Bugün: 24.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BÜYÜKŞEHİR,BANDIRMA VE SU SORUNU

BÜYÜKŞEHİR,BANDIRMA VE SU SORUNU


30 Mart yerel seçimleriyle birlikte büyükşehir yasası yürürlüğe girdi ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığını kazanan Ak Parti ve Edip Uğur, idari ve siyasi açıdan üstlendiği sorumluluğun ağır olduğunu biliyordu.

 

BÜYÜKŞEHİR GERÇEĞİNİ YENİ KAVRIYORUZ!

 

Her ne kadar, Balıkesir ilçelerinden parti olarak 14’ünü kazanmış olsa da,  Güney Marmara ve Körfez bölgesinde bir çok ilçe de CHP ve MHP’nin kazandığı ilçe belediye başkanlıklarıyla,büyükşehir belediyesinin farklı sorunlar yaşaması kaçınılmazdı ve öyle de oldu!

 

Bu kaçınılmazdı!

 

BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR, BANDIRMA VE KAKOFONİ!

 

Çünkü, ne Balıkesir merkez ne ilçeleri ne de köyleri  büyükşehir olayına  gerçekte hazır değildi. Büyükşehir-Bütünşehir tartışmaları 30 Mart öncesi,  özellikle muhalefet partileri tarafından  hızla siyasileştirilirken, konu kavram ve anlam tartışmaları içinde toplum ve yurttaş açısından büyük ölçüde anlaşılmaz kılındı.

 

Şimdi, seçimlerden yaklaşık 8 ay geçtikten sonra o günlerde yaşanan kakofoninin bir anlamda faturasını ödüyoruz.

 

SU DERDİNİ, 15 YILDIR YAŞIYORUZ!

 

Örneğin, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi bütçe görüşmelerinde Bandırma Belediye Başkanı Mirza’nın son iki ayın tepkilere neden olan su faturalarını konu edinerek yaptığı konuşmada, seçimlerden önce  büyükşehir olayı ile ilçe belediyelerinin gelirlerinin artacağı yönündeki iktidar sözcülerinin verdikleri sözleri anımsatarak, “Ama böyle olmadı. 7 ayda gelirlerimiz ciddi oranda azaldı. Bizden aldıklarınızı geri verin, borcumuzu da geri almaya hazırız” beyanı aslında bir kara mizah  sayılabilir ki, bunu Mirza da biliyor.

 

Yanlış bir anlaşılmayı burada düzeltmemiz gerekiyor: Su faturaları konusu, Bandırma’lılar için son iki ayın sorunu değildir. Birilerinin de  son  iki ayın faturasının sırtına binip de siyaseten  racon kesmeye çalışması en  hafif ifadeyle  şark kurnazlığı  ve ucuz kahramanlıktır!

 

İnin, aşağı inin..! Sırtına çıktığınız aslında Bandırma ve Bandırmalılardır...Kendinize Bandırma ve Bandırma’lıların  dışında başka bir oyuncak bulun!

 

Neden ve niçin?

 

KONU SU PROJESİ OLUNCA HEP HİKAYE DİNLİYORUZ.

 BU HİKAYENİN GERÇEĞİNİ KİM  ANLATACAK!?

 

Başkan Mirza, Büyükşehir Belediye Meclisinde ki konuşmasında Bandırma da içme suyu maliyetininin yüksekliğinin nedenini çok güzel anlattı. Bu yaklaşık 15 yıllık bir mevzu ya da hikaye…

 

Bu mevzuyu ya da hikayeyi Başkan Mirza ile Meclis üyesi Şerafettin Engüdar bilmeyecek de bugünkü Bandırma Belediye Meclisinde kim bilecek? Her ikisi de Bandırma-Gönen İçme Suyu, İsale Hattı, Arıtma Tesisi Projesi Meclis’de kotarılırken, biri CHP diğeri  ise DSP’nin Meclis üyesi idi..

 

Başkan Mirza, Büyükşehir Belediye Meclisinde olayın hikayesini anlatırken, konunun can alıcı yanını ‘es’ geçti. Oysa ki, dillendirmek için tam zamanıydı.

 

Aslına göre, Gönen-Bandırma içme suyu, baraj gövdesinden,  DSİ tarafından taşınacak idi, olmadı. Önce, DSİ, projeden by pass edildi. Başkan Ergin’in çabasıyla , kamu bu işi geç bitirir, anlayışıyla projenin ihale ediliş sürecini ve PASİNER-ENER-HİDROTEK ORTAKLIĞI’na sunumunu iyi anımsayın.

 

 

PROJE ERGİN’LE BAŞLADI ÜNLÜ İLE BİTTİ!

