Bugün: 12.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BİR VEKİLİN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ!

BİR VEKİLİN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ!



Balıkesir CHP milletvekili Namık Havutça’nın başı, kendisiyle dertte. Siyasi yaşamına CHP’de, Bandırma Belediye Meclis Üyesi olarak başlayan, İl Genel Meclis Üyeliği ile sürdüren Namık Havutça, 2011 genel seçimleri ve 2015 Kasım milletvekili genel seçimlerinde  24.ve 25.dönem TBMM  CHP Balıkesir milletvekili seçildi.


Siyasi yaşama girmeden önce de eğitim emekçisi olarak, Tarih öğretmenliği yapan ve Eğitim İş ile Eğitim Sen sendikalarında ilçe yönetim kurullarında görevde bulunan Havutça, aynı zamanda Hukuk Fakültesi’ni bitirerek, avukat oldu ve Balıkesir Barosu Yönetiminde görev aldı.


SN.HAVUTÇA, KÖYLÜSÜNÜ DE BÖLGESİNİ DE ŞAŞIRTTI!


Siyasal ve sosyal yaşamda aktif bir insan olan Havutça, bir çok sivil toplum örgütüne  üye olup, görev yaparken, TBMM’nde de milletvekili olarak CHP adına bir çok sorumluluk üstlendi. Evli ve iki çocuk babası olan Havutça, 2014-2015 yılına kadar da özel yaşamına dikkat eden, mütevaziliği elden bırakmayan, seçmenin hemen her derdiyle ilgilenmeye çalışan, mazbut yaşam sahibi çalışkan bir  vekildi. Ya da en azından bizler, gazeteciler, yazarlar böyle biliyorduk.


Her şey, Edincikli orta halli CHP’li bir ailenin doktor kızının kamuoyuna yansıyan Havutça ile ilgili itham ve iddialarıyla ters yüz oldu. Bu itham ve iddialara sütunlarımızda yer vermeyeceğiz.


Neden mi?


Çünkü, CHP’li vekilin mahkemeye intikal etmiş yargılama süreci ile ilgili almış olduğu bir ‘yayın yasağı’ var! Hangi yaygın ya da yerel medya organında, internette söz konusu itham ve iddialara, hatta mahkeme sürecine şu veya bu şekilde yer verilse, önce Havutça’nın avukatı devreye girerek, mahkemenin verdiği ‘yayın yasağı’ kararını göndererek, adeta ilgili medya organını bombardımana tabi tutarak, kibarca, şikayetçi olacakları uyarısında bulunuyor.


 SN.HAVUTÇA’NIN DA MAZ ERETLERİ Mİ VAR?


Gerçekten de bunu laf olsun diye de yapmıyor. Bir anlamda tehdit ve şantaj kokan bu uyarılarla birlikte Havutça’nın  ‘yayın yasağı’ndan hareketle ilgili kişi veya medya organlarından  yasal olarak şikayetçi olduğunu, bizzat yaşamış bir  gazeteci ve yazarım. SonKurşun gazetesinin  web sayfasında yayınlanmış konu ile ilgili makalem sonrası ‘yayın yasağı’ndan hareketle hizmet sunucumuza kadar uzanıp, ekranlarımızı kararttıran Havutça, aleyhimde savcılığa şikayetçi de olarak, kendisine yakışanı da yapmış oldu!


Sonuç olarak, hemen her konuşmasında demokrasiden, özgürlüklerden, basın özgürlüğünden, insan haklarından dem vurduğu bilinen Havutça’nın da  artık yasakları var: Havutça’nın adının geçtiği bir yazı da dolaylı veya dolaysız ‘bebek’, ‘doktor’, ’ Yunanistan’a tatil ‘, ‘gayri meşru ilişki’ gibi  sözcükler geçmemeli, geçirilmemeli. NETEKİM, bu sözcükler, ‘YASAH’ ve DAVA KONUSUDUR, haberiniz ola!


‘SEN KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN?’ VAKASI!


Sevgili okurlarımız,   Balıkesir CHP’li vekilimiz Havutça’nın bayram tatilini geçirdiği  Bozcaada’dan dönerken, özel otomobilinin çakar lambalarını yakarak, rezervasyonsuz feribota binme çabasına  polis memurlarının  kendisini durdurup, kimlik sormaları üzerine gösterdiği tepkiyi  videodan izlemişler ya da haberini okumuşlardır.


Ne diyor, kimlik soran polis memuruna: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?...Defol git!”


Yaşanan olayı, tartışmaları izleyen vatandaşlar ne yapmış:  Havutça’yı YUHALAMIŞ!

 

HAVUTÇA’NIN  EN  BÜYÜK DERDİ, YİNE  KENDİSİ!


Yazımızın başında dedik ya, Havutça’nın en büyük derdi, uzun bir süredir bizzat kendisi oldu. Şöyle de bir yorum yapılabilinir: Havutça’ya vekillik üç-beş numara büyük geldi ve vekilliği taşıyamıyor!


Makam ve mevki, sıfat derdine düşen Havutça, milletvekilliğinin kendisine sunduğu dokunulmazlık zırhı ardına sığınıp, kime caka satacağını şaşırıp, kendisini milletvekilliğine taşımış vatandaşlara diklenip  yol  almaya çalışıyor! Milletvekili olarak davranış bozukluklarını, gaflarını, kırdığı potları eleştirenleri  ‘zaten bunlar AK Parti’nin maaşlı elemanları’ gibi yaftalamalarla ötekileştirmenin nafile arayışını sergiliyor.


Oysa ki, özel yaşam  ve milletvekilliği gibi mazeretlerini kullanarak sergilediği  son yıllardaki eforu, en çok CHP’lileri ve CHP’ye oy  vermiş seçmeni rahatsız edip, tepkilerine neden oluyor. Kendilerinin ve partilerinin dışındaki herkesi ve her partiyi  özgürce eleştirme hakkını kendisinde görenlerin  ve en ağır ithamlarla, iddialarla karşılarındakini  yerden yere vurma hakkını kendilerinde görenlerin en ufak bir eleştiriye bile tahammül edememelerini, özellikle de hemen Atatürk’ün ardına sığınmalarının psikolojisini iyi anlamak gerekiyor.


Bu tür siyasi vakalara  hiç bir doktor reçete yazmaz! Yazsa yazsa, sandıkta seçmen yazar!


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 386