Bugün: 24.06.2017

BEKLEYİN VE GÖRÜN..!


16 Nisan de Anayasa değişiklik paketinin  oylanacağı referandum ile ilgili  siyasal iktidarın  başbakan, bakan ve milletvekillerinin Avrupa’nın kapısını çalması ve gurbetçi yurttaşlarımızla bir araya gelme amaçlı ziyaret girişimleri ile birlikte AB ülkeleriyle yaşanan diplomatik gerilim AB ülkeleriyle yıllardır yaşadığımız krizin sadece görünün yüzü…


Örneğin, birileri ısrarla Hollanda’nın Rotterdam kentinde yaşanan densizlik ve rezaletin nedenini cumhurbaşkanı  Erdoğan ile siyasal iktidarın referandum da ‘evet’ oylarını artırabilmek gayretine yorarken kimileri de AB konusunda a Erdoğan ve yine iktidarın dış politika ve diplomasi konusundaki ehliyetsizliklerine ve deneyimsizliklerine yormanın telaşı içerisinde..


Sonuçta ‘birileri’ tarafından yine planlı, programlı ve sistemli bir biçimde algı operasyonları gerçekleştirilmeye  çalışılıyor!


Ancak, güneş balçıkla sıvanmaz, diye özlü bir  sözümüz vardır!


60 yıldır alsınlar diye kapılarında bekletildiğimiz, itilip kakıldığımız AB’nin alışa geldiğimiz ve kanıksadığımız  gibi kapıda oyalama politikalarından vazgeçerek  referandum öncesi  hatta referandumu da bahane ederek Almanya, Avusturya ve en son Hollanda’da sahneye koyduğu tacizkar, dayatmacı, zorba ve saldırgan, küstah  yaklaşım  ve beyanlar aslında bize başka şeyler söylüyor.


Duyana, görene ama en önemlisi  anlayana…


TÜRKİYE VE AB..!


Ulusal bağımsızlığını  ve egemenliğini  her alanda yerli ve milli olanı gözeterek öne çıkan Türkiye’nin ABD, İsrail  ve AB ile karşı karşıya gelmesi, yüzleşme ve hesaplaşma içerisine girmesi  kaçınılmazdı. Farkında değil misiniz, bu yüzleşme ve hesaplaşma yıllardır yaşanıyor.


Bu konu ve alanda milletin silkelenmesi ve uyandırılması, ulusal bağımsızlık ve egemenlik konusunda seferber kılınması gerekiyordu ki,  bunun miladı 15 Temmuz darbe kalkışması ve işgal girişiminin bastırılmasıdır!


Evet,bu aynen ifade edildiği gibi, 2.milli kurtuluş savaşıdır!


Türkiye, emperyal bağımlılık  ilişkilerinden ayaklarındaki zincirlerden her alanda kurtuldukça yüzleşme ve hesaplaşmanın hemen her yönü ve boyutuyla karşılaşacak, ulusal birlik ve beraberliğimizi  yaşamın her alanında güçlendirerek, bu küresel güç ve çıkar odaklarıyla hesaplaşacağız.


Bu aynı zamanda ulusal özgüven ve ulusal bilincin arttırılması, pekiştirilmesi sorunudur!


2.MİLLİ KURTULUŞ MÜCADELESİ..!


Cumhuriyet tarihi boyunca devlet ve iktidarları, siyasal, ekonomik ve sosyal yaşamı ipotek altına almış işbirlikçi anlayışın AB’nin fütursuz saldırganlığı karşısında bugün yalpalamasının, yaşanan rezalet ve küstahlıklar karşısında  suçluluk kompleksine yenilip  Almanya ve hamilerini incitmeyelim, kırmayalım, ikili ilişkilerimizi bozmayalım, AB ile iyi geçinelim arayışlarına girerek  faturayı siyasal iktidara çıkartma çabası işte bu ulusal özgüvenden yoksunluğu nedeniyledir!


