Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BU OYUNU OYNAMAKTAN BIKMADINIZ MI?

BU OYUNU OYNAMAKTAN BIKMADINIZ MI?


K.Irak Kürt özerk bölgesinde 25 Eylül’de gerçekleşmesi ön görülen   bağımsızlık referandumunun gerilimi  her gün  su yüzüne çıkan belgeler ve yaşanan olaylarla farklı boyutlara taşınıyor.


Örneğin,Fransız  LeMonde ve Le CanardEnchainé gazeteleri tarafından yayımlanan ifadeler Fransız yargısına taşınırken,  şirket yöneticilerinin ve tanıkların anlatımları, DEAŞ ile ABD ve Batılı ülkeler arasındaki üst düzey işbirliğinin bizlere bir kez daha ipuçlarını sunmaya başladı.


Fazla ayrıntıya girmeyeceğim.


KULLANILMAK BÖYLE BİR ŞEY İŞTE


Ancak,DEAŞ Irak ve Suriye’de yaşanan işgaller ve iç savaşların bir parçası olarak devreye girdiği ilk andan itibaren, her iki ülke de üstlendiği askeri ve siyasi rolü bilinçli olarak İslamiyetle ilişkilendirerek,Cumhuriyet, Kemalizm.,aiklik gibi değerler ve kavramlar üzerinden  cambazlık yaparak, “şeiat geliyor”, “bunlar ortaçağ  canileri,kafa kesiyorlar”  gibi gerekçelerle Kuzey Suriye’de PKK uzantısı YPG/PDY nezdinde “ DEAŞ terörüne karşı Kürt Halkının varlık direnişi”nin sergilendiği  Ayn el- Arab’ın adını ilk iş olarak Kobaniolarak değiştirip, “Rojava Devrimi” hayalleriyle süslenip yola çıkanlar ve Türkiye’de “Kobani Direnişi” diyerek kopartılan yaygarayla,Doğu ve Güney Doğu’da bir çok yerleşke de  eylem yapıp, 50 yurttaşın katline sebep olanlar, DEAŞ’ın maskesi düştükçe nasıl bir uluslararası oyunun figüranı ve taşeronu  kılındıklarını görüyorlar.


Neymiş K.Irak ve K.Suriye’de  Kürt özerk yönetimi ve PKK-YPG/PYD, DEAŞ’a karşı direniş ve savaş veriyor,direniyorlarmış..mış..!


Bunu bugün başka kim söylüyor ve iddia ediyor?

Başta ABD,AB ülkeleri, siyonist İsrail ve NATO..!

Aynı ülkelerin bir çok eski istihbarat ajanının,uluslararası güvenlik uzmanı ve stratejistin, entellektüelin,yazarın, gazetecinin gerçeğin böyle olmadığı ve DEAŞ’ında  başta CIA olmak üzere İngiliz M16 ve bir çok Batılı istihbarat örgütü ile ilişkili oluşturulup, kurulduğunu beyan etmiş olmaları ve dünya da, bölgede karanlık, kanlı bir oyunun sahnelendiğini söylemeleri, yazmaları bu Beyler için hiçbir anlam ifade etmedi!


SOL’UN BUHARLAŞAN ANTİ-EMPERYALİZMİ


Yarım yamalak edindikleri bilgilerin ve  ideolojilerin esiri olmuş bu kafalar, ülkemizde de HDP’nin, PKK’nın propagandalarına ve algı operasyonlarına kanıp bir anda “YPG gerillalığına”  gönüllü olarak soyunup,Kobani’de yaşananlarla ilgili göz yaşları döküp, ağıtlar yakın siyasi iktidar ve TSK,YPG’nin yardımına koşmadığı için beddualar edip, kısa sürede TC Devletini ve siyasi iktidarı, Erdoğan’ı DEAŞ işbirlikçisi ilan ederek, FETÖ ile işbirliği içerisinde MİT Tırlarını durdurup, içindeki “silah”ve “mühimmatı” dünyanın gözleri önünde deşifre ederek, “savaş suçlusu” olarak  ülkelerini uluslararası mahkemelerde yargılatmanın gayretine düştüler.


Anti –emperyalist tarihi ve karakteri ile ünlenen Türk solu, radikal sol çevreler, partiler, gruplar “ezilen halklara özgürlük”, “ezilen ulusların bağımsızlık savaşı” diyerek sundukları desteğin ve işbirliğinin olayların gelişimi ve ortaya çıkan görüntü ve belgelerle  düzmece ve  oynanan oyunun küresel bir oyun olduğunu gördükçe, ABD bayrağı altında özgürlük türküleri söylemenin mazeretini bile türeterek, “bağımsızlık yolunda böyle ittifaklar olur” diyerek mazeretlerinin ardına gizlendiler.


