Bugün: 22.11.2017

CHP’liler soru sorabilmeli!


Bandırma, Ekim ayının son  günlerini ve Kasım ayının ilk günlerini yerel seçimlere yönelik aday belirleme konusunda yaşanan sorun ve sıkıntılar nedeniyle yine olaylı geçirdi.
siyasal açıdan doğal yaşanması gereken bir süreç, bizde ne hikmetse  olay haline geliyor.
Kuşkusuz, bunun da nedenleri var!

DEMOKRATİK VE ÖZGÜR
 BİR SİYASAL YAŞAM!

Türkiye; 30 yıldır 12 Eylül faşizmi döneminde hazırlanmış ve değiştirile değiştirile yamalı bohça haline dönüşmüş  anti-demokratik yasalarla siyasal yaşamını düzenlemeye çalıştığı için, olmuyor, oldurulamıyor.
Siyasal yaşamın demokratikleştirilmesi, parti içi demokrasilerin  güvence altına alınarak işler kılınması, lider sultalığının yıkılması, yasaklayıcı ve kısıtlayıcı yükümlülüklerden siyasal yaşamımızın arındırılması, vb., konularda ençok konuşan CHP olmasına karşın, CHP de bu sorun ve sıkıntıların boy hedefi olmaktan kurtulamıyor.
Demek ki, anti-demokratik bir sorunu bilmek veya  dillendirmek yetmiyor.

ONUR VE MİRZA

Geçtiğimiz hafta Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı ve belediye başkan aday adaylarından Ozan Onur’la  makamında karşılıklı  biraz söyleştik.
CHP dışı sol, faşizan baskı ve uygulamalar nedeniyle hep boy hedefi yapıldığı ve siyasal açıdan önü kesildiği için bir çok sosyalist CHP’ye girerek, siyasal mücadeleyi emin bir alanda vermeye çalıştı.
Temel amaç ve hedefleri, CHP’yi daha ileri bir noktaya taşıyabilmek, değiştirip dönüştürebilmekti.
Ozan’a, siyasal  açıdan geriye dönüp baktığında ve CHP’de yaşananlar dikkate alındığında, kendi deneyimlerini dikkate alarak,bunun mümkün olup olmadığını sordum.
“Mümkün olmuyor” yanıtını aldım...
Bu yanıt benim için süpriz değildi ve bu konuyla ilgili bugüne kadar bir çok makale yazarak, CHP içersinde bu nafile çabalara dikkat çektim.
Yine Başkan yardımcısı ve belediye başkan aday adayı Dursun Mirza ile söyleşirken, söylediği sözler dikkatimi çekti.
Şöyle diyordu:
“Bandırma’da devrimci bir yönetime ihtiyaç var. Devrimci sözcüğünü klasik anlamıyla kullanmıyorum. Bu kentin yerel yönetim açısından devrimci bir anlayışla değiştirilip, dönüştürülmesinden söz ediyorum.”
Mirza’ya bu konuşmasını belleğime yerleştirdiğimi ve unutmayacağımı söyledim.

CHP’DE HERKESİN 
KAFASI KARIŞIK

Ozan Onur ile Dursun Mirza’yı CHP’deki başkan aday adaylığı sürecinde yapılacağı vurgulanan kamuoyu yoklamaları ve anketler konusunda kafaları karışık buldum.
Günlerdir, CHP’nin Bandırma’da başkan adayını belirlemek için yaptırdığını-yaptıracağını ifade ettiği  kamuoyu yoklamaları ve anketler hemen hiçbir belediye başkan aday adayını ve partilileri tatmin etmediği gibi, parti içi demokrasi konusunda ikna edici de olmamıştı.
Bu sorun, sadece CHP’nin sorunu olarak da görülmemeli.
Çünkü, aynı aday belirleme yöntemi AK Parti ve MHP için de söz konusu ve hemen herkesin kafası karışık.
Bunun içindir ki, CHP’nin belediye başkan aday adaylarıyla, ilçe parti yönetimi, partililer daha olayın başında  delegelerin değil,doğrudan parti üyelerinin iradelerinin belirlenmesine yönelik, sandığın ortaya konulmasını talep ettiler.
Ortalık karıştı..!
Sandıktan ve partililerin iradesinden kaçınabilmek için hemen her yol denendi ama  aday adaylarını,partilileri tatmin edebilmek mümkün olmadı.
17 Eylül’de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Bandırma’yı ziyareti bir şans olarak görüldü ve yaklaşık 800 imza toplanarak, adayların belirlenmesinde “sandık” talebi Kılıçdaroğlu’nun kendisine bizzat iletildi..
Sonuçta, benim “siyasal kabız lık” olarak tanımladığım olay güç bela aşıldı ve 9 Kasım’da Bandırma CHP ilçe merkezinde sandık bazında adayın belirleneceği  ve partililerin oy kullanacakları kamuoyuna duyuruldu.
Bu açıklama ile birlikte, aday  adayları ve partililer nezdinde sular biraz durulurken, oy sandığının Bandırma’da mı, Balıkesir il örgütünde mi yoksa sandığın CHP Genel Merkezi’ ne mi taşınıp taşınmayacağı tartışılmaya başlandı.

