşanmış seçim süreciyle ilgili  yorum ve değerlendirmeleri bekledik. Bununla da yetinmedik. SonKurşun olarak,  yaşanmış seçim süreci ve sonucu sonrası yaşanmışlıkları ve halen yaşananları anlamaya ve içimize sindirmeye, kavramaya çalıştık.

SORU SORMAK ÖNEMLİDİR!

Ülke genelinde, Balıkesir ve Bandırma’da  30 Mart akşamı sandık bazında elde edilmiş sonuçları bire bir takip ettik.
Soru sormak önemlidir ve soru, düşünmenin anahtarıdır.
Hele mesleğiniz gazetecilik ve yazarlık ise, soru sormak, mesleğinizin vazgeçilmezidir.
Hoş,30 Mart öncesi ve sonrasında VARAN’lar öncelikle CHP’li yerel yöneticilerle, yerel yönetim adaylarının  çok tepkisini çekti.
Oysa ki, geçtiğimiz 5 yıllık süreç  öncesinde de olduğu gibi, biz hep sorular sorduk ve hep bu soruların yanıtlarının peşinde koştuk.
Neyse, bugün konumuz bu değil...
Bugün ki yazımızda, 30 Mart seçim sürecini Bandırma nezdinde farklı boyutlarıyla sorgulamaya ve değerlendirmeye çalışacağız.

MİRZA VE ŞEKERCİ

30 Mart’ın Bandırma için özgün bir yeri var.Öncelikle seçimin özgünlüğü seçmenin tercihinden kaynaklanıyor.
Örneğin,Bandırma’da yerel seçimin iki temel unsuru vardı: CHP ve Ak Parti..!
CHP’nin ve Başkan adayı Mirza’nın temel seçim argümanı, geçmiş siyasi  ve sosyal deneyimleri, Meclis üyeliği  yanı sıra son 5 yıllık dönemde üstlendiği Bandırma belediye başkan yardımcılığı birikimi ve deneyimini de gözetip, bunları öne çıkartıp, ‘ŞİMDİ TAM ZAMANI’ sloganıyla ‘ben sizin evladınızım.. İçinizden biriyim ve artık belediyeyi yönetmeye hazırım’ mesajıydı.
AK Parti ve başkan adayı Recep Şekerci’nin  temel mesajı ise, geçtiğimiz 5 yıllık belediyenin icraatsızlığını ve 2004-2009 arası dönemde AK Partili yerel yönetimin yatırım ve hizmetlerini öne çıkartıp, ‘BANDIRMA 5 YIL DAHA KAYBETMEYECEK...DAİMA BANDIRMA DAİMA HİZMET’belgisiyle dikkat çekmeye,seçmeni kazanmaya ve sandık sonucunu belirlemeye çalışmasıydı.
Aslında, Ak Parti ve Şekerci, ‘BANDIRMA 5 YIL DAHA KAYBETMEYECEK’sloganıyla seçmeni ve Mirza’yı sarstı!
Özellikle Mirza’nın 30 Mart öncesi, Şekerci’nin öne çıkan bu hamlesine karşı geçmiş 5 yılı savunur konuma girmesi ve ötesine geçip Ak Partinin bu hamlesine karşı 2004-2009 arasında da Bandırma’nın 5 yıl kaybettiğini öne sürmesi , yaşadığı sarsıntının sonucuydu ama AK Parti ve Şekerci, bunu göremedi, değerlendiremedi.

Neden ve niçin?

BANDIRMALI ZATEN NEYİN 
NE OLDUĞUNU BİLİYORDU!

Bu noktaya yeniden döneceğiz ama şu söylenebilir: Bandırmalı, Pekel yönetimindeki CHP’li belediyenin 5 yıl hiç bir şey yapmadığını  kendi gözlemleri ve yaşamıyla ZATEN biliyordu.
Evet, bu kentsel gerçek, insanları tarafından çok ama çok iyi bilinmesine karşın, SANDIĞA YANSIMADI...
Örneğin, seçim sürecinde ve 30 Mart sonrası hangi vatandaşla konuştuysak, CHP’ye oy vermiş seçmen, genel olarak hep şunu söyledi ve altını çizdi:
“CHP’nin geçtiğimiz 5 yıl bir şey yapmadığını biliyorum.Seçimde yine oyumu CHP’ye verdim ve biliyorum ki, bunlarda 5 yıl hiç bir şey yapmayacaklar ama olsun! Ak Parti iktidara gelmesin de, ne olursa olsun!”