 

Projenin  gerçekleştirilmesi sürecinde Bandırma Belediye Başkanı DYP’den seçilmiş olan Durgut Ergin’di ve Ergin, 1994-1999 yılları arasında iktidardı. Bu sürecin bir diğer tanığı ise Doğru Yol Partisi Milletvekili İlyas Yılmazyıldız’dır. Bugüne kadar bu projeyle ilgili tek sözcük  laf ettiğini anımsamıyorum. Oysa ki, Cumhuriyet dönemi Bandırma’sında mali portresi en yüksek proje Hazine garantörlüğünde dış kredi ile gerçekleştirilecekti.

 

HÜSAMETTİN ÖZKAN VE ERSÜMER BİLMECESİ!

 

Merkezi iktidarda ise 1997 Haziran- Ocak 1999 yılları arasında 55.Hükümeti kurmuş ANASOL-D iktidarı vardı. Başbakanı Ecevit, Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı  Hüsamettin Özkan,Devlet Bakanı Güneş Taner,  Enerji Bakanı Cumhur Ersümer idi.

 

56 ve 57.hükümetler döneminde de Başbakan Ecevit olurken, Hüsamettin Özkan Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı konumunu korudu.

 

Olayın bu yönünün konuyla ne alakası var diyenler, özellikle 1999-2004 yılları  arasında Bandırma Belediye Başkanlığı yapmış Dr. Halil Ünlü’yü dinlemeliler. Çünkü, projenin Ankara ayağında bizzat Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yapmış Hüsamettin Özkan ile Enerji Bakanlığı görevinde bulunmuş Cumhur Ersümer’in rolü ve  ördükleri duvar ile tanışırlar.

 

GÖNEN DE BAŞKAN KÖSE OYUNU GÖRDÜ VE PROJEDEN ÇEKİLDİ!

 

 

1994-99 yılları arasında Gönen de DYP’den belediye başkanlığı görevinde bulunmuş Hayati Köse, su ile ilgili başından itibaren oynanan oyunları gördü ve  Gönen Belediyesini projeden çekti. Projeye göre, baraj gövdesinden alınacak olan su, Ergin’in çabasıyla DSİ tarafından baraj gövdesine branşman yapılarak tescillenmesine karşın,oyun ve operasyon başladı. Projeye göre Baraj alanında yapılacak Arıtma Tesisi yeri bir oldu-bitti ile Bandırma’ya Merinos mevkisine kaydırılırken, Başkan Ergin’in iktidarının son günlerinde arıtmanın temeli atıldı.

 

15 MİLYON $ KİMLERİN CEBİNE GİRDİ?

 

Evet, film böyle başladı.Yüklenici firma tarafından isale hattı çalışmaları barajdan değil, Arıtmadan baraja doğru yönlendirildi.Kumköy regülatörüne gelindiğinde ise  barajda branşmandan su alınması çoktan tarih olmuş, olay bitirilmişti. Oysa ki, proje maliyetiin en yüksek olduğu ve işin en zor görüldüğü kısım, baraj ile regülatör arası kısımdı.Yaklaşık 40 milyon $’lık proje maliyetinin tahmini olarak 15 milyon $’ı bu bölgede harcanacaktı. Bu alana hiç girilmezken 15 milyon $ ‘birileri’ tarafından uçuruldu!

 

Bitmedi..!

 

ŞEBEKE YENİLENMESİNDEN DE 2 MİLYON $  GİTTİ!

 

Projeye göre, yüklenici firma tarafından şehir içi su şebekesi yenilenecek hükmü şartname ve sözleşmelerde yer almasına karşın, şehir içine hiç girilmez ve ellenmezken, girilmiş ve hatlar yenilenmişçesine, 2 milyon $ hak ediş yapıldı!

 

Etti mi size 17 milyon $..!

 

 

BANDIRMA HALKININ BOYNUNDAKİ  YILAN!

 

Yaklaşık toplam proje maliyetinin yarısı “bir şekilde” ortadan kayboldu ve buharlaştırıldı! Yüklenici firma açısından bu sorun değildi. Çünkü, Hazine garantörlüğünde dış kredi ile yapılan işin, paracıkları zaten Devletten çıkmış, ellerimizle beslediğimiz  ‘yılan’ Bandırma ve Bandırma Belediyesinin boynuna bir güzel dolanmıştı.

 

SN. MİRZA, BİLMEK YETMİYOR!

 

Sn. Mirza, bu yaşananların hemen hepsini çok iyi biliyor. Bir çok kez bu konuyu konuştuk ve proje kapsamında yaşanan olumsuzluklar ve suiistimaller konusunda farklı düşünmediğimizi de biliyorum. Ancak, bir çok kez yazıp dile getirdiğim gibi, bir şeyi bilmek yetmiyor. Bilmek, belki bir eşik ama eşiği geçmek ve cesaretle oynanan, büyük ölçüde deşifre edilmiş suiistimalleri sorumlularıyla birlikte yargının önüne çıkartılmasına vesile olmak gerekiyor.

 

İşte bu, cesaretli davranmanın ötesinde, halkın suyuna, yaşama hakkına gerçek anlamda sahip çıkmak, yoylsuzluk ve suistimaallere seyirci kalmamayı gerektiriyor.

