Bugün: 21.11.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • BAYKAL,NEDEN VE NİÇİN YALAN SÖYLEDİ?

BAYKAL,NEDEN VE NİÇİN YALAN SÖYLEDİ?


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile bazı eski MHP`li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin internetten yayımlanmasıyla ilgili hazırlanan iddianamede yer alan  soruşturma bilgileri ve iddialar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.


Buna göre; Baykal`ı hedef seçen şüpheliler, Baykal`ın Ankara`daki konutuna böcek tabir edilen ses ve görüntü aktarmaya yarayan cihaz yerleştirmek için 28 Ağustos 2008`de hazırlık yapmaya başladı..


FETÖ’CÜLER 2008 DE OPERASYONA BAŞLAMIŞ


Okurlarımız  hazırlık çalışmalarının başlatıldığı tarihe dikkat etmeli: 28 Ağustos 2008..!


Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli şüpheliler Kaan Özyiğit, Özgür Türker, Mustafa Koparan, Selim Yasdıbaş ve Rüstem Atik, çilingir yardımıyla Baykal`ın evine girdi.


Bu çalışma sırasında çevre kontrolü yapan istihbarat görevlileri, sitenin güvenlik görevlilerinin binaya yaklaşmaları üzerine evdeki polisleri uyararak yakalanmamalarını sağladı. Çalışma sonunda şüpheliller, Baykal`a ait adrese görüntü ve ses aktarma cihazı yerleştirdi.


Öte yandan aynı şüpheli polisler, Baykal ile görüntüleri olduğu iddia edilen Nesrin.B`nin ikametgahına farklı tarihlerde 5 kez girerek eve ses ve görüntü cihazlarını yerleştirdi.


Şüpheli polislerin cep telefonlarının suç tarihlerinde N.B`nin evinin yakınındaki baz istasyonunda sinyal verdiği tespit edildi.


Ana muhalefet lideri CHP genel başkanı Baykal’ın Nesrin Baytok ile  birlikte çekilen özel görüntüleri sosyal medyada paylaşıldığında  bir bölümünü ben de gazetede hayretler içerisinde izledim. Hem yaşananlar hem de görüntüler iğrenç ve SKANDAL boyutunda idi ve zaten kısa bir süre sonra Baykal, CHP genel başkanlığından istifa ettiğini açıkladı.


2011 yılı içinde de MHP’li üst düzey yöneticilerle ilgili özel görüntüler aynı şekilde sosyal medya üzerinden servis edilirken, bu isimler partiden ve görevlerinden istifa etti.


FETÖ’NÜN SİYASETİ DİZAYN ETME ÇABASI


Her iki siyasal parti de  o günlerde yaşananları  “siyasi komplo” ve ”itibar suikasti”  olarak açıklayarak, olaylardan  başta iktidar partisi AK Parti’yi suçlar ve ağır bir dille eleştirirken,MHP lideri Devlet Bahçeli, iktidar partisi yanı sıra sorumlu olarak “Okyanus Ötesi”ni yani FETO’yu işaret etti.


Baykal ise istifa konuşmasında "ABD`den, Pensilvanya`dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı da söylemek isterim" diyerek Gülen`e ve cemaatine sahip çıkmış, garip ve bir o kadar ilginç, tartışmaya ve yoruma  açık bir açıklama yapmıştı.


Bugün ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması ve hazırladığı iddianame ile ortaya çıkan detaylar, Baykal`ın ihanet çetesini aklamaya yönelik o günlerdeki ifadesini adeta yalanladı..


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının  yürüttüğü soruşturma sonucunda eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile eski MHP`li yöneticilerin özel hayatlarına ilişkin görüntülerin internet ortamında yayımlanmasıyla ilgili FETÖ elebaşı Gülen`in de aralarında bulunduğu 171 şüpheli hakkında, "silahlı terör örgütü kurma ve yönetme", "özel hayatın gizliliğini ihlal" gibi 8 ayrı suçtan hazırladığı iddianameyi Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunmuş durumda.


İddianamede, FETÖ`cüler tarafından söz konusu eylemler kapsamında 10 ikamet, 2 iş yeri olmak üzere toplam 12 ayrı adrese, ses ve görüntü alabilen cihazlar yerleştirildiği, teknik araçlarla izleme ve dinleme yapıldığı, elde edilen ses ve görüntülerin bir kısmının örgüt amaçları doğrultusunda hedefsel olarak internette yayınlandığı tespitine yer verildi. Eylemlere katıldığı belirlenen 171 şüpheliden 151`inin FETÖ mensubu olduğu, 164`ünün emniyet istihbarat birimlerinde görev yaptığı belirtildi..