Bu bir siyasal hesaplaşma olarak kabul edilebilinir. Bu hesaplaşma Mirza ile Şekerci arasında bir iktidar hesaplaşması  olmaktan öte  vatandaşın, seçmenin AK Parti iktidarı ile bir hesaplaşması olarak kabul edilmek zorunda.
Yoksa, Bandırma yerelinde kimi Ak partililerin dillendirdiği gibi bu yaklaşım ve siyasal tutum, seçmenin cahilliği,cehaleti ya da aptallığı olarak görülemez.
Benzer yaklaşım, kendi yerelinden çıkıp da Balıkesir büyükşehir ve ülke genelinde Ak Partinin  ezici başarısına tanık olan CHP ve diğer muhalefet partileri tabanında da görülmekte ve yaşanmakta. 
Bu kesim de, iktidar partisi Ak Partiye oy veren seçmeni aynı şekilde cahil ve aptal olarak nitelendirerek, ‘bu milletten hiç bir şey olmaz’ gibi sapkın düşüncelere kapılabilmekte.
Popilist değilim ama kendi insanını ve kendi milletini aşağılamak, aşağılık yakıştırmalarda bulunmak bugünün derdi olarak görülmemeli.
Bu sapkınlığın kökleri derindir ve temelinde bunu yapanların kendi ülkesine ve milletine yabancılığını dışa vurur.Bu sapkınlığın içinde bulunanlar, demokrasi kültüründen yoksundurlar. Bunlar seçkinci ya da bir diğer ifadeyle elitisttirler.

ALGI YÖNETİMİ VE İLETİŞİM!

Peki, Bandırmalı geçtiğimiz 5 yıl CHP’li yerel yönetimin kente 5 yıl kaybettirdiğini biliyorsa, neden ve niçin yine aynı CHP ve CHP’li yerel yönetici adaylarına oy verdi?
Bu soruyu bir başka soruyla da besleyebiliriz.
2004-2009 arası yerel iktidar Ak parti de olmasına ve bu yıllarda kent ciddi bir çok hizmet ve yatırıma tanık olmasına karşın, neden niçin, bu hizmet ve yatırımların katlanarak büyümesi için Ak Partiye değil de, CHP’ye ve Pekel’e oy verdi?
Burada eski başkan Sedat Pekel’in anlamlı bir yorumunu okurlarımızla paylaşmak isterim. Pekel, bunu şöyle izah ediyordu:
“Bandırmalı, hizmet ve yatırımı gözetip, oy verseydi Öztaylan/ Eraydın bu kentte sittin sene belediye başkanlığı yapardı... Bandırma, farklı bir yer. Particiliğin ve yerel yöneticiliğin vasıfları bu kentte farklı. Ben, yaşamım boyunca insana ve insanlarla ilişkime ayrı bir önem verdim. Sevdim, kendimi sevdirdim.”
Evet, Pekel’in bu açıklaması, bize kenti ve toplumu anlayabilmek için siyaset bilimi ve  sosyolojinin yeterli olmadığını sosyal psikolojinin ve psikolojinin de önemli olduğunu gösteriyor.
Ya da günümüzün moda ifadesiyle ALGI YÖNETİMİ ve İLETİŞİMİ..!


PARTİ İÇİ DEMOKRASİNİN 
ÖNEMİ VE 30 MART.!

Şimdi, konuyla ilgili bir başka pencere açmak istiyorum.
Siyasal partiler yerel seçim takvimlerini açıklayarak, aday adaylığı sürecini başlattıkları zaman aday belirleme konusunda izledikleri yöntem ve kullandıkları araçların  ciddi anlamda kimse öneminin farkına varamadı. Bu konuda yine en şanslı parti CHP idi...
Neden mi?
Seçim takvimleri partiler tarafından açıklandığında başlanrgıçta Bandırma’da CHP’liler ve adaylığı düşünen insanlar  şoke oldular.
Bandırma’da CHP,Ak Parti ve MHP, ÖN SEÇİM kararı almadı.
Bu talebin, en ciddi ve en demokratik biçimde yükseldiği adres CHP oldu! 
Parti yönetiminin ve milletvekili Havutça’nın adaylık sürecine müdahil olma ve sonucu çeşitli biçimlerde belirleme yönündeki gayretleri özellikle mevcut aday adayları içinde Mirza ve Mehmet Tüm ile ekibi tarafından ısrarla savunuldu, imzalar toplandı,parti içi demokrasinin en geniş şekilde işletilmesi yönünde tepki verildi.
Sonuçta kazanan da Mirza ile hareket eden Tüm ve ekibi oldu. Sandıklar kurulup, aday belirlemede partililerin son sözü söylemeleri sağlandı.
Beğenirsiniz beğenmezsiniz,eksik ya da yanlış bulursunuz ama atılan adım parti içi demokrasinin tecellisi noktasında doğru ve anlamlıydı.
MHP, parti içi demokrasinin işletilmesine yönelik hiç ses vermedi ve sadece başkan adayının atanmasını bekledi..

