Bugün: 12.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BU KENTİN ‘DİŞİNİ’ VE ‘FİŞİNİ’ KİMLER ÇEKTİ!

BU KENTİN ‘DİŞİNİ’ VE ‘FİŞİNİ’ KİMLER ÇEKTİ!


Bandırma da 2009 Mart yerel seçimlerinden bugüne CHP’li belediye başkanları yerel yönetimde. Özellikle Mart 2014 yerel seçimlerinde CHP’den belediye başkan adayı Dursun Mirza’nın yerel yönetime seçilmesiyle  birlikte  bizzat ,CHP’liler tarafından, CHP Meclis Grubu ve parti içinde oluşturulmuş bir ‘çetesel yapı’ dan söz ediliyor.


Kuşkusuz, bu partililerin bir yakıştırması ve tanımlaması. CHP’li yerel yönetim ve ilçe parti örgütü nezdinde iddia edildiği gibi bir ‘çetesel’ yapı  ve örgütlenme var mıdır, yok mudur, bilemeyiz.


BU SÜRECİN MAĞDURU ÇOK  AMA İKİ TANIĞI VAR: PEKEL VE ÖZTAYLAN!

Bu itham ve iddialara göre, daha 2009 Mart yerel seçimleri öncesinden başlayarak,  CHP’den Sedat Pekel’in belediye başkanı seçilmesi ve parti içi yerel seçimlere yönelik ittifaklar ve pazarlıklarla, (Pekel’in bu pazarlıklara  ve dayatmalara kaygıyla yaklaşmasına karşın)seçimin kazanılması sonrasında yerel yönetim aparatı isim isim  belirlendi. Buna göre, belediye başkan aday adayları Dursun Mirza ve Ozan Onur, önce başkan adayı Pekel’in Meclis listesinde yer aldı ve Pekel’in seçimleri kazanmasından birkaç ay sonra, başkan yardımcılıklarını paylaştı.


Bu pazarlıkların  üzerine bugüne kadar çok yazdık.  2009-2014 arası Pekel’in hizmet döneminde, her iki başkan yardımcısının  başkan aday adaylıklarını açıklamalarıyla birlikte, görevlerinden istifa etmeleri gerektiği yönündeki haber ve yorumlara verdikleri tepkiler de bliniyor. Bu dönemde pazarlıklardan ve yazılı antlaşmalardan bizzat söz eden Mirza ile Onur’un kendileriydi.


2009 Mart seçimleri sonrası Başkan  Pekel’in iktidarının ilk aylarında  bir başkan yardımcısı gibi, Meclis üyesi Yalçın Cömert’in koşuşturması, hatta daha rahat çalışabilmek amacıyla eski iskeledeki belediye binasının üst katını çalışma ofisi olarak belirlemiş olması, Mirza ve Onur’u fazlasıyla rahatsız etmişti. Mirza ve Onur’un yerel yönetim nazarında belki de  ilk operasyonları Cömert’in tasfiye edilmesi idi. Bir anlamda,bu operasyonla,  iktidarda Pekel’in kolu kanadı kırılırken, Cömert, itiş kakıştan  ve anlamsız iktidar hırslarının dışına kendisini atarak, bir  kenara çekildi.


Şu  söylenebilir: Cömert, belediye başkanı olarak Pekel’in de, belediyenin de, kentin de, partinin de başına gelecek felaketi önceden gördü. O gün bugündür ne belediyeye ne partiye sokuluyor. Sadece, işine bakıyor.


FELAKETİ İLK GÖRENLER  KAYALAR VE CÖMERT OLDU!


Başkan Pekel ise, iktidar da bulunduğu beş yıl boyunca bir yandan merkezi iktidar nezdinde bir eksik ya da yanlış yaparak açığa düşmemek, bir yandan da başkanlık makamının hemen yanı başında başkan olabilmek hırsıyla altını oyan yardımcılarını frenleyebilmek amacıyla, beş yıl istim üzerinde oturarak, kazasız belasız zamanını doldurmaya çalıştı. Yardımcılarının görev alanlarını belirleyip, belli daireleri aralarında paylaştırarak, denetimi elden bırakmamaya çalışıp,  amacı, yerel iktidarda kontrolünü korumaktı.