CHP’DE SANDIK 
KORKUTUYOR

Sandığın akibeti tartışıla dursun, bir yandan da CHP’nin aday belirlemede bir yöntem olarak öne sürdüğü kamuoyu yoklamaları ve anketlerin sonuçları, rakamsal ifadelerle havada uçuşmaya başladı.
Oysa ki, daha işin başında bunun gizlilikle yürütüleceği parti yetkilileri tarafından  deklare edilmiş, parti yöneticilerinin ağzı bantlanmıştı...
Ama böyle olmadı..!
Her kafadan bir rakamın ve bir sıralamanın çıktığı ortamda, 9 Kasım bu tartışmaları gölgeledi. Nasıl olsa aday adayları arasında kozlar 9 Kasım’da sandıkta  paylaşılacaktı..
Ama böyle de olmadı!
Bir anda ve bir oldu-bitti ile 9 Kasım iptal edilerek, sandığın konulacağı tarih 30 Kasım olarak belirlenirken, yine bir oldu-bittiyle 5’e düşmüş aday adayı sayısı  3’e düşürülüverdi ve kıyamet tam bu nokta da koptu!

9 KASIM’DAN 30 KASIM’A

CHP eski ilçe başkanı ve belediye başkan aday adayı Metin Ok, derdini anlatabilmek için Ankara’ya CHP Genel Merkezi’nin yolunu tutarken; Diğer başkan aday adayı Ozan Onur,  “incitildiğini” beyan etti..
Kimler kaldı geriye!?
-sedat Pekel,
-Dr.Selim Panç,
-Dursun Mirza...
Bir yandan geçtiğimiz  hafta Başkan Pekel’in İstanbul’da Marmara Belediyeler Birliği toplantısında bulunduğu beyan edilirken,  öte yandan Başkan Pekel’in 9 Kasım’daki oylamanın 30 Kasım’a ertelenmesi için ‘rica’da bulunduğu, bu arada gerçekleştirilecek seçim için çalışacağı öğrenildi.
Yoksa, Bandırma CHP İlçe Başkanı Atilla Atakay’ın ifade ettiği gibi, seçimin 9 Kasım’da gerçekleşebilmesi için ortada hiçbir sorun ve sıkıntı yoktu!
Sonuç olarak, CHP, Bandırma Belediye Başkan adayını belirlemek için 30 Kasım’da  son olarak sandığa gidecek ve kararını vererek, adayını belirlemiş olacak, diye düşünürseniz yine yanılabilirsiniz..
Çünkü, 30 Kasım’da sandıktan kim çıkmış olursa olsun, bu sonuç yine CHP Genel Merkezi’ne taşınacak ve orada değerlendirilip, nihai karar verilerek, CHP’nin Bandırma Belediye Başkan Adayı belirlenmiş olacak!
Hayırlı olsun...