Emniyet istihbarat birimlerinde görev yapan 164 şüpheliden 145`inin FETÖ üyesi olduğu, bunlardan 118`inin kriptolu haberleşme programı ByLock`u kullandığı tespit edilirken, , ayrıca  FETÖ mensubu 151 şüpheliden 46`sının soruşturma kapsamında tutuklandığı, 44 şüpheli hakkında yakalama kararı alındığı belirtiliyor.


FETÖ,KORKU İMPARATORLUĞU YARATTI


O günleri, ayları ve yılları iyi bilen okurlarımız Emniyet ve Adliyeye çökmüş FETÖ’cülerin devlet imkanlarını ve medya  içindeki uzantılarını kullanarak ülkeyi nasıl bir korku imparatorluğuna dönüştürdüğünü anımsarlar.  Ben de bir gazeteci-yazar olarak Bandırma’da  28 Ekim 2009 operasyonuyla  FETÖ’cü polis ve savcı-hakimlerle tanışma “şansına” nail olmuş, evim ve iş yerim FETÖ’cü polislerce basılmış ve aranmış, gazeteci eşim yaşadığımız baskı ve takip nedeniyle telefonlarımızın dinlendiğine şahit olduğu için  evdeki telefon ve internet kablolarını söküp, atmış idi.


 Vatandaş çoluk çocuk cep telefonlarıyla  konuşmaya korkar hale gelmişti..


O dönem cumhuriyet savcısı olarak ifade için karşısına çıktığım zat-ı muhterem “Sizin isnat edilen suçlarla bir alakanız olmadığını biliyorum ama yine de sizi tutuksuz sanık olarak  açılmış davaya sanık yapacağım” deme pervasızlığını ve hukuksuzluğunu sergilemiş,15 Temmuz sonrası ise bildiğim kadarıyla önce firar etmiş ve daha sonra FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle  göz altına alınıp, meslekten ihraç edilmişti…


FETÖ’CÜLER BANDIRMA’YI NASIL VURDU


Tarihlere dikkat edin..

Baykal’a operasyon için 28 Ağustos 2008 tarihinde hazırlıklar başlatılırken, büyük bir olasılıkla aynı zaman dilimi içerisinde MHP’ye yönelik operasyon hazırlıklarına giriliyor.


Bandırma’da FETÖ’cülerin gerçekleştirdiği  operasyon hazırlıkları da  ortaya çıkan bulgular ve belgeler, deliller  ışığında 2009 yılı Mart  yerel seçimlerinden önce  başlatılırken  bu  operasyonun aynı yılın 28 Ekim’inde  gerçekleştirildiği anlaşılıyor.(Balıkesir FETÖ ile gerçek anlamda hesaplaşmayı Bandırma’dan çok sonra 2014  yılı Mart yerel seçimleri arifesinden başlayarak yaşadı.)


Bir anlamda devlet organları nezdinde devlet yaşamını, bürokrasiyi kendilerine göre dizayn eden ve işleten FETÖ, aynı yıllar içerisinde ülkemiz siyasal ve sosyal yaşamını da dizayn etmeye çalışıyor. O yıllardan başlayarak tüm yazılarımda dikkat çektiğim ve vurguladığı gibi, Bandırma, 2009 yılı Mart yerel seçimleri arifesinden başlayarak gerçekleşen seçimleri ve sonrasını masaya yatırmadan ve sorgulamadan  kentsel anlamda siyasal ve sosyal yaşamındaki çarpıklığı ve yanlışlıkları anlayamaz ve düzeltemez.


Balıkesir büyükşehir  ve Güney Marmara da Bandırma nezdinde yaşanmış ve yaşanmakta olan sürecin anlaşılır olabilmesi için “kilit”  2009 yılı Mart yerel seçimleri incesinden başlayan ve seçimlerle gelişen sürecin anlaşılır olmasından geçmektedir.(Aynı durum Erdek için de geçerlidir.)


Yakın zaman diliminde bu süreci “es” geçenler 2014 yılı Mart’ında gerçekleşen yerel seçimleri ve sonuçlarını da sağlıklı ve objektif değerlendiremeyeceklerdir. Çünkü, 2014 yılı Mart yerel seçimleri 2009 yılı Mart seçim sürecinin devamıdır. Bu süreç de FETÖ’nün ördüğü oyunun şu veya bu şekilde içinde yer almış, rol kapmış olanların konumu ve kimlikleri ise ayrı bir muhasebe konusudur.


Esen kalın..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 32