Ya Ak Parti..!?

AK PARTİ VE PARTİ İÇİ 
DEMOKRASİ

Hep yazdım ve hep vurguladım. Kaydırık uyduruk kamuoyu anketleri ve eğilim yoklamaları, göstermelik sandık oyunlarıyla Bandırma’da yaklaşık 8 bin üyesi olan Ak Parti, sandığı ve son sözü söylemeyi  parti tabanından, partililerinden esirgedi.
30 Mart seçim sürecini  yakından takip etmiş olanlar biliyorlar ki, Ak Parti, Bandırma’da belediye başkan adayını bir oldu-bitti ve çeşitli yönlendirmelerle,telkinlerle belirledi.
Başkan adayını belirlemede,parti tabanının sesini kısanlar, parti içi demokrasiyi işletmeyenler, partililerini önemsemeyenler, farkında olarak ya da olmayarak 30 Mart’da ortaya konan sandığı da boğazladılar. 
Özellikle siyasal ve sosyal yaşamımızın temel hastalığı olan biat kültürü sandığı da sonucunu da vurdu!

DEMOKRASİ KAZANANA DA
KAYBEDENE DE EL SALLADI

Başkan adayını belirlemede parti içi demokrasinin işletilmemesi seçim sürecinde iki farklı sonuç verdi.
Başkan adayını, partililerinin oyuyla ve iradesine saygı duyarak, partililerinin katılımını sağlayarak yola çıkan CHP, örgütsel düzeyde adayı etrafında kenetlendi ve kitlendi. İktidar inancı ve motivasyonu kuvvetlendi.
Ak Parti de ise, aday belirlemede demokratik bir sürecin yaşanmadığını bilen, farkında olan partililer, diğer başkan adayları öne çıkan adayla  adil bir rekabete girmediklerinin bilinciyle kendilerine dayatılmış  başkan adayıyla ciddi anlamda hiçbir şekilde içselleşemediler. Parti ve başkan adayı, iktidar motivasyonunu ve moral değerlerini içten içe tüketti ve partiyi içten içe sürekli kemirdi.
Seçim sürecinde partinin ve başkan adayının hesaplarından öte birbirinden farklı hesaplar su yüzüne çıkarken, kimi zaman ‘kaybetsin de görelim..Şekerci kaybetsin de Öztaylan dersini alsın’ anlayışı parti içinde uç verirken, partililik bilinci tali planda kaldı.

BAŞKANLARIN BAŞ BELASI 
LİSTELER Mİ OLDU!?

Evet,süreçle ilgili başka pencereler de açalım..
CHP ve Ak Partinin başkan adaylarını belirlemesi sonrası 30 Mart da sandığı ve sonucu etkileyen başka yanlışlar da yaşandı.
CHP ilçe yönetimi ve Mirza, parti bütünselliği, birlik ve beraberlik noktasında partililerin nabzını iyi tuttu. Geçmiş 5 yıllık iktidara dönük Pekel’le karşı karşıya gelmesine neden olabilecek her türlü çabayı engellerken, parti içindeki farklılıkları demokratik biçimde iktidar amaçlı motive etti.Meclis listesinin belirlenmesinde Mirza’nın üstlendiği öncülük rolü konusunda parti içi dengeler gözetilmeye çalışıldı.
Ak Parti ilçe yönetimi ve Şekerci, CHP’nin ve Mirza’nın sergilediği bu eforu iktidar hedefli gözetemedi. 
Meclis listesi, anlamsız ve dar hesaplarla kuşa çevrildi. Partiye yıllarını vermiş emektarlar küstürüldü, incitildi, dışlandı. Bilgi,birikim ve deneyimleri yok sayıldı.İtirazlar önemsenmezken; dayatmacılık,keyfiyet, ‘ben bilirim, ben yaparım’ anlayışı  ön plana çıktı.

SONUÇ OLARAK; 

Şu söylenebilir: CHP ve Mirza ile ekibi, 30 Mart da iktidarı kazanabilmek için yerel yönetimin de olanaklarını tepe tepe kullanıp, tam anlamıyla iktidara kurulurken; Ak Parti ve Şekerci ile ekibi CHP’deki iktidar motivasyonundan fersah fersah uzakta kendi iç eksiklikleriyle, parti kadrolarında, meclis adaylarında öne çıkmış politik demoralizasyonun etkileriyle uğraşıyordu.
Evet,bu yazımız nezdinde SONSÖZ’ümüzü daha söylemiyoruz. Çünkü,bu süreçle ilgili yazacağımız daha çok şey var.

Esen kalın...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1322