 

Sn.Mirza ile bu konuda  yollarımız ayrılıyor. Çünkü, yapılamayan bu!

 

 Peki, üzerine düşeni yapmayan ya da yapamayan bir tek Başkan Mirza mı?

 

YILLARDIR YÖNETİCİLERİMİZ SU KONUSUNDA SINIFTA KALDILAR!

 

Hayır, 1998-1999 yıllarından başlayarak Bandırma’da belediye başkanlığı yapmış tüm yöneticiler su konusunda sınıfta kaldılar ve halen sınıfta kalmaya da devam ediyorlar.

Burada özellikle bir gerçeğin altını çizelim: Ben, Bandırma- Gönen İçme Suyu, Arıtma Tesisi, İsale Hattı Projesi ile ilgili eski başkan Durgut Ergin, yolsuzluk ve suistimal yaptı demiyorum.Bandırma, ‘birileri’tarafından adım adım bir oyunun, bir soygunun içine çekildi ve kurban edildi, diyorum. Örneğin, bu konunun sıcak olduğu yıllarda, Ulusal  Kanal da canlı yayında halen CHP milletvekili Birgün Ayman Güler’le haber programında birlikte olduk. O yayına telefonla katıldı.Bu konuyu konuşup,tartıştık. Su Projesi,  o güne kadar Ankara merkezli yolsuzluk ve suiistimal operasyonlarının belediyeler eliyle yerele taşınması operasyonunun bir parçası idi. Bu operasyonun başında ise Dünya Bankası, IMF gibi emperyal finans örgütleri vardı.Neyse konuyu dağıtmayalım..

 

SU; HALKI KANDIRMA SANATININ BİR ARACI OLMAMALI!

 

Sonuç itibariyle, Bandırma yaklaşık 15 yıl, yaşadığı bu olumsuzlukların üzerine bir bardak su içerek film izler gibi kayıtsızlıkla  izledi ve  Beyler öyle istediği ve uygun gördükleri içindir ki, bir yandan borç batağı içinde cebelleşip, her ay Balıkesir’in en pahalı suyunun faturasını öderken, ‘tık’ı çıkmadı..

 

Ne zaman ki, büyükşehir olayı ile su-kanalizasyon hizmetleri Balıkesir büyükşehir belediyesine ve BASKİ’ye geçti ve Ekim-Kasım faturalarıyla tanıştı,bugüne kadar su ile ilgili ağızlarını açmayanlar, su da fırtına kopardı.

 

HALK BU OYUNU RED ETMELİ!

 

Açıkça belirtelim: Bu da oyunun bir başka perdesidir ve Bandırma’nın su konusunda içi boşaltılmış tepkisi, balans ayarına tabi tutuldu. Konu , fırsat bu fırsat anlayışıyla, hızla siyasileştirilip, iktidar partisi Ak Parti’ye bir yandan gol atılmaya çalışılıp, öte yandan CHP açısından Bandırma Belediyesi üzerinden, 2015 milletvekilliği genel seçimleri öncesi siyaseten mevzi tutulmaya çalışıldı.

 

BANDIRMA HALKI FİGÜRANLIĞI KABUL ETMEMELİ!

 

Bu da siyaseten bir yere kadar doğal karşılanabilir. Ancak, gerçekten sosyal demokrat, solcu, halkçı olduğunu iddia eden bir yönetim anlayışı, su konusunda Bandırma’nın çekmek zorunda bırakıldığı çileye, gerçek anlamda neşter vurmayı bilmeli diye düşünüyoruz. Bu zaten yıllardır su üzerinden oynanan oyunun figüranı olmaktan çıkıp, gerçeklerin dile getirildiği ve hesaplaşmanın önünün açıldığı bir sürece evrilebilmeli. Bundan korkulmamalı…

 

NİYE ‘EŞİT SUYA EŞİT ÜCRET’!?

TOPRAK İŞLEYENİN SU KULLANANIN OLSA YA!

 

Son günlerin ‘eşit suya eşit ücret’ sloganını ise, gülerek karşıladığımı belirtmeliyim. Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur, bu talebin, önümüzdeki yıllarda zaten karşılanacağını beyan etmiş. Bu talebi, solculuk, devrimcilik, halkçılık, sosyal demokratlık adına dillendirenler, bulundukları eşikten öteye bir adım daha atıp, “toprak işleyenin, su kullananın” diyerek, “ne parası..?” deselerdi, daha anlaşılır olacaklarına inanıyorum.Çünkü, bu sistem de yani kapitalizm de her balans ayarı, bir dengesizliğin o an’la sınırlı  telafisini içerir.Kuşkusuz, bu da bir şeydir ama ne yazık ki, ‘bir şey’ hiçbir zaman ‘her şey’i kapsamadığı gibi, üstünü bile örtebiliyor.

 

Aynı bugün yaşadığımız gibi..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 942