Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BİR FOTOĞRAF KARESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..!

BİR FOTOĞRAF KARESİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..!


Dün, gazetemizde “ Yazıklar olsun” başlığıyla manşetten verilen Balıkesir Ticaret Borsası Başkanı Faruk Kula ‘nın AK Parti milletvekili Sema  Kırcı’yı makamında ziyaretini içeren fotoğraf karesi  siyasal gündemi alt üst ederken, siyasi çevrelerde  farklı yorum ve tartışmalara neden oldu.


Bir fotoğraf karesi konuşur mu?

Evet, konuşur..!


Kula’yı bir iş adamı olarak yıllardır şahsen tanırım.  Özellikle 2014 yerel seçimleri öncesinden başlayarak Balıkesir’de geniş bir çevresi bulunan Kula’nın siyasete çekilmesi ve CHP’den büyükşehir belediye başkan adayı yapılmasına yönelik çabaları basın mensubu olarak ilgiyle izledik. İkna için Namık Havutça’nın görevlendirildiğini ve Havutça’nın Kula’dan beklediği olumlu yanıtı alamayınca bizzat CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun  kenti ziyaret ederek, birinci elden Kula’yı ikna etmeye çalıştığını ama onun da başarılı olamadığını biliyoruz.


Faruk Kula’nın bir iş adamı ve sanayici olarak büyükşehir belediye başkan adaylığını ya da milletvekili adaylığı tekliflerini kabul etmemesi siyasete yabancı olmasından ve siyasetle ilgilenmemesinden kaynaklanmıyor. Tam tersi, dünyada, bölgede, ülkede ve kentinde yaşananları yakından takip eden, siyasi ve ekonomik gelişmeleri ilgiyle izleyen Kula’nın her hangi bir siyasal partide doğrudan görev almamasının temel nedenlerinin başında siyaset dünyamızı güvenilir bulmaması yanında  hedef olma kaygıları yatıyor.

Evet, sermaye bu konularda hassastır ve dengeleri gözetir..!


MÜTEGALLİBEYE YEM OLACAKSINIZ..!


Bir anlamda gelene ağam gidene paşam derken, temel kriteri kurduğu ve oluşturduğu düzene helal gelmemesi ve  kendi dünyasını korumak, güçlendirmektir. Bu durumun Balıkesir’e has bir durum olmadığını genel olarak her kentte sermaye ile siyaset ilişkisinin niteliğinin bu olduğunu vurgulayalım. Bunu biraz daha açmakta yarar var.


“Mütegallibe” sözcüğünü bilir misiniz?


Arapça bir sözcük ve gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan (kimse), müstebit, despot anlamlarını içeriyor. Osmanlı ve Türkiye tarihinde ise yerel ağalar ve beyler için kullanılan bir terim. Türk edebiyatında Kemal Tahir, Yaşar Kemal ve bir çok yazarın kitaplarında ele aldığı ve filmlere konu olan devlet karşıtı olmayan, bir şekilde devlete sırtını dayayan, bürokrasiyle ve kolluk güçleriyle, iktidarlarla  barışık  yerel anlamda zorba ve el koyucu takımıdır. Bu kavramın sosyolojik, siyasal, psikolojik, ekonomik açıdan bilimsel açıdan analizine gerçekten büyük ihtiyacımız var.


STATÜKOYU BOZANLAR BUNUN DİYETİNİ ÖDER Mİ..!?


Konuyu fazla dağıtmadan belirtelim ki, her kentte sahip olunan ekonomik gücü endeksli  söz sahibi, egemen, o kentin ekonomik-siyasi-bürokratik yaşamını her alanda belirleyen ya da belirlemeye çalışan bir mütegallibe takımı vardır. Bunlar oluşmuş yada oluşturulmuş statükodan beslenirler ve statükonun temel koruyucusu, hamisidirler. Kent toplumunun çoğunluğunu oluşturan insanlar bu takımı bilirler ve “ulaşılmaz” ve bu “güce” genelde saygı kisvesi altında korkuyla yaklaşırlar.


Evet, Balıkesir özellikle 2014 Mart yerel seçimlerinde büyükşehir belediyesini AK Parti’nin ve A. Edip Uğur’un kazanması ve izlenen yerel yönetim politikasıyla ama farkında olarak ama farkında olmayarak  mütegallibe takımı nezdinde toplumsal bir ayrışmanın, gerilimin ve zaman zaman çatışmaya varan hesaplaşmaların kenti oldu. Balıkesir Politika gazetesinden Tarık Sürmelioğlu zaman zaman yazılarında bölgeyi ve kenti yönetenler nezdinde yaşanan bu ayrışma ve çatışmalara dokundu, dikkat çekti.