CHP’DE KEMALİSTLER 
TASFİYE EDİLİYOR

CHP’de yaşanan bu siyasal sürecin iyi anlaşılabilmesi için filmin biraz geriye sarılması ve olaylar dizininin iyi anlaşılabilmesi için kare kare ilerlenmesi gerekiyor.
Örneğin; Cumhuriyet Türkiyesi’nin ve siyasal yaşamımızın önemli bir objesi CHP’nin uluslararası ve ulusal bazda bir operasyona tanık olduğu, CHP’nin hızla CHP’ye yabancılaştırıldığı iddia ediliyor.
Bunu ben söylemiyorum.. Bunu AK parti ya da MHP’de ,  CHP dışı  Sol da söylemiyor. Bunu bizzat CHP’liler dillendiriyor.
Örneğin, Deniz Baykal’ın “bir anda”,hala ne idüğü belirsiz bir “kaset” olayı nedeniyle CHP Genel Başkanlığından istifası ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yine “bir anda” CHP’nin başına getirilmesi bir raslantı mıydı!?
Devrimci Mustafa Kemal’in partisinde “Gandi” ünvanıyla  “yeni CHP”nin lideri olan Kılıçdaroğlu’nun “bir anda” kartel medya tarafından yıldızının parlatılması bir rastlantı mıydı!?
Yolsuzluk  ve suistimaller, haksızlıklar karşısında “şahin” olarak kamuoyuna sunulan, CHP Genel başkanlığı öncesi elinden sansasyonel dosyalar düşürmeyen Kılıçdaroğlu, acaba Baykal’a ve CHP’ye karşı tasfiye operasyonu üzerine bugüne kadar neden ve niçin durmadı!?
Neden ve niçin, genel başkan olduktan sonra bir tek afilli yolsuzluk ve suistimal dosyasını kamuoyuna taşıyamadı!?
Soru çok... ama yanıtları yok..!
Son olarak, CHP’nin tüm kurumsal kimliğini ayağı altına alıp, Parti Meclisi’ni veYüksek Disiplin Kurulu’nu, il örgütlerini, Tüzüğünü yok sayıp Genel Sekreteri Adnan Keskin’i Sarıgül’ün ayağına kadar gönderip,  “yeni CHP”nin “yeni lideri”ni belirleyen Kılıçdaroğlu’nun da akıl danesi Hüsamettin Özkan mı!?
Bu yanıtsız sorular çoğaltılabilinir...

CHP, CHP’LİLERDEN 
ARINDIRILIYOR!

Daha önce de yazdım. 
CHP’nin kendi tarihsel varlığına ve kurumsal kimliğine, kadrolarına, Kemalistlere yabancılaşması bugünün sorunu değildir.
Bu süreç, daha Mustafa Kemal hasta yatağındayken başlatılmış,vefatıyla derinleştirilmiş bir süreçtir.
Yaklaşık 70 yıllık tarihsel süreçte CHP’nin eğilip bükülme ve kırılma noktaları var. Ancak Baykal ve ekibinin CHP yönetiminden tasfiye edilmesi ve yaşananlarla CHP, artık, sona yaklaşıyor.
Bu sürecin sonucunda ortaya çıkacak CHP, dünki CHP olamayacağı gibi, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının da kurduğu CHP asla olmayacaktır.
Bir anlamda CHP, CHP’lilerden arındırılmaktadır.
Dönün ve çok öteye değil, Güney Marmara’da yaşananlara bir bakın...
Erdek’te CHP’liler  kapı dışarı edilerek, siyasi yaşama ANAP’da gözlerini açmış, AK  Parti’de   temsil yetkisi bulmuş Hüseyin Sarı’yı 2009 yerel seçimleri arifesinde bir oldu bitti ile önce başkan adayı sonra ilçe başkanı yapmış, hızını alamamış ve 2014 yerel seçimlerinde yeniden başkan adayı göstermiştir.
Gönen’de kendi partisi içinde ışık göremeyen CHP, merkez sağda yıllardır sembol olmuş bir ismi yine bir oldu-bitti ile belediye başkan adayı göstermeye hazırlanmakta...
Manyas CHP’de 2009’da belediye başkanlığını kıl farkı kaçırmış adayı Fevzi Karakaş’ı partiden tasfiye ederek, partililerin ‘yapmayın’ diyerek topladığı imzaları bile görmezden gelebilmiştir.
Kapıdağ’da siyaseten efsanevi bir kişilik haline gelmiş Hüseyin Durak’ı, uyarılarını yok sayarak, gözden çıkartan, yine CHP olmuştur..
Bu örnekler de daha çoğaltılabilinir...

Sonuç olarak; CHP, varoluş ve kuruluş felsefesinden uzaklaştığı oranda, değişim ve dönüşümden de, emek ve emekçiden de ,halktan da uzaklaşıyor...
Bu nedenle de CHP, kendi insanlarını ya incitiyor ya küstürüyor...

Esen kalın...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2315