Ancak, olup bitenler karşısında çaresiz kaldı…2014 Mart yerel seçimlerinde yeniden belediye başkan aday adaylığını açıkladığında atı alan üsküdar’ı çoktan geçmişti. Kabullendi ve aday adaylığından çekildi. Daha Bandırma CHP ilçe kongresi öncesi delegelerin belirlenmesi  sürecinde Mehmet Tüm-Dursun Mirza ittifakı ile eski ilçe başkanı Ömer Lütfü Kayalar ve el verdiği Ercan Akyazar, silindir gibi ezilip, Metin Ok ilçe başkanlığına taşınırken, öncesi ile ilişkili kim varsa tasfiye edildi ya da etkisizleştirildi.

DR.PANÇ, COŞKUN VE ÇOLAK DA FELAKETİ GÖRDÜ AMA KONUŞMADILAR!

Çok geçmedi, 2014 Mart yerel seçimleri için başkan aday adaylığını açıklayan Metin Ok da, sandık yüzü bile görmeden, kendisini parti başkanlığına taşımış ekip tarafından yarış dışına itilirken, Kent Konseyi Başkanı olarak, Mirza karşısındaki en güçlü rakip konumundaki   Dr. Selim Panç, son anda  Mirza’nın Meclis listesine eklemlendi..(Panç’ın Mirza ile yaptığı pazarlığın  ve karşılıklı verilmiş sözlerin içeriği (kamuoyundan vazgeçtik), partililer tarafından hala bilinmiyor. Panç’dan sonra kent Konseyi nezdinde oynanan oyunu en iyi Levent Coşkun ve Abdullah Çolak gördü, yaşadı. Konuşmadılar. )


AK PARTİ VE MHP,BANDIRMA BU SÜREÇLE SİYASETEN HESAPLAŞMALI!

Arıcan, Pekel’in üzerinden kaç yıl geçmiş, bunları niçin yazıyorsun, diyen okurlarımız olabilir. 2007 yılından başlayarak, adım adım 2009 Mart yerel seçimlerine uzanan  ve yaşanan bu süreç,  demokratik ve doğal işlemiş bir süreç değildir. ’Derin’ olmasının yanı sıra farklı güç ve çıkar odaklarının, ‘her ne pahasına olursa olsun’ özellikle Güney Marmara ve Bandırma’da etkinlik ve egemenlik kurma arayışlarının bir sonucudur . Bu yıllarda ülkede yaşananlar ve iktidar mücadeleleri dikkate alındığında, Güney Marmara ve Bandırma’da yaşanmış ve halen yaşanmakta olan ‘derin’ ve ‘çetesel’ ilişki yumağı anlaşılıp, çözülebilir. Bu sürecin ve yaşananların daha da iyi anlaşılabilmesi için Balıkesir’in, Güney Marmara ve Bandırma’nın hatta Körfezin dünden bugüne tarihsel öneminin de iyi bilinmesi ve anlaşılmasında yarar olduğuna inanıyorum. Daha önce de bir çok kez yazdım: 2009 yerel seçimleri öncesi ve sonrasıyla anlaşılmadan, Bandırma’nın  sağlıklı , demokratik bir yol izleyebilmesinin mümkün olmayacağını düşünüyorum.


Örneğin,2009 yerel seçimleri arifesinde belediye önünde günlerce Genel İş Sendikasının ve üyesi işçilerin günlerce belediye önünde davul çalıp, eylem yapmasından tutun da  2014 yerel seçimleri öncesi, Bandırma’da yayınlanan Eylül gazetesinin otogar da bloke edilip, dağıtımının engellenmesine  kadar bu süreçler de acaba kimler, ne  adına,  roller  üstlendi? Seçim öncesi Fetocuların  ve özellikle ‘ağbiler, ablalar’ın  seferber kılınmasında kimler, ne adına roller  üstlendi?2009 yerel seçimlerinde olduğu gibi 2014 yerel seçimlerinde de  ‘istihbarat’ adına kimler ,ne adına seferber kılındı?

