Bugün: 19.10.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BU OYUNU YİNE MİLLET BOZACAK!

BU OYUNU YİNE MİLLET BOZACAK!


ABD başkanı Trum’un başkanlığının ilk günlerinde Suriye’de ‘güvenli bölge’ oluşturacaklarına dair  ABC News televizyonuna verdiği demeç, uluslararası arenada ve dolayısıyla Türkiye’de ilgi ile karşılandı ve  açıklamalarla ilgili uluslararası kamuoyunda değişik yorum ve tartışmalar yaşandı.


Trum’un  ‘güvenli bölge’ düşüncesinin temel gerekçesi ,  "Avrupa`nın milyonlarca insanın Almanya ve muhtelif diğer ülkelere girmesine izin vererek çok büyük bir hata yaptığını düşünüyorum" sözleri ile  mülteci sorununa endeksli gibi düşünüldü.


Türkiye kamuoyunda da kimi çevrelerde, Trum’un açıklamalarının Suriye iç savaşının ilk günden bugüne Cumhurbaşkanı Erdoğan ve siyasal iktidarın  mülteci sorununun çözümüne yönelik   güvenlikli bölge, uçuşa yasak bölge  oluşturulması önerisinin  geç de olsa kabulü ve ABD’nin Türkiye’ye desteği olarak yorumlandı.


TRUM’IN ‘GÜVENLİ BÖLGE’  TEZGAHI!


Trum’un ‘güvenli bölge’ oluşturulması beyanlarından ne anlaşılması gerektiği  kısa bir zaman içinde İsrail’de konu ile ilgili yayınlanan harita ile anlaşıldı. Suriye topraklarının  paylaşılmasını ve yaşanan iç savaş sonucunda ortaya çıkan tabloyu fiili bir toprak paylaşımına dönüştürmeyi öngören  Trum,Suriye’nin kuzeyinde ve Türkiye sınırları boyunca YPG/PYD kontrolündeki bölgeler ile Suriye-İsrail sınırını korumaya dönük  güney Suriye’de ABD himayesinde bir güvenlikle bölge  oluşturulmasını amaçlıyor.


Suriye nüfusunun en yoğun olarak yaşadığı Akdeniz kıyı şeridi Rusya’nın himayesinde Esad rejimi kontrolünde kabul edilirken, ülkenin önemli bir bölümü ülkeler ve güçler arası paylaşım savaşlarına terk ediliyor. Ki bu topraklar ve bölgeler genel olarak halen DEAŞ terör örgütünün  kontrolünde. Ortaya çıkan belgeler ve bilgilerle günümüzde DEAŞ’ın da bir ABD ve NATO projesi olarak  kabul edildiği  dikkate alındığında ABD başkanı Trum’un Suriye hesapları daha iyi anlaşılabilir.


2013 yılına göre, Suriye’nin nüfusu resmi olarak 22  milyon 85 bin. Suriye etnik yapısı:% 77-83 Arap ,% 7-8 Kürt ,% 5-6 Türk ,% 2 Ermeni,% 1 Çerkes,% 1 diğer, ayrıca Filistinli ve Iraklı mülteciler. Dini gruplar: Sünni (% 74), Nusayri (% 12), Hristiyan (% 10), Dürzî (% 3) ve az sayıda diğer Şiî İslami hizipler (İsmailî, Câferî), çok az sayıda da Yahudi ve Yezidi.(Resmi veriler böyle.)


ON BİNLERCE CESETİN ÜZERİNE AKBABALAR TOPLANDI!


Birleşmiş Milletler`deki İnsan Hakları Komisyonu`ndan 2016 yılında yapılan açıklamaya göre, son 5 yıl da  iç savaş da ölen insan sayısı 283 bin kişi. Ölenlerden 81 bin 436 kişinin sivil halk, 10 bin 40`ının çocuk, 9 bin 106`sının ise kadın olduğu; Raporda ayrıca, hayatını kaybedenlerin 101 bin 662`sinin Esad rejimi savaşçısı olduğu, bunlardan 56 bin 609`unun da asker olduğu belirtiliyor.


Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2011’den bugüne yaşanan iç savaş nedeniyle yaklaşık 5 milyon Suriyeli, başta Türkiye olmak üzere, Lübnan, Irak, Mısır, Libya ve Avrupa’nın değişik ülkelerine mülteci olarak göç etmiş durumda. Rekor, yaklaşık 3.5 milyon mülteci ile ‘açık kapı’ politikası yürüten Türkiye’de! Türkiye’yi de  1 milyonu aşkın mülteci ile Lübnan izliyor.