Çünkü, kendi coğrafyalarına ve vatanlarına, kendi tarih ve kültürlerine ama en önemlisi kendi milletlerine ve değerlerine yabancılaşmış olanların küresel egendiler karşısında söyleyebilecekleri bir şey yoktur. Onlar dün olduğu gibi bugünde ancak ricacı ve minnetçi olabilir, el etek öperler…


Bu köle ahlakıdır!


SÖMÜRGECİLİK VE KÖLE AHLAKI..!


Bugüne kadar hep yazdığım, hep vurguladığım ve her ortamda dillendirdiğim gibi, bir ülkenin bağımsızlık ve egemenliği birilerinin lütfetmesi sorunu değildir. Ulusal kurtuluş savaşı ve bu savaşın muzaffer  bir şekilde sonuçlanarak 1923 Cumhuriyet devletinin kurulması  birilerinin lütfetmesiyle gerçekleşmedi.


Dünyada emperyalizme karşı mücadeleyi ilk kazanmış ve devletimizi kurmuş bir milletin çocuklarıyız! Cephelerde kanla ve ateşle yokluk ve yoksunluk içerisinde  kazandığımız ulusal bağımsızlık ve egemenliğimizi sonraki yıllarda nasıl adım adım yitirdiğimizi ve köleleştirildiğimizi iyi biliyoruz.


 Onun içindir ki, vatan şairi Mehmet Akif’in  96.yılını kutladığımız İstiklal Marşımızın  ilk  dizeleri  bizler için ayrı bir önem taşıyor:


“Korkma..!”


Bu aynı zamanda ulusal bir silkiniş ve diriliş’in  adıdır!


HAYATIN HER ALANINDA AYAĞA KALKMAK!


Türkiye’nin bugün  küresel efendilerle yaşadığı yol ayrımının, yüzleşme ve hesaplaşmasının  Balıkesir nezdindeki tezahürü, büyükşehir belediye başkanı Ahmet Edip Uğur’un ‘Büyük Balıkesir’, ‘Yeni Balıkesir’, ‘Büyük Aile’, ’Balıkesir 2013’ , Balıkesir’in Türkiye’de ilk 10 gelişkin büyükşehiri arasına girme amaç ve hedeflerinde odaklanmakta.


Büyükşehir de tüm kaynakların röntgenini çekme, mevcut kaynakları en rasyonel biçimde değerlendirmek ve  kullanmak, büyükşehrin tüm alt yapı sorunlarını çözerek, her alanda yaşam kalitesini iyileştirmek, hizmet ve yatırım çıtasını yükseltmek, büyükşehri markalaştırarak, her alanda sağlıklı, üretken, eğitimli bir kent haline dönüştürmek, yerli ve milli olanı gözetmek korkmayanların ve inandığı yolda cesaret ve inançla yürüyen hizmetkarların işidir.


Ülkemizde 81 ilin bu duygu ve düşüncelerle, bu amaç ve hedeflerle donanması, yürümesi  dikkat çektiğimiz yüzleşme ve hesaplaşmanın fiiliyatta ete kemiğe bürünmesi, yaşam bulması anlamına gelmekte.


Her alanda güçlüyseniz, ulusal birlik ve beraberliğinizi  güçlendirip, koruyabiliyorsanız öne koyduğunuz  hedeflere ulaşıp , amacınızı  gerçekleştirebilirsiniz.


YİNE KAZANAN BİZ OLACAĞIZ!


Türkiye’nin zamana ve bu zamanı en rasyonel biçimde kullanmaya ihtiyacı var. Ancak, dün olduğu gibi bugünde ülkemizin bağımsızlığına ve egemenliğine göz dikmiş olanlar, küresel oyun kurucular  her şeyin farkında. Terör kuşatması, ve türlü oyunlarla, tertiplerle ülkenin hem altın değerindeki zamanını çalmanın hem de  gelişip, güçlenip, yol almasını bir şekilde frenlemenin çabasını sergiliyorlar.


Bir İstanbul olamayan Hollanda’nın bugün Türkiye’ye efelenmesinin altında yatan gerçek budur!


Oyunu görmeli, bağımsızlığını ve egemenliğini her alanda güçlendirmiş bir ülke  yaratmalıyız.


Esen kalın…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 78