Mütegallibenin partisi yoktur. Partiler nezdinde çıkarı vardır ve çıkarını gözetir. Siyasetçiyi, bürokratı, kolluk güçlerini, basını, adliyeyi kendi oluşturduğu çıkar temelli ekonomik düzeninin yararına kullanmaya çalışır, kullanır.


PARTİDE HESAPLAŞMA NEDEN İÇE DÖNDÜ?


Ahmet Edip Uğur, bir siyasetçi ve belediye başkanı olarak Balıkesir nezdinde ,mütegallibeye ihanet etmiş, onlarca yılda oluşmuş statükonun dışına çıkarak, bu statükoyu izlediği politikalarla yıkmaya soyunmuş, ‘Yeni Balıkesir’, 2023 de ülkenin en gelişkin 10 ilinin arasına girmek gibi hedeflerle kent toplumunu motive etmiş, mütegalibeye sırtını dönmenin ötesinde Balıkesir tarihinde ilk kez kamuoyu nezdinde bir çok kez hesaplaşmaya girmiş bir “suçlu” durumunda..!


2014 Mart yerel seçimlerinde adaylık için kapısını aşındıranlara “hayır” diyen Kula’nın yerel seçimlerin üzerinden üç yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra Edip Uğur’a bayrak açarak, 2019’da mümkün olursa yeniden CHP’den aday olacağını dile getiriyor olması  ve “Edip  Uğur düşmanlığı” temelinde AK Parti milletvekili Sema kırcı ile makamında buluşmasını kim sürpriz olarak görebilir ?


İşte, bu fotoğraf  bize bunları anlatıyor..!


Evet, ne yazık ki, dışa vurulmaktan imtina edilmeye çalışılsa da aynı düşmanlığın emarelerine  Güney Marmara bölgesinde Bandırma’da, Erdek’de, Marmara’da teşkilatlar nezdinde de  tanık olmaktayız. Ve ne yazık ki, teşkilatlar nezdinde bu düşmanlığı besleyen, kışkırtan, örgütlemeye çalışanlara baktığımızda  karşımıza aynı isimler çıkıyor..!


YAŞANAN AKIL TUTULMASININ ÖTESİNDE BİR ŞEY..!


AK Parti nezdinde yaşanan ve tanık olunan bu gelişmeleri “akıl tutulması “ olarak yorumlamanın yaşananların anlaşılmasında yeterli olmadığına da inanıyorum. Çünkü,  yaşanan bu durum bizlere ANAP’ın son dönemlerini anımsatıyor. Parti içinde gruplaşmak ve kısır çekişmeler içerisine girerek anlamsız hesaplaşmaların partiyi hızla CHP’lileştirdiğine inanıyorum. Binlerce parti üyesi ibretlik gelişmeleri sadece karşıdan ilgiyle  izlemekle yetiniyor.


Kriz mütegallibe için fırsat demektir..!


Bugün kimilerinin, 2014 yerel seçimlerinde Balıkesir’de Ak Parti’nin elde etmiş olduğu başarıda zerre emeği ve katkısı olmayanların, 2015 yılı Haziran ve Kasım milletvekilliği genel seçimlerinde vekil seçilebilmelerinde büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinin tartışılmaz emeği ve rolünü  bugün yadsır konuma gelmiş olmaları ve A.Edip Uğur’ın şahsında  odaklaşan düşmanlıklarının 2019 yılında gerçekleşecek seçimlere varmadan yaratabileceği yıkıcı siyasal sonuçları görmemek için ya kör ya aptal ya da farklı hesapların peşinde koşuyor olmak gerekiyor.


Bu tür yeltenişler, çırpınışlar ve arayışlar A.Edip Uğur için değil, Balıkesir için yıkım olacaktır! Erdoğan düşmanlığından beklenen ne ise kişi nezdinde odaklaşmış ve yoğrulmaya çalışılan Uğur düşmanlığı büyükşehir de üç yılı aşkın bir zamandır  kentin geleceği yönünde ekilen tohumların, filizlerin hunharca yok edilmesi anlamını taşıyacaktır.


Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…


Esen kalın…


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 76