SURİYE’ DE NE İŞİMİZ Mİ VAR !?


ABD’nin Suriye ile  sınırı yok!

ABD, Suriye ile aynı kıta da yer alan bir ülke bile değil!

ABD ile Suriye’nin arasındaki uzaklık binlerce km.!


ABD ile aynı coğrafi konumda olan ‘koalisyon güçleri’ arasında ise Fransa, Almanya, İngiltere, Avusturalya, Belçika, İtalya, Danimarka, Norveç, Kanada yanı sıra Rusya, Çin, Japonya, Suudi Arabistan, Katar, BAE, Bahreyn Suriye’de yaşanan savaşın göbeğinde…


Acı ama gerçek olan şu ki, temelinde  tüm bu ülkelerin derdi ve davası Esad rejimi falan değil, Suriye ve Suriye topraklarının, enerji kaynaklarının paylaşımı… Suriye topraklarının bölgesel düzeyde farklı amaç ve çıkarlar için üs, atlama noktası  olarak kullanılması…İsrail’in güvenliğinin garanti altına alınması ve İsrail yayılmacılığına uygun zeminin yaratılması…


YAŞANAN EMPERYAL PAYLAŞIM SAVAŞIDIR!


Öncelikle bir küresel ve bölgesel bir gerçeğin  ülke olarak ayırdına varmalıyız. Sınır komşularımız Irak ve Suriye’nin başına gelenler sürpriz olarak görülmemeli….  1. Dünya savaşı başlangıcında  Osmanlı imparatorluğunun yıkılması senaryosu aynı zamanda Osmanlı egemenliği altındaki toprakların paylaşılmasını ve bu topraklarda suni devletçiklerin kurulmasını öngörüyordu ve bunu başardılar!1.dünya savaşının galip devletleri, başta İngiltere olmak üzere Fransa orta doğuyu amaç ve çıkarlarına uygun olarak  dizayn ettiler.


Aradan yıllar geçti ve köprülerin altından çok sular aktı. Özellikle 2. Dünya savaşı sonucunda emperyalist kapitalist sistemin öncülüğünü üstlenmiş ABD, yeniden bölgeyi dizayn etmek amacıyla etnik ve mezhepsel ayrımcılık temelinde  ve terör örgütleri eliyle  bölgeyi kan ve ateşle şekillendirmek, gücünü ve hakimiyetini kabul ettirmek istiyor.


Bölgede ABD ile birlikte hareket eden NATO ve AB ülkeleri  garnitür ve pastadan pay alabilmenin derdinde. Paylaşım savaşında en büyük engel ve güç ise Rusya ve Çin..!


15 TEMMUZ DİRENİŞİ ÜLKENİN İSTİKBALİ VE İSTİKLALİDİR!


Türkiye, başından beri yaşanan paylaşım savaşında hedef ülke idi.  Küresel güç ve çıkar odakları, yani ABD hükümranlığındaki NATO ve AB ülkeleri,  Irak ve Suriye gibi  Türkiye’yi  terör yöntemiyle kaosa sürükleyerek, parçalamanın derdinde idi ama olmadı! Her yol ve yöntem denendi, olmadı, oldurulamadı. 15 Temmuz darbe kalkışması, iç savaş beklentisi  ve işgal girişimi  de başarılamadı.


Türkiye, oyunu bozdu!


 Fırat Kalkanı operasyonu, Rusya ile geliştirdiği ilişkiler yanı sıra ulusal bağımsızlığına ve egemenliğine daha fazla sahiplenip, bölgeye gücünü yansıtıp, oyun kurucu olmaya aday ülke olduğunu dostlarına da düşmanlarına da gösterdi. Oyunun figüranları da aktörleri de devlet ve millet nezdinde deşifre oldu.


ABD’nin etkili gazetelerinden Washington Post gazetesi,2017 yılında darbe ihtimali en yüksek ülkeler arasında yine Türkiye’yi ve ilginçtin bu ülkeler arasında Rusya’yı saydı!


Gerekçeleri ilginç ve düşündürücü!


Gazeteye göre, darbe riskinin yüksek olmasının gerekçesi  Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması ve siyasal iktidara karşı  bazı kesimlerin yükselttiği ‘demokrasi’ talebi…Özellikle önümüzdeki  referandum sürecinde  ‘demokrasi’  beklentisi ve talebiyle ABD’nin umut bağladığı  ‘bazı kesimleri’ daha  somut olarak göreceğiz ve hesaplaşacağız!


Çakallar pusuda bekliyor ya devlet ve millet?


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 213