Bu yol da HDP/PKK/YPG hiçbir zaman yalnız değildi. Başta Ata’nın kurduğu ve kurmakla övündüğü Yeni CHP olmak üzere AB’ciler, liberaller, SOROS’çular, Vakıf’çılar destek için sıraya girdi. Mütareke basını ve yazarları, Kobani’ye destekle ve YPG’yi kutsayarak yattı kalktı…Türkiye, siyasi iktidar ama özellikle Erdoğan, bu arada, yerden yere vuruldu ve yaşanan tüm felaketlerin, acıların, cinayetlerin, mülteci göçlerinin, patlayan bombaların baş sorumlusu ilan edildi.


Şimdi konumuza dönelim…


AL GÜLÜM VER GÜLÜM OYUNU


Fransız çimento devi Lafarge`ın Suriye`deki fabrikasında üretime devam edebilmek için IŞİD ve diğer cihatçı örgütlere haraç ödediği, ilk temasın ABD ve Fransa`nın bilgisi dahilinde kurulduğu ortaya çıkmış!


Fransız  LeMonde ve Le CanardEnchainé gazeteleri tarafından yayımlanan ifadeler, Suriye`nin Celabiye kentinde bulunan fabrikanın üretime devam edebilmesi için şirketin 2012-2014 yılları arasında El-Nusra ve IŞİD gibi terör örgütlerine haraç verdiğini açığa vurdu. İfadeler, savaşa rağmen şirketin Paris’teki ana merkezi, Fransız hükümeti ve Fransız Dışişleri’nin Lafarge’ın Suriye’deki faaliyetlerinin devamı için onay verdiklerini de göstermiş..!


YPG boş durur mu?


Ekim 2012’de fabrikanın dokuz çalışanı bölgedeki Kürt gruplar tarafından rehin alınmış ve Lafarge serbest bırakılmaları için örgüte 200 bin euro ödemek zorunda bırakılmış. Bu ödemelerin DEAŞ gibi  aylık taksit oranını şimdilik bilmiyoruz.


Fransızlara ve Lafarge’yehemen  kızmayın!


KILAVUZU ABD VE NATO OLANIN..!


ABD ve diğer AB ülkelerinin, NATO üyesi ülkelerin Irak işgali dahil olmak üzere, Suriye’de yaşanan iç savaş döneminde  bu ve benzeri tesislerini, işlettikleri petrol ve doğal gaz rafinelerinin üzerinden DEAŞ’a, diğer terör gruplarına, ama en önemlisi PKK/YPG’ye neler verdiğini, ne kadar ödediklerini bilmiyoruz.


Hani, ABD’de cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumalarına alınacak silahların verilmemesi konusunda “biz paramızla alamıyoruz. Teröristlere bedava veriyorsunuz” ibretlik sözlerini bir anımsayın…!


Irak ve Suriye toprakları kimin elinde ve cebinde belli değil ama bu topraklar Batı sayesinde patlamaya hazır tam bir silah deposuna dönüştürülmüş durumda. ABD de resmi ağızlara bakarsanız Barzani yönetiminin 25 Eylül de gerçekleştirmek üzere aldığı bağımsızla ilgili referandum kararına ABD “şiddetle” öylesine karşı ki, K.Irak yönetiminin gerçekleştirdiği bağımsızlık yanlısı gösteriler de İsrail bayrağı dalgalandırılırken, ortalık Amerikan bayrağından geçilmiyor.


Daha şimdiden K.Irak’ta Kürt yönetiminin bağımsızlık referandumunda oy kullanacağı açıklanan Kerkük’te güvenliği sağlamak amacıyla tam teçhizatlı 1.700 Amerikan deniz piyadesi konuşlanmış durumda ve bu sayının üç bine ulaşması bekleniyor. Petrol rafinerileri evelallah Amerikan askerlerinin himayesi ve koruması altında.


Korumak için DEAŞ’ı mı bekliyorlar Türkiye’yi ve Türk askerini mi bilinmez.. Yorum sizin ama şundan emin olun ki,  TSK, K. Irak’a askeri harekat yapar da girerse, emin olun ki, en başta Türk askerini “işgalci bunlar, koşun öldürüyorlar” diyerek karşılayanlar yine içimizdeki  gafiller olacaktır.


Sanki kader gibi..


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 46