PEKEL,BAŞKAN  OLSA İDİ, ONUR VURULUR MUYDU!?

Ben, bu yaşanmış ve hala belli yönleriyle yaşanmakta olan bu süreci, en iyi gerçek CHP’lilerin bildiğine inanıyorum. CHP de yaşanan bu sürece kim kayıtsız kalmış ve kendi kişisel hesapları içinde kalmışsa, Ok, Havutça ve hatta Panç gibi bir kenara itilmiştir. Bu isimlere Ozan Onur’u da ekleyebilirsiniz. (Onur’un vurulup, yaralanması, perde arkası, hala bir muammadır.)


Evet, 2007’lerden başlayan sorunlu süreç de 2009 yerel seçimleriyle, Güney Marmara ve Bandırma’nın, belediyenin  hem  ‘dişi’, hem de ‘fişi’  çekildi. Bu bir operasyondur. Bu operasyonda, bugün ön plana çıkmış isimler.  bu sürecin aktörleri değil, makam-mevki ve iktidar olma hırsıyla yanıp tutuşan, siyasi figüranlar konumundadır. Onun içindir ki, bir çok partilinin  ‘bir daha o koltukları zor görürler’ yorumu yabana atılmamalı.

 

İKTİDARDA KALMA SANATI: ULUFE DAĞITMAK!


Mirza ve ekibi de bu gerçeği görüyor, biliyor. Onun içindir ki, belediye ve parti içindeki  çalışmalarını, dar bir kadro ile sürdürürken, kendisini ulaşılmaz gösterme çabası içinde ama bunun makul gerekçeleri var. Pekel döneminde nüfus ettiği belediye daire müdürleri(yedi yılı aşkın bir süredir  daire müdürlüklerinin tamamına yakını  vekaletle yönetiliyor. Çoğunun eşi, çocuğu, yakını belediyede işe alınarak, ağızların kapatıldığına dikkat çekiliyor.) taşeron firmalar, belediye şirketi ve belediye ihaleleri üzerinden yüklenici firmalar, özellikle kentte iş yapmaya çalışan müteahhitler üzerinden yerel yönetim merkezli, hem bir ilişkiler ağı kotarıldığına dikkat çekilirken , diğer yandan  bu yapı üzerinden kent toplumuna uzanan, oy amaçlı, siyasal bir toplumsal destek yaratılmaya çalışıldığı vurgulanıyor. .Bu nokta da, Mirza ve ekibine, ne CHP içinde çok konuşanlar, ne de CHP dışı sol, bir yük ve bir engel olarak görülüyor.(Sanıyorum ki, partililerin  ‘çetesel  yapı’dan söz etmelerini de bu politikalar tetikliyor.)


ÖNCE KAZANILMIŞ MEVZİLER KORUNACAK,SONRA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ..!

Bandırma merkezli  dikkat çektiğimiz siyasal görünümlü bu yapının, Bandırma ile sınırlı olduğunu ,kenti ilgilendirdiğini kimse düşünmemeli. Bu yapı, büyük bir sabır ve inatla mücadele ederek Güney Marmara, Körfez ve Balıkesir merkeze kadar dal budak, kök salmış durumda .Bandırma’nın bir şekilde ‘dişini’ ve ‘fişini’ çekenlerin  bugün için temel derdi ve amacının önce tutundukları mevzileri korumak, ama en önemlisi büyükşehir belediyesi olduğunu da vurgulayalım.


Şunu da önemle vurgulayalım: Bu yazımızda yazarın derdi şu veya bu siyasi görüş ya da parti değildir. Biz, önceki yazılarımızda bir çok kez dile getirip, dikkat çektiğimiz gibi, farklı bir olaydan, bir operasyondan söz ediyoruz.


Esen